bugün
- favlayan yazarın asıl amacı9
- iskilipli atıf hoca17
- kablosuz mouse7
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- otel odasında yalnız kalmak4
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek5
- robert de niro denince akla gelen ilk film4
- herşeyi kusursuz sadece ayağı çirkin olan kız3
- traveler seri oy atınca ay silkecek beni sanmak3
- iş yerinde atletle çalışmak3
- sevimli kafir3
- sözlüğün sapık dolması sorunsalı3
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- pazarama com3
- zenci kadın poposu2
- sarhoş insanlarla dolu partideki tek ayık kişi5
- kasımda aşk başkadır2
- evli bir kadını sikmek3
- hüzünlü bakışlı ünlüler2
- dünürüm haçan sana hamsi yaptum'ye bagayım3
- red flag sözlük yazarları2
- ahmet nazif zorlu6
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi5
- millette manyak para var21
- neden herkes sabah erken kalkmayı erdem sanıyor4
- osmanlı hanedanı3
- tanımadığı kadına tokat atan adam2
- ismail kartal20
- escort ile para kavgası6
- 693
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler2
- 30 liraya satılan tavuk döner15
- nick vermeden bir yazara seslen3
- anın görüntüsü32
- boşandığı eşine araba alan adam8
- sözlük kürdü54
- nar tanelemek5
- okulda ayağa kalkma ritüeli3
- zenci uşağın aniden içeri girmesi5
- gıda çarşısında çalışan yuzır2
- handjob3
- artılama ile manevi gururu ihya edilen kezo2
- geç bas geç bas diye bağıran kişi psikolojisi2
- yere düşen araba anahtarı3
- erken uyanmak4
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı9
- günahlarla yüklü mermi2
- 33 ülkenin stok yapın çağrısı3
- koltukaltını maymun gibi kaşımak3
"Bundan çok çok zaman önce, insanlar yalnızca bir yerde yaşarmış, "unutuş şehri" denilen yerde. ismi böyleymiş çünkü şehrin tam ortasından "unutuş nehri" geçermiş. Yeryüzündeki bütün sular ondan gelir ve ona geri dönermiş.
Bütün su parçaları ondan ayrıldıktan sonra ona dayanılmaz bir özlem duyarmış, ayrıldıklarında kendilerini hatırlar, onla birleştiklerinde ise onda kendilerini unuturlarmış. Bilge insanlardan birisi bu öyküyü duyduğunda kendi kendisine şunu sormuş :
"Bunlar neden kendilerini hatırlamak değil de kendilerini unutmak istiyorlar ? Neden ona özlem duyuyorlar ?"
Buna cevap verilmeden önce anlatılması gereken başka şeyler de varmış.
Nehre yalnızca başka su parçaları katılmazmış, insanlar da o nehre girermiş ve bambaşka kişiler olarak çıkarlarmış. Söylendiğine göre nehir herkesi kabul etmez, kabul etmediklerini kendisinde boğarmış.Başka bir bilge insan da şunu sormuş :
"Nehir neden bazılarımızı boğuyor da, bazılarımıza ölümlüyken ölümsüzlüğü armağan ediyor?"
Bilgenin ölümüyken ölümsüz olmaktan kastettiği, insanların nehre her girişlerinde geçmişte yaşadığı acıları unutmaları ve yalnızca güzellikleri hatırlamalarıymış. Nehir bunlarla da kalmıyor, insanların istediği kaderi onlara bağışlıyormuş" ( Tabi bunlar sadece insanların anlattıkları. )
Fakat insanların yapması gereken bir seçim varmış, o da nehre ne zaman girmeleri gerektiği üzerineymiş. Herkesin bir hakkı varmış, ayrıca nehre girecek olan boğulma riskiyle de karşı karşıyaymış.
Seçim zamanı ve boğulma konusunda anlatılan çeşitli hikayeler varmış, ama en yaygın olanı şuymuş :
"insanlar nehre girecekleri zamanı boğulmaktan korkmadıkları zaman seçmelilermiş, böylece en yüce güzellikler ve sonsuz hayat onlara bahşedilirmiş. Boğulmaktan korkanlar ise insanlıklarından olur, sonsuzluğun sahte bir görünüşünü yaşarmış. Boğulmaktan korkmayanlar ise gerçek sonsuzluğa yol alırmış, gerçek yaşamın en derinlerine...
Bunu çok çeşitli şekillerde yorumlayanlar oluyormuş, ama genel olarak boğulmaktan korkmayanların boğulmadığı düşüncesi hakimmiş.. içlerinden yalnız birkaçı farklı düşünüyormuş. Bunlar içinde de kendisinden en emin olan bir tanesi varmış, Lethe isminde bir genç. Düşüncesini hiç kimseye anlatmamış ve bir gün ansızın meraklı bakışlar altında nehre girivermiş. Onu bir daha gören olmamış. Şehir halkı onun da diğerleri gibi korktuğundan boğulduğunu düşünmüş...
Lethe suya girer girmez sonsuz ışık demeti gözlerini kamaştırmış, suyun içerisinde nefes alabildiğini hissetmiş.. Akıntı onu nehrin en derinlerine çekmiş ve kendini birden daha önce hiç görmediği bir yerde buluvermiş. Etrafına toplananlardan bazılarını tanımış, önceden boğulduğu düşünülen kişilermiş bunlar
"Neden bu kadar geciktin ?" demiş içlerinden biri.
Lethe şaşırmış ve herhangi bir cevap verememiş.
Başka bir kişi devam etmiş :
"Biz gerçekten boğulmaktan korkmayanlarız, tam anlamıyla nehirde kendini unutmaya hazır olanlarız."
"Anlıyorum ama neden bu saklanıyor diğerlerinden ?"
"Kimseden bişey saklandığı yok, sadece herkes kendisi bulmak zorunda, hepsi bu. Kimseye sahip olmadığı şey verilemez."
Lethe'nin geldiği bu yerde insanlar çok mutluymuş, kötülük ve çirkinlik orada adeta hiçliğe devinmiş, yok olmuş. Lethe hiç gecenin gelmediği yerde, diğerlerinin de bundan haberdar olması gerektiğini düşünüp durmuş. Ve suya tekrar girmiş, bundan sonrasını pek hatırlamıyor ama uyandığında kendisini unutuş şehrinde buluvermiş... Kendine geldiğinde, ona ne olduğunu sormuş :
Şehir halkından birisi onun boğulmak üzereyken kurtarıldığını söylemiş.
(Aslında Lethe'nin suda boğulduğunu düşünmüşlerdi, fakat unutuş nehri bunu onlara unutturmuş ve zihinlerine başka bir durumu yazmıştı.)
Lethe bu cevap karşısında şaşırıp kalmış, ve buna inanmak istememiş.
Hiç gece olmayan yerin olmadığını düşünmek onu çıldırtmış, artık hiç kimsenin ona inanmayacağını biliyormuş, gene de bazı kişilere anlatmış. Anlattığı kişiler onunla alay edip, çıldırdığını düşünmüşler.Şehir halkının da görüşüyle onu bir yere kapatmışlar, oradan ölünceye kadar hiç çıkartılmamış... O şehirde olup da ölen tek kişi oymuş!
Unutuş ırmağının ismini Lethe'den aldığı söylenir, bu hikayeyle nehir ve Lethe özdeş olmuştur. Lethe,kendini nehirde bırakmış, çıldırmıştır. Nehir ise Lethe'nin bu durumuna üzülür, onu tekrar gecenin olmadığı şehre de götüremeyeceğini bilmektedir.Ve onun ismini alarak onu ölümsüzleştirir, artık nehrin ismi Lethe olmuştur.Böylece unutuş ırmağında ölen tek kişi, kendini unutuş ırmağında yeniden bulmuş ve ölümsüzlüğünü kazanmıştır.
Öykü böyle sonlanıyor ama Bilgelerin sorduğu sorulara da yanıt vermeliymişiz, yoksa bizde o nehirde boğulurmuşuz ( aslında böyle yaparsak ölümsüzlüğe bile kavuşabiliriz.)
ilk soruya şöyle yanıt verilebilir, su parçaları nehirden ayrıldıklarında kendilerini hatırlıyormuş ama zamanla bu hatırlama etkisini yitiriyormuş ve nehre geri dönüp kendilerini tamamen unutmak istiyorlarmış, çünkü hatırlama etkisini yitirdikten sonra onları nehre karşı dayanılmaz bir özlem sararmış.Özlem ancak onunla bütünleşince son bulurmuş, nehre girdikleri anda kendilerini unuturlarmış ama nehre ilk girdiklerinde, kendiyi, yani kendilerini hatırlamaları gerekirmiş ki; kendilerini unutabilsinler. Orası hem kendi oldukları hem de kendilerini yitirdikleri tek yermiş.
ikinci soruya ise şöyle karşılık verilebilir. Şehirdekiler ölümsüzlüğün yani tüm mutlulukların kendilerine; boğulmadıkları için, boğulmaktan korkmadıkları için verildiğini düşünürmüş, ama aslında durum tam tersiymiş. Öyle ki asıl korkanlar onlarmış ve gerçeklerden habersiz olarak sahte bir dünya içerisinde yaşamaktaymışlar.Boğulanlar ise gerçek hayata gözlerini açanlarmış aslında, gerçekten korkmayanlar ve kendi kaderlerini kendileri yaratmayı göze alanlarmış!
Ama en önemli noktayı unutmak bu sırları anlatana hiç yakışmazmış.
O da şuymuş :
Gecenin hiç olmadığı yerde kendi kaderlerini kendileri yaratmayı seçenler yaşarmış ve onlar gerçekten de ölürmüş.Çünkü sonsuzluk sonluluk olmadan yaşanmazmış. Lethe nehrinin kenarında yaşayanlar ise kendilerini aslında olmayan kadere bıraktıkları için gerçek hayata hiç yaklaşamayanlarmış, onlar sonsuzluğu sonlu olmadan yaşamak isteyenlermiş ve korkmadıklarını söyledikleri halde kendilerinden en çok korkanlarmış."
http://www.numberonestars.com
dark tranquillity'ye tapma sebebim, aşırı dozu geri dönüşü olmayan zararlara yol açar.
Bütün su parçaları ondan ayrıldıktan sonra ona dayanılmaz bir özlem duyarmış, ayrıldıklarında kendilerini hatırlar, onla birleştiklerinde ise onda kendilerini unuturlarmış. Bilge insanlardan birisi bu öyküyü duyduğunda kendi kendisine şunu sormuş :
"Bunlar neden kendilerini hatırlamak değil de kendilerini unutmak istiyorlar ? Neden ona özlem duyuyorlar ?"
Buna cevap verilmeden önce anlatılması gereken başka şeyler de varmış.
Nehre yalnızca başka su parçaları katılmazmış, insanlar da o nehre girermiş ve bambaşka kişiler olarak çıkarlarmış. Söylendiğine göre nehir herkesi kabul etmez, kabul etmediklerini kendisinde boğarmış.Başka bir bilge insan da şunu sormuş :
"Nehir neden bazılarımızı boğuyor da, bazılarımıza ölümlüyken ölümsüzlüğü armağan ediyor?"
Bilgenin ölümüyken ölümsüz olmaktan kastettiği, insanların nehre her girişlerinde geçmişte yaşadığı acıları unutmaları ve yalnızca güzellikleri hatırlamalarıymış. Nehir bunlarla da kalmıyor, insanların istediği kaderi onlara bağışlıyormuş" ( Tabi bunlar sadece insanların anlattıkları. )
Fakat insanların yapması gereken bir seçim varmış, o da nehre ne zaman girmeleri gerektiği üzerineymiş. Herkesin bir hakkı varmış, ayrıca nehre girecek olan boğulma riskiyle de karşı karşıyaymış.
Seçim zamanı ve boğulma konusunda anlatılan çeşitli hikayeler varmış, ama en yaygın olanı şuymuş :
"insanlar nehre girecekleri zamanı boğulmaktan korkmadıkları zaman seçmelilermiş, böylece en yüce güzellikler ve sonsuz hayat onlara bahşedilirmiş. Boğulmaktan korkanlar ise insanlıklarından olur, sonsuzluğun sahte bir görünüşünü yaşarmış. Boğulmaktan korkmayanlar ise gerçek sonsuzluğa yol alırmış, gerçek yaşamın en derinlerine...
Bunu çok çeşitli şekillerde yorumlayanlar oluyormuş, ama genel olarak boğulmaktan korkmayanların boğulmadığı düşüncesi hakimmiş.. içlerinden yalnız birkaçı farklı düşünüyormuş. Bunlar içinde de kendisinden en emin olan bir tanesi varmış, Lethe isminde bir genç. Düşüncesini hiç kimseye anlatmamış ve bir gün ansızın meraklı bakışlar altında nehre girivermiş. Onu bir daha gören olmamış. Şehir halkı onun da diğerleri gibi korktuğundan boğulduğunu düşünmüş...
Lethe suya girer girmez sonsuz ışık demeti gözlerini kamaştırmış, suyun içerisinde nefes alabildiğini hissetmiş.. Akıntı onu nehrin en derinlerine çekmiş ve kendini birden daha önce hiç görmediği bir yerde buluvermiş. Etrafına toplananlardan bazılarını tanımış, önceden boğulduğu düşünülen kişilermiş bunlar
"Neden bu kadar geciktin ?" demiş içlerinden biri.
Lethe şaşırmış ve herhangi bir cevap verememiş.
Başka bir kişi devam etmiş :
"Biz gerçekten boğulmaktan korkmayanlarız, tam anlamıyla nehirde kendini unutmaya hazır olanlarız."
"Anlıyorum ama neden bu saklanıyor diğerlerinden ?"
"Kimseden bişey saklandığı yok, sadece herkes kendisi bulmak zorunda, hepsi bu. Kimseye sahip olmadığı şey verilemez."
Lethe'nin geldiği bu yerde insanlar çok mutluymuş, kötülük ve çirkinlik orada adeta hiçliğe devinmiş, yok olmuş. Lethe hiç gecenin gelmediği yerde, diğerlerinin de bundan haberdar olması gerektiğini düşünüp durmuş. Ve suya tekrar girmiş, bundan sonrasını pek hatırlamıyor ama uyandığında kendisini unutuş şehrinde buluvermiş... Kendine geldiğinde, ona ne olduğunu sormuş :
Şehir halkından birisi onun boğulmak üzereyken kurtarıldığını söylemiş.
(Aslında Lethe'nin suda boğulduğunu düşünmüşlerdi, fakat unutuş nehri bunu onlara unutturmuş ve zihinlerine başka bir durumu yazmıştı.)
Lethe bu cevap karşısında şaşırıp kalmış, ve buna inanmak istememiş.
Hiç gece olmayan yerin olmadığını düşünmek onu çıldırtmış, artık hiç kimsenin ona inanmayacağını biliyormuş, gene de bazı kişilere anlatmış. Anlattığı kişiler onunla alay edip, çıldırdığını düşünmüşler.Şehir halkının da görüşüyle onu bir yere kapatmışlar, oradan ölünceye kadar hiç çıkartılmamış... O şehirde olup da ölen tek kişi oymuş!
Unutuş ırmağının ismini Lethe'den aldığı söylenir, bu hikayeyle nehir ve Lethe özdeş olmuştur. Lethe,kendini nehirde bırakmış, çıldırmıştır. Nehir ise Lethe'nin bu durumuna üzülür, onu tekrar gecenin olmadığı şehre de götüremeyeceğini bilmektedir.Ve onun ismini alarak onu ölümsüzleştirir, artık nehrin ismi Lethe olmuştur.Böylece unutuş ırmağında ölen tek kişi, kendini unutuş ırmağında yeniden bulmuş ve ölümsüzlüğünü kazanmıştır.
Öykü böyle sonlanıyor ama Bilgelerin sorduğu sorulara da yanıt vermeliymişiz, yoksa bizde o nehirde boğulurmuşuz ( aslında böyle yaparsak ölümsüzlüğe bile kavuşabiliriz.)
ilk soruya şöyle yanıt verilebilir, su parçaları nehirden ayrıldıklarında kendilerini hatırlıyormuş ama zamanla bu hatırlama etkisini yitiriyormuş ve nehre geri dönüp kendilerini tamamen unutmak istiyorlarmış, çünkü hatırlama etkisini yitirdikten sonra onları nehre karşı dayanılmaz bir özlem sararmış.Özlem ancak onunla bütünleşince son bulurmuş, nehre girdikleri anda kendilerini unuturlarmış ama nehre ilk girdiklerinde, kendiyi, yani kendilerini hatırlamaları gerekirmiş ki; kendilerini unutabilsinler. Orası hem kendi oldukları hem de kendilerini yitirdikleri tek yermiş.
ikinci soruya ise şöyle karşılık verilebilir. Şehirdekiler ölümsüzlüğün yani tüm mutlulukların kendilerine; boğulmadıkları için, boğulmaktan korkmadıkları için verildiğini düşünürmüş, ama aslında durum tam tersiymiş. Öyle ki asıl korkanlar onlarmış ve gerçeklerden habersiz olarak sahte bir dünya içerisinde yaşamaktaymışlar.Boğulanlar ise gerçek hayata gözlerini açanlarmış aslında, gerçekten korkmayanlar ve kendi kaderlerini kendileri yaratmayı göze alanlarmış!
Ama en önemli noktayı unutmak bu sırları anlatana hiç yakışmazmış.
O da şuymuş :
Gecenin hiç olmadığı yerde kendi kaderlerini kendileri yaratmayı seçenler yaşarmış ve onlar gerçekten de ölürmüş.Çünkü sonsuzluk sonluluk olmadan yaşanmazmış. Lethe nehrinin kenarında yaşayanlar ise kendilerini aslında olmayan kadere bıraktıkları için gerçek hayata hiç yaklaşamayanlarmış, onlar sonsuzluğu sonlu olmadan yaşamak isteyenlermiş ve korkmadıklarını söyledikleri halde kendilerinden en çok korkanlarmış."
http://www.numberonestars.com
dark tranquillity'ye tapma sebebim, aşırı dozu geri dönüşü olmayan zararlara yol açar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar