bugün
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam13
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği6
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi5
- sobaları hazırlayın6
- terapi niteliğindeki şeyler13
- tinto brass4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı74
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi3
- mika kase3
- eoka'nın amacı2
- filistinli hamas'ın müslümana muamelesi2
- türklerin özellikleri5
- mika raun vardı nerede şimdi2
- sabah yedi buçukta işe başlamak3
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir4
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- o 8 0 diyen biri vardı5
- cumali ceber2
- kediyi haşlanmış işkembeyle beslemek2
- sözlükte kim kimle sevgili27
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- erkeği erkeğe düşüren cinsten karı2
- möchtest du mit mir befreundet sein2
- sandra bullock4
- ilhan irem dinleyen erkek2
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- nervio43
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- kaşe2
- emre iptal kuyt ile devam2
- fil dişi bacak toz pembe ten kirpikler'na parmak2
- votka2
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- tulumba tatlısı2
- sözlüğün en şık erkeği12
- fenerbahçeli yazarlar8
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- aşk10
- kışın gelmesi2
- arabada sakso4
- iyi menemenin sırrı7
- türkiye ve avrupa farkları2
- büzülmüş çizgili dudaklar2
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- soğuk sabah2
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- iyi memenin sırrı7
derin, duyarlı, saf şiir, çok özel bir ruh.
iş bankası kültür yayınları hasan ali yücel klasikler dizisi'nde basılan bütün öyküleri, katıksız mutluluk , bliss özgün adıyla 873 sayfalık bir şiir ve duyarlılık okyanusu. mesela; ruhsal durum adlı öyküyü okurken hatta her satırda o yoğun duyarlılığı yaşarken zaman ve mekan öyle değişiyor ki insan kendini bir anda o hikayenin içinde buluyor; her ayrıntı ve duyguyu hem kadın hem erkek hem her nesne olarak hissedip, soluyarak. katıksız mutluluk öyküsünde ise derin ve coşkun duyarlılıklar ile süzülüyor hayatın absürd ve bir o kadar da sahici katmanları. hem kıvrak bir zeka hem derin bir iç görü ile yaşamak'ın, insanlık hallerinin bin bir halini gösterip, hissettiriyor ki, kah iguazu olup çağlıyor kah himalayalar'da kar tanesi olup üşütüyor kah amazonlar'dan yükselen bir yağmur damlası olup yağıyor en kuytu karanlıklara hem de en korkusuz, en kaşif heyecanlarla. iyi ki var olmuş katherine mansfield ...
wim mertens'ın the fosse'si fonda çalıyor sanki aşağıdaki mansfield şiirini ruhta okurken.
https://youtu.be/d-qWxeEGAV0
''uzaklarda, sanki tembel tembel, bitkinlik içinde uçuyordu martılar. bir dalgaların üstüne konuyorlar, bir yağmurlu havada kanat çırpıyorlar, solgun gökyüzüne karşı incinin içindeki ışıklar gibi parıldıyorlardı. üşümüş ve yapayalnız görünüyorlardı. biz geçip gittikten sonra nasıl da yalnız olacak burası diye düşündü. dalgalardan, şu kuşlardan, yağan yağmurdan başka hiçbir şey kalmayacak.
boylu boyunca iri yağmur damlalarının titreştiği pas lekeli parmaklıkların arasından gözlerini dikip baktı, sonra ansızın göz kapaklarını kapadı. sanki içinden uyaran ses, ''bakma!'' demiş gibiydi.
ama ansızın gözlerini açtı ve yeniden baktı. yapayalnız kuşlar, yükselen sular, beyaz solgun gökyüzü -nasıl değişmişlerdi?
uzaklarda, gökyüzüyle suyun arasında bir varlık duruyormuş gibi geldi ona; çok ıssızlıkta bırakılmış, özlem çeken biri geçip gidişlerini izliyor, durdurmak ister gibi haykırıyordu.''
katherine mansfield- katıksız mutluluk; altı yıl sonra
iş bankası kültür yayınları hasan ali yücel klasikler dizisi'nde basılan bütün öyküleri, katıksız mutluluk , bliss özgün adıyla 873 sayfalık bir şiir ve duyarlılık okyanusu. mesela; ruhsal durum adlı öyküyü okurken hatta her satırda o yoğun duyarlılığı yaşarken zaman ve mekan öyle değişiyor ki insan kendini bir anda o hikayenin içinde buluyor; her ayrıntı ve duyguyu hem kadın hem erkek hem her nesne olarak hissedip, soluyarak. katıksız mutluluk öyküsünde ise derin ve coşkun duyarlılıklar ile süzülüyor hayatın absürd ve bir o kadar da sahici katmanları. hem kıvrak bir zeka hem derin bir iç görü ile yaşamak'ın, insanlık hallerinin bin bir halini gösterip, hissettiriyor ki, kah iguazu olup çağlıyor kah himalayalar'da kar tanesi olup üşütüyor kah amazonlar'dan yükselen bir yağmur damlası olup yağıyor en kuytu karanlıklara hem de en korkusuz, en kaşif heyecanlarla. iyi ki var olmuş katherine mansfield ...
wim mertens'ın the fosse'si fonda çalıyor sanki aşağıdaki mansfield şiirini ruhta okurken.
https://youtu.be/d-qWxeEGAV0
''uzaklarda, sanki tembel tembel, bitkinlik içinde uçuyordu martılar. bir dalgaların üstüne konuyorlar, bir yağmurlu havada kanat çırpıyorlar, solgun gökyüzüne karşı incinin içindeki ışıklar gibi parıldıyorlardı. üşümüş ve yapayalnız görünüyorlardı. biz geçip gittikten sonra nasıl da yalnız olacak burası diye düşündü. dalgalardan, şu kuşlardan, yağan yağmurdan başka hiçbir şey kalmayacak.
boylu boyunca iri yağmur damlalarının titreştiği pas lekeli parmaklıkların arasından gözlerini dikip baktı, sonra ansızın göz kapaklarını kapadı. sanki içinden uyaran ses, ''bakma!'' demiş gibiydi.
ama ansızın gözlerini açtı ve yeniden baktı. yapayalnız kuşlar, yükselen sular, beyaz solgun gökyüzü -nasıl değişmişlerdi?
uzaklarda, gökyüzüyle suyun arasında bir varlık duruyormuş gibi geldi ona; çok ıssızlıkta bırakılmış, özlem çeken biri geçip gidişlerini izliyor, durdurmak ister gibi haykırıyordu.''
katherine mansfield- katıksız mutluluk; altı yıl sonra
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar