bugün
- akepe dönemi11
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- hastane acil bölümü6
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu10
- öyle bir dünya yok5
- ben geldim naneler8
- gürcü ile kürtçü5
- uludağ sözlük te çok karı kız var diyorlar6
- felsefe ile ilgileneceğine kadın programı izlemek8
- nasılsınız8
- migros ta satılan 1 alana 1 bedava rotring kalem3
- nerede ne yenir7
- eski sevgilinin bıraktığı iz15
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- saçı sıfıra vurup bıyıkları ve sakalları kesmek4
- engineer2820
- fransa da yağmalanan apple mağazası8
- la loba21
- kuşbaşılı kaşarlı pide2
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı57
- endüstriyel futbol2
- eski yazarlar geri gelsin12
- nickin yanında yaş da yazsın16
- nervio'nun ayakları17
- sabitlenmiş tweet2
- duvarı nem yiğidi gam öldürürmüş3
- eskiden futbol2
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz12
- enflasyonun çocukluk arkadaşımız gibi olması11
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı24
- anın görüntüsü27
- üzüntüsünü kimseye anlatmayan insan12
- insan2
- menemen yiyen erkek13
- kanuni sultan süleyman4
- mekke anlaşması'nın komisyonda görüşülmesi2
- karma doğru çalışıyor mu2
- migros ta etleri yiyen kedi5
- uzak mesafe ilişki5
- recep tayyip erdoğan13
- ajdar grup kursa muhtemel diğer üyeler9
- yazarların stres ve sıkıntı ile başa çıkma yolları12
- didem arslan yılmaz'ın programındaki 3 karakter4
- galatasaray lille'i yenemesin tanga giyerim7
- akp liler2
- lille osc6
- dörtlü yakınca her yer otopark sanan zihniyet6
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması7
- hesabını gizleyen erkek yazar22
ilk baskısını 2004 yılında yapmış gazeteci yazar nihat genç'in yayınlanmış yazılarından oluşan kitabı.
Çeşitli başlıklar altında çeşitli meseleler hakkında yazıları var. Hepsinin ortak noktası kitabın adından anlaşılıyor. Olumsuz olarak belirtebileceğim bir nokta bir konu hakkında anlatmaya başlayıp farklı yönlere doğru kayarak konu bütünlüğünü sağlamakta zorlanıyor. Lafı Lafı açması durumu, büyütülecek bir şey değil.
Anlatımlarında tarihe coğrafyaya sık sık vurgu yapmış. Birçok meseleyi tarihsel gelişimiyle aktarmış. Tvde rastladığımız konuşmaları gibi duygusallaştığı, öfkelenip yer yer hüzünlendiği bölümler var.
Yazıldığı dönemin ve evveliyatının sorunlarına odaklandığı için doğal olarak güncelliğini koruyamamış gibi görünebilir ama hafıza tazelemek, 2000lerin başıyla günümüzün mukayesesini yapmak adına iş görüyor.
Amerikan emperyalizmine, yerli-yabancı işbirlikçilerine öfkesini kusup, beddualarını dizmiş. düşüncelerinin çoğuna katılmakla birlikte şaşırdığım hatta garipsediğim noktalar da oldu. Mesela ben de aynı kanıdayım; tarihi tarihçilerden okumak gerekir, hamasetle tarih okunmaz. ancak kendisi de bundan bahsetmiş ama kimi yerde aynı tuzağa düşmekten kurtulamamış.
Arap Dünyası günceli ve siyasi tarihi geniş bir yer kaplıyor kitapta. Orta doğunun emperyalist ve anti-emperyalist yakın tarihini özetlemiş. Bunu yaparken de kimi zaman madalyonun öteki yüzünü göz ardı ettiği, fazla duygusal yaklaştığı olmuş. Örneğin Filistin'li intihar bombacılarını Kurtuluş Savaşı şehirlerimize benzetmesi biraz fazla geldi bana.
Doğu gezilerinde gittiği ülkelerde yaptığı gözlemler şaşırtıcı, ufuk açıcı şeyler. O ülkelerin aydınlarıyla düşünce insanlarıyla bağlatı kurmuş. Müslüman dünya içindeki ayrıksı, akılcı, sosyalist düşünceleri okumak güzeldi.
Komşu ülke ve yakın bölge ülkelerinin yakın tarihine değinmesi emperyalizme karşı topyekun bir bakış için kullanışlı. Türkiye ve Türk halkı olarak bu bağlamda orta doğu coğrafyasıyla kuvvetli ilişkiler kurmamız gerektiğine vurgu yapıyor.
Suriye halkı ile ilgili anlattıkları özellikle şaşırtıcı geldi. O kadar olumlu konuşmuş güzellemeler yapmış ki, ''ülkemizdeki Suriyeli mülteciler başka bir diyardan mı geldi acaba?'' diye düşünmeden edemedim.
Bir garip nokta daha; kitabın bir yerinde Ahmet Davutoğlu'ndan, çok değerli bir bilim adamı olduğundan falan bahsetmiş. Okuduğumda ağzımdan bir ''oha!'' çıktı gayriihtiyari. O dönemler Akp'nin bu kadar palazlanmamış, kartları açık oynamamış olmasına verip uzatmak istemedim, neyse...
Konu dinden açılınca sürekli güzellemeler, olumlu yönler üzerinde dururken dinin doğu toplumlarının geri kalmışlıkları, kardeş kavgasına düşmelerindeki payı es geçilmiş gibi geldi. *
Kitabın yazıldığı dönem Irak tezkeresi tartışmalarına denk geliyor. Medyadaki savaş çığırtkanlığı ve Amerikan propagandası yapan satın alınmış kalemleri baştan sona hakaretamiz bir dille hicvettiği bölümde epey güldüm. Açıkça söylemiş yazdıklarımdan ötürü dava edin şimdi beni diye. Bilmem dava açtılar mı ama Nihat Genç'in küfür dağarcığı da baya iyiymiş hani.
En beğendiğim bölüm ise 'Stratejik Sohbet'. Emperyalist ideolojinin basın ve stratejistleriyle kavramları eğip bükmesi, ezilen toplumlara gerçeğinden kopuk payeler, boş hamaset dağıtarak mevcut durumundan dışında farklı rüyalar içinde yaşamalarını ve böylelikle kendi emellerini daha rahat bir zeminde uyguluyor oluşlarını anlatmış. Her toplum kendi tarihiyle övünüp duruyor, mazinin güzel yanlarıyla sarhoş oluyor, bkz:Osmanlı düşlriyle yatıp kalkanlar..
Sağ iktidarların ülkenin zenginlikleri ve yarınlarını kemirişini, zihniyetlerini, nasıl kadrolaşarak devleti ele geçirdiklerini gayet basit ve etkili bir dille anlatmış.
Yalnız sağ ideoloji ve rezilliklerini değil solun da sorunlarından bahsetmiş. Özellikle hak adalet, eşitlik gibi meselelere eğilmesi gerekirken ülkemizdeki Amerikancı/Avrupacı solcu diye nitelediği kesimin etnisite üzerine odaklandığını ve ayrılıkçı Amerikancı bir siyaset izlediklerini belirtiyor. Bu kesimin düşüncelerinin temelinde ekonomik bağımsızlık değil etnik bağımsızlık yatar demiş. Son on yıldaki tartışmaları gözden geçirince katılmamak elde değil.
Sol ve aydınlamacı cenahtan bir yazar olarak sağ ve tutucu kitlelerin yapısını, güdülerini ve motivasyonlarını çok iyi biliyor. Cumhuriyetin gelişmesi adına toplumsal çatışma doğuran hatalardan bahsetmiş. O zamanlardan bugüne değin süren okumuş-cahil, çağdaş-yobaz, gelenekçi-yenilikçi çatışmasının artık terk edilmesi, ülkemizin bağımsızlığı ve sömürgeciliğe karşı birleşilmesi yönünde hayali var. Ne kadar mümkün olduğunu düşün dur...
Teşbihli anlatımı en güzel uygulayan yazarlarımızdan biri. Halk ağzı ve deyişlerini de yerli yerinde ve çarpıcı bir şekilde kullanıyor. Bir çok deyişi ilk defa kendisinden okuduğumu belirtmeliyim.
Sonuç olarak bilgi birikimi ve anlatımıyla okunmaya değer bir kitap bu.
Nihat genç ise artık eskisi kadar yüksek sesle konuşamıyor. Bunda ülkenin ve ifade özgürlüğünün geldiği durumun, Doğu Perinçek'in çatısı altında olmasının payı ne kadardır bilemem. Eskisi kadar dinlemiyorum kendisini...
Çeşitli başlıklar altında çeşitli meseleler hakkında yazıları var. Hepsinin ortak noktası kitabın adından anlaşılıyor. Olumsuz olarak belirtebileceğim bir nokta bir konu hakkında anlatmaya başlayıp farklı yönlere doğru kayarak konu bütünlüğünü sağlamakta zorlanıyor. Lafı Lafı açması durumu, büyütülecek bir şey değil.
Anlatımlarında tarihe coğrafyaya sık sık vurgu yapmış. Birçok meseleyi tarihsel gelişimiyle aktarmış. Tvde rastladığımız konuşmaları gibi duygusallaştığı, öfkelenip yer yer hüzünlendiği bölümler var.
Yazıldığı dönemin ve evveliyatının sorunlarına odaklandığı için doğal olarak güncelliğini koruyamamış gibi görünebilir ama hafıza tazelemek, 2000lerin başıyla günümüzün mukayesesini yapmak adına iş görüyor.
Amerikan emperyalizmine, yerli-yabancı işbirlikçilerine öfkesini kusup, beddualarını dizmiş. düşüncelerinin çoğuna katılmakla birlikte şaşırdığım hatta garipsediğim noktalar da oldu. Mesela ben de aynı kanıdayım; tarihi tarihçilerden okumak gerekir, hamasetle tarih okunmaz. ancak kendisi de bundan bahsetmiş ama kimi yerde aynı tuzağa düşmekten kurtulamamış.
Arap Dünyası günceli ve siyasi tarihi geniş bir yer kaplıyor kitapta. Orta doğunun emperyalist ve anti-emperyalist yakın tarihini özetlemiş. Bunu yaparken de kimi zaman madalyonun öteki yüzünü göz ardı ettiği, fazla duygusal yaklaştığı olmuş. Örneğin Filistin'li intihar bombacılarını Kurtuluş Savaşı şehirlerimize benzetmesi biraz fazla geldi bana.
Doğu gezilerinde gittiği ülkelerde yaptığı gözlemler şaşırtıcı, ufuk açıcı şeyler. O ülkelerin aydınlarıyla düşünce insanlarıyla bağlatı kurmuş. Müslüman dünya içindeki ayrıksı, akılcı, sosyalist düşünceleri okumak güzeldi.
Komşu ülke ve yakın bölge ülkelerinin yakın tarihine değinmesi emperyalizme karşı topyekun bir bakış için kullanışlı. Türkiye ve Türk halkı olarak bu bağlamda orta doğu coğrafyasıyla kuvvetli ilişkiler kurmamız gerektiğine vurgu yapıyor.
Suriye halkı ile ilgili anlattıkları özellikle şaşırtıcı geldi. O kadar olumlu konuşmuş güzellemeler yapmış ki, ''ülkemizdeki Suriyeli mülteciler başka bir diyardan mı geldi acaba?'' diye düşünmeden edemedim.
Bir garip nokta daha; kitabın bir yerinde Ahmet Davutoğlu'ndan, çok değerli bir bilim adamı olduğundan falan bahsetmiş. Okuduğumda ağzımdan bir ''oha!'' çıktı gayriihtiyari. O dönemler Akp'nin bu kadar palazlanmamış, kartları açık oynamamış olmasına verip uzatmak istemedim, neyse...
Konu dinden açılınca sürekli güzellemeler, olumlu yönler üzerinde dururken dinin doğu toplumlarının geri kalmışlıkları, kardeş kavgasına düşmelerindeki payı es geçilmiş gibi geldi. *
Kitabın yazıldığı dönem Irak tezkeresi tartışmalarına denk geliyor. Medyadaki savaş çığırtkanlığı ve Amerikan propagandası yapan satın alınmış kalemleri baştan sona hakaretamiz bir dille hicvettiği bölümde epey güldüm. Açıkça söylemiş yazdıklarımdan ötürü dava edin şimdi beni diye. Bilmem dava açtılar mı ama Nihat Genç'in küfür dağarcığı da baya iyiymiş hani.
En beğendiğim bölüm ise 'Stratejik Sohbet'. Emperyalist ideolojinin basın ve stratejistleriyle kavramları eğip bükmesi, ezilen toplumlara gerçeğinden kopuk payeler, boş hamaset dağıtarak mevcut durumundan dışında farklı rüyalar içinde yaşamalarını ve böylelikle kendi emellerini daha rahat bir zeminde uyguluyor oluşlarını anlatmış. Her toplum kendi tarihiyle övünüp duruyor, mazinin güzel yanlarıyla sarhoş oluyor, bkz:Osmanlı düşlriyle yatıp kalkanlar..
Sağ iktidarların ülkenin zenginlikleri ve yarınlarını kemirişini, zihniyetlerini, nasıl kadrolaşarak devleti ele geçirdiklerini gayet basit ve etkili bir dille anlatmış.
Yalnız sağ ideoloji ve rezilliklerini değil solun da sorunlarından bahsetmiş. Özellikle hak adalet, eşitlik gibi meselelere eğilmesi gerekirken ülkemizdeki Amerikancı/Avrupacı solcu diye nitelediği kesimin etnisite üzerine odaklandığını ve ayrılıkçı Amerikancı bir siyaset izlediklerini belirtiyor. Bu kesimin düşüncelerinin temelinde ekonomik bağımsızlık değil etnik bağımsızlık yatar demiş. Son on yıldaki tartışmaları gözden geçirince katılmamak elde değil.
Sol ve aydınlamacı cenahtan bir yazar olarak sağ ve tutucu kitlelerin yapısını, güdülerini ve motivasyonlarını çok iyi biliyor. Cumhuriyetin gelişmesi adına toplumsal çatışma doğuran hatalardan bahsetmiş. O zamanlardan bugüne değin süren okumuş-cahil, çağdaş-yobaz, gelenekçi-yenilikçi çatışmasının artık terk edilmesi, ülkemizin bağımsızlığı ve sömürgeciliğe karşı birleşilmesi yönünde hayali var. Ne kadar mümkün olduğunu düşün dur...
Teşbihli anlatımı en güzel uygulayan yazarlarımızdan biri. Halk ağzı ve deyişlerini de yerli yerinde ve çarpıcı bir şekilde kullanıyor. Bir çok deyişi ilk defa kendisinden okuduğumu belirtmeliyim.
Sonuç olarak bilgi birikimi ve anlatımıyla okunmaya değer bir kitap bu.
Nihat genç ise artık eskisi kadar yüksek sesle konuşamıyor. Bunda ülkenin ve ifade özgürlüğünün geldiği durumun, Doğu Perinçek'in çatısı altında olmasının payı ne kadardır bilemem. Eskisi kadar dinlemiyorum kendisini...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar