bugün
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı31
- sözlük yazarlarının beni travesti sanması16
- sözlük çeteleri11
- aşık olduğum kızın pornocu çıkması7
- çaylak olunca yan hesaplarla sözlüğe gelen işsiz10
- ne kadar takıntılısın6
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak16
- yogartiksenin eski erkek arkadaşı4
- birinin külotlu çorabından karakter analizi yapmak3
- traveler bu akşam niye herkese sallıyor7
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri12
- kasımpaşa5
- karton toplayan meric8
- yiyecek gibi bakan manita4
- arkadaşlar itiraf edin beni çok seviyorsunuz6
- victor osimhen3
- insan olmaya ceyrek kala5
- bana onu sormayin23
- yarın lahmacun yiyecek olmak6
- gecenin bir körü prezervatif isteyen komşu2
- sevdiğiniz iki yazarın kavga etmesi3
- kova burcu erkeği erkek mi2
- barış alper yılmaz2
- kova burcu erkeği muhteşemliği3
- nervio'nün 007'ye vahşi kelebeğim demesi5
- teşkilat dizisi3
- cuma akşam yorgun gelen erkeğine masaj yapan kadın4
- varlığınızı hangi popüler yazara borçlusunuz5
- en iyi behzat ç karakterleri4
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği9
- cuma akşam eve girip pazartesi sabaha dek çıkmamak6
- moderatöre şikayet edip entry sildirmek3
- üç dairen olup ikisini kiraya vermek2
- en sevdiğiniz yan hesabınız2
- tavanla bakışmak2
- platon'un mağarasında telefon ışığı2
- vermeye hazir olmak2
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- tekerlek toplayan meric3
- ktç camdan atladı apandisti patladı2
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı3
- silvermist'e sataşıyorum öyleyse varım4
- yan hesabı olmayan yazar3
- izmirde bok kokusunun kaybolması9
- bu aralar taktığınız şarkılar5
- hilafetin türklere faydası18
- atatürk ü ısrarla müslüman gösterme çabası3
- cuma günü akşam tek başına yapılacak aktiviteler3
- moda faciası olan şeyler2
- katlanmamış elbise yığını2
fragmanı izleyip gerim gerim gerildikten sonra, büyük bir beklenti ile izledim. Ancak maalesef beklentimin baya altında kaldı film. Fragmanın çok etkileyici tabiri caizse hypnothising olması bu filmin talihsizliği olmuş.
Evet rahatsız edici öyle kolay bir film değil, mekan ışık kullanımı, çekimler falan insanı alt üst ediyor katılıyorum.
Dans koreografileri, renkler, müzikler şahane. Bu açıdan, hele de açılıştaki dans sahnesi tam bir görsel şölen kabul ediyorum. Ama bence abartıldığı kadar muhteşem değil.
Kendi adıma, yine uyuşturucu temalı bir film olan requiem for a dream'i izledikten sonra abartmıyorum bi 2-3 gün kendime gelememiştim, rüyalarıma girmişti. O kadar çarpıcıydı ve çok rahatsız ediciydi. Tam bir tokat etkisi.
Bu filmde kendimi gerilime çok hazırlayarak gittiğim için olabilir, öyle baam baaam bir tokat etkisi hissedemedim.
Buradan sonrası ----spoiler--- içerir;
Fragmanda görüp etkilendiğim sahneler, filmin içerisinde görünce o kadar da çarpıcı gelmedi mesela. Konumlandığı sahne itibari ile içinde bulunduğu duygu biraz aceleye geliyor, araya serpiştirilmiş gibi. Çünkü oyuncuların hep doğaçlama takılması, olayların kopukluğu, mekanın her köşesinde ayrı bir şeyler dönmesi ve bunların birbiriyle yeterince güzel etkileşime girememesi hikayeyi daha doğrusu olay örgüsünü biraz zayıflatmış gibi geldi bana.
Çok da gömmek istemiyorum, ortada başarılı bir çalışma olabilir bazı otoritelere göre ama ben bütününe baktığım zaman uyuşturu etkisinde bi grup gencin sağda solda garip hallerde sevişmesi,ensest ilişkiler, çığlıklar, bad tripler, yumruklamalar, bıçaklamalar gibi kopuk kopuk şeylerden görüyorum sadece.
Filmin ilk yarısında kuytu köşelerde gördüğümüz doğaçlama ikili muhabbetler, bilhassa zencilerin s.kiş, sokuş muhabbetleri, David'in şunu s.ktm, bunu da s.kmek istiyorum söylemleri gereğinden fazla uzun tutulmuş, neredeyse 15-20 dk bu muhabbet dinlemek bayıyor.
Geçişler biraz ayarsız olmuş. Partide herkes kendi çapında bi yerlerde takılıyor, kimse çığrından çıkmış değil. Ana karakter Selva içkide ne vardı, ilaç mı vardı diye sangriayı hazırlayanı sorgulayınca işler çığrından çıkıyor. 1 dakika önce standart bir parti insanı gibi takılan tipler kendini kesmeye falan başlıyo. Korku ve panikle birlikte ortaya çıkan garip tepkiler de olabilir tabi bunlar, lsd'nin bilinçaltını olduğu gibi ortaya döken ne kadar hayvani dürtü varsa hepsini harekete geçiren bir yapısı varmış.
Ama o geçiş biraz hızlı.
Çocuğu olan kadının neden çocuğu o elektrik odasına kilitlediğini de anlamlandıramadım. Çocuğu yatağına yatırdın, çocuk sonra kalktı geldi. Sen de baktın parti çığrından çıkmış, çocuk da sangriadan içmiş olabilir vs. Çocuğu al geri yatağına yatır, odanın kapısını da kilite.
Ne demeye çocuğu elektrik panolarının olduğu yere kilitliyorsun. Hayır bi de, çocuğu oraya kapatırken elektrik dolabını kapatıp bak buna sakın dokunma diyecek kadar aklın yerinde, madem bunu akıl edebiliyorsun al çocuğu geri odasına götür?
--------------------------
Neyse, özetle beklentimin çok altında, abartıldığı kadar çarpıcı olmayan, biraz overrated biraz da aceleye gelmiş bir film bence.
Evet rahatsız edici öyle kolay bir film değil, mekan ışık kullanımı, çekimler falan insanı alt üst ediyor katılıyorum.
Dans koreografileri, renkler, müzikler şahane. Bu açıdan, hele de açılıştaki dans sahnesi tam bir görsel şölen kabul ediyorum. Ama bence abartıldığı kadar muhteşem değil.
Kendi adıma, yine uyuşturucu temalı bir film olan requiem for a dream'i izledikten sonra abartmıyorum bi 2-3 gün kendime gelememiştim, rüyalarıma girmişti. O kadar çarpıcıydı ve çok rahatsız ediciydi. Tam bir tokat etkisi.
Bu filmde kendimi gerilime çok hazırlayarak gittiğim için olabilir, öyle baam baaam bir tokat etkisi hissedemedim.
Buradan sonrası ----spoiler--- içerir;
Fragmanda görüp etkilendiğim sahneler, filmin içerisinde görünce o kadar da çarpıcı gelmedi mesela. Konumlandığı sahne itibari ile içinde bulunduğu duygu biraz aceleye geliyor, araya serpiştirilmiş gibi. Çünkü oyuncuların hep doğaçlama takılması, olayların kopukluğu, mekanın her köşesinde ayrı bir şeyler dönmesi ve bunların birbiriyle yeterince güzel etkileşime girememesi hikayeyi daha doğrusu olay örgüsünü biraz zayıflatmış gibi geldi bana.
Çok da gömmek istemiyorum, ortada başarılı bir çalışma olabilir bazı otoritelere göre ama ben bütününe baktığım zaman uyuşturu etkisinde bi grup gencin sağda solda garip hallerde sevişmesi,ensest ilişkiler, çığlıklar, bad tripler, yumruklamalar, bıçaklamalar gibi kopuk kopuk şeylerden görüyorum sadece.
Filmin ilk yarısında kuytu köşelerde gördüğümüz doğaçlama ikili muhabbetler, bilhassa zencilerin s.kiş, sokuş muhabbetleri, David'in şunu s.ktm, bunu da s.kmek istiyorum söylemleri gereğinden fazla uzun tutulmuş, neredeyse 15-20 dk bu muhabbet dinlemek bayıyor.
Geçişler biraz ayarsız olmuş. Partide herkes kendi çapında bi yerlerde takılıyor, kimse çığrından çıkmış değil. Ana karakter Selva içkide ne vardı, ilaç mı vardı diye sangriayı hazırlayanı sorgulayınca işler çığrından çıkıyor. 1 dakika önce standart bir parti insanı gibi takılan tipler kendini kesmeye falan başlıyo. Korku ve panikle birlikte ortaya çıkan garip tepkiler de olabilir tabi bunlar, lsd'nin bilinçaltını olduğu gibi ortaya döken ne kadar hayvani dürtü varsa hepsini harekete geçiren bir yapısı varmış.
Ama o geçiş biraz hızlı.
Çocuğu olan kadının neden çocuğu o elektrik odasına kilitlediğini de anlamlandıramadım. Çocuğu yatağına yatırdın, çocuk sonra kalktı geldi. Sen de baktın parti çığrından çıkmış, çocuk da sangriadan içmiş olabilir vs. Çocuğu al geri yatağına yatır, odanın kapısını da kilite.
Ne demeye çocuğu elektrik panolarının olduğu yere kilitliyorsun. Hayır bi de, çocuğu oraya kapatırken elektrik dolabını kapatıp bak buna sakın dokunma diyecek kadar aklın yerinde, madem bunu akıl edebiliyorsun al çocuğu geri odasına götür?
--------------------------
Neyse, özetle beklentimin çok altında, abartıldığı kadar çarpıcı olmayan, biraz overrated biraz da aceleye gelmiş bir film bence.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar