bugün
- hastalık havası6
- çin'e demokrasi gelsin9
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi9
- karton toplarken şarampole yuvarlanmak5
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- truesuz sözlük5
- gocu20
- bastırılmış üzüntü4
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması6
- vajinanın iç sıcaklığı10
- fusya semsiyeli yabanci4
- duvardaki kafam kadar örümcek4
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- silikon memenin patlaması10
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği11
- açmanın üzerinde açma yazması4
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak2
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- bayram namazı çıkışı3
- 200 bin lira borç verir misiniz3
- iyi dostlar biriktirdim7
- sözlüğün namusunu kim temizleyecek sorunsalı5
- rüyada tekrar tekrar böcek görmek3
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- aşk karın doyurmaz diyen kız3
- kasiyerin nakit mi kredi kartı mı diye sorması5
- karton toplarken yılan sokması3
- nervio23
- mgk'dan terörsüz türkiye bildirisi2
- fiziği güzel sözlük kızları48
- ne dedin ne dedin sen4
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- ertuğrul doğan3
- kürt fıkraları6
- recep tayyip erdoğan27
- kravatlı yobaz2
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- rujlu kadınla öpüşmek4
- s'i l v'e r m'i s t16
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- internet2
- pandela5
- mizah algısı müthiş insanlar3
- otobüs3
- kadınlarla ilgili gerçekler2
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması6
- caz dinleyen erkek9
- vinicius junior öldürüldü yerine başkası geçti2
Kafir: Küfür üzere olan.
Küfür: örtmek gizlemek, saklamak, inkâr, reddetmek, yok saymak, görmezlikten gelmek, rabbı kabul etmemek.
--spoiler--
Küfr / Kâfir
Küfür, lügatte nimeti örtmek manasına gelir. Kâfire, nimeti inkâr ettiği ve onu örttüğü için "kâfir" denilmiştir. Tohumu toprağa gömene ve geceye kâfir denilmesi de bu kabildendir. "Ziraatçıların da hoşuna giden bitkisi gibi"[248] mealindeki âyette de kelimesi bu manada kullanılmıştır. Gece de, karanlığı ile herşeyi örttüğü için "kâfir" diye isimlendirilmiştir.
Küfr, "kef'in zammıyla "küfrân" gibi nimeti örtmek yani nankörlüktür. Bunun aslı da "kef'in üstünü ile "kefir"dir. Mutlaka örtmek demektir. Üstün ile olan bu manadadır.
Tohum eken ziraatçiye, geceye "kâfir", meyve tomurcuğuna "kâfur", kalça etlerine "kâfire" denilmiştir. Bu durumda fetha ile "kefr", genel anlamda mutlak örtmek, zamme ile "küfr" ise özel anlamda nimeti örtmektir.
Dinde küfür ise, imanın zıddıdır, imansızlık demektir. Bir kimsenin iman, şanından olduğu halde, iman etmemesidir. Öyle ki; yalanlama ve inkara, tasdiki terk etmeyi, bir zorlama ve engel olmadığı halde dil ile ikrarı terk etmeyi de içine alır.
imandaki tasdik gibi küfür de, tekzib de, kalbî, kavlî veya fiilî olur. Kalp ile yalanlama nasıl küfür ise, zorlama olmaksızın sözlü yalanlama da öyledir. Fiilî yalanlama da böyledir. iman edilmesi arzu edilen mukaddes şeylere fiilen hakaret ve alay etmek, küçümsemek ve hafife almak, bunları bozmaya çalışmak en çirkin küfürdür.
Kur'ân'da türevleriyle birlikte yaklaşık 524 âyette zikredilen bu kelimenin kökü, ke-fe-re’dir. "Kefere" ise "bir şeyi örtmek" demektir. Bu anlamıyla çiftçi tohumu toprağa atıp onun üzerini örttüğü için, ona "kafir" denir. Bunun gibi kılıcını örten kınına, karanlığı örten geceye ve meyveyi örten çiçek tomurcuklarına da, içlerinde meyveyi gizlediklerinden dolayı 'kâfir' denmiştir.[249]
Cahiliye döneminde ise lügat manasına uygun olarak kullanılmıştır. Nitekim o dönemin şairlerinden Lebîd şöyle der:
"Onun sırtındaki, kendi rengine uymayan, renkli çizgiye, bulutların yıldızları örtmüş olduğu bir gecede yağmur taneleri, aralıksız olarak dökülür."[250] islâm ıstılahında ise küfür, Allah'ın nimetlerini ve O'nun birliğine delâlet eden âyetlerini inkâr etme, görmezlikten gelme demektir. Zira, her akıl sahibinin anlayabildiği; peygamberlerin gönderilmesinden tutun da, Allah'ın birliğine ve O'nun ortağı olmadığına delâlet eden bütün delillere, âyetlere inanmayıp ve böylelikle de adeta Allah'ın nimetlerinin üzerini örtüp, görmezlikten gelene Kur'ân'da "kâfir" demiştir.[251]
Bu itibarla "küfür" kelimesinin dini anlamıyla lügat anlamı arasındaki ilişki şöyle izah edilebilir: Münkir (inkâr eden) veya inkarcı, dinde iman edilmesi gereken hakikatlerden birisini veya Allah'ın kulları üzerinde gerekli gördüğü emir ve yasakların tümünü inkar edendir. işte bu durumda kişi, inkâr ettiği iman gerçeklerini kendisine belleten ve gösteren ikna edici delilleri ve burhanları örtmektedir. Ayrıca o kişi, itaatta Allah'ın hakkını da görmezlikten gelmektedir.[252]
Netice olarak, maddi manada örtmek ve gizlemek anlamında kullanılan küfür kelimesi, Kur'ân'da maddi alandaki anlamı baki kalmak kaydıyla, manevi alana taşınmış ve bu alanda örtmek ve gizlemek anlamını ifade eder hale gelmiştir. Hatta diyebiliriz ki, Kur'ân'da bu ikinci anlam, temel anlam niteliğine kavuşturulmuştur.[253] Allah'ın bahşetmiş olduğu nimetlere karşı teşekkürünü açığa vurmayan ve onlara karşı nankörlük eden kişiye kâfir denmiştir. Diğer bir ifade ile sanki o, kendisine sunulan delilleri yeterli görmeyerek kabul etmemiş, bu hareketiyle adeta, onların üzerini örtmüştür.[254] Bu mana, câhiliye döneminde bilinmemiştir. islâm bu manayı kazandırmıştır diyebiliriz.
Küfr, dört manada tefsir edilir:
1. Allah'ın tevhidine küfr etmek, O'nu inkar etmek.
"Gerçekten o küfr edenleri (Allah'ın tevhidini/bir ve tek ilah olduğunu inkâr edenleri) uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir: imân etmezler." [255]
"Küfr edip (Allah'ın tevhidini inkâr edip) Allah yolundan alıkoyanlar..." [256]
2. Hüccetin/delilin inkârı.
"O tanıdıkları kendilerine gelince, ona küfr ettiler (onlar onu tanıdılar, fakat onu inkâr ettiler)." [257]
"Yoluna gücü yetenlerin Beyt'i (Kabe'yi) haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır. Artık kim küfr ederse (Ehl-i Kitap'tan olsun, diğer dîn müntesiblerinden olsun kim Allah'ın Beyt-i Haram'ını haccetmeyi inkâr edip haccın farziyyetini reddederse), şüphesiz ki Allah âlemlerden (Ehl-i Kitap'tan ve onların gayrısından) ganidir." [258]
3. Küfrân-ı nimet/nankörlük.
"Bana şükr edin, Bana küfr (nimetime küfr/nankörlük) etmeyin!" [259]
"(Süleyman dedi ki): "Şükr mü edeceğim, yoksa küfr (nimete küfr/nankörlük) mü edeceğim diye beni sınaması içindir." [260]
"Allah'a şükret diye; ve her kim şükr ederse, kendi lehine etmiş olur; her kim de küfr (nimete küfr/ nankörlük) ederse, doğrusu Allah ganidir, hamîdtir." [261]
"(Fir'avn, Musa'ya dedi ki): "O yaptığın fiili yaptın, o halde sen o kâfirlerdensin (yani, nankörlerdensin -ki bununla, o'nu küçükken büyüttüğünü ve o'na iyilik yaptığını, buna karşılık Musa'nın nankörlük ettiğini kaydetmektedir)." [262]
4. Beri/uzak olmak, uzaklaşmak.
"(ibrahim, babasına ve kavmine dedi ki): "Biz size küfr ettik (sizden teberri ettik/uzaklaştık); bizimle sizin aranızda ebedî olarak düşmanlık başladı." [263]
"So a, Kıyamet Günü kiminiz kiminize küfr edecek (uzak olduğunu ilan edecek)." [264]
"(iblis kendisine itaat edenlere diyecek ki): "Ben sizin bundan evvel beni, (itaatte Allah'a) şirk koşmanıza da küfr etmiştim" (yani, uzak olduğumu bildirmiştim)." [265]
https://meal.ihya.org/kur...-terimler/kufr-kafir.html
--spoiler--
Küfür: örtmek gizlemek, saklamak, inkâr, reddetmek, yok saymak, görmezlikten gelmek, rabbı kabul etmemek.
--spoiler--
Küfr / Kâfir
Küfür, lügatte nimeti örtmek manasına gelir. Kâfire, nimeti inkâr ettiği ve onu örttüğü için "kâfir" denilmiştir. Tohumu toprağa gömene ve geceye kâfir denilmesi de bu kabildendir. "Ziraatçıların da hoşuna giden bitkisi gibi"[248] mealindeki âyette de kelimesi bu manada kullanılmıştır. Gece de, karanlığı ile herşeyi örttüğü için "kâfir" diye isimlendirilmiştir.
Küfr, "kef'in zammıyla "küfrân" gibi nimeti örtmek yani nankörlüktür. Bunun aslı da "kef'in üstünü ile "kefir"dir. Mutlaka örtmek demektir. Üstün ile olan bu manadadır.
Tohum eken ziraatçiye, geceye "kâfir", meyve tomurcuğuna "kâfur", kalça etlerine "kâfire" denilmiştir. Bu durumda fetha ile "kefr", genel anlamda mutlak örtmek, zamme ile "küfr" ise özel anlamda nimeti örtmektir.
Dinde küfür ise, imanın zıddıdır, imansızlık demektir. Bir kimsenin iman, şanından olduğu halde, iman etmemesidir. Öyle ki; yalanlama ve inkara, tasdiki terk etmeyi, bir zorlama ve engel olmadığı halde dil ile ikrarı terk etmeyi de içine alır.
imandaki tasdik gibi küfür de, tekzib de, kalbî, kavlî veya fiilî olur. Kalp ile yalanlama nasıl küfür ise, zorlama olmaksızın sözlü yalanlama da öyledir. Fiilî yalanlama da böyledir. iman edilmesi arzu edilen mukaddes şeylere fiilen hakaret ve alay etmek, küçümsemek ve hafife almak, bunları bozmaya çalışmak en çirkin küfürdür.
Kur'ân'da türevleriyle birlikte yaklaşık 524 âyette zikredilen bu kelimenin kökü, ke-fe-re’dir. "Kefere" ise "bir şeyi örtmek" demektir. Bu anlamıyla çiftçi tohumu toprağa atıp onun üzerini örttüğü için, ona "kafir" denir. Bunun gibi kılıcını örten kınına, karanlığı örten geceye ve meyveyi örten çiçek tomurcuklarına da, içlerinde meyveyi gizlediklerinden dolayı 'kâfir' denmiştir.[249]
Cahiliye döneminde ise lügat manasına uygun olarak kullanılmıştır. Nitekim o dönemin şairlerinden Lebîd şöyle der:
"Onun sırtındaki, kendi rengine uymayan, renkli çizgiye, bulutların yıldızları örtmüş olduğu bir gecede yağmur taneleri, aralıksız olarak dökülür."[250] islâm ıstılahında ise küfür, Allah'ın nimetlerini ve O'nun birliğine delâlet eden âyetlerini inkâr etme, görmezlikten gelme demektir. Zira, her akıl sahibinin anlayabildiği; peygamberlerin gönderilmesinden tutun da, Allah'ın birliğine ve O'nun ortağı olmadığına delâlet eden bütün delillere, âyetlere inanmayıp ve böylelikle de adeta Allah'ın nimetlerinin üzerini örtüp, görmezlikten gelene Kur'ân'da "kâfir" demiştir.[251]
Bu itibarla "küfür" kelimesinin dini anlamıyla lügat anlamı arasındaki ilişki şöyle izah edilebilir: Münkir (inkâr eden) veya inkarcı, dinde iman edilmesi gereken hakikatlerden birisini veya Allah'ın kulları üzerinde gerekli gördüğü emir ve yasakların tümünü inkar edendir. işte bu durumda kişi, inkâr ettiği iman gerçeklerini kendisine belleten ve gösteren ikna edici delilleri ve burhanları örtmektedir. Ayrıca o kişi, itaatta Allah'ın hakkını da görmezlikten gelmektedir.[252]
Netice olarak, maddi manada örtmek ve gizlemek anlamında kullanılan küfür kelimesi, Kur'ân'da maddi alandaki anlamı baki kalmak kaydıyla, manevi alana taşınmış ve bu alanda örtmek ve gizlemek anlamını ifade eder hale gelmiştir. Hatta diyebiliriz ki, Kur'ân'da bu ikinci anlam, temel anlam niteliğine kavuşturulmuştur.[253] Allah'ın bahşetmiş olduğu nimetlere karşı teşekkürünü açığa vurmayan ve onlara karşı nankörlük eden kişiye kâfir denmiştir. Diğer bir ifade ile sanki o, kendisine sunulan delilleri yeterli görmeyerek kabul etmemiş, bu hareketiyle adeta, onların üzerini örtmüştür.[254] Bu mana, câhiliye döneminde bilinmemiştir. islâm bu manayı kazandırmıştır diyebiliriz.
Küfr, dört manada tefsir edilir:
1. Allah'ın tevhidine küfr etmek, O'nu inkar etmek.
"Gerçekten o küfr edenleri (Allah'ın tevhidini/bir ve tek ilah olduğunu inkâr edenleri) uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir: imân etmezler." [255]
"Küfr edip (Allah'ın tevhidini inkâr edip) Allah yolundan alıkoyanlar..." [256]
2. Hüccetin/delilin inkârı.
"O tanıdıkları kendilerine gelince, ona küfr ettiler (onlar onu tanıdılar, fakat onu inkâr ettiler)." [257]
"Yoluna gücü yetenlerin Beyt'i (Kabe'yi) haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır. Artık kim küfr ederse (Ehl-i Kitap'tan olsun, diğer dîn müntesiblerinden olsun kim Allah'ın Beyt-i Haram'ını haccetmeyi inkâr edip haccın farziyyetini reddederse), şüphesiz ki Allah âlemlerden (Ehl-i Kitap'tan ve onların gayrısından) ganidir." [258]
3. Küfrân-ı nimet/nankörlük.
"Bana şükr edin, Bana küfr (nimetime küfr/nankörlük) etmeyin!" [259]
"(Süleyman dedi ki): "Şükr mü edeceğim, yoksa küfr (nimete küfr/nankörlük) mü edeceğim diye beni sınaması içindir." [260]
"Allah'a şükret diye; ve her kim şükr ederse, kendi lehine etmiş olur; her kim de küfr (nimete küfr/ nankörlük) ederse, doğrusu Allah ganidir, hamîdtir." [261]
"(Fir'avn, Musa'ya dedi ki): "O yaptığın fiili yaptın, o halde sen o kâfirlerdensin (yani, nankörlerdensin -ki bununla, o'nu küçükken büyüttüğünü ve o'na iyilik yaptığını, buna karşılık Musa'nın nankörlük ettiğini kaydetmektedir)." [262]
4. Beri/uzak olmak, uzaklaşmak.
"(ibrahim, babasına ve kavmine dedi ki): "Biz size küfr ettik (sizden teberri ettik/uzaklaştık); bizimle sizin aranızda ebedî olarak düşmanlık başladı." [263]
"So a, Kıyamet Günü kiminiz kiminize küfr edecek (uzak olduğunu ilan edecek)." [264]
"(iblis kendisine itaat edenlere diyecek ki): "Ben sizin bundan evvel beni, (itaatte Allah'a) şirk koşmanıza da küfr etmiştim" (yani, uzak olduğumu bildirmiştim)." [265]
https://meal.ihya.org/kur...-terimler/kufr-kafir.html
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar