bugün
- mustafa kemal atatürk12
- ona bir cümle bırak5
- 104 artı 5 oynanırken feci bastıran uyku3
- kız gruplarının yükselmesi2
- onur yürüyüşüne katılanların chpye oy vermesi7
- yazarların özlü sözleri10
- filistin in ermeni soykırımını tanıması34
- sözlükten maaş almak3
- türklerin soykırımdaki ustalığı15
- deniz göktaş12
- erkekler neden evlenmekten kaçıyor15
- günlerin artık kısalıyor olması5
- ölüm6
- diyarbakır kürt dili konferansı5
- hangi sözlük yazarının tipini merak ediyorsunuz21
- pandela12
- okuyacak askere gidecek iş bulacak evleneceksin2
- insan sevdiği adama şans verir5
- sözlüğe güzel bir kız bırak5
- iphone pil ömrünü uzatmanın etkili yolları4
- bir günde 10 defa otuz bir çekmek5
- anın görüntüsü26
- seksting5
- anadolu dilleri2
- diamond bey birader koştursun kampanyası4
- 29 haziran 2026 brezilya japonya maçı10
- 2026 dünya kupası38
- ibadet5
- aşk8
- türklerin medeniyet kuramama nedeni15
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- iyi geceler sevgilim2
- sözlüğün troll kaynaması2
- hastanedeyim ful kadınlar hasta8
- futbol32
- iyi gelen ne varsa hep sensin işte4
- sözlükten giden yazarlar4
- velvet45
- yerel tohum fidesi satmak cezayla yasaklanmış2
- atatürk heykellerinin gereksizliği2
- sma dilencileri2
- solaris2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak14
- evde makarna yapmanın maliyeti8
- sözlüğün aptal kaynaması15
- fala inanan insan zekası2
- sosyoloji okuyan erkek4
- en son ne yediniz6
- almanya paraguay maçını kim kazansın3
- ziya gökalp5
sıfırdan zirveye gelen bir adamın hayatına samimi bir bakış. Atatürk'ün neden toplumun gözünde bu kadar benimsendiğini ipuçlarını film / belgesel boyunca kulağımıza fısıldıyor Can Dündar. Çünkü o toplumun çoğunluğunun içinde olduğu alt sınıftan gelmiş bir insan. bizimle aynı zevkleri, aynı endişeleri, aynı hisleri paylaşan biri. aynı türkülerden zevk alan, aynı rakıyı içen mütevazi ve bizden biri.
Manastır'da askeri lisede okurken parasızlıktan hafta sonları çarşı iznine çıkamayan çocuk, ikinci evliliğini yapmış annesine kızgın olan çocuk, istanbul'u ilk kez 18 yaşında, harp okulunda okumaya geldiği zaman gören çocuk, hayatı boyunca hayatın sillelerini yiyip durmuş. 1904'teki mezuniyetinden 1919'a kadar savaşmadığı cephe, mücadele etmediği ordu kalmayan bu idealist insana olan saygınız film boyunca katlanarak artıyor.
Ancak 1923'te cumhurbaşkanı seçildikten sonra kısmen rahata eriyor o. 1919'da kaçak bir Osmanlı paşası olarak gittiği Anadolu'da, yalnızca 4 yıl sonra, yeni bir devlet inşa ediyor kendi liderliğinde. ondan sonrası ama, belki daha trajik. özellikle 1930'larda, giderek yalnızlaşan, depresifleşen bir insan çıkıyor karşımıza. günde 3 paket sigara, 15 bardak kahve, 1 büyük rakıya değil 1 tane, 10 tane karaciğer bile dayanmaz. bir toplumda yapabileceği her şeyi gerçekleştirmiş ve yolun sonuna gelmiş bir adamın yalnızlığı söz konusu. artık gidebileceği deniz kalmamış bir kaptanın beyni saat gibi gene de çalışırken, vücudu iflas ediyor, giderek iflas.
1937 yılında, parlamentonun açış konuşmasını yaparken, ilhamımızı gökten indirildiği sanılan kitaplardan almıyoruz cümlesini duyunca adeta kanım dondu.. herkesin kendi inancı gerçi, saygımız sonsuz ama insanların bir çoğunun da onun bu sözünü bilmediği ortada bir şey.
Manastır'da askeri lisede okurken parasızlıktan hafta sonları çarşı iznine çıkamayan çocuk, ikinci evliliğini yapmış annesine kızgın olan çocuk, istanbul'u ilk kez 18 yaşında, harp okulunda okumaya geldiği zaman gören çocuk, hayatı boyunca hayatın sillelerini yiyip durmuş. 1904'teki mezuniyetinden 1919'a kadar savaşmadığı cephe, mücadele etmediği ordu kalmayan bu idealist insana olan saygınız film boyunca katlanarak artıyor.
Ancak 1923'te cumhurbaşkanı seçildikten sonra kısmen rahata eriyor o. 1919'da kaçak bir Osmanlı paşası olarak gittiği Anadolu'da, yalnızca 4 yıl sonra, yeni bir devlet inşa ediyor kendi liderliğinde. ondan sonrası ama, belki daha trajik. özellikle 1930'larda, giderek yalnızlaşan, depresifleşen bir insan çıkıyor karşımıza. günde 3 paket sigara, 15 bardak kahve, 1 büyük rakıya değil 1 tane, 10 tane karaciğer bile dayanmaz. bir toplumda yapabileceği her şeyi gerçekleştirmiş ve yolun sonuna gelmiş bir adamın yalnızlığı söz konusu. artık gidebileceği deniz kalmamış bir kaptanın beyni saat gibi gene de çalışırken, vücudu iflas ediyor, giderek iflas.
1937 yılında, parlamentonun açış konuşmasını yaparken, ilhamımızı gökten indirildiği sanılan kitaplardan almıyoruz cümlesini duyunca adeta kanım dondu.. herkesin kendi inancı gerçi, saygımız sonsuz ama insanların bir çoğunun da onun bu sözünü bilmediği ortada bir şey.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar