bugün
- akepe dönemi16
- uludağ sözlük te çok karı kız var diyorlar8
- migros ta satılan 1 alana 1 bedava rotring kalem9
- ben geldim naneler12
- izmirin en güzel semtleri6
- kitap okumanın bir sike yaramaması5
- fransa da sokağa çıkma yasakları7
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- kelle paça6
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- çorabın tekinin hep kaybolması4
- teomancalmasur6
- izmir de gece hayatı4
- hastane acil bölümü7
- komşusu abazan iken hunharca sevişen komşu4
- özgür gazetecilik yok özgür gazeteciler var2
- ismet el kumandan pişdar ayn'ı calutevi vel suriya3
- la loba22
- uludağ sözlük magazin ekibi5
- vermeyen kızın götünü kaldırmak3
- trabzon da gece hayatı3
- türkiyenin geleceği2
- el cami2
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- tavuklu pilav3
- engineer2820
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı57
- yemek seçen insan3
- felsefe ile ilgileneceğine kadın programı izlemek8
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı3
- nasılsınız8
- milli savunma bakanlığı şehit bilgi kapısı2
- nickin yanında yaş da yazsın16
- eski sevgilinin bıraktığı iz15
- nervio'nun ayakları17
- toksik pozitiflik2
- öyle bir dünya yok5
- eski yazarlar geri gelsin12
- nerede ne yenir7
- rasim ozan kütahyalı2
- karma doğru çalışıyor mu4
- fransa da yağmalanan apple mağazası8
- dünya3
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı3
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması8
- benzini ayın birinde alın çünküüüü6
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz12
- gürcü ile kürtçü5
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı24
- enflasyonun çocukluk arkadaşımız gibi olması11
26 Ekim 2008 Saadet Partisi 3. Olağan Kongresinde Genel Başkan seçilen Numan Kurtulmuş'un aynı gün yaptığı konuşmadan bir kesit:
Sevgili Kardeşlerim,
Saygıdeğer Milletimiz,
Türkiye siyasetinin iki asırdır en temel sorunu, batı uygarlığı karşısında yenilgi psikolojisi içerisinde olmasıdır. Yenildiğini hissedenlerin yapacak hiçbir şeyleri yoktur, gitsinler evlerinde otursunlar. Bu bir açmazdır. Bununla mücadele entelektüel bir çabayı ve hesaplaşma yürekliliğini gerektirir.
Bu hesaplaşma iradesine sahip olmayan bir partinin siyasette yeri yoktur ve olmamalıdır.
Türkiye'de öteden beri 'Türk siyasetini perde arkasından biz yönetiyoruz' diyen bir siyasi elit var. Bu siyasi elitle işbirliği yaparak çıkarlarını çoğaltan ve pastayı hiç kimseyle paylaşmak istemeyen bir de iktisadi elit var.
Bu elitler Osmanlı'nın çözülüş döneminden bu yana farklı kimliklerle karşımıza çıkıyorlar. Bu siyasal ve ekonomik elit millet çoğunluğunu siyasal sisteme dâhil etmeyecek bir politik yapıyı sürekli ayakta tutmaya çalışıyorlar.
Bugün bu elitist yaklaşımın ürünü olan siyasi partiler yalnızca oynanan oyundaki oyunculara itiraz etmektedir. Zira gerçek amaçları oyunu değiştirmek değil, oyunun içinde bir rol kapmaktır.
Oynanan bu büyük oyunun, oyuncuları ile yetinmeyip, kurallarına, hakemine hatta oyunun bizatihi kendisine itiraz eden tek siyasi hareket biziz.
Şu an politik arenada etkin olarak yer alan bütün partiler iktidarıyla, muhalefetiyle bu anlamda yetersizdir. Kendisinden büyük ümitlerle oyunu bozması, oyunbozanlık etmesi beklenen Ak Parti hükümeti de çok kısa bir süre içinde oyunun dişlilerinden biri haline gelivermiştir.
Oysa millet bugünkü hükümete görev verirken üç temel istekte bulunmuştu:
1.Adil bir gelir dağılımı sağla
2.Hakların ve özgürlüklerin önündeki tüm engelleri kaldır
3.Milleti iktidarın gerçek ve tek sahibi kıl.
Bu istekleri karşılayacakları vaadiyle iktidara gelenler bu istekleri karşılayabildiler mi? Hayır, o eski bildik oyunun oyuncuları bile değil, figüranları haline dönüşüverdiler.
Çünkü oyundan çıkmak istemediler, var olan yapıyı değiştirmek yerine o yapıda taşeron olmayı yeğlediler.
Bu oyunu tahlil etmeden, oyuncuları deşifre etmeden, bu yapının milletin önünü tıkayan en büyük engel olduğunu görmeden, Türkiye’de siyasetçinin asli görevini yerine getirmesi mümkün değildir. Milletin önünü kesen, milleti boğan, dar kalıplara mahkûm eden, toplumsal değişimin ve gelişimin önünde bir duvar gibi yükselen statükoyu değiştirmeden atılacak her adımın, yapılacak her değişikliğin günü kurtarmaktan başka bir şeye yaramayacağını son gelişmeler apaçık ortaya koymuştur. Ve bedeli de milletimiz için çok ağır olmuştur.
Sevgili Kardeşlerim,
Saygıdeğer Milletimiz,
Türkiye siyasetinin iki asırdır en temel sorunu, batı uygarlığı karşısında yenilgi psikolojisi içerisinde olmasıdır. Yenildiğini hissedenlerin yapacak hiçbir şeyleri yoktur, gitsinler evlerinde otursunlar. Bu bir açmazdır. Bununla mücadele entelektüel bir çabayı ve hesaplaşma yürekliliğini gerektirir.
Bu hesaplaşma iradesine sahip olmayan bir partinin siyasette yeri yoktur ve olmamalıdır.
Türkiye'de öteden beri 'Türk siyasetini perde arkasından biz yönetiyoruz' diyen bir siyasi elit var. Bu siyasi elitle işbirliği yaparak çıkarlarını çoğaltan ve pastayı hiç kimseyle paylaşmak istemeyen bir de iktisadi elit var.
Bu elitler Osmanlı'nın çözülüş döneminden bu yana farklı kimliklerle karşımıza çıkıyorlar. Bu siyasal ve ekonomik elit millet çoğunluğunu siyasal sisteme dâhil etmeyecek bir politik yapıyı sürekli ayakta tutmaya çalışıyorlar.
Bugün bu elitist yaklaşımın ürünü olan siyasi partiler yalnızca oynanan oyundaki oyunculara itiraz etmektedir. Zira gerçek amaçları oyunu değiştirmek değil, oyunun içinde bir rol kapmaktır.
Oynanan bu büyük oyunun, oyuncuları ile yetinmeyip, kurallarına, hakemine hatta oyunun bizatihi kendisine itiraz eden tek siyasi hareket biziz.
Şu an politik arenada etkin olarak yer alan bütün partiler iktidarıyla, muhalefetiyle bu anlamda yetersizdir. Kendisinden büyük ümitlerle oyunu bozması, oyunbozanlık etmesi beklenen Ak Parti hükümeti de çok kısa bir süre içinde oyunun dişlilerinden biri haline gelivermiştir.
Oysa millet bugünkü hükümete görev verirken üç temel istekte bulunmuştu:
1.Adil bir gelir dağılımı sağla
2.Hakların ve özgürlüklerin önündeki tüm engelleri kaldır
3.Milleti iktidarın gerçek ve tek sahibi kıl.
Bu istekleri karşılayacakları vaadiyle iktidara gelenler bu istekleri karşılayabildiler mi? Hayır, o eski bildik oyunun oyuncuları bile değil, figüranları haline dönüşüverdiler.
Çünkü oyundan çıkmak istemediler, var olan yapıyı değiştirmek yerine o yapıda taşeron olmayı yeğlediler.
Bu oyunu tahlil etmeden, oyuncuları deşifre etmeden, bu yapının milletin önünü tıkayan en büyük engel olduğunu görmeden, Türkiye’de siyasetçinin asli görevini yerine getirmesi mümkün değildir. Milletin önünü kesen, milleti boğan, dar kalıplara mahkûm eden, toplumsal değişimin ve gelişimin önünde bir duvar gibi yükselen statükoyu değiştirmeden atılacak her adımın, yapılacak her değişikliğin günü kurtarmaktan başka bir şeye yaramayacağını son gelişmeler apaçık ortaya koymuştur. Ve bedeli de milletimiz için çok ağır olmuştur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar