bugün
- yazarların en sevdiği sözler9
- kadir inanır ın buket saygı yı taciz etmesi13
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle19
- kiraz cicegi kolonyasi34
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı21
- yazarların en sevdiği meyve7
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi12
- iş sözleşmesinde 5 yıl hamile kalamaz maddesi11
- sözlük yazarlarının tatlıları20
- neden kadın ayağına ilgi duyulduğu sorusu8
- midye8
- mantra grubu6
- 10 temmuz 20265
- 1000 liralık boxer giymek5
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen17
- ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler6
- smallville dizisinde ki meteor ucubeleri2
- kürdistan5
- fas11
- fransa8
- izlenilen ilk yabancı dizi10
- trump a kafa atmak2
- sevgiliyle yapılabilecek en güzel aktivite6
- kuran da namazın olmaması21
- john glover2
- 30 gün psikiyatri servisinde yatmak2
- seksting yapacak yazarlar veritabanı6
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- corona sonrası dünya düzeni4
- kadın yazarların kavga etmesi11
- uzun ilişki sürdürmenin sırları4
- sanal oyunda bir kızla seks yapmak2
- johnny sinsin araba vurdurması4
- söylemek istenilenler4
- ayakseverlik5
- sevgiliyle yemek yaparken sevişmeye başlamak6
- bonnie tyler5
- velvet38
- 2026 dünya kupası24
- canım dilaram2
- fiat 131 vs peugeot 5043
- uludağ sözlük kızlarının güzel olması7
- kristin kreuk2
- askerde günde iki kere duş alan erkek12
- futbol21
- menemen4
- tabağında yemek bırakan erkek5
- sevilen bilgisayar oyununu üç kelime ile anlatmak3
- saraca finch house25
- düşün ki o bunu okuyor6
aslında kitabı çok isteyerek almıştım (kitabın vergiden kaçırmak için bizzat yayınevi tarafından korsan basılması da bahs-i diğer). o günlerde öfkemi boşaltacak bir şeyler arıyordum. ağlamak için kitabı açtım. fonda cem karaca'dan deniz üstü köpürür türküsü... daha ilk sayfalarda ağlıyorum. ağlıyorum ki kimsenin kalbini kırmayam. ilk sayfalar kupkuru ama olsun ağlayacağım. sayı değerleri, şehir, insan isimleri... bir iki hiç duymadığınız ad var ki anlıyorsunuz hemen, bu da kurgu kahraman diye. sonra bir cümlede büyü bozuldu. işte kurtuluş savaşımız, kadının erkekle aynı ortamda bulunabilmesi adına da verilen bir savaşmış efendim. muallimeler erkeklerle toplantıya katılıyorlar. ne biçim bir azim bu. işte gözlerimden yaş değil kan aktı bu cümleyi okuyunca.
evet biz asırlardır kadınımızı toplumdan soyutlamıştık efendim. kurtuluş savaşı bir yerde kadının cemiyete dahil olma, başını açma savaşıydı. nene hatunlar, elif bacılar, hacer analar, gülsüm çavuşlar... işte hep başlarını açmak, erkeklerle yan yana oturmak, discolarda dans edip coşmak, plajlarda serbestçe güneşlenebilmek için savaştılar. sırf bunun için bebeklerinin üstündeki peştemalı alıp mermilerin üzerine serdiler. hatta baş örtülerini de serdiler ki mermilerin üstüne, millet başı açık kadına alışırken bu mermi korumak da bahane olsun.
atatürk'ün ya da turgut özakmanvari atatürkçülerin sosyete özeni, kadının açılması fantezisi kurtuluş savaşına da cumhuriyet dönemine de mâl edilemez. kadını erkekli çevrelere cumhuriyet mi soktu sanıyorsunuz? en yenilikçi, en medeniyetçi biz miyiz diyorsunuz?
islâm'dan sonra kadının açılması ve erkekle aynı meclislere girmesi özeni türk tarihinde osmanlı'yla başlar. cumhuriyet çocukları, siz osmanlı'nın yeniliğine, padişahlığın kazanımlarına hayransınız! onlar kadar batı hayranısınız, kendinizi batıya karşı onlar kadar aşağılık hissediyorsunuz. bugün belki paris'ten, londra'dan gelinlik, parfüm, tuvalet getirmeyi saçma buluyorsunuz (belki o kadar bile değil ya neyse); ama sosyete özeninin ne zaman başladığını ve kime özendiğinizi bilmiyorsunuz.
bu arada siz sosyete kelimesinin mânasını biliyor musunuz?
hâsıl-ı kelâm turgut özakman kendi ideoloji ve ruh hâlini istiklal harbi'ne giydirmeye çalışmış; edebiyat veya tarih sahalarına alınamayacak kadar şahsî bir ürün ortaya çıkarmıştır.
her şeyden önce topladığınız bilgileri romana yedirmeye çalışıyorsanız, kurmacada üstün stratejileriniz olmalı ve manevralarınızı okuyanın gözüne sokmadan, el altından yapmalısınız. tarih romancılığı sadece belge ve rakamla olmaz.
evet biz asırlardır kadınımızı toplumdan soyutlamıştık efendim. kurtuluş savaşı bir yerde kadının cemiyete dahil olma, başını açma savaşıydı. nene hatunlar, elif bacılar, hacer analar, gülsüm çavuşlar... işte hep başlarını açmak, erkeklerle yan yana oturmak, discolarda dans edip coşmak, plajlarda serbestçe güneşlenebilmek için savaştılar. sırf bunun için bebeklerinin üstündeki peştemalı alıp mermilerin üzerine serdiler. hatta baş örtülerini de serdiler ki mermilerin üstüne, millet başı açık kadına alışırken bu mermi korumak da bahane olsun.
atatürk'ün ya da turgut özakmanvari atatürkçülerin sosyete özeni, kadının açılması fantezisi kurtuluş savaşına da cumhuriyet dönemine de mâl edilemez. kadını erkekli çevrelere cumhuriyet mi soktu sanıyorsunuz? en yenilikçi, en medeniyetçi biz miyiz diyorsunuz?
islâm'dan sonra kadının açılması ve erkekle aynı meclislere girmesi özeni türk tarihinde osmanlı'yla başlar. cumhuriyet çocukları, siz osmanlı'nın yeniliğine, padişahlığın kazanımlarına hayransınız! onlar kadar batı hayranısınız, kendinizi batıya karşı onlar kadar aşağılık hissediyorsunuz. bugün belki paris'ten, londra'dan gelinlik, parfüm, tuvalet getirmeyi saçma buluyorsunuz (belki o kadar bile değil ya neyse); ama sosyete özeninin ne zaman başladığını ve kime özendiğinizi bilmiyorsunuz.
bu arada siz sosyete kelimesinin mânasını biliyor musunuz?
hâsıl-ı kelâm turgut özakman kendi ideoloji ve ruh hâlini istiklal harbi'ne giydirmeye çalışmış; edebiyat veya tarih sahalarına alınamayacak kadar şahsî bir ürün ortaya çıkarmıştır.
her şeyden önce topladığınız bilgileri romana yedirmeye çalışıyorsanız, kurmacada üstün stratejileriniz olmalı ve manevralarınızı okuyanın gözüne sokmadan, el altından yapmalısınız. tarih romancılığı sadece belge ve rakamla olmaz.
Gündemdeki Haberler