mustafa

Beni anlatan bir film yapmışsın çocuk.
Kızgınım, utanç içindeyim. Sana

değildir kızgınlığım. Filmdeki Mustafa?dan da utanmış değilim.

Başaramamışım. Bundandır utancım. Komutam altında bu vatan için

kanını akıtan mehmetlerden utandım. Özgürlük demiştim çocuk, benim karakterimdir.



ilim demiştim çocuk, tek yol göstericidir. Karanlıktan korkardı

demişsin benim için. Korkardım evet. Bu ulusu boğmak üzere olan

karanlıktan korktum. Ama insaf be çocuk, korkup da kaçmadım ya. Söküp

atmadım mı o karanlığı bu ülkenin üzerinden?



Diktatör demişsin bir de. Hiç okumadın mı çocuk? Nerede benim nesilleri

emanet ettiğim öğretmenler? Anlatmadılar mı sana? Başkomutan olarak

cepheden cepheye koşarken, ülkede hala padişahlık rejimi varken ve bütün kararları tek başıma verebilecekken neden bir meclis kurdum ben çocuk?

Böyle diktatör olur mu?



Ah be çocuğum. Neden ve nasıl düşman ettiler seni bana? Baktım aşktan, sevgiden, aileden bahseden güzel şeyler yazmışsın bugüne kadar. Belli

iyi bir insansın. Çalışkansın, zekisin. Hacıları, hocaları anlarım da

çocuk, seni anlayamıyorum.



Onlar hiç sevmedi beni.

Yüzyıllardır süren iktidarlarını aldım ellerinden. Kara cüppeleri ile

çöktükleri milletin ümüğünden çekip aldım hepsini. Sevmeyecekler beni

elbette çocuk. Peki sen çocuk, sen neden kol kola girdin bu kara

kalplilerle?



Dedim ya çocuk sana değil kızgınlığım. Başaramamışım. Anlatamamışım

demek ki özgürlüğün kıymetini, bağımsız bir ulusun onurlu bir bireyi

olmanın ne büyük bir nimet olduğunu bunca konuşmamda. Yazık olmuş be çocuk.

Onca vatan evladının kanına, onca ananın göz yaşına.Veremem ki şimdi hesabı çocuk, ne o gencecik bedenlere, ne gözü yaşlı annelere. Bu muydu uğruna bizi ölüme gönderdiğin vatan derlerse, bu nesiller miydi ölü evlatlarımızın kanıyla kurduğun ülkeyi emanet ettiğin diye sorarlarsa ne derim ben onlara be çocuk?

Olmadı be çocuk olmadı
© copyright 2005 - 2026