bugün
- dem parti3
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi7
- çocuğa tecavüz eden adamın kurşuna dizilmesi5
- spor yapmak2
- gocunun freddy travması6
- ayşen gruda4
- pkk lılara af çıkması5
- adnan oktar vs fethullah gülen3
- victor osimhen8
- pazar kahvaltı klasikleriniz6
- cansever16
- futbol24
- namuslu filmi3
- kışlık domates konservesi yapmak5
- behlül bihter sevişmesinin reyting rekoru kırması5
- 09 ağustos 2026 istanbul da sağanak ve rüzgar uyar2
- okanınçükü2
- anın görüntüsü10
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- aym memur emeklilerine seyyanen zam kararı3
- türkiye pazar günü yeni bir sabaha uyanacak6
- galatasaray ın yine başını alması2
- çinliler4
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj2
- okan buruk4
- naif insanlar4
- çirkef galatasaray5
- özgür özel3
- a9 tv2
- pocoyo daki pato'nun çok yakışıklı olması3
- almanya11
- katlanır bisiklet2
- enflasyon hedefinin tutmaması4
- lisede kızlara şiir okuyanlar şimdi ne yapıyor3
- ülke gündemini umursamamak4
- 9 ağustos 2026 gaziantep depremi3
- magnezyum ve colagen kullanmak6
- galatasaray14
- dünyanın 10 da birinin solak olması5
- zorunlu eğitim8
- sabah kahvesi5
- vfb stuttgart7
- bir bayanı kötü adamların elinden kurtarmak5
- italya7
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- fc internazionale milano6
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- günlük tutan erkek10
- borussia dortmund5
- ocakta doğmuş adamdan madam mı olur sorunsalı2
baskı üzerine kurulu bir rejimin ne ölçüde alçaklaşabileceğini gözler önüne seren devlet yapılanması.
--spoiler--
senar er'in çeteyle karşılaşması bir telefonla başlar. ilk olarak 10 temmuz 1994'te jitem'den aradığını söyleyen biri telefon açar. er'e uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı gerekçesi ile adının ölüm listesinde olduğunu söyleyip, adının silinmesi için 100 bin mark ister. telefondaki kişi paranın ziraat bankası'nın ankara heykel şubesi'ne, ahmet demir adına yollanmasını ister. ahmet demir, yeşil kod adlı mahmut yıldırım'ın kullandığı sahte kimliklerden biridir. ikinci telefon bir buçuk ay sonra gelir. bu kez yeşil'in ekibinden pkk itirafçısı alaattin kanat arayarak parayı ödemezse sonunun behçet cantürk gibi olacağını söyler. 24 temmuz 1991'de pkk'dan kaçarak emniyet güçlerine teslim olan kanat, önce itirafçı olup ceza indiriminden faydalanmış, 21 haziran 1994 tarihinde de vatani görevi için askere alınmıştı. askerde olması gerekirken bu fidye olayında ortaya çıkıyordu. er, fidye talebini doğrudan polise ihbar eder. parayı teslim etmek için 22 eylül 1994 günü silivri'deki buluşma adresine gittiğinde baskın düzenleyen polis alaattin kanat'ı yakalar. mahkeme önüne çıkarılarak tutuklanan kanat, 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılır. er, 1995'in başında üçüncü kez aranır: "bu sefer diyarbakırlı işadamı lokman ç. aradı. 'bana parayı öde, yoksa ailene zarar verilecek.' dedi. iki hafta sonra 15 nisan 1995'te 75 yaşındaki babam kadir keremoğlu van'da kaçırıldı. resmi makamlara başvurdum ama sonuç alamadım. birkaç gün sonra lokman ç. bir daha aradı ve beni ankara'ya çağırdı. bu şahsın ankara'daki ofisinde özel harp dairesi'nden olduğunu söyleyen nafiz k. ve yardımcısı murat a. ile buluştuk. babama karşılık bir milyon mark istediler. tabii ben buluşmaya gitmeden emniyete haber verdim, baskın yapıp yakalasınlar bunları diye. ama adamlar elini kolunu sallayarak gitti."
yakalattığı itirafçı peşine düştü
senar er, olayın bundan sonrasını şöyle anlatıyor: "bu olayı görünce artık babamı böyle kurtaramayacağımı anladım. dyp hakkari milletvekili mustafa zeydan'ın aracılığıyla dönemin emniyet genel müdürü mehmet ağar'la görüştüm. o da durumu özel harekât dairesi başkanı ibrahim şahin'e havale etti. meğer ciğeri kediye teslim etmişiz, nerden bilelim? bu görüşmeden birkaç gün sonra nazif k., beni aradı ve 'bu iş artık bitti' dedi. babamı öldürmüşlerdi. babamın öldürüldüğünü bizzat yeşil'den öğrendim. yüksekova'dan hakkari'ye getirirken helikopterden atmışlar. benim peşime de istanbul'da yakalattığım itirafçı alaattin kanat'ı takmışlardı. hapiste olması gerekirken benim peşimden van'a gelmişti. kanat, burada silahlı saldırıya uğrayınca artık peşimi bıraktı." savcılık kayıtları senar er'i doğruluyor. kayıtlara göre alaattin kanat, itirafçılık yasası çerçevesinde ekim 1994-ekim 1995 arasında 20 kez savcılık izniyle hapisten çıkarılmış.
aynı dönemde senar er'e ait iki şehirlerarası otobüs de yakıldı. resmi açıklamalarda otobüslerin pkk tarafından yakıldığı belirtildi. er, 'baktım canımı kurtaramayacağım, kaçmaya başladım. soyadımı değiştirdim. izimi kaybettirdim." diyor. senar er, yıllardır sürdürdüğü kaçak hayattan yeni yeni kurtuluyor. uzun zamandır kapalı olan petrol istasyonunu bu yıl faaliyete sokmuş. er, bugünkü düşüncelerini şöyle ifade ediyor: "bütün o çeteler bu ergenekon'un uzantılarıydı. davaya müdahil olmak için başvurduk. hakkımızı sonuna kadar arayacağız. tazminat davası da açacağım. bazen televizyondan izliyoruz. ergenekoncular için 'ne suçları var ki, içeri attılar.' diyorlar. 75 yaşındaki babamın ne suçu vardı peki? şimdi bu işlerin başındakiler içeride. bizimle muhatap olanlar jitem'in tetikçileriydi. jitem'i kurduğunu söyleyenler şimdi içeride. devlete gittiğimizde de yine onların adamlarıyla muhatap olup iyice batağa saplanıyorduk. bu ergenekon davası başlayınca bizim de biraz güvenimiz geldi. kimsenin dokunulmaz olmadığını gördük. yeni yeni dışarı çıkabiliyoruz."
http://aktifhaber.com/news_detail.php?id=192418
--spoiler--
--spoiler--
senar er'in çeteyle karşılaşması bir telefonla başlar. ilk olarak 10 temmuz 1994'te jitem'den aradığını söyleyen biri telefon açar. er'e uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı gerekçesi ile adının ölüm listesinde olduğunu söyleyip, adının silinmesi için 100 bin mark ister. telefondaki kişi paranın ziraat bankası'nın ankara heykel şubesi'ne, ahmet demir adına yollanmasını ister. ahmet demir, yeşil kod adlı mahmut yıldırım'ın kullandığı sahte kimliklerden biridir. ikinci telefon bir buçuk ay sonra gelir. bu kez yeşil'in ekibinden pkk itirafçısı alaattin kanat arayarak parayı ödemezse sonunun behçet cantürk gibi olacağını söyler. 24 temmuz 1991'de pkk'dan kaçarak emniyet güçlerine teslim olan kanat, önce itirafçı olup ceza indiriminden faydalanmış, 21 haziran 1994 tarihinde de vatani görevi için askere alınmıştı. askerde olması gerekirken bu fidye olayında ortaya çıkıyordu. er, fidye talebini doğrudan polise ihbar eder. parayı teslim etmek için 22 eylül 1994 günü silivri'deki buluşma adresine gittiğinde baskın düzenleyen polis alaattin kanat'ı yakalar. mahkeme önüne çıkarılarak tutuklanan kanat, 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılır. er, 1995'in başında üçüncü kez aranır: "bu sefer diyarbakırlı işadamı lokman ç. aradı. 'bana parayı öde, yoksa ailene zarar verilecek.' dedi. iki hafta sonra 15 nisan 1995'te 75 yaşındaki babam kadir keremoğlu van'da kaçırıldı. resmi makamlara başvurdum ama sonuç alamadım. birkaç gün sonra lokman ç. bir daha aradı ve beni ankara'ya çağırdı. bu şahsın ankara'daki ofisinde özel harp dairesi'nden olduğunu söyleyen nafiz k. ve yardımcısı murat a. ile buluştuk. babama karşılık bir milyon mark istediler. tabii ben buluşmaya gitmeden emniyete haber verdim, baskın yapıp yakalasınlar bunları diye. ama adamlar elini kolunu sallayarak gitti."
yakalattığı itirafçı peşine düştü
senar er, olayın bundan sonrasını şöyle anlatıyor: "bu olayı görünce artık babamı böyle kurtaramayacağımı anladım. dyp hakkari milletvekili mustafa zeydan'ın aracılığıyla dönemin emniyet genel müdürü mehmet ağar'la görüştüm. o da durumu özel harekât dairesi başkanı ibrahim şahin'e havale etti. meğer ciğeri kediye teslim etmişiz, nerden bilelim? bu görüşmeden birkaç gün sonra nazif k., beni aradı ve 'bu iş artık bitti' dedi. babamı öldürmüşlerdi. babamın öldürüldüğünü bizzat yeşil'den öğrendim. yüksekova'dan hakkari'ye getirirken helikopterden atmışlar. benim peşime de istanbul'da yakalattığım itirafçı alaattin kanat'ı takmışlardı. hapiste olması gerekirken benim peşimden van'a gelmişti. kanat, burada silahlı saldırıya uğrayınca artık peşimi bıraktı." savcılık kayıtları senar er'i doğruluyor. kayıtlara göre alaattin kanat, itirafçılık yasası çerçevesinde ekim 1994-ekim 1995 arasında 20 kez savcılık izniyle hapisten çıkarılmış.
aynı dönemde senar er'e ait iki şehirlerarası otobüs de yakıldı. resmi açıklamalarda otobüslerin pkk tarafından yakıldığı belirtildi. er, 'baktım canımı kurtaramayacağım, kaçmaya başladım. soyadımı değiştirdim. izimi kaybettirdim." diyor. senar er, yıllardır sürdürdüğü kaçak hayattan yeni yeni kurtuluyor. uzun zamandır kapalı olan petrol istasyonunu bu yıl faaliyete sokmuş. er, bugünkü düşüncelerini şöyle ifade ediyor: "bütün o çeteler bu ergenekon'un uzantılarıydı. davaya müdahil olmak için başvurduk. hakkımızı sonuna kadar arayacağız. tazminat davası da açacağım. bazen televizyondan izliyoruz. ergenekoncular için 'ne suçları var ki, içeri attılar.' diyorlar. 75 yaşındaki babamın ne suçu vardı peki? şimdi bu işlerin başındakiler içeride. bizimle muhatap olanlar jitem'in tetikçileriydi. jitem'i kurduğunu söyleyenler şimdi içeride. devlete gittiğimizde de yine onların adamlarıyla muhatap olup iyice batağa saplanıyorduk. bu ergenekon davası başlayınca bizim de biraz güvenimiz geldi. kimsenin dokunulmaz olmadığını gördük. yeni yeni dışarı çıkabiliyoruz."
http://aktifhaber.com/news_detail.php?id=192418
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar