bugün
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı30
- milli maçı izlemeyen erkek4
- zall yüzünden gol yememiz3
- muşlettin geldi topu aldı vurdu goooooolll2
- yalnızca milli maç izleyen erkek2
- anın görüntüsü22
- avustralyalıların iri yarı olması2
- su molası2
- uludagsözlük ilk yapay zeka moderasyon başarısı9
- isviçre'nin nüfusu 10 milyonla sınırlama referandu2
- bulgar uzunhavası2
- nervio adlı yazarın dillere destan güzelliği9
- mutlu bir ilişkinin anahtarı8
- avustralya 0 türkiye 72
- adhdli amelia2
- milli futbolcuların sigara içtikleri iddaası2
- chp'nin hali ne olacak58
- sözlük yazarlarının ruh hali9
- en iyi antidepresan17
- durduk yere instagramda takipten çıkan arkadaş9
- şirinler köyüne yeni şirin13
- kola bağımlılığı2
- her şey olabilecekken hiçbir bok olamamak11
- sözlükte yazmanın faydaları8
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı18
- 14 onlyfansçinin mallarına el konulması8
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi16
- 9 haziran 2026 belfast olayları2
- bir şeyler söyle8
- evlilik vs bekarlık7
- yakışıklı erkek gören türk kızının tepkisi9
- ayran ve şalgam suyunu karıştırıp içmek9
- nataşalara para yedirmek9
- uysaljakoben12
- rakı içen kadınlara hiçbir erkeğin aşık olmaması3
- diyanetin abd'deki villaları16
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn13
- arkadaşlar bakar mısınız14
- evrim teorisine göre ilk canlı hemen türedi mi7
- izmir de giyimiyle başkaldıran erkek9
- kötü biri olduğunu bilmek10
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek16
- saraca finch house6
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması5
- true denilen yazar16
- gazze de can kaybı 72 bin 993'e yükseldi9
- kemal kılıçdaroğlu13
- kedi9
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor22
- naber lan it diye mesaj atan sevgili9
teknolojinin özellikle de bilgisayarların şimdiki kadar ortalığa hakim olmadığı zamanlarda kalmış olan icatlardır. bunların mucitleri de, el sanatlarının artık yetişmeyen ustaları gibi olmuşlardır, sayıları sürekli azalmaktadır.
o dönemlerde yaşamış olanların hemen hepsinin yaptığı şeylerdi aslında yeni şeyler yapmak, ya da en azından uğraşarak, çivi çakarak, yontarak oyuncaklar geliştirmek. sapan bile sonuçta bir icattır. fabrikasyon mallar, çocukları bu konuda tembelleştirmeden önce bir nevi "kendi oyuncağını kendin yap" havası hakimdi.
mahallenin çocukları gününü çoğunu dışarda geçirir pek eve girmezdi. yani nasıl söyleyeyim, insan zorda kalınca proton çarpıştırıcısı bile icat eder ya onun gibi bir şey işte. şöyle ilk aklıma gelenleri örnekleyecek olursam:
sapan: en bilinen icat. kuş vurmak, cam kırmak için, y şeklinde bir ağaç dalı, serum ve ufak bir deri parçasından yapılırdı. etrafta pek açaçlık arazi ve kuş kalmadığından pek kullanılmaz oldu.
kaykay: yan yana çakılmış ya da tek parça haldeki tahtaların altına 4 adet büyük rulman monte edilerek yapılırdı. ancak fabrikasyon kaykaylar gibi değillerdi, tahta biraz genişti ve hareket kabiliyeti zordu. bu nedenle birisi kaykaya oturur, öteki onu iple çekerdi. sırf pislik yapmak için arkadaşını yokuş aşağı salan piç kurusu çocuklar bunun sayede farkedilir olmuştur.
balçık: inşaatların önünde bekleyen kum yığınlarının içinden çıkan çamurlardı. play-doh oyuncak hamurlar devreye girince piyasadan silindiler. bunlardan evcilik için pasta olsun, heykel olsun, bereket tanrısı olsun bir çok nesne yapılırdı. elleri fena boyardı. eve dönüşte anneden dayak yeme sebebidir. bu üstünün başının hali ne yaşamayasıca denilerek girişilen çok çocuk tanıyorum. şimdi hakim, mühendis falan oldu veletler.
şekilli bisiklet: beni en çok etkileyen icatlar bunlardır. her tarafı fırfırlı, flamalı, bayraklı, lambalı, süslü bisikletler yapılırdı. radyo falan takıp, müzik dinleyerek gezenler ayrıca ilgi toplardı. hatta normal bisikletin arkasına 3. bir tekerlek ve 2. bir pedal takıp, 2 kişinin kullanabildiği bisikletler, hatta hatta bir bisikletin parçalarını kullanarak, yatar pozisyonda kullanılabilen araçlar yapan yaratıcı gençler de vardı.
uçurtma: hala kullanılıyor ama eski yaygınlığında değil. devasa boyutlarda yapılan, rüzgarda kontrolünün zor olduğu, rekor denemesi kapsamına girebilecek uçurtmalar da bu gençlerin ellerinden çıkmadır.
seyyar salıncak: gerçi bu daha çok babalara özgü. aslında icat da sayılmaz, var olan bir şeyin yeni yorumu olabilir ancak. bizim peder de evin bahçesine odunlardan, kalaslardan ve minderden müteşekkil seyyar bir salıncak yaptıydı.
teleferik: bir dağın yamacında bulunan iki ağaca kurulur. ağaçlardan birinin haliyle yukarda olması gerekir. iki ağacın arasına kalın bir ip sağlam bir şekilde gerilerek bağlanır. eller aşınmasın diye, ipin üzerinde kaymak için ek bir aparat kullanılır. bir de aşağıdaki ağaca çarptığında hasar görmemek için sünger falan bişeyler monte etmek gerekir. yoksa teleferiğe binen kişinin ön cephesi dümdüz olabilir.
şeker pancarından araba: bu belki sırf bizim köye özgü. mekan itibariyle şehirle uzaktan yakından alakası olmayan bir yer olmasından kelli, amcalarım velet formdaki tahayyül'e şeker pancarından yontarak, sürülebilen arabalar yapmışlardır. yaratıcılıkta uç noktalardan biridir bu.
bunlar benim ilk aklıma gelenler. eminim mahalleden mahalleye değişiklik gösterirdi bu icatlar.
o dönemlerde yaşamış olanların hemen hepsinin yaptığı şeylerdi aslında yeni şeyler yapmak, ya da en azından uğraşarak, çivi çakarak, yontarak oyuncaklar geliştirmek. sapan bile sonuçta bir icattır. fabrikasyon mallar, çocukları bu konuda tembelleştirmeden önce bir nevi "kendi oyuncağını kendin yap" havası hakimdi.
mahallenin çocukları gününü çoğunu dışarda geçirir pek eve girmezdi. yani nasıl söyleyeyim, insan zorda kalınca proton çarpıştırıcısı bile icat eder ya onun gibi bir şey işte. şöyle ilk aklıma gelenleri örnekleyecek olursam:
sapan: en bilinen icat. kuş vurmak, cam kırmak için, y şeklinde bir ağaç dalı, serum ve ufak bir deri parçasından yapılırdı. etrafta pek açaçlık arazi ve kuş kalmadığından pek kullanılmaz oldu.
kaykay: yan yana çakılmış ya da tek parça haldeki tahtaların altına 4 adet büyük rulman monte edilerek yapılırdı. ancak fabrikasyon kaykaylar gibi değillerdi, tahta biraz genişti ve hareket kabiliyeti zordu. bu nedenle birisi kaykaya oturur, öteki onu iple çekerdi. sırf pislik yapmak için arkadaşını yokuş aşağı salan piç kurusu çocuklar bunun sayede farkedilir olmuştur.
balçık: inşaatların önünde bekleyen kum yığınlarının içinden çıkan çamurlardı. play-doh oyuncak hamurlar devreye girince piyasadan silindiler. bunlardan evcilik için pasta olsun, heykel olsun, bereket tanrısı olsun bir çok nesne yapılırdı. elleri fena boyardı. eve dönüşte anneden dayak yeme sebebidir. bu üstünün başının hali ne yaşamayasıca denilerek girişilen çok çocuk tanıyorum. şimdi hakim, mühendis falan oldu veletler.
şekilli bisiklet: beni en çok etkileyen icatlar bunlardır. her tarafı fırfırlı, flamalı, bayraklı, lambalı, süslü bisikletler yapılırdı. radyo falan takıp, müzik dinleyerek gezenler ayrıca ilgi toplardı. hatta normal bisikletin arkasına 3. bir tekerlek ve 2. bir pedal takıp, 2 kişinin kullanabildiği bisikletler, hatta hatta bir bisikletin parçalarını kullanarak, yatar pozisyonda kullanılabilen araçlar yapan yaratıcı gençler de vardı.
uçurtma: hala kullanılıyor ama eski yaygınlığında değil. devasa boyutlarda yapılan, rüzgarda kontrolünün zor olduğu, rekor denemesi kapsamına girebilecek uçurtmalar da bu gençlerin ellerinden çıkmadır.
seyyar salıncak: gerçi bu daha çok babalara özgü. aslında icat da sayılmaz, var olan bir şeyin yeni yorumu olabilir ancak. bizim peder de evin bahçesine odunlardan, kalaslardan ve minderden müteşekkil seyyar bir salıncak yaptıydı.
teleferik: bir dağın yamacında bulunan iki ağaca kurulur. ağaçlardan birinin haliyle yukarda olması gerekir. iki ağacın arasına kalın bir ip sağlam bir şekilde gerilerek bağlanır. eller aşınmasın diye, ipin üzerinde kaymak için ek bir aparat kullanılır. bir de aşağıdaki ağaca çarptığında hasar görmemek için sünger falan bişeyler monte etmek gerekir. yoksa teleferiğe binen kişinin ön cephesi dümdüz olabilir.
şeker pancarından araba: bu belki sırf bizim köye özgü. mekan itibariyle şehirle uzaktan yakından alakası olmayan bir yer olmasından kelli, amcalarım velet formdaki tahayyül'e şeker pancarından yontarak, sürülebilen arabalar yapmışlardır. yaratıcılıkta uç noktalardan biridir bu.
bunlar benim ilk aklıma gelenler. eminim mahalleden mahalleye değişiklik gösterirdi bu icatlar.
Gündemdeki Haberler