bugün
- herkes yatsın iyi geceler9
- kuveyt ve bahreyn de hava savunma sistemleri2
- oğuzhan uğur12
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- sözlük kızlarının kombinleri20
- istanbul un çok pahalı olması12
- velvet vs nervio19
- cips olsa da yesek7
- the merich13
- oğlum çok güzel lan6
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- matbaanın gecikmesine sebep5
- aklını yitirmek4
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak3
- 50 tl ile rolling yapmak6
- velvet13
- horoz hayası çorbası5
- slavko vincic15
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- nervio11
- ispanya20
- bira cips6
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- en sevilmeyen ev işleri2
- oğuzhan uğur'un tutuklanması2
- 2026 dünya kupası25
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- manifest grubu3
- ona bir şey söyle9
- eski nahif sözlük kızları2
- kadim kültürler4
- acıktım ben3
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- laptop5
- tememda kenka nalaka10
- manyak olmaya karar verdim9
- aga be şarkılar5
- yarın iş olduğu gerçeği3
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- gocusuz sözlük4
ikili ilişkilerde gözlemlediğim ve kendim de eski bir ilişkimde yaşadığım bu tutumu açıklamak istedim. Biraz uzun oldu ama okumak isteyen varsa buyursun :
Aşırı kıskançlık, özgür olamamaktan veyahut özgüven eksikliğinden kaynaklanır. Özgüveni eksik olan kişi, karşısındaki insan ne kadar güvenilir olsa da bu kişiye güvenemez. Kendi yapamadığı şeyleri karşısındaki insan da yapsın istemez. Onu başta hayatına aldığı gibi kabul etmez. Kısıtlar koyar, çizgiler çizer ve sınırlar oluşturur. Kafasında, karşı taraf için oluşturduğu sınırları o bireye dikte eder. Bu sınırlar o insan için aynı olmadığından kıskanç kişi karşısındaki insanı olduğu gibi sevmek yerine onu değiştirmeye çalışmış olur.
ikili ilişkilerde bunun sonucu olarak kısıtlama ve güven eksikliği doğar ki bu ikisi en büyük sorunlardandır. Kıskanç birey bunun sonucunda karşısındaki şahsı kısıtlamaya veya değiştirmeye çalışır.Karşısındaki insanı kafasındaki kalıba sokmaktan çekinmez çünkü kıskançlığı bunu bütünüyle örter.Aşırı kıskançlığın örttüğü bir başka durumsa daha vahimdir.Bu da kişinin kendisidir.Bu bireyin kendisini görmesini engeller. Karşı taraf her ne kadar bunu söylese de bu hastalıklı tutumu sergileyen birey bu tutumunu kendisinden kaynaklı olmadığını bunun sebebinin çevresi olduğunu veya sahip olduğu başka değerler olduğunu söyler. Asıl sorunun kaynağı olmayan bu açıklamalar ilişkinin içinde bulunduğu durumu daha da içinden çıkılamaz hale getirir. Halbuki çevre onun değerler onundur.
Bireylerin kendi çevreleri ve değerleri kendilerine aittir ve bunlar hiç bir şekilde dikte edilemez, karşı taraf tarafından değiştirilemezler.Kıskanç birey karşısındaki insana sınırlar çizer ve bu sınırlar doğrultusunda onu sever.Onu olduğu gibi kabul etmek yerine kendi gördüğü şekilde kabul eder. Bu tutum saf sevgiyi ve aşkı hastalığa dönüştürür.Çoğu hastalık gibi bu hastalık da karşı tarafa bulaşabilir ve onun da hasta olmasına, aynı tutumu sergilemesine sebebiyet verebilir.
Bu evreden sonraysa çoğu ilişkide; kısıtlanmaya karşı kısıtlama, kısasa kısas ve güven eksikliği doğar.Bu karşılıklı tutum aşkı yok eder ve sevgiyi zamanla azaltır.Azalan sevgi bu tutumların devam etmesiyle beraber zamanla biter.Bir süre sonra ilişkiyi devam ettiren şeyler alışkanlıklar ve eski güzel anılar olur.Uzun bi süreden sonra alışkanlıklar kaybolur,anılar unutulur, nihayetinde ilişki iki bireyin hem arasında hem de iki bireyin iç dünyasında bitmiş olur.
Gerçek aşk sonsuzdur ve sınırları yoktur. Gerçek sevgi vicdandandır ve vicdan Allah’tan gelir.Yarattığı varlıkları sevmeyen bi yaratıcıdan bahsedemeyiz.Yaratıcı, yarattığı varlıkları nasıl yarattığı gibi kabul edip seviyorsa karşısındaki insana yüce bir sevgi duyan birey de onu değiştirmeye çalışmamalı olduğu gibi kabul edip sevmelidir.Gerçekten seven insan karşısındaki bireyi kendi etik değerleri doğrultusunda rahat bırakmalı, karşısındaki insanın özel alanına müdahale etmemelidir.
Aşırı kıskançlık ayrı, bir insanı kendi özel alanında rahat bırakmak ayrı, gavat olmak ayrıdır.
Bir insanın kendi hayat tarzına, kendi değerlerine ve kendi özel alanına müdahale etmek ve bireyin özel alanını değiştirmeye çalışmak edepsizliktir. Bir insanı hayatınıza alacaksanız onu ya olduğu gibi kabul edin ya da kimseyi hayatınıza almayın.
Aşırı kıskançlık, özgür olamamaktan veyahut özgüven eksikliğinden kaynaklanır. Özgüveni eksik olan kişi, karşısındaki insan ne kadar güvenilir olsa da bu kişiye güvenemez. Kendi yapamadığı şeyleri karşısındaki insan da yapsın istemez. Onu başta hayatına aldığı gibi kabul etmez. Kısıtlar koyar, çizgiler çizer ve sınırlar oluşturur. Kafasında, karşı taraf için oluşturduğu sınırları o bireye dikte eder. Bu sınırlar o insan için aynı olmadığından kıskanç kişi karşısındaki insanı olduğu gibi sevmek yerine onu değiştirmeye çalışmış olur.
ikili ilişkilerde bunun sonucu olarak kısıtlama ve güven eksikliği doğar ki bu ikisi en büyük sorunlardandır. Kıskanç birey bunun sonucunda karşısındaki şahsı kısıtlamaya veya değiştirmeye çalışır.Karşısındaki insanı kafasındaki kalıba sokmaktan çekinmez çünkü kıskançlığı bunu bütünüyle örter.Aşırı kıskançlığın örttüğü bir başka durumsa daha vahimdir.Bu da kişinin kendisidir.Bu bireyin kendisini görmesini engeller. Karşı taraf her ne kadar bunu söylese de bu hastalıklı tutumu sergileyen birey bu tutumunu kendisinden kaynaklı olmadığını bunun sebebinin çevresi olduğunu veya sahip olduğu başka değerler olduğunu söyler. Asıl sorunun kaynağı olmayan bu açıklamalar ilişkinin içinde bulunduğu durumu daha da içinden çıkılamaz hale getirir. Halbuki çevre onun değerler onundur.
Bireylerin kendi çevreleri ve değerleri kendilerine aittir ve bunlar hiç bir şekilde dikte edilemez, karşı taraf tarafından değiştirilemezler.Kıskanç birey karşısındaki insana sınırlar çizer ve bu sınırlar doğrultusunda onu sever.Onu olduğu gibi kabul etmek yerine kendi gördüğü şekilde kabul eder. Bu tutum saf sevgiyi ve aşkı hastalığa dönüştürür.Çoğu hastalık gibi bu hastalık da karşı tarafa bulaşabilir ve onun da hasta olmasına, aynı tutumu sergilemesine sebebiyet verebilir.
Bu evreden sonraysa çoğu ilişkide; kısıtlanmaya karşı kısıtlama, kısasa kısas ve güven eksikliği doğar.Bu karşılıklı tutum aşkı yok eder ve sevgiyi zamanla azaltır.Azalan sevgi bu tutumların devam etmesiyle beraber zamanla biter.Bir süre sonra ilişkiyi devam ettiren şeyler alışkanlıklar ve eski güzel anılar olur.Uzun bi süreden sonra alışkanlıklar kaybolur,anılar unutulur, nihayetinde ilişki iki bireyin hem arasında hem de iki bireyin iç dünyasında bitmiş olur.
Gerçek aşk sonsuzdur ve sınırları yoktur. Gerçek sevgi vicdandandır ve vicdan Allah’tan gelir.Yarattığı varlıkları sevmeyen bi yaratıcıdan bahsedemeyiz.Yaratıcı, yarattığı varlıkları nasıl yarattığı gibi kabul edip seviyorsa karşısındaki insana yüce bir sevgi duyan birey de onu değiştirmeye çalışmamalı olduğu gibi kabul edip sevmelidir.Gerçekten seven insan karşısındaki bireyi kendi etik değerleri doğrultusunda rahat bırakmalı, karşısındaki insanın özel alanına müdahale etmemelidir.
Aşırı kıskançlık ayrı, bir insanı kendi özel alanında rahat bırakmak ayrı, gavat olmak ayrıdır.
Bir insanın kendi hayat tarzına, kendi değerlerine ve kendi özel alanına müdahale etmek ve bireyin özel alanını değiştirmeye çalışmak edepsizliktir. Bir insanı hayatınıza alacaksanız onu ya olduğu gibi kabul edin ya da kimseyi hayatınıza almayın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar