bugün
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı67
- okan buruk9
- ismail kartal15
- en son alınan iltifat6
- jaws filmindeki sikko balik29
- mert hakan yandaş5
- sözlükteki fenerbahçe li yazarlar7
- sözlükteki fenerbahçeliler15
- didem soydan5
- chatgpt'nin bana yürümesi12
- cedidacer6
- atilla karaoğlan5
- victor osimhen11
- sözlükteki fenerbahçeli yazarların rezil olması4
- fenerbahçe6
- fenerbahçelilerin ağlak olması3
- archie brown3
- ismet bin ebu lülü vel binici ül meydan'ı ilim2
- futbol izleyen erkek pasif gaydir5
- güney kore2
- rövaşata denince akla gelen kişiler4
- bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar8
- aç uyumak13
- arçi burhan2
- kolye18
- aleksey batrakov5
- özelden alet atmak4
- ipkis tarzı entry girmek4
- gay taklidi yapıp kızlarla takılmak5
- nervio tarzı entry girmek18
- ayağı 36 numara olan kadın4
- hurdacıdan son gelen kitaplar6
- kanada3
- sözlükteki fenerbahçeli sayısındaki ani düşüş2
- kerem aktürkoğlu2
- fb gs'yi yenerse tanga giyeceğim4
- memelerim güzel mi diyen sözlük yazarı5
- meme gifleri atan sözlük yetkilisi6
- sevgiliyle araya mesafe koymak5
- 22 tane adamın bir topun peşinden koşması3
- tırnak bakım ürünleri2
- oktay saral13
- hakiki gay misin diyen sözlük yazarı3
- galatasaray8
- x0r82
- arda güler16
- balkonda unutulan şarap4
- atatürk ün hataları15
- vikipedi2
- hero motorsiklet hero dash 1252
teknolojinin özellikle de bilgisayarların şimdiki kadar ortalığa hakim olmadığı zamanlarda kalmış olan icatlardır. bunların mucitleri de, el sanatlarının artık yetişmeyen ustaları gibi olmuşlardır, sayıları sürekli azalmaktadır.
o dönemlerde yaşamış olanların hemen hepsinin yaptığı şeylerdi aslında yeni şeyler yapmak, ya da en azından uğraşarak, çivi çakarak, yontarak oyuncaklar geliştirmek. sapan bile sonuçta bir icattır. fabrikasyon mallar, çocukları bu konuda tembelleştirmeden önce bir nevi "kendi oyuncağını kendin yap" havası hakimdi.
mahallenin çocukları gününü çoğunu dışarda geçirir pek eve girmezdi. yani nasıl söyleyeyim, insan zorda kalınca proton çarpıştırıcısı bile icat eder ya onun gibi bir şey işte. şöyle ilk aklıma gelenleri örnekleyecek olursam:
sapan: en bilinen icat. kuş vurmak, cam kırmak için, y şeklinde bir ağaç dalı, serum ve ufak bir deri parçasından yapılırdı. etrafta pek açaçlık arazi ve kuş kalmadığından pek kullanılmaz oldu.
kaykay: yan yana çakılmış ya da tek parça haldeki tahtaların altına 4 adet büyük rulman monte edilerek yapılırdı. ancak fabrikasyon kaykaylar gibi değillerdi, tahta biraz genişti ve hareket kabiliyeti zordu. bu nedenle birisi kaykaya oturur, öteki onu iple çekerdi. sırf pislik yapmak için arkadaşını yokuş aşağı salan piç kurusu çocuklar bunun sayede farkedilir olmuştur.
balçık: inşaatların önünde bekleyen kum yığınlarının içinden çıkan çamurlardı. play-doh oyuncak hamurlar devreye girince piyasadan silindiler. bunlardan evcilik için pasta olsun, heykel olsun, bereket tanrısı olsun bir çok nesne yapılırdı. elleri fena boyardı. eve dönüşte anneden dayak yeme sebebidir. bu üstünün başının hali ne yaşamayasıca denilerek girişilen çok çocuk tanıyorum. şimdi hakim, mühendis falan oldu veletler.
şekilli bisiklet: beni en çok etkileyen icatlar bunlardır. her tarafı fırfırlı, flamalı, bayraklı, lambalı, süslü bisikletler yapılırdı. radyo falan takıp, müzik dinleyerek gezenler ayrıca ilgi toplardı. hatta normal bisikletin arkasına 3. bir tekerlek ve 2. bir pedal takıp, 2 kişinin kullanabildiği bisikletler, hatta hatta bir bisikletin parçalarını kullanarak, yatar pozisyonda kullanılabilen araçlar yapan yaratıcı gençler de vardı.
uçurtma: hala kullanılıyor ama eski yaygınlığında değil. devasa boyutlarda yapılan, rüzgarda kontrolünün zor olduğu, rekor denemesi kapsamına girebilecek uçurtmalar da bu gençlerin ellerinden çıkmadır.
seyyar salıncak: gerçi bu daha çok babalara özgü. aslında icat da sayılmaz, var olan bir şeyin yeni yorumu olabilir ancak. bizim peder de evin bahçesine odunlardan, kalaslardan ve minderden müteşekkil seyyar bir salıncak yaptıydı.
teleferik: bir dağın yamacında bulunan iki ağaca kurulur. ağaçlardan birinin haliyle yukarda olması gerekir. iki ağacın arasına kalın bir ip sağlam bir şekilde gerilerek bağlanır. eller aşınmasın diye, ipin üzerinde kaymak için ek bir aparat kullanılır. bir de aşağıdaki ağaca çarptığında hasar görmemek için sünger falan bişeyler monte etmek gerekir. yoksa teleferiğe binen kişinin ön cephesi dümdüz olabilir.
şeker pancarından araba: bu belki sırf bizim köye özgü. mekan itibariyle şehirle uzaktan yakından alakası olmayan bir yer olmasından kelli, amcalarım velet formdaki tahayyül'e şeker pancarından yontarak, sürülebilen arabalar yapmışlardır. yaratıcılıkta uç noktalardan biridir bu.
bunlar benim ilk aklıma gelenler. eminim mahalleden mahalleye değişiklik gösterirdi bu icatlar.
o dönemlerde yaşamış olanların hemen hepsinin yaptığı şeylerdi aslında yeni şeyler yapmak, ya da en azından uğraşarak, çivi çakarak, yontarak oyuncaklar geliştirmek. sapan bile sonuçta bir icattır. fabrikasyon mallar, çocukları bu konuda tembelleştirmeden önce bir nevi "kendi oyuncağını kendin yap" havası hakimdi.
mahallenin çocukları gününü çoğunu dışarda geçirir pek eve girmezdi. yani nasıl söyleyeyim, insan zorda kalınca proton çarpıştırıcısı bile icat eder ya onun gibi bir şey işte. şöyle ilk aklıma gelenleri örnekleyecek olursam:
sapan: en bilinen icat. kuş vurmak, cam kırmak için, y şeklinde bir ağaç dalı, serum ve ufak bir deri parçasından yapılırdı. etrafta pek açaçlık arazi ve kuş kalmadığından pek kullanılmaz oldu.
kaykay: yan yana çakılmış ya da tek parça haldeki tahtaların altına 4 adet büyük rulman monte edilerek yapılırdı. ancak fabrikasyon kaykaylar gibi değillerdi, tahta biraz genişti ve hareket kabiliyeti zordu. bu nedenle birisi kaykaya oturur, öteki onu iple çekerdi. sırf pislik yapmak için arkadaşını yokuş aşağı salan piç kurusu çocuklar bunun sayede farkedilir olmuştur.
balçık: inşaatların önünde bekleyen kum yığınlarının içinden çıkan çamurlardı. play-doh oyuncak hamurlar devreye girince piyasadan silindiler. bunlardan evcilik için pasta olsun, heykel olsun, bereket tanrısı olsun bir çok nesne yapılırdı. elleri fena boyardı. eve dönüşte anneden dayak yeme sebebidir. bu üstünün başının hali ne yaşamayasıca denilerek girişilen çok çocuk tanıyorum. şimdi hakim, mühendis falan oldu veletler.
şekilli bisiklet: beni en çok etkileyen icatlar bunlardır. her tarafı fırfırlı, flamalı, bayraklı, lambalı, süslü bisikletler yapılırdı. radyo falan takıp, müzik dinleyerek gezenler ayrıca ilgi toplardı. hatta normal bisikletin arkasına 3. bir tekerlek ve 2. bir pedal takıp, 2 kişinin kullanabildiği bisikletler, hatta hatta bir bisikletin parçalarını kullanarak, yatar pozisyonda kullanılabilen araçlar yapan yaratıcı gençler de vardı.
uçurtma: hala kullanılıyor ama eski yaygınlığında değil. devasa boyutlarda yapılan, rüzgarda kontrolünün zor olduğu, rekor denemesi kapsamına girebilecek uçurtmalar da bu gençlerin ellerinden çıkmadır.
seyyar salıncak: gerçi bu daha çok babalara özgü. aslında icat da sayılmaz, var olan bir şeyin yeni yorumu olabilir ancak. bizim peder de evin bahçesine odunlardan, kalaslardan ve minderden müteşekkil seyyar bir salıncak yaptıydı.
teleferik: bir dağın yamacında bulunan iki ağaca kurulur. ağaçlardan birinin haliyle yukarda olması gerekir. iki ağacın arasına kalın bir ip sağlam bir şekilde gerilerek bağlanır. eller aşınmasın diye, ipin üzerinde kaymak için ek bir aparat kullanılır. bir de aşağıdaki ağaca çarptığında hasar görmemek için sünger falan bişeyler monte etmek gerekir. yoksa teleferiğe binen kişinin ön cephesi dümdüz olabilir.
şeker pancarından araba: bu belki sırf bizim köye özgü. mekan itibariyle şehirle uzaktan yakından alakası olmayan bir yer olmasından kelli, amcalarım velet formdaki tahayyül'e şeker pancarından yontarak, sürülebilen arabalar yapmışlardır. yaratıcılıkta uç noktalardan biridir bu.
bunlar benim ilk aklıma gelenler. eminim mahalleden mahalleye değişiklik gösterirdi bu icatlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar