bugün
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz9
- sözlüğün en yakışıklı erkek listesi6
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım9
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri23
- sinirlenince yaptığınız şeyler9
- kendin gibi biriyle olmak5
- yaşar dinleyen erkek8
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- ak partililerin apoya villa yaptırması3
- sevilmek3
- avm gezme kültürü7
- 2 maça evi arabayı basmak2
- göbeklitepe de dikilen ilk sütunlar4
- gocu28
- ince belli kızlar bakar mısınız6
- yaşlandıkça ölüme yaklaşmak5
- gocu kaç yaşında7
- seyyid kutub3
- günün en güzel kızı2
- güne bir şarkı bırak5
- nakit para taşımamak4
- moğol cb'nın 100 kg ağırlıkla 20 tekrar yapması3
- tabağındaki yemeği bitiremeyen erkek5
- ezginin günlüğü açıp tek başına uzun yola çıkmak6
- öcalan için imralı da ev inşa edilmesi10
- atatürk diyor ki3
- tavuk döner sırasında hayatının aşkına rastlamak6
- masterchef türkiye2
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu27
- kahvaltı9
- yeni parti tüzüğü5
- güne bir tespit bırak3
- yaprak sarması seven insan2
- sözlük yazarlarına güvenmek19
- balık etli kızlar bakar mısınız3
- claude'un savaş ve casuslukta kullanılması5
- muhafazakar eşcinsel4
- her şeyin mizahı yapılmalı mı18
- öcalan için bahçeli ve konforlu bir ev yapılması6
- çirkin insanlara acımasızca davranmak2
- tissot la loche4
- boyumun 2 cm kısalması22
- çocuğunu bir proje olarak gören ebeveyn2
- şu an dinlenen şarkıdan bir cümle3
- küpe takan adama kız vermem diyen baba10
- pizzanın kenarlarını yemeyen erkek4
- nakit para akışı2
- nişantaşı nda 36 lı tuvalet kağıdıyla yürümek4
- regl ağrısı çeken sevgiliye yapılacaklar12
insan!
kolay mı insan olmak!?
oysa ne çok insan var...
insan olmaları, hepsinin ortalıkta bedenleriyle insan kılığında dolaşmalarının yanında, ruhlarıyla da ne kadar insan olabildiklerine bağlı.
ne kadar insan olabilmek(!)(?);
insan, yetişmesi en zor olan mahluk.
ihtiyaçları sağlanmalı, bakılmalı, ilgilenilmeli ve hepsinden önemlisi sevilmeli.
insanın olgunluğundan bahsederken, 'hamur' ve 'maya' gibi kelimeler kullanırız.
maya: buna bir şey demek çok mümkün değil benim için, ilim, bilim, felsefe, mantık bunun içinden çıkamamışken. yine de bir deneyeyim kalemimi kıracak değiller ya.
bir damar bu maya. hani, pekmez sucuğu olur, cevizli pekmez sucuğu. benzetmeye çalışırsak bilmeyenler için; hortum gibidir, dağılmadan durması için pekmez ve cevizler bir ipe tutundurulurlar. işte insanın mayasını, bu ipin varlığına benzetiyorum. aynı zamanda ipin cinsi, kalitesi gibi mayanın da değişeceğini düşünüyorum. bu ip olmaz ise ortaya pekmez sucuğu diye bir şey çıkmaz da serilerek kurutulmuş pestil çıkar ki bu da kumaş gibidir: ilk ele katan istediği şekli verecektir. özü, iradesi olmayan. bunu ise insana benzetmek hiç içimden gelmiyor.
hamur, ya hamur!
hamurun 'iyi' olması; katılan suyun miktarıyla çok alakalı. un miktarına göre su katmalı.
su, hamuru hamur yapan iken sevgi de insanı insan yapandır.
hamurun suyu az olunca unu dağılır, bir araya gelemez. verilmiş bol un ama verilmemişse yeteri kadar su, bir araya gelmez onca un, araya gider, etrafa saçılır, dağılır, kendini bulamaz.
değil midir; sevgisi yeterince verilmemiş ruhlar bir bütün olamazlar hayatları boyunca. dokunanın elinde dağılıverirler de dokunana acı verirler sadece. dokunan, belki bir süre uğraşır, emek verir; emeğinin teri eksik olan suyu karşılarsa ne mutlu emek harcayana. ki bir "can"ın insanlaşmasına vesile olmuştur. ya "can"a ne demeli kendini bulmanın tadını çıkarsın gönlünce.
ne bedenler gördüm, bol unla ihya edilmiş yaratıcısı tarafından da, eline verilen ebeveynler katamamışlar suyu yeteri miktarda. dağınıklar, acı içindeler. toparlanamazlar, sağda soldadır parçaları.
ee, böyle bedenler ebeveyn olursa neler olur?!
ya; katıverirler una suyu ölçüsüzce de; cıvır, cıvır, cıvır. dokunana yapışır, üstünde kalır, bin pişman eder dokunduğuna, vesselam çekilmez.
ya da; eksiği bilirler de, tecrübeleri ve emeklerinin teriyle bir kıvama gelebilirler. ki bunlar, ne ala hamur yoğurur.
notumsu: tüm çeşitlerin yanısıra, 'ol' mayı bilenler illaki olgun ellerle yoğurulmaz. mayasıyla hayatın yoğuruşunu kavrayabilmiş, nice yalnız 'ol' muş(lar) vardır.
kolay mı insan olmak!?
oysa ne çok insan var...
insan olmaları, hepsinin ortalıkta bedenleriyle insan kılığında dolaşmalarının yanında, ruhlarıyla da ne kadar insan olabildiklerine bağlı.
ne kadar insan olabilmek(!)(?);
insan, yetişmesi en zor olan mahluk.
ihtiyaçları sağlanmalı, bakılmalı, ilgilenilmeli ve hepsinden önemlisi sevilmeli.
insanın olgunluğundan bahsederken, 'hamur' ve 'maya' gibi kelimeler kullanırız.
maya: buna bir şey demek çok mümkün değil benim için, ilim, bilim, felsefe, mantık bunun içinden çıkamamışken. yine de bir deneyeyim kalemimi kıracak değiller ya.
bir damar bu maya. hani, pekmez sucuğu olur, cevizli pekmez sucuğu. benzetmeye çalışırsak bilmeyenler için; hortum gibidir, dağılmadan durması için pekmez ve cevizler bir ipe tutundurulurlar. işte insanın mayasını, bu ipin varlığına benzetiyorum. aynı zamanda ipin cinsi, kalitesi gibi mayanın da değişeceğini düşünüyorum. bu ip olmaz ise ortaya pekmez sucuğu diye bir şey çıkmaz da serilerek kurutulmuş pestil çıkar ki bu da kumaş gibidir: ilk ele katan istediği şekli verecektir. özü, iradesi olmayan. bunu ise insana benzetmek hiç içimden gelmiyor.
hamur, ya hamur!
hamurun 'iyi' olması; katılan suyun miktarıyla çok alakalı. un miktarına göre su katmalı.
su, hamuru hamur yapan iken sevgi de insanı insan yapandır.
hamurun suyu az olunca unu dağılır, bir araya gelemez. verilmiş bol un ama verilmemişse yeteri kadar su, bir araya gelmez onca un, araya gider, etrafa saçılır, dağılır, kendini bulamaz.
değil midir; sevgisi yeterince verilmemiş ruhlar bir bütün olamazlar hayatları boyunca. dokunanın elinde dağılıverirler de dokunana acı verirler sadece. dokunan, belki bir süre uğraşır, emek verir; emeğinin teri eksik olan suyu karşılarsa ne mutlu emek harcayana. ki bir "can"ın insanlaşmasına vesile olmuştur. ya "can"a ne demeli kendini bulmanın tadını çıkarsın gönlünce.
ne bedenler gördüm, bol unla ihya edilmiş yaratıcısı tarafından da, eline verilen ebeveynler katamamışlar suyu yeteri miktarda. dağınıklar, acı içindeler. toparlanamazlar, sağda soldadır parçaları.
ee, böyle bedenler ebeveyn olursa neler olur?!
ya; katıverirler una suyu ölçüsüzce de; cıvır, cıvır, cıvır. dokunana yapışır, üstünde kalır, bin pişman eder dokunduğuna, vesselam çekilmez.
ya da; eksiği bilirler de, tecrübeleri ve emeklerinin teriyle bir kıvama gelebilirler. ki bunlar, ne ala hamur yoğurur.
notumsu: tüm çeşitlerin yanısıra, 'ol' mayı bilenler illaki olgun ellerle yoğurulmaz. mayasıyla hayatın yoğuruşunu kavrayabilmiş, nice yalnız 'ol' muş(lar) vardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar