bugün
- sözlükte kavga olmayacak hissi14
- kiraz cicegi kolonyasi30
- ben troll üm6
- kim cha eon sözlüğün en iyi yazarıdır4
- takip ettiğiniz israilli haber kaynakları4
- ekmeği ayaklar altında çiğnemek5
- ahmet kaya3
- kendini çok önemli sanan yazar14
- kars kaşarı vs izmir kaşarı5
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- ağırlık kaldıramayan erkek6
- türkiye nin girişine yazılması gereken söz8
- bazı insanların birbirini kırmaktan zevk alması5
- flört4
- közmatik3
- uyanıp ilk iş mustafa yıldızdoğan açmak3
- ağır müslüm gürses sözleri2
- fenerbahçe biraz sert biraz katı14
- beyaz giyince kesin üstüne yemek dökmek6
- tarhana kurutmak2
- tai lung'un sürekli yanlış bilgi vermesi4
- üniversiteli eskort kadınlar10
- pisa ortalamasında avrupaya çakmamız5
- üst geçit3
- şahin siyonistle islamcı kardeştir6
- ekşi sözlük7
- hiç yalan söyleyememek ister miydin5
- yalanlarla yaşıyorum3
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma u19 maçı2
- sikerim böyle hayatı deyip ibo show izlemek2
- e r'e k t o r6
- rüyamda intihar ettim2
- kedi sevmeyen insan5
- türk kızı6
- yazılımcıların flört edememesi2
- porno sitelerine hükmeden katolik milyarderler2
- temel oran safsatası2
- karsın barı türküsü2
- fikir paylaşma günü6
- uludağ sözlük için öneriler2
- online listesi2
- format at düzelir3
- burun sıkmak2
- galatasaray'ın aslında osimhensaray olması7
- pisa 2025 sonuçları3
- sivas3
- bütün dövmeli kızlar patlaktır7
- modern çağın insanı3
- bir insanı tanımak5
- adel taarabt2
teknolojinin özellikle de bilgisayarların şimdiki kadar ortalığa hakim olmadığı zamanlarda kalmış olan icatlardır. bunların mucitleri de, el sanatlarının artık yetişmeyen ustaları gibi olmuşlardır, sayıları sürekli azalmaktadır.
o dönemlerde yaşamış olanların hemen hepsinin yaptığı şeylerdi aslında yeni şeyler yapmak, ya da en azından uğraşarak, çivi çakarak, yontarak oyuncaklar geliştirmek. sapan bile sonuçta bir icattır. fabrikasyon mallar, çocukları bu konuda tembelleştirmeden önce bir nevi "kendi oyuncağını kendin yap" havası hakimdi.
mahallenin çocukları gününü çoğunu dışarda geçirir pek eve girmezdi. yani nasıl söyleyeyim, insan zorda kalınca proton çarpıştırıcısı bile icat eder ya onun gibi bir şey işte. şöyle ilk aklıma gelenleri örnekleyecek olursam:
sapan: en bilinen icat. kuş vurmak, cam kırmak için, y şeklinde bir ağaç dalı, serum ve ufak bir deri parçasından yapılırdı. etrafta pek açaçlık arazi ve kuş kalmadığından pek kullanılmaz oldu.
kaykay: yan yana çakılmış ya da tek parça haldeki tahtaların altına 4 adet büyük rulman monte edilerek yapılırdı. ancak fabrikasyon kaykaylar gibi değillerdi, tahta biraz genişti ve hareket kabiliyeti zordu. bu nedenle birisi kaykaya oturur, öteki onu iple çekerdi. sırf pislik yapmak için arkadaşını yokuş aşağı salan piç kurusu çocuklar bunun sayede farkedilir olmuştur.
balçık: inşaatların önünde bekleyen kum yığınlarının içinden çıkan çamurlardı. play-doh oyuncak hamurlar devreye girince piyasadan silindiler. bunlardan evcilik için pasta olsun, heykel olsun, bereket tanrısı olsun bir çok nesne yapılırdı. elleri fena boyardı. eve dönüşte anneden dayak yeme sebebidir. bu üstünün başının hali ne yaşamayasıca denilerek girişilen çok çocuk tanıyorum. şimdi hakim, mühendis falan oldu veletler.
şekilli bisiklet: beni en çok etkileyen icatlar bunlardır. her tarafı fırfırlı, flamalı, bayraklı, lambalı, süslü bisikletler yapılırdı. radyo falan takıp, müzik dinleyerek gezenler ayrıca ilgi toplardı. hatta normal bisikletin arkasına 3. bir tekerlek ve 2. bir pedal takıp, 2 kişinin kullanabildiği bisikletler, hatta hatta bir bisikletin parçalarını kullanarak, yatar pozisyonda kullanılabilen araçlar yapan yaratıcı gençler de vardı.
uçurtma: hala kullanılıyor ama eski yaygınlığında değil. devasa boyutlarda yapılan, rüzgarda kontrolünün zor olduğu, rekor denemesi kapsamına girebilecek uçurtmalar da bu gençlerin ellerinden çıkmadır.
seyyar salıncak: gerçi bu daha çok babalara özgü. aslında icat da sayılmaz, var olan bir şeyin yeni yorumu olabilir ancak. bizim peder de evin bahçesine odunlardan, kalaslardan ve minderden müteşekkil seyyar bir salıncak yaptıydı.
teleferik: bir dağın yamacında bulunan iki ağaca kurulur. ağaçlardan birinin haliyle yukarda olması gerekir. iki ağacın arasına kalın bir ip sağlam bir şekilde gerilerek bağlanır. eller aşınmasın diye, ipin üzerinde kaymak için ek bir aparat kullanılır. bir de aşağıdaki ağaca çarptığında hasar görmemek için sünger falan bişeyler monte etmek gerekir. yoksa teleferiğe binen kişinin ön cephesi dümdüz olabilir.
şeker pancarından araba: bu belki sırf bizim köye özgü. mekan itibariyle şehirle uzaktan yakından alakası olmayan bir yer olmasından kelli, amcalarım velet formdaki tahayyül'e şeker pancarından yontarak, sürülebilen arabalar yapmışlardır. yaratıcılıkta uç noktalardan biridir bu.
bunlar benim ilk aklıma gelenler. eminim mahalleden mahalleye değişiklik gösterirdi bu icatlar.
o dönemlerde yaşamış olanların hemen hepsinin yaptığı şeylerdi aslında yeni şeyler yapmak, ya da en azından uğraşarak, çivi çakarak, yontarak oyuncaklar geliştirmek. sapan bile sonuçta bir icattır. fabrikasyon mallar, çocukları bu konuda tembelleştirmeden önce bir nevi "kendi oyuncağını kendin yap" havası hakimdi.
mahallenin çocukları gününü çoğunu dışarda geçirir pek eve girmezdi. yani nasıl söyleyeyim, insan zorda kalınca proton çarpıştırıcısı bile icat eder ya onun gibi bir şey işte. şöyle ilk aklıma gelenleri örnekleyecek olursam:
sapan: en bilinen icat. kuş vurmak, cam kırmak için, y şeklinde bir ağaç dalı, serum ve ufak bir deri parçasından yapılırdı. etrafta pek açaçlık arazi ve kuş kalmadığından pek kullanılmaz oldu.
kaykay: yan yana çakılmış ya da tek parça haldeki tahtaların altına 4 adet büyük rulman monte edilerek yapılırdı. ancak fabrikasyon kaykaylar gibi değillerdi, tahta biraz genişti ve hareket kabiliyeti zordu. bu nedenle birisi kaykaya oturur, öteki onu iple çekerdi. sırf pislik yapmak için arkadaşını yokuş aşağı salan piç kurusu çocuklar bunun sayede farkedilir olmuştur.
balçık: inşaatların önünde bekleyen kum yığınlarının içinden çıkan çamurlardı. play-doh oyuncak hamurlar devreye girince piyasadan silindiler. bunlardan evcilik için pasta olsun, heykel olsun, bereket tanrısı olsun bir çok nesne yapılırdı. elleri fena boyardı. eve dönüşte anneden dayak yeme sebebidir. bu üstünün başının hali ne yaşamayasıca denilerek girişilen çok çocuk tanıyorum. şimdi hakim, mühendis falan oldu veletler.
şekilli bisiklet: beni en çok etkileyen icatlar bunlardır. her tarafı fırfırlı, flamalı, bayraklı, lambalı, süslü bisikletler yapılırdı. radyo falan takıp, müzik dinleyerek gezenler ayrıca ilgi toplardı. hatta normal bisikletin arkasına 3. bir tekerlek ve 2. bir pedal takıp, 2 kişinin kullanabildiği bisikletler, hatta hatta bir bisikletin parçalarını kullanarak, yatar pozisyonda kullanılabilen araçlar yapan yaratıcı gençler de vardı.
uçurtma: hala kullanılıyor ama eski yaygınlığında değil. devasa boyutlarda yapılan, rüzgarda kontrolünün zor olduğu, rekor denemesi kapsamına girebilecek uçurtmalar da bu gençlerin ellerinden çıkmadır.
seyyar salıncak: gerçi bu daha çok babalara özgü. aslında icat da sayılmaz, var olan bir şeyin yeni yorumu olabilir ancak. bizim peder de evin bahçesine odunlardan, kalaslardan ve minderden müteşekkil seyyar bir salıncak yaptıydı.
teleferik: bir dağın yamacında bulunan iki ağaca kurulur. ağaçlardan birinin haliyle yukarda olması gerekir. iki ağacın arasına kalın bir ip sağlam bir şekilde gerilerek bağlanır. eller aşınmasın diye, ipin üzerinde kaymak için ek bir aparat kullanılır. bir de aşağıdaki ağaca çarptığında hasar görmemek için sünger falan bişeyler monte etmek gerekir. yoksa teleferiğe binen kişinin ön cephesi dümdüz olabilir.
şeker pancarından araba: bu belki sırf bizim köye özgü. mekan itibariyle şehirle uzaktan yakından alakası olmayan bir yer olmasından kelli, amcalarım velet formdaki tahayyül'e şeker pancarından yontarak, sürülebilen arabalar yapmışlardır. yaratıcılıkta uç noktalardan biridir bu.
bunlar benim ilk aklıma gelenler. eminim mahalleden mahalleye değişiklik gösterirdi bu icatlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar