bugün
- pişt bi baksanıza buraya kankalarım9
- nohut yaptım nası olmuş12
- hakkımda bilmeniz gerekenler18
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası9
- malatya6
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- 0 0 74
- ölü bir sineği kafanızda canlandırabilir misiniz5
- sosyal medya kullanmıyorum diyen sözlük yazarı4
- özel güvenlik görevlisi sınavını kazanmak5
- edirne'ye yerleşen tokatlılar4
- film önerisi5
- mavi götlü küçük ibneler şafağında karşılıksız aşk5
- ioçk10
- sıkıldım abi4
- dünyaya çocuk getirmek4
- 45 bin liraya alınabilecek en iyi araba5
- nervio burak demirbilek evliliği13
- yorgun mermi vs nervio12
- bey biraderler5
- arkadaşlar5
- dostluk2
- arkadaşlar çabuk bakın8
- filenin sultanları5
- kadın biraderlere ne deniyor sorusu4
- birader ne demek11
- uludağ sözlük discord grubu10
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- yazarların nickleri nereden geliyor11
- uludağ sözlük partisi8
- koala'nın bu hayatı yaşamaması5
- abdülhamid kayıhan osmanoğlu4
- diamond bosphorus16
- limonlu makarna9
- yeni parti46
- kabataş görüntülerinin bu cuma yayınlanacak olması4
- black hawk down2
- gammazı ispiyoncu sanmak15
- tai lung18
- süzme yoğurt3
- arabayı yavaş süren tipler16
- merfulu gitmesin kampanyası15
- börekitas3
- bond james bond2
- ismet gürbüz10
- ben gidiyorum4
- kitap önerir misiniz7
- traktörü olan yazarlar7
- giden gider5
derin, duyarlı, saf şiir, çok özel bir ruh.
iş bankası kültür yayınları hasan ali yücel klasikler dizisi'nde basılan bütün öyküleri, katıksız mutluluk , bliss özgün adıyla 873 sayfalık bir şiir ve duyarlılık okyanusu. mesela; ruhsal durum adlı öyküyü okurken hatta her satırda o yoğun duyarlılığı yaşarken zaman ve mekan öyle değişiyor ki insan kendini bir anda o hikayenin içinde buluyor; her ayrıntı ve duyguyu hem kadın hem erkek hem her nesne olarak hissedip, soluyarak. katıksız mutluluk öyküsünde ise derin ve coşkun duyarlılıklar ile süzülüyor hayatın absürd ve bir o kadar da sahici katmanları. hem kıvrak bir zeka hem derin bir iç görü ile yaşamak'ın, insanlık hallerinin bin bir halini gösterip, hissettiriyor ki, kah iguazu olup çağlıyor kah himalayalar'da kar tanesi olup üşütüyor kah amazonlar'dan yükselen bir yağmur damlası olup yağıyor en kuytu karanlıklara hem de en korkusuz, en kaşif heyecanlarla. iyi ki var olmuş katherine mansfield ...
wim mertens'ın the fosse'si fonda çalıyor sanki aşağıdaki mansfield şiirini ruhta okurken.
https://youtu.be/d-qWxeEGAV0
''uzaklarda, sanki tembel tembel, bitkinlik içinde uçuyordu martılar. bir dalgaların üstüne konuyorlar, bir yağmurlu havada kanat çırpıyorlar, solgun gökyüzüne karşı incinin içindeki ışıklar gibi parıldıyorlardı. üşümüş ve yapayalnız görünüyorlardı. biz geçip gittikten sonra nasıl da yalnız olacak burası diye düşündü. dalgalardan, şu kuşlardan, yağan yağmurdan başka hiçbir şey kalmayacak.
boylu boyunca iri yağmur damlalarının titreştiği pas lekeli parmaklıkların arasından gözlerini dikip baktı, sonra ansızın göz kapaklarını kapadı. sanki içinden uyaran ses, ''bakma!'' demiş gibiydi.
ama ansızın gözlerini açtı ve yeniden baktı. yapayalnız kuşlar, yükselen sular, beyaz solgun gökyüzü -nasıl değişmişlerdi?
uzaklarda, gökyüzüyle suyun arasında bir varlık duruyormuş gibi geldi ona; çok ıssızlıkta bırakılmış, özlem çeken biri geçip gidişlerini izliyor, durdurmak ister gibi haykırıyordu.''
katherine mansfield- katıksız mutluluk; altı yıl sonra
iş bankası kültür yayınları hasan ali yücel klasikler dizisi'nde basılan bütün öyküleri, katıksız mutluluk , bliss özgün adıyla 873 sayfalık bir şiir ve duyarlılık okyanusu. mesela; ruhsal durum adlı öyküyü okurken hatta her satırda o yoğun duyarlılığı yaşarken zaman ve mekan öyle değişiyor ki insan kendini bir anda o hikayenin içinde buluyor; her ayrıntı ve duyguyu hem kadın hem erkek hem her nesne olarak hissedip, soluyarak. katıksız mutluluk öyküsünde ise derin ve coşkun duyarlılıklar ile süzülüyor hayatın absürd ve bir o kadar da sahici katmanları. hem kıvrak bir zeka hem derin bir iç görü ile yaşamak'ın, insanlık hallerinin bin bir halini gösterip, hissettiriyor ki, kah iguazu olup çağlıyor kah himalayalar'da kar tanesi olup üşütüyor kah amazonlar'dan yükselen bir yağmur damlası olup yağıyor en kuytu karanlıklara hem de en korkusuz, en kaşif heyecanlarla. iyi ki var olmuş katherine mansfield ...
wim mertens'ın the fosse'si fonda çalıyor sanki aşağıdaki mansfield şiirini ruhta okurken.
https://youtu.be/d-qWxeEGAV0
''uzaklarda, sanki tembel tembel, bitkinlik içinde uçuyordu martılar. bir dalgaların üstüne konuyorlar, bir yağmurlu havada kanat çırpıyorlar, solgun gökyüzüne karşı incinin içindeki ışıklar gibi parıldıyorlardı. üşümüş ve yapayalnız görünüyorlardı. biz geçip gittikten sonra nasıl da yalnız olacak burası diye düşündü. dalgalardan, şu kuşlardan, yağan yağmurdan başka hiçbir şey kalmayacak.
boylu boyunca iri yağmur damlalarının titreştiği pas lekeli parmaklıkların arasından gözlerini dikip baktı, sonra ansızın göz kapaklarını kapadı. sanki içinden uyaran ses, ''bakma!'' demiş gibiydi.
ama ansızın gözlerini açtı ve yeniden baktı. yapayalnız kuşlar, yükselen sular, beyaz solgun gökyüzü -nasıl değişmişlerdi?
uzaklarda, gökyüzüyle suyun arasında bir varlık duruyormuş gibi geldi ona; çok ıssızlıkta bırakılmış, özlem çeken biri geçip gidişlerini izliyor, durdurmak ister gibi haykırıyordu.''
katherine mansfield- katıksız mutluluk; altı yıl sonra
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar