bugün
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz16
- kızları en güzel olan şehir13
- affetmenin gücü6
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor14
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi13
- en sevdiğiniz sayı3
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması10
- akrostişli şiir6
- mesaj atıp konuşmayan kız7
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- de niro vs pacino3
- bir kadini dövmek2
- ilişki yapmaya üşenmek6
- 30 yaşına girmek4
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- silver ile evlenecek erkek52
- açtığı parantezi kapatmayan insan2
- sırrı süreyya önder28
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı8
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- cinlerin özünde iyi insanlar olması4
- hristiyanlık7
- euro 20162
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- sözlük açsanız ismi ne olurdu4
- her cümlesinin sonuna açıkçası koyan insan2
- arabaları yan yana park edip öpüşmek3
- kadın nefreti4
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- türk erkeği endonezyalı kız evliliği6
- sözlükteki satranç taşları4
- sözler köşkü6
- nazilerin haklı olan yanı2
- 50 bin liraya sabah 10'a kadar uyumadan durmak3
- mauro icardi11
- erkekler zıçar kızlar kakaloş yapar4
- burcu akrep olan birini akrep sokması4
- dün gece ne oldu13
- sarapci koala58
- sözlüğü annesi gibi gören insan3
- arabada son ses dinlenecek şarkılar3
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası26
- david bowie varken neşat ertaş dinleyen tip2
- korku filmi cekmeden once cinayet isleyen yonetmen2
- geceye bir söz bırak2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- tefal2
- gecenin şarkısı11
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
Zamansız
Kara denklemim vardı, içinden ayıramadığım güzelliklere özlemlerimle birlikte yumak olup
bakarlardı. Dün ile bu günü ayıran bir çalar saatin etkisinde savrulan bu dünyada imgelerim
kendisiyle barışık olmalıydı. Dünden kalan en güzel mirası unutturmaya çalışan bedenlerin
dostlukları her zaman yalandı. Bildiğim tüm toplamların işlevselliğini yitirdiği anlardı.
Dikkatimin hep dağınık olduğu anlardı. Sarsıntılı rüyaların gelişleri gidişlerine paraleldi
ama geçtikleri bir bedendi ve hassastı o beden. Üzerinden geçen anı yumakları yaralıyordu.
Dün ile bu günü anlamlı kılan anıları geldiği yere hapseden bir çalar saatin etkisinde
dönen dünyada temel hissetmek olsa da en geri plandı. Yaşamanın anlamını sorgulayan her
cümlede hissetmek sonucu çıksa da hissetmenin varlığı onu güzel kılmayacaktı.
Ey anlamların daraldığı düzensiz denklem.
Karardığın tüm boşlukların anlamını anlamış olmam senin için yeterli değil elbette.
Dokundurduğun tüm rüyaların ilgisine yaklaşmış ve artık onları arzulamış olmam da umrunda
değil. Çözülebilmenin tek yolunu aramaktan sıkılmış olmasam da bırakmalıydım. Ama sıkıldım
ve artık durduğum düzlemi göründüğü çizgide değerlendiriyorum. Düzlemi bilindiği gibi
okuyorum. Yaşamı anlaşıldığı gibi anlıyorum. Eksenimi böyle belirliyorum. Dün ile bu güne
eşit mesafede bir çalar saat etkisinde politikleşen bu dünyada çok yüzlülüğü anlıyorum ama
asla kabul etmiyorum.
Yaklaşan hiçbir elden çekinmiyorken ve uzaklaşan hiçbir ele üzülmüyorken budanacak
yerimi arıyorum. Budanacak duygumu işaret etmeni istiyorum ve patikayı böyle sonlardırmak
istiyorum. Bana düzlükleri vadeden tüm nasihatperver insanların haklı olduğuna inanabilmek
için sonlandırmak istiyorum. Dün ile bugünü farksız gören bir çalar saat etkisinde
farklılıklara körebe insanların dünyasında yabancılaşmamak için kör olmayı kabullenmiyorum.
Özlemleri anlıyorum. Arzu denilen vahşet doğurganlığı güçlü anaç kavramları
anlıyorum. Sevgi denilen bencillik doğurganlığı güçlü anaç kavrama inanıyorum. Saygı
denilen zorbalığı kabulleniyorum. Özgürlük denilen yalanları yutuyorum. iyilik denilen
kavramın yaşadığına inanıyorum. Karanlıklara küfretmiyorum. Durduğum noktada aşırı normal
olduğumu düşünürken durduğum noktaya bakanların aşırı normal olduğumu düşünürlerken anı
yumaklarının geçiş ekseninde bulunmamdaki ısrarı anlamıyorum. Dün ile bu günü farksız kılan
bir çalar saat etkisinde zorbalığı kabullenmiyorum. Dün ile bu günü umutlu yapan bir çalar
saat etkisinde dönen dünya için bir önem unsuruyum. Dün ile bugüne saldıran bir çalar saat
etkisinde özgürlüğün yıkıldığı her noktada özgür hissedebilmek için düşlerime yalvarıyorum.
Dün ile bu günü ayıran bir çalar saat etkisinde dönen dünyada yaşayorken dün ile bu
günümü ayıran bir çalar saat etkisinde kaldığım sürece cümlelerimle sorgulamaktan öteye
geçmiyorum.
not:kendime ait blog sayfamdan alındıtır. aylardır barışmak için sabırla beklenilen sevgili bir gün yemeğe davet etmiş bütün özlem tavana vurmuştu. yemeğe gittiğimde neyi özlediğimi kendi kendime sordum. özlediğim şey bu değildi. onun bilgisayarında yazdığım bu yazı, boşluktaki piskolojimin dürtüsü ile bir çok alanda görücüye çıkıp çok beğenildi. ne var ki bundan daha yalın bir hale sokamıyorum ne kadar çabalarsam çabalayayım. bir yeri bozuluyor muhakkak. ben de hatasıyla yanlışıyla böyle bıraktım. *
edit: imla.
Kara denklemim vardı, içinden ayıramadığım güzelliklere özlemlerimle birlikte yumak olup
bakarlardı. Dün ile bu günü ayıran bir çalar saatin etkisinde savrulan bu dünyada imgelerim
kendisiyle barışık olmalıydı. Dünden kalan en güzel mirası unutturmaya çalışan bedenlerin
dostlukları her zaman yalandı. Bildiğim tüm toplamların işlevselliğini yitirdiği anlardı.
Dikkatimin hep dağınık olduğu anlardı. Sarsıntılı rüyaların gelişleri gidişlerine paraleldi
ama geçtikleri bir bedendi ve hassastı o beden. Üzerinden geçen anı yumakları yaralıyordu.
Dün ile bu günü anlamlı kılan anıları geldiği yere hapseden bir çalar saatin etkisinde
dönen dünyada temel hissetmek olsa da en geri plandı. Yaşamanın anlamını sorgulayan her
cümlede hissetmek sonucu çıksa da hissetmenin varlığı onu güzel kılmayacaktı.
Ey anlamların daraldığı düzensiz denklem.
Karardığın tüm boşlukların anlamını anlamış olmam senin için yeterli değil elbette.
Dokundurduğun tüm rüyaların ilgisine yaklaşmış ve artık onları arzulamış olmam da umrunda
değil. Çözülebilmenin tek yolunu aramaktan sıkılmış olmasam da bırakmalıydım. Ama sıkıldım
ve artık durduğum düzlemi göründüğü çizgide değerlendiriyorum. Düzlemi bilindiği gibi
okuyorum. Yaşamı anlaşıldığı gibi anlıyorum. Eksenimi böyle belirliyorum. Dün ile bu güne
eşit mesafede bir çalar saat etkisinde politikleşen bu dünyada çok yüzlülüğü anlıyorum ama
asla kabul etmiyorum.
Yaklaşan hiçbir elden çekinmiyorken ve uzaklaşan hiçbir ele üzülmüyorken budanacak
yerimi arıyorum. Budanacak duygumu işaret etmeni istiyorum ve patikayı böyle sonlardırmak
istiyorum. Bana düzlükleri vadeden tüm nasihatperver insanların haklı olduğuna inanabilmek
için sonlandırmak istiyorum. Dün ile bugünü farksız gören bir çalar saat etkisinde
farklılıklara körebe insanların dünyasında yabancılaşmamak için kör olmayı kabullenmiyorum.
Özlemleri anlıyorum. Arzu denilen vahşet doğurganlığı güçlü anaç kavramları
anlıyorum. Sevgi denilen bencillik doğurganlığı güçlü anaç kavrama inanıyorum. Saygı
denilen zorbalığı kabulleniyorum. Özgürlük denilen yalanları yutuyorum. iyilik denilen
kavramın yaşadığına inanıyorum. Karanlıklara küfretmiyorum. Durduğum noktada aşırı normal
olduğumu düşünürken durduğum noktaya bakanların aşırı normal olduğumu düşünürlerken anı
yumaklarının geçiş ekseninde bulunmamdaki ısrarı anlamıyorum. Dün ile bu günü farksız kılan
bir çalar saat etkisinde zorbalığı kabullenmiyorum. Dün ile bu günü umutlu yapan bir çalar
saat etkisinde dönen dünya için bir önem unsuruyum. Dün ile bugüne saldıran bir çalar saat
etkisinde özgürlüğün yıkıldığı her noktada özgür hissedebilmek için düşlerime yalvarıyorum.
Dün ile bu günü ayıran bir çalar saat etkisinde dönen dünyada yaşayorken dün ile bu
günümü ayıran bir çalar saat etkisinde kaldığım sürece cümlelerimle sorgulamaktan öteye
geçmiyorum.
not:kendime ait blog sayfamdan alındıtır. aylardır barışmak için sabırla beklenilen sevgili bir gün yemeğe davet etmiş bütün özlem tavana vurmuştu. yemeğe gittiğimde neyi özlediğimi kendi kendime sordum. özlediğim şey bu değildi. onun bilgisayarında yazdığım bu yazı, boşluktaki piskolojimin dürtüsü ile bir çok alanda görücüye çıkıp çok beğenildi. ne var ki bundan daha yalın bir hale sokamıyorum ne kadar çabalarsam çabalayayım. bir yeri bozuluyor muhakkak. ben de hatasıyla yanlışıyla böyle bıraktım. *
edit: imla.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar