bugün
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- kolye142
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması5
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi5
- sözlük elden gidiyor3
- erlik5
- cep telefonu17
- nokia16
- günün sözü6
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak3
- rüzgar12
- türkiye'nin kıymeti bilinmemiş şarkıcıları4
- bal10
- pizza bira ikilisi4
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- lale14
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması2
- var olmak için ne yaptınız13
- pazar günleri ekmek almak3
- asla evlenilmeyecek erkekler5
- pazar günü erken kalkmak3
- sevgiliye uzaktan bakmak3
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- evi ev yapan şeyler14
- kaplan17
- bileklik19
- kader4
- fil9
- yogartiksen39
- aslan15
- billie eilish'in memeleri7
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- kuş5
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- at6
- sevgili nedir7
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- gül7
- brezilya7
- kim kimi neden sevmiyor14
- galatasaray19
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı84
- ankara8
- galatasaray balı2
Zamansız
Kara denklemim vardı, içinden ayıramadığım güzelliklere özlemlerimle birlikte yumak olup
bakarlardı. Dün ile bu günü ayıran bir çalar saatin etkisinde savrulan bu dünyada imgelerim
kendisiyle barışık olmalıydı. Dünden kalan en güzel mirası unutturmaya çalışan bedenlerin
dostlukları her zaman yalandı. Bildiğim tüm toplamların işlevselliğini yitirdiği anlardı.
Dikkatimin hep dağınık olduğu anlardı. Sarsıntılı rüyaların gelişleri gidişlerine paraleldi
ama geçtikleri bir bedendi ve hassastı o beden. Üzerinden geçen anı yumakları yaralıyordu.
Dün ile bu günü anlamlı kılan anıları geldiği yere hapseden bir çalar saatin etkisinde
dönen dünyada temel hissetmek olsa da en geri plandı. Yaşamanın anlamını sorgulayan her
cümlede hissetmek sonucu çıksa da hissetmenin varlığı onu güzel kılmayacaktı.
Ey anlamların daraldığı düzensiz denklem.
Karardığın tüm boşlukların anlamını anlamış olmam senin için yeterli değil elbette.
Dokundurduğun tüm rüyaların ilgisine yaklaşmış ve artık onları arzulamış olmam da umrunda
değil. Çözülebilmenin tek yolunu aramaktan sıkılmış olmasam da bırakmalıydım. Ama sıkıldım
ve artık durduğum düzlemi göründüğü çizgide değerlendiriyorum. Düzlemi bilindiği gibi
okuyorum. Yaşamı anlaşıldığı gibi anlıyorum. Eksenimi böyle belirliyorum. Dün ile bu güne
eşit mesafede bir çalar saat etkisinde politikleşen bu dünyada çok yüzlülüğü anlıyorum ama
asla kabul etmiyorum.
Yaklaşan hiçbir elden çekinmiyorken ve uzaklaşan hiçbir ele üzülmüyorken budanacak
yerimi arıyorum. Budanacak duygumu işaret etmeni istiyorum ve patikayı böyle sonlardırmak
istiyorum. Bana düzlükleri vadeden tüm nasihatperver insanların haklı olduğuna inanabilmek
için sonlandırmak istiyorum. Dün ile bugünü farksız gören bir çalar saat etkisinde
farklılıklara körebe insanların dünyasında yabancılaşmamak için kör olmayı kabullenmiyorum.
Özlemleri anlıyorum. Arzu denilen vahşet doğurganlığı güçlü anaç kavramları
anlıyorum. Sevgi denilen bencillik doğurganlığı güçlü anaç kavrama inanıyorum. Saygı
denilen zorbalığı kabulleniyorum. Özgürlük denilen yalanları yutuyorum. iyilik denilen
kavramın yaşadığına inanıyorum. Karanlıklara küfretmiyorum. Durduğum noktada aşırı normal
olduğumu düşünürken durduğum noktaya bakanların aşırı normal olduğumu düşünürlerken anı
yumaklarının geçiş ekseninde bulunmamdaki ısrarı anlamıyorum. Dün ile bu günü farksız kılan
bir çalar saat etkisinde zorbalığı kabullenmiyorum. Dün ile bu günü umutlu yapan bir çalar
saat etkisinde dönen dünya için bir önem unsuruyum. Dün ile bugüne saldıran bir çalar saat
etkisinde özgürlüğün yıkıldığı her noktada özgür hissedebilmek için düşlerime yalvarıyorum.
Dün ile bu günü ayıran bir çalar saat etkisinde dönen dünyada yaşayorken dün ile bu
günümü ayıran bir çalar saat etkisinde kaldığım sürece cümlelerimle sorgulamaktan öteye
geçmiyorum.
not:kendime ait blog sayfamdan alındıtır. aylardır barışmak için sabırla beklenilen sevgili bir gün yemeğe davet etmiş bütün özlem tavana vurmuştu. yemeğe gittiğimde neyi özlediğimi kendi kendime sordum. özlediğim şey bu değildi. onun bilgisayarında yazdığım bu yazı, boşluktaki piskolojimin dürtüsü ile bir çok alanda görücüye çıkıp çok beğenildi. ne var ki bundan daha yalın bir hale sokamıyorum ne kadar çabalarsam çabalayayım. bir yeri bozuluyor muhakkak. ben de hatasıyla yanlışıyla böyle bıraktım. *
edit: imla.
Kara denklemim vardı, içinden ayıramadığım güzelliklere özlemlerimle birlikte yumak olup
bakarlardı. Dün ile bu günü ayıran bir çalar saatin etkisinde savrulan bu dünyada imgelerim
kendisiyle barışık olmalıydı. Dünden kalan en güzel mirası unutturmaya çalışan bedenlerin
dostlukları her zaman yalandı. Bildiğim tüm toplamların işlevselliğini yitirdiği anlardı.
Dikkatimin hep dağınık olduğu anlardı. Sarsıntılı rüyaların gelişleri gidişlerine paraleldi
ama geçtikleri bir bedendi ve hassastı o beden. Üzerinden geçen anı yumakları yaralıyordu.
Dün ile bu günü anlamlı kılan anıları geldiği yere hapseden bir çalar saatin etkisinde
dönen dünyada temel hissetmek olsa da en geri plandı. Yaşamanın anlamını sorgulayan her
cümlede hissetmek sonucu çıksa da hissetmenin varlığı onu güzel kılmayacaktı.
Ey anlamların daraldığı düzensiz denklem.
Karardığın tüm boşlukların anlamını anlamış olmam senin için yeterli değil elbette.
Dokundurduğun tüm rüyaların ilgisine yaklaşmış ve artık onları arzulamış olmam da umrunda
değil. Çözülebilmenin tek yolunu aramaktan sıkılmış olmasam da bırakmalıydım. Ama sıkıldım
ve artık durduğum düzlemi göründüğü çizgide değerlendiriyorum. Düzlemi bilindiği gibi
okuyorum. Yaşamı anlaşıldığı gibi anlıyorum. Eksenimi böyle belirliyorum. Dün ile bu güne
eşit mesafede bir çalar saat etkisinde politikleşen bu dünyada çok yüzlülüğü anlıyorum ama
asla kabul etmiyorum.
Yaklaşan hiçbir elden çekinmiyorken ve uzaklaşan hiçbir ele üzülmüyorken budanacak
yerimi arıyorum. Budanacak duygumu işaret etmeni istiyorum ve patikayı böyle sonlardırmak
istiyorum. Bana düzlükleri vadeden tüm nasihatperver insanların haklı olduğuna inanabilmek
için sonlandırmak istiyorum. Dün ile bugünü farksız gören bir çalar saat etkisinde
farklılıklara körebe insanların dünyasında yabancılaşmamak için kör olmayı kabullenmiyorum.
Özlemleri anlıyorum. Arzu denilen vahşet doğurganlığı güçlü anaç kavramları
anlıyorum. Sevgi denilen bencillik doğurganlığı güçlü anaç kavrama inanıyorum. Saygı
denilen zorbalığı kabulleniyorum. Özgürlük denilen yalanları yutuyorum. iyilik denilen
kavramın yaşadığına inanıyorum. Karanlıklara küfretmiyorum. Durduğum noktada aşırı normal
olduğumu düşünürken durduğum noktaya bakanların aşırı normal olduğumu düşünürlerken anı
yumaklarının geçiş ekseninde bulunmamdaki ısrarı anlamıyorum. Dün ile bu günü farksız kılan
bir çalar saat etkisinde zorbalığı kabullenmiyorum. Dün ile bu günü umutlu yapan bir çalar
saat etkisinde dönen dünya için bir önem unsuruyum. Dün ile bugüne saldıran bir çalar saat
etkisinde özgürlüğün yıkıldığı her noktada özgür hissedebilmek için düşlerime yalvarıyorum.
Dün ile bu günü ayıran bir çalar saat etkisinde dönen dünyada yaşayorken dün ile bu
günümü ayıran bir çalar saat etkisinde kaldığım sürece cümlelerimle sorgulamaktan öteye
geçmiyorum.
not:kendime ait blog sayfamdan alındıtır. aylardır barışmak için sabırla beklenilen sevgili bir gün yemeğe davet etmiş bütün özlem tavana vurmuştu. yemeğe gittiğimde neyi özlediğimi kendi kendime sordum. özlediğim şey bu değildi. onun bilgisayarında yazdığım bu yazı, boşluktaki piskolojimin dürtüsü ile bir çok alanda görücüye çıkıp çok beğenildi. ne var ki bundan daha yalın bir hale sokamıyorum ne kadar çabalarsam çabalayayım. bir yeri bozuluyor muhakkak. ben de hatasıyla yanlışıyla böyle bıraktım. *
edit: imla.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar