bugün
- sözlükler arası savaş çıksa6
- latte içen erkek4
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz8
- çaya şeker atan erkek3
- en gey özelliğiniz3
- ütü10
- iq düşüren şeyler3
- sözlü kızları cinsel ihtiyacını nasıl karşılıyor3
- zaman2
- sevda gazozcusu2
- uludağ sözlük çeteleri9
- tinder'ı mastürbasyon için kullanmak2
- ütü ile yemek yapmak3
- anın fotoğrafı14
- sözlük yazarları nerede sorunsalı4
- gocu bak bi5
- aylık 423 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- en boktan on yıl7
- yazılım öğrenmeye yeni başlayanların ortak hatası2
- çabasız şıklık3
- akşam esintisi3
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- 2 ağustos 2026 kim milyoner olmak ister programı3
- beyler çok acil bakar mısınız4
- arkadaşlar neden beni kimse sevmiyor4
- saat2
- davetsiz misafir2
- patates kızartması2
- demokratik sol parti3
- altın oran kaş3
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye2
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu2
- türkiye de fiyatların çok uygun olması2
- dede torun ilişkisi2
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- 2 ağustos dünya yakışıklılar günü5
- red flag erkek listesi9
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- yüksek sesle gülmek6
- kuran ı kerim meali4
- menemen9
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- atatürk'ü sevmeyen tsk subayları6
- 2028 yılında ak partiye oy verecek yazarlar2
- hırvatistan14
- udinese calcio2
- ak parti sevdalısı yazarlar3
- seri gizli artı oy veren melek6
- çalışmak güzel olsaydı üstüne para vermezlerdi5
- evlenirsek 12 adet adana burması isterim diyen kız4
"ahmet hamdi başar'ın kitabı dolayısıyla 27 mayıs üzerine düşünceler" adında bir makalesi var.
biraz şımarıkça ve kendimi övüyormuş gibi olacak ama bir noktaya değinmem gerekiyor. ahmet hamdi başar diye bir türkiye entelektüeli var ki mümaileyh bu toprakların gördüğü en sıradışı entelektüellerden biridir nazarımda. kendisini tamamen kendi kendime, arkeolojik çalışmalarımla keşfettim. ve bununla da epey iftihar ettim. zira ahmet hamdi'yi türkiye'de tanıyan pek az kişi olduğundan eminim. zaten murat belge de yazdığı yukarıda adı geçen makalede ahmet hamdi'nin yeterince tanınmadığını söyleyerek söze başlamış. bu noktada murat belge ile farklı zamanlarda ve mekanlarda aynı nefesi üfleyebildiğimize sevindim. yani murat belge adına sevindim. ehe. neyse devam edeyim.
başar'ın çoğu zaman içinde yaşadığı zamanın ötesinde bir figür ile karşılaşıyoruz. türkiye'nin uzun 1950'li yıllarında -hatta 1930'lardan beri belki de- siyasi tartışmaların hemen her büyük başlığınun öncülü, atası sayılabilecek kadar iyi koku alabilen kesin bir gözlemci. bu düşüncemi murat belge olayı bir adım daha ileri götürmüş. ahmet hamdi için ilk atütçülerimizden biridir, demiş. bunu not ettikten sonra belge'den bir alıntı ile devam edelim.
"burada ahmet hamdi'nin kitabında anlattığı şeylerin yanısıra, coğu kitapta hiç de ilginç olmayan birinci sayfa, yani yayıncının, yayınlanma tarihinin yazıldığı sayfa çok önemlidir. tamamladığı kitaba yazdığı ilk önsözü 27 mayıs 1960'dan birkaç gün önce bitirmiş, ama bazı nedenlerle kitabın yayınlanmasının biraz ertelenmiştir. kitap aynı yılın haziran ayında, arada geçen mutlu olaya ahmet hamdi'nin şükranını dile getiren ikinci bir önsözle yayınlanır. yayımcı daha da ilginçtir: amerkan bord neşriyat heyeti!"
devamla
"27 mayıs'dan bu kadar kısa bir zaman önce amerikan bord neşriyat heyeti gibi bir kuruluşun amerikan hükümetinin onayı olmadan böyle bir kitabı basması mümkün değildir. bu ise ancak tek bir şeyi gösterebilir. amerika 27 mayıs arefesinde, en azından iki alternatifli oynuyordu. yani 27 mayıs darbesini hayırhah bir tutumla karşılamaya hazırdı. 27 mayıs'a birkaç gün kala kitabın baskısının durdurulması -ama nisan'da başlayan üniversite olayları sırasında baskı devam ediyordu herhalde- başlıca hedefi menderes'i yıpratmak olan bu kitabın bu işlevinin artık geçersiz olduğu bilgisine dayanmış olmalıdır. aynı kitabın haziran'daki işlevi ister istemez biraz değişiktir. bu sefer, düşen menderes iktidarının düşürülmesini meşrulaştırmaya, yeni gelenlere kucak açmaya yarayacaktı."
açıkçası ahmet hamdi'nin hatıratını -hem 1960'taki hem de yakınlarda kitaplaştırılan- satır satır okumuş ve hatta elli sayfa kadar da not tutmuş biriyim. ama bu ayrıntıyı görememiştim. murat belge çok ilginç şekilde altını çizmiş. öte yandan,
"ahmet hamdi'nin çeşitli çelişkileri arasında bir tanesi de "kapitalist teorisyen" deyimiyle özetlenebilir belki. teorisyenin sosyalistine alışığızdır, dünya tarihinde kapitalizmin öyle çok sayıda terisyenine yani başarılı teorisyenine pek rastlanmaz. rostow gibileri, gerçek bir teorisyen olmaktan çok dünya ekonomisinde söz sahibi bir emperyalist ülkenin dünyaya empoze etmek istediği ekonomik tedbirlerin sözcüsü, formül yazıcısıdır. yani teorisyen gibi saygıdeğer bir sıfatı pek haketmez öyleleri."
çok hoşuma gitti bu alıntı.
"aslında servet yapma bir ülkü olduktan sonra, hiçbir türlüsünün arasında fazla fark yoktur. çünkü bu servet eninde sonunda bir yerden yapılacaktır. fakat sadece kültüreldir, serveti yapanla mülksüzleşen arasındaki ilişki ne kadar dolaylı olursa sonuç da o kadar uygar görünür."
"bazı uzak görüşlü adamların talihsizliği, biraz fazla uzağı görmek, o fazla uzakla bugün arasındaki mesafede olup bitecekleri yanındakilere anlatamayacaktır."
iki alıntı da son detece klas.
biraz şımarıkça ve kendimi övüyormuş gibi olacak ama bir noktaya değinmem gerekiyor. ahmet hamdi başar diye bir türkiye entelektüeli var ki mümaileyh bu toprakların gördüğü en sıradışı entelektüellerden biridir nazarımda. kendisini tamamen kendi kendime, arkeolojik çalışmalarımla keşfettim. ve bununla da epey iftihar ettim. zira ahmet hamdi'yi türkiye'de tanıyan pek az kişi olduğundan eminim. zaten murat belge de yazdığı yukarıda adı geçen makalede ahmet hamdi'nin yeterince tanınmadığını söyleyerek söze başlamış. bu noktada murat belge ile farklı zamanlarda ve mekanlarda aynı nefesi üfleyebildiğimize sevindim. yani murat belge adına sevindim. ehe. neyse devam edeyim.
başar'ın çoğu zaman içinde yaşadığı zamanın ötesinde bir figür ile karşılaşıyoruz. türkiye'nin uzun 1950'li yıllarında -hatta 1930'lardan beri belki de- siyasi tartışmaların hemen her büyük başlığınun öncülü, atası sayılabilecek kadar iyi koku alabilen kesin bir gözlemci. bu düşüncemi murat belge olayı bir adım daha ileri götürmüş. ahmet hamdi için ilk atütçülerimizden biridir, demiş. bunu not ettikten sonra belge'den bir alıntı ile devam edelim.
"burada ahmet hamdi'nin kitabında anlattığı şeylerin yanısıra, coğu kitapta hiç de ilginç olmayan birinci sayfa, yani yayıncının, yayınlanma tarihinin yazıldığı sayfa çok önemlidir. tamamladığı kitaba yazdığı ilk önsözü 27 mayıs 1960'dan birkaç gün önce bitirmiş, ama bazı nedenlerle kitabın yayınlanmasının biraz ertelenmiştir. kitap aynı yılın haziran ayında, arada geçen mutlu olaya ahmet hamdi'nin şükranını dile getiren ikinci bir önsözle yayınlanır. yayımcı daha da ilginçtir: amerkan bord neşriyat heyeti!"
devamla
"27 mayıs'dan bu kadar kısa bir zaman önce amerikan bord neşriyat heyeti gibi bir kuruluşun amerikan hükümetinin onayı olmadan böyle bir kitabı basması mümkün değildir. bu ise ancak tek bir şeyi gösterebilir. amerika 27 mayıs arefesinde, en azından iki alternatifli oynuyordu. yani 27 mayıs darbesini hayırhah bir tutumla karşılamaya hazırdı. 27 mayıs'a birkaç gün kala kitabın baskısının durdurulması -ama nisan'da başlayan üniversite olayları sırasında baskı devam ediyordu herhalde- başlıca hedefi menderes'i yıpratmak olan bu kitabın bu işlevinin artık geçersiz olduğu bilgisine dayanmış olmalıdır. aynı kitabın haziran'daki işlevi ister istemez biraz değişiktir. bu sefer, düşen menderes iktidarının düşürülmesini meşrulaştırmaya, yeni gelenlere kucak açmaya yarayacaktı."
açıkçası ahmet hamdi'nin hatıratını -hem 1960'taki hem de yakınlarda kitaplaştırılan- satır satır okumuş ve hatta elli sayfa kadar da not tutmuş biriyim. ama bu ayrıntıyı görememiştim. murat belge çok ilginç şekilde altını çizmiş. öte yandan,
"ahmet hamdi'nin çeşitli çelişkileri arasında bir tanesi de "kapitalist teorisyen" deyimiyle özetlenebilir belki. teorisyenin sosyalistine alışığızdır, dünya tarihinde kapitalizmin öyle çok sayıda terisyenine yani başarılı teorisyenine pek rastlanmaz. rostow gibileri, gerçek bir teorisyen olmaktan çok dünya ekonomisinde söz sahibi bir emperyalist ülkenin dünyaya empoze etmek istediği ekonomik tedbirlerin sözcüsü, formül yazıcısıdır. yani teorisyen gibi saygıdeğer bir sıfatı pek haketmez öyleleri."
çok hoşuma gitti bu alıntı.
"aslında servet yapma bir ülkü olduktan sonra, hiçbir türlüsünün arasında fazla fark yoktur. çünkü bu servet eninde sonunda bir yerden yapılacaktır. fakat sadece kültüreldir, serveti yapanla mülksüzleşen arasındaki ilişki ne kadar dolaylı olursa sonuç da o kadar uygar görünür."
"bazı uzak görüşlü adamların talihsizliği, biraz fazla uzağı görmek, o fazla uzakla bugün arasındaki mesafede olup bitecekleri yanındakilere anlatamayacaktır."
iki alıntı da son detece klas.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar