bugün
- türbanlı kızların diğerlerinden güzel olması5
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi16
- erkekler neden erken ölür3
- anın görüntüsü23
- her kadın güzeldir3
- sözlükteki gizli düşmanım10
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- öldükten sonra bana ne olacak2
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- uzun zaman sonra sözlüğe girmek3
- günün şiiri6
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- her insanın bir cini olması8
- ilişkilerde fizik mi kimya mı önemlidir sorgusu6
- uzun bir süre sonra entry girmek2
- içtim şarabı13
- genç görünmeye çalışmak3
- rakı sevmemek7
- enjoy im vaccinated2
- arkadaşlar ben gavat değilim2
- kadir inanır22
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız5
- avrupada hava sıcaklıkları2
- şafak çak3
- büstiyer2
- hayalet gibi bir insan olmak3
- muhtarlıkların kapatılması gerekliliği3
- çift katlı otobüs3
- aşure yapan sözlük kızları7
- venezuella depremi3
- sözlükte neden atatürk ve türk bayrağı resmi yok3
- daha relax3
- özelden sözlük erkeklerini taciz etmek3
- sektör öldü tek yol tıp diyen primat3
- dümbelettin efendi2
- sosyal medya aranmaktır2
- kemalist dünya24
- hiç kimsenin sevmediği bir insana aşık olmak3
- 7 aydır berlinde yaşıyorum soruları alayım7
- japonya7
- tas kafa traşlı hırt sorunu5
- trump ara seçimleri kaybederse soruşturma geçirir5
- of çok sıkıcı olmanız2
- insan olmaya ceyrek kala3
- true'nun çaylak olması16
- çok güzel ama manyak kadın7
- üniversitelerin gereksiz olması16
- mustafa kemal atatürk7
- bu sıcakta karpuz tarlasında çalışmak4
müslümanlara, günde beş kez, belli bir yerde namaz kılmaları ve namaz için toplanma vaktinin geldiğini ilân etmek, namaz için yapılan çağrı. arapça bir kelime olan ezan; bildirmek, ilân etmek demektir.
yüksek bir yere çıkıp gür sesiyle tüm insanlara yeryüzünde tek egemen gücün allah, tek önderin hz. muhammed olduğunu allah adına korkusuzca haykıran; allah'ı ilâh ve rabb; hz. muhammed'i de kendilerine önder kabul eden müslümanlara da inandıkları allah'ın önünde topluca ibâdet etsinler, bir ve beraber olduklarını, yeryüzündeki zulmün yerine allah'ın adaletini yerleştirmek için her an hazır olduklarını düşmanlarına gösterip onlara korku, müslümanlara güven versinler diye camiye çağıran kişiye de müezzin denir.
ezan, bir yerin müslümanların mı yoksa zorbaların mı kontrolünde olduğunu belirten bir işaret, bir semboldür. korkusuzca ve doğru bir şekilde okunan ezan o yerin islâm beldesi olduğunu gösterir. islâm fıkhında, bir yörenin daru'l-harp* veya daru'l islâm * olduğu tespitinde orada ezanın okunup okunmadığı dikkate alınan ölçülerden biridir.
müslümanlara namaz mekke döneminin dokuzuncu yılında farz kılındığı halde onlar namazlarını ezan okumadan kılıyorlardı. çünkü mekke'de zayıftılar; orada güçlü olan, toplumda hatta allah'ın evi kâbe'de egemen olan müşrik düzendi. bu yüzden müslümanlar kendi yönetimlerinde olmayan ve güçsüz oldukları bir yerde açıkça ezan okumakla yükümlü tutulmamışlardı.
medine'ye hicretin birinci yılında birbirlerini "es-salâh es-salâh (namaza namaza)" veya "es-salâtü câmlatün (namaz toplayıcıdır, namaz için toplanın)" şeklinde namaza davet ederlerdi. ancak bu şekildeki bir çağrı yeterli olmuyor, uzakta oturanlar bu sesi duymadıkları için namaza yetişemiyorlar ve bu yüzden de islâm cemâatinin biraraya gelmesinde zorluklar oluyordu. peygamber efendimiz (s.a.s.) sahâbelerini toplayarak namaza çağırmak için nasıl bir yöntem kullanmak gerektiğini kendileriyle istişâre etti. sahâbîler birçok teklif getirdiler:
- çan çalalım ya resulullah.
- o hıristiyanların adetidir, olmaz.
- boru çalalım.
- o yahudilerin adetidir, olmaz.
- o zaman ateş yakalım ya resulullah.
- o da mecusilerin adetidir, bu da olmaz.
bayrak dikme teklifi de uygun görülmeyince müslümanlar ortak bir karara varamadı ve toplantı sona erdi. abdullah b. zeyd de diğer sahâbiler gibi üzüntüyle evine döndü ve yattı. abdullâh şöyle anlatır:
"ben de üzüntülü olarak yatmıştım. uyku ile uyanıklık arasında iken üzerinde yeşil elbisesi olan biri yanıma geldi, bir duvârın üzerinde durdu. elinde bir çan vardı. aramızda şu konuşma geçti:
- onu bana satar mısın?
- onu ne yapacaksın?
- namaz için çalarız.
- ben sana bu konuyla ilgili daha hayırlı bir şey versem olmaz mı?
- olur, dedim. hemen kıbleye karşı durdu ve okumaya başladı:
"allahu ekber, allahu ekber
allahu ekber, allahu ekber
eşhedü en lailahe illallah,
eşhedü en lailahe illallah
eşhedü enne muhammeden
resûlullah eşhedü enne muhammeden
rasûlullah hayyaala's-salâh, hayyaala's-salâh hayyaala'l-felâh, hayyaala'l-felâh allahu ekber, allahu ekber
la ilahe illallah "
ezân-ı muhammedî diğer bir ismidir.
ezanla alakalı kur'an-ı kerim'de sarih olarak bir delil yoktur. ancak fukaha-i kiram ve müfessirin-i izam, "insanları hakka davet eden sözden, sesten daha güzel, daha tatlı bir ses ve söz var mıdır?" (fussilet, 41/33) ayet-i kerimesindeki "hakka davet" ifadesini ezan manasında anlamışlardır.
mehmet akif ersoy'un da dediği gibi;
bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
dünyada ezan sesi hiç susmamaktadır. zaman dilimi içinde her dakika bir köşede ezan okunmaktadır
yüksek bir yere çıkıp gür sesiyle tüm insanlara yeryüzünde tek egemen gücün allah, tek önderin hz. muhammed olduğunu allah adına korkusuzca haykıran; allah'ı ilâh ve rabb; hz. muhammed'i de kendilerine önder kabul eden müslümanlara da inandıkları allah'ın önünde topluca ibâdet etsinler, bir ve beraber olduklarını, yeryüzündeki zulmün yerine allah'ın adaletini yerleştirmek için her an hazır olduklarını düşmanlarına gösterip onlara korku, müslümanlara güven versinler diye camiye çağıran kişiye de müezzin denir.
ezan, bir yerin müslümanların mı yoksa zorbaların mı kontrolünde olduğunu belirten bir işaret, bir semboldür. korkusuzca ve doğru bir şekilde okunan ezan o yerin islâm beldesi olduğunu gösterir. islâm fıkhında, bir yörenin daru'l-harp* veya daru'l islâm * olduğu tespitinde orada ezanın okunup okunmadığı dikkate alınan ölçülerden biridir.
müslümanlara namaz mekke döneminin dokuzuncu yılında farz kılındığı halde onlar namazlarını ezan okumadan kılıyorlardı. çünkü mekke'de zayıftılar; orada güçlü olan, toplumda hatta allah'ın evi kâbe'de egemen olan müşrik düzendi. bu yüzden müslümanlar kendi yönetimlerinde olmayan ve güçsüz oldukları bir yerde açıkça ezan okumakla yükümlü tutulmamışlardı.
medine'ye hicretin birinci yılında birbirlerini "es-salâh es-salâh (namaza namaza)" veya "es-salâtü câmlatün (namaz toplayıcıdır, namaz için toplanın)" şeklinde namaza davet ederlerdi. ancak bu şekildeki bir çağrı yeterli olmuyor, uzakta oturanlar bu sesi duymadıkları için namaza yetişemiyorlar ve bu yüzden de islâm cemâatinin biraraya gelmesinde zorluklar oluyordu. peygamber efendimiz (s.a.s.) sahâbelerini toplayarak namaza çağırmak için nasıl bir yöntem kullanmak gerektiğini kendileriyle istişâre etti. sahâbîler birçok teklif getirdiler:
- çan çalalım ya resulullah.
- o hıristiyanların adetidir, olmaz.
- boru çalalım.
- o yahudilerin adetidir, olmaz.
- o zaman ateş yakalım ya resulullah.
- o da mecusilerin adetidir, bu da olmaz.
bayrak dikme teklifi de uygun görülmeyince müslümanlar ortak bir karara varamadı ve toplantı sona erdi. abdullah b. zeyd de diğer sahâbiler gibi üzüntüyle evine döndü ve yattı. abdullâh şöyle anlatır:
"ben de üzüntülü olarak yatmıştım. uyku ile uyanıklık arasında iken üzerinde yeşil elbisesi olan biri yanıma geldi, bir duvârın üzerinde durdu. elinde bir çan vardı. aramızda şu konuşma geçti:
- onu bana satar mısın?
- onu ne yapacaksın?
- namaz için çalarız.
- ben sana bu konuyla ilgili daha hayırlı bir şey versem olmaz mı?
- olur, dedim. hemen kıbleye karşı durdu ve okumaya başladı:
"allahu ekber, allahu ekber
allahu ekber, allahu ekber
eşhedü en lailahe illallah,
eşhedü en lailahe illallah
eşhedü enne muhammeden
resûlullah eşhedü enne muhammeden
rasûlullah hayyaala's-salâh, hayyaala's-salâh hayyaala'l-felâh, hayyaala'l-felâh allahu ekber, allahu ekber
la ilahe illallah "
ezân-ı muhammedî diğer bir ismidir.
ezanla alakalı kur'an-ı kerim'de sarih olarak bir delil yoktur. ancak fukaha-i kiram ve müfessirin-i izam, "insanları hakka davet eden sözden, sesten daha güzel, daha tatlı bir ses ve söz var mıdır?" (fussilet, 41/33) ayet-i kerimesindeki "hakka davet" ifadesini ezan manasında anlamışlardır.
mehmet akif ersoy'un da dediği gibi;
bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
dünyada ezan sesi hiç susmamaktadır. zaman dilimi içinde her dakika bir köşede ezan okunmaktadır
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar