bugün
- dünya39
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı35
- amerika birleşik devletleri29
- sözlüğün en güzel kadını17
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli12
- ecevit denince akla gelen şeyler29
- 80 bin entry girecek kadar işsiz olmak10
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları8
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- israil10
- yahudilere hınç besleyip cinnet geçirmek7
- en medeni ortadoğulular6
- norveç9
- mustafa kemal atatürk10
- sözlük kızları nerede sorunsalı6
- taş gibi kalçası olan kadın8
- pis hissettiren şeyler3
- evanjelist9
- telegram5
- türk rock grupları8
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- fransa6
- öğrencilerin bu ne işimize yarayacak sorusu3
- hewal ebo12
- kadınlar4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı12
- ismail yüksek4
- ali şekeroğlu2
- simko314
- isveç5
- sözlükte yeni yeni bıdıkların ortaya çıkması4
- cuma akşam evde kalan yazarlar5
- sosyal medya ve internetin ardında deccal var3
- orospu çocuğu abdullah öcalan7
- ateizmin dinlere balyoz etkisi yapması5
- avrupa5
- ahmet cem ersever2
- kırk yaş üstünü sözlükten göndermek3
- balgam atar gibi konuşmak3
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
- ali tarakcı hakkında soruşturma başlatılması2
- almanya4
- dikili bir ağacının olmaması6
- nihilist hedonist şehvetperest insan5
- george washington2
- 25 eylül 2026 italya belçika maçı4
- akaretler3
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak8
- türkiye'nin fransa'yı yeneceğini düşünmek5
- sözlükte ki türk düşmanları10
Sanat ve kandırmanın sahip oldukları bir sır varsa o da
budur. Sanat, aynı anda iki ayrı anlama sahip olabilme - hem çağdaş sanat hem de klasik sanat
bu özelliğe sahiptir- dolayısıyla iki ayrı strateji güdebilme gibi bir özelliğe sahiptir. Bu
özelliklerden biri dünyaya ve gerçekliğe ait tüm izleri yok etme içtepisi, diğeriyse sanatın
dünyaya ve gerçekliğe ait izleri yok etmesini engelleme içtepisidir. Michaux’nun sözleriyle
ifade edecek olursak sanatçı: “ Tüm gücüyle dünyada iz bırakmama gibi temel bir içtepiye
karşı direnen kişidir”.
Sanat artık imge düşmanı (ikonoklast) bir şeye dönüşmüştür. Modern imge düşmanlığı
kendini imgeleri yok etme şeklinde değil, sınırsız sayıda bomboş, üstünde görülebilecek
hiçbir şey olmayan imgeler üretmek şeklinde göstermektedir.
Bunlar sözcüğün gerçek anlamında geride iz bırakmayan imgelerdir. Estetik açıdan
üstünde bile durmaya değmeyecek şeyler olmakla birlikte kaybolup giden bir şeyleri
anımsattıkları söylenebilir. Bir sırları varsa o da budur. Simülasyon işte böyle bir sırra
sahiptir. Gerçek dünya simülasyonun başladığı yerde bitmekle kalmayıp bu aşamadan sonra
gerçek dünya
hakkında soru sormanın da bir anlamı kalmamaktadır.
Biraz kafa yorulduğunda Bizanslı ikonoklastların da (ikonlardan nefret edenler ) aynı
sorundan muzdarip oldukları görülmektedir. ikonolatrlar (ikonlara tapanlar) zeki insanlar olup
Tanrı’yı şanına yakışır bir şekilde temsil eden resimler yaptıkları iddiasındaydılar. Oysa
yaptıkları Tanrı’yı simüle eden resimler, gerçekte onun varlığı konusunda yapılan
tartışmaların göz ardı edilmesine hizmet ediyorlardı. Üretilen her Tanrı imgesi onun varlığının
sorgulanmasını engellemek amacıyla uydurulmuş bir bahaneye benziyordu. Aslında her imge
Tanrı diye bir varlığın olmadığını göstermeye yarıyordu. Tanrının ölmüş olduğunu değil,
ortadan kaybolmuş olduğunu yani ortada yanıtlanması gereken bir soru olmadığını
göstermeye yarıyordu. Tanrının varlığı yada yokluğu gibi bir sorun simülasyon yöntemiyle bir
çözüme kavuşturulmuştu.
Ama burada Tanrının imgelerin arkasına gizlenerek ortadan kaybolma gibi bir strateji
güttüğü de söylenebilir. imgelerin varlığından yararlanan Tanrı, geride iz bırakmama
içtepisine boyun eğerek ortadan kaybolmuş olabilir. Böylelikle de kehanetin gerçekleştiği
yani bir simülasyon dünyasında daha doğrusu göstergenin en önemli işlevinin bir yandan
gerçekliğin ortadan kaybolmasını sağlamak, diğer yandan da ortadan kaybolduğunu gizlemek
olduğu bir dünyada yaşadığımız söylenebilir. Sanatın da bundan başka bir şey yapmadığı
söylenebilir
çok başarılı gibi duran ikna edici bir yazı. ama biraz deşildiğinde eleştirdiği her şeyi içinde barındıran da bir yazı. bence baudrillard da döneminde eleşirdiği her şey gibi bir düzenbazdı. zira karşıt söylemin beden bulduğu ilah başka türlü varolamazdı. eleştirisinin ortadan kaybolamayacak olması bunun kanıtı.
budur. Sanat, aynı anda iki ayrı anlama sahip olabilme - hem çağdaş sanat hem de klasik sanat
bu özelliğe sahiptir- dolayısıyla iki ayrı strateji güdebilme gibi bir özelliğe sahiptir. Bu
özelliklerden biri dünyaya ve gerçekliğe ait tüm izleri yok etme içtepisi, diğeriyse sanatın
dünyaya ve gerçekliğe ait izleri yok etmesini engelleme içtepisidir. Michaux’nun sözleriyle
ifade edecek olursak sanatçı: “ Tüm gücüyle dünyada iz bırakmama gibi temel bir içtepiye
karşı direnen kişidir”.
Sanat artık imge düşmanı (ikonoklast) bir şeye dönüşmüştür. Modern imge düşmanlığı
kendini imgeleri yok etme şeklinde değil, sınırsız sayıda bomboş, üstünde görülebilecek
hiçbir şey olmayan imgeler üretmek şeklinde göstermektedir.
Bunlar sözcüğün gerçek anlamında geride iz bırakmayan imgelerdir. Estetik açıdan
üstünde bile durmaya değmeyecek şeyler olmakla birlikte kaybolup giden bir şeyleri
anımsattıkları söylenebilir. Bir sırları varsa o da budur. Simülasyon işte böyle bir sırra
sahiptir. Gerçek dünya simülasyonun başladığı yerde bitmekle kalmayıp bu aşamadan sonra
gerçek dünya
hakkında soru sormanın da bir anlamı kalmamaktadır.
Biraz kafa yorulduğunda Bizanslı ikonoklastların da (ikonlardan nefret edenler ) aynı
sorundan muzdarip oldukları görülmektedir. ikonolatrlar (ikonlara tapanlar) zeki insanlar olup
Tanrı’yı şanına yakışır bir şekilde temsil eden resimler yaptıkları iddiasındaydılar. Oysa
yaptıkları Tanrı’yı simüle eden resimler, gerçekte onun varlığı konusunda yapılan
tartışmaların göz ardı edilmesine hizmet ediyorlardı. Üretilen her Tanrı imgesi onun varlığının
sorgulanmasını engellemek amacıyla uydurulmuş bir bahaneye benziyordu. Aslında her imge
Tanrı diye bir varlığın olmadığını göstermeye yarıyordu. Tanrının ölmüş olduğunu değil,
ortadan kaybolmuş olduğunu yani ortada yanıtlanması gereken bir soru olmadığını
göstermeye yarıyordu. Tanrının varlığı yada yokluğu gibi bir sorun simülasyon yöntemiyle bir
çözüme kavuşturulmuştu.
Ama burada Tanrının imgelerin arkasına gizlenerek ortadan kaybolma gibi bir strateji
güttüğü de söylenebilir. imgelerin varlığından yararlanan Tanrı, geride iz bırakmama
içtepisine boyun eğerek ortadan kaybolmuş olabilir. Böylelikle de kehanetin gerçekleştiği
yani bir simülasyon dünyasında daha doğrusu göstergenin en önemli işlevinin bir yandan
gerçekliğin ortadan kaybolmasını sağlamak, diğer yandan da ortadan kaybolduğunu gizlemek
olduğu bir dünyada yaşadığımız söylenebilir. Sanatın da bundan başka bir şey yapmadığı
söylenebilir
çok başarılı gibi duran ikna edici bir yazı. ama biraz deşildiğinde eleştirdiği her şeyi içinde barındıran da bir yazı. bence baudrillard da döneminde eleşirdiği her şey gibi bir düzenbazdı. zira karşıt söylemin beden bulduğu ilah başka türlü varolamazdı. eleştirisinin ortadan kaybolamayacak olması bunun kanıtı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar