bugün
- sözlük kızlarının kekleri13
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak7
- ölümden korkuyor musunuz17
- yesene beni diyen kız5
- sözlük yazarları istanbul'un fethine katilsalardi3
- bara giden erkeğin asıl amacı11
- benim babamın siki kutu kola gibidir5
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- matrix te yaşadığımız gerçeği8
- keki haddinden fazla kabaran kadın3
- sözlükte ne değişti6
- ben basit bir insanım5
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı5
- zalbert ramstein8
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek6
- uludağ itiraf18
- intihar düşüncesi6
- sözlüğe resim yüklenememesi3
- flört etmeyen liberter öğretmen4
- cumartesi kahvaltısı5
- cumartesi günü sözlükte takılan asosyaller4
- aşk6
- vombatların kakasının küp şeklinde olması2
- ghost rider3
- evliliği zorlaştırmak3
- yahudi düşmanlığı3
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya17
- hava su ateş toprak3
- queen feristah15
- anneanne3
- insan olmaya ceyrek kala11
- idealizm vs materyalizm2
- at eti yiyen gay2
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- bir kadından hoşlanmak4
- bugün ne oldu6
- iki yapay zekanın sohbeti2
- hafızayı sildirmek7
- bir bela geliyor28
- fusya semsiyeli yabanci20
- gocu39
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- işiniz gücünüz yok mu11
- seninleyken kendim olabiliyorum4
- sevgiliyle kavga etmeyi özlemek2
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez11
- yazarların cuma akşamı planları4
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
7. bölümü de oldukça iyiydi gene. lakin dikkatli izleyicileri olduğunu düşünerek daha dikkatli olmaları gerekiyor. malum, bu diziyi diğer yerli dizilerden ayıran daha zekice ve titizlikle hazırlanmış bir dizi olması.
--spoiler--
şöyle ki, dizide iki tane mantık hatası var. ilki mehmet'in ailesini öldüren trafik kazasını üstlenen adam. 6. ve 7. bölümde karşımıza çıkan bu arkadaş 2. (ya da 3.) bölümde mehmet'in kalp krizi geçiren babasına (hikmet karagöz) müdahalede bulunan doktorla aynı kişi. o bölümde gerçi çok kısa bir rolü var ama gene de farkediyor insan ister istemez. bu kadar geniş ve güçlü bir oyuncu kadrosu olan bir dizide bu kadar büyük bir basitliğe kaçılması çok yanlış. ne yani, doktor rolünü üstlenecek figüran mı bulunamadı? nasıl olsa bizim izleyicimiz çakmaz diyerek kazayı üstlenen rolüne aynı adamı servis etmeyi ben yakıştıramadım şahsen.
ikincisi de il emniyet müdürü öldürüldüğünde başkomser yusuf (nam-ı diğer arap) mehmet'e il emniyet müdürünün kız kardeşinin evine gitmesini söylüyor. mehmet de evi her ne hikmetse eliyle koymuş gibi buluyor. daha da vahim olan hata ise bundan sonra. mehmet belgelerin içinde olduğu kasayı buluyor ve -yusuf bunu söylememesine, ve il emniyet müdürü çoktan ölmesine rağmen- kasanın şifresini şak diye girerek içindeki belgelein bulunduğu zarfı alıyor. burda bana göre yapılması gereken kasanın boyutu da ufak olduğundan kasayı olduğu gibi götürmesiydi. nasıl olsa bir şekilde bu kasa açılacaktır çünkü.
güzel sahneleri de yok değil tabi gene de. mesela mehmet'in kan kardeşi okan'ın (serkan keskin) oğluna mehmet'in isim okuma ritüelindeki konuşması ve göndermeleri çok güzeldi (spoiler olayının da bir sınırı var diyerek tam repliği vermiyorum, izleyin anacım).
gene bir başka klişe sahne de gaye ve mehmet'in burun buruna gelmesi ve öpüşmeye ramak kalması ritüeli. tam burada odaya iki kez giren bina güvenliğinin üçüncüsünde ise avukat burak'la içeri dalması, mehmet'le gaye'nin attıkları adımına hazırlıklı olmaları diziyi satranç oyunu haline getiriyor. diğer bir deyişle rakip hamleyi yaparken karşı taraf ikinci hamleyi düşünüyor. e bu da izlenir kılıyor tabi bu diziyi.
son iki bölümden anladığımız ve diğer yerli dizilerde görmeye alışkın olmadığımız bir başka ilginçlik de görüntü yönetmeni ercan özkan'ın aynalarla arasının iyi oluşu. 6. bölümde gaye'nin (Sezin Akbaşoğulları) paralel aynalar arasındaki merdivende otururken ki aynalar arası görüntü netleştirme-flulaştırma (kadraj oyunu deniyor sanırım) sahnesinde bunun ilk izlerini görmüştük. 7. bölümde de mehmet'le gaye'nin emniyetten çıkışı esnasındaki ayna oyunu da oldukça hoştu. haddimize ise, bir aferin gönderiyoruz ercan beye buradan.
bölümün diğer eksisi ise bu bölümde yalnızca bir flashback'e yer verilmesi. mehmet'in hücredeyken boş durmadığını anlamamız açısından hoş bir detaydı bu ama bana göre bu sürede bir dizi için son derece yetersizdi diyebilirim. elbette lost gibi flashback-flashforward sahnelerinin bokunu çıkartmamalılar, ancak biraz daha ağırlık verseler bu meseleye hoş olur.
--spoiler--
bakalım ilerleyen bölümlerde nelerle karşılaşacağız. yönetmenlere de çok iş düşüyor açıkçası. çünkü oyuncu kadrosunun nerdeyse tamamı (hepsini kontrol etmediğim için nerdeyse diyorum, belki de hepsi) tiyatro kökenli oyuncular, yani sahne tozu yutmuş ve içlerindeki cevherlerin açığa çıkartılmasına gereksinim duyan insanlar. bu oyunculardan faydalanın beyler.
--spoiler--
şöyle ki, dizide iki tane mantık hatası var. ilki mehmet'in ailesini öldüren trafik kazasını üstlenen adam. 6. ve 7. bölümde karşımıza çıkan bu arkadaş 2. (ya da 3.) bölümde mehmet'in kalp krizi geçiren babasına (hikmet karagöz) müdahalede bulunan doktorla aynı kişi. o bölümde gerçi çok kısa bir rolü var ama gene de farkediyor insan ister istemez. bu kadar geniş ve güçlü bir oyuncu kadrosu olan bir dizide bu kadar büyük bir basitliğe kaçılması çok yanlış. ne yani, doktor rolünü üstlenecek figüran mı bulunamadı? nasıl olsa bizim izleyicimiz çakmaz diyerek kazayı üstlenen rolüne aynı adamı servis etmeyi ben yakıştıramadım şahsen.
ikincisi de il emniyet müdürü öldürüldüğünde başkomser yusuf (nam-ı diğer arap) mehmet'e il emniyet müdürünün kız kardeşinin evine gitmesini söylüyor. mehmet de evi her ne hikmetse eliyle koymuş gibi buluyor. daha da vahim olan hata ise bundan sonra. mehmet belgelerin içinde olduğu kasayı buluyor ve -yusuf bunu söylememesine, ve il emniyet müdürü çoktan ölmesine rağmen- kasanın şifresini şak diye girerek içindeki belgelein bulunduğu zarfı alıyor. burda bana göre yapılması gereken kasanın boyutu da ufak olduğundan kasayı olduğu gibi götürmesiydi. nasıl olsa bir şekilde bu kasa açılacaktır çünkü.
güzel sahneleri de yok değil tabi gene de. mesela mehmet'in kan kardeşi okan'ın (serkan keskin) oğluna mehmet'in isim okuma ritüelindeki konuşması ve göndermeleri çok güzeldi (spoiler olayının da bir sınırı var diyerek tam repliği vermiyorum, izleyin anacım).
gene bir başka klişe sahne de gaye ve mehmet'in burun buruna gelmesi ve öpüşmeye ramak kalması ritüeli. tam burada odaya iki kez giren bina güvenliğinin üçüncüsünde ise avukat burak'la içeri dalması, mehmet'le gaye'nin attıkları adımına hazırlıklı olmaları diziyi satranç oyunu haline getiriyor. diğer bir deyişle rakip hamleyi yaparken karşı taraf ikinci hamleyi düşünüyor. e bu da izlenir kılıyor tabi bu diziyi.
son iki bölümden anladığımız ve diğer yerli dizilerde görmeye alışkın olmadığımız bir başka ilginçlik de görüntü yönetmeni ercan özkan'ın aynalarla arasının iyi oluşu. 6. bölümde gaye'nin (Sezin Akbaşoğulları) paralel aynalar arasındaki merdivende otururken ki aynalar arası görüntü netleştirme-flulaştırma (kadraj oyunu deniyor sanırım) sahnesinde bunun ilk izlerini görmüştük. 7. bölümde de mehmet'le gaye'nin emniyetten çıkışı esnasındaki ayna oyunu da oldukça hoştu. haddimize ise, bir aferin gönderiyoruz ercan beye buradan.
bölümün diğer eksisi ise bu bölümde yalnızca bir flashback'e yer verilmesi. mehmet'in hücredeyken boş durmadığını anlamamız açısından hoş bir detaydı bu ama bana göre bu sürede bir dizi için son derece yetersizdi diyebilirim. elbette lost gibi flashback-flashforward sahnelerinin bokunu çıkartmamalılar, ancak biraz daha ağırlık verseler bu meseleye hoş olur.
--spoiler--
bakalım ilerleyen bölümlerde nelerle karşılaşacağız. yönetmenlere de çok iş düşüyor açıkçası. çünkü oyuncu kadrosunun nerdeyse tamamı (hepsini kontrol etmediğim için nerdeyse diyorum, belki de hepsi) tiyatro kökenli oyuncular, yani sahne tozu yutmuş ve içlerindeki cevherlerin açığa çıkartılmasına gereksinim duyan insanlar. bu oyunculardan faydalanın beyler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar