bugün
- oğlak burcu kadını11
- gececi tayfa kezosu10
- en çok sevdiğiniz yazar19
- yalnız yaşayan kadın karizması7
- ikizler burcu ve bipolar adam5
- kızlar gelin gofret yiyelim6
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- bana 1 hafta süre ver diyen partner4
- sözlük yazarlarının numaraları12
- gocu29
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması13
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları28
- sigara içsem mi lan eşiği7
- hayatın güzel olması8
- yüzbin lira giren ev4
- hıyar yetiştiren sözlük yazarları5
- bir erkeğin unutamadığı kadın olmak4
- sevgiliyle ormanın derinliklerine gitmek6
- chatgpt ile sohbet etmek5
- insan olmaya çeyrek kala5
- kadınların zeki erkek takıntısı3
- bir gün öleceğini unutmak7
- ne güzel sözlük saçmala dur4
- haluk levent18
- raif efendi'nin resim yeteneği4
- coca cola'nın asidinin düşürülmesi5
- sözlüğün tanrıçası olmak19
- tuzak radar sistemi kaldırıldı3
- kadınların erkekleri bilerek sinirlendirmesi3
- alkolün faydaları4
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları18
- 3 gün aç kalsan ismet'in çiğ köftesini yer misin3
- duygularla hareket etmek vs mantıkla hareket etmek4
- kendi ağzına vermek11
- borç verebilecek yazarlar listesi5
- antipanik5
- bihruz bey'in periveş hanıma fazla olması3
- hoşlanılan erkeğin soru eklerini birleşik yazması4
- her şey stresten diyen alim2
- has maça silinmiş3
- kadın cinayetlerinin abartılması6
- kuzey kıbrısta asgari ücretin 61 bin 677 olması8
- müstehcen şarkılar5
- 35 yaşında evlenmemiş erkek15
- savcı sayan3
- 20 senedir aynı telefon numarasını kullanan insan8
- yalnız yaşayan erkek evi2
- canımın sucuklu tost çekmesi9
- 17 temmuz 2026 ümraniyespor galatasaray maçı7
- otobanda arabayı ismet'e vermek2
ilk baskısını 2004 yılında yapmış gazeteci yazar nihat genç'in yayınlanmış yazılarından oluşan kitabı.
Çeşitli başlıklar altında çeşitli meseleler hakkında yazıları var. Hepsinin ortak noktası kitabın adından anlaşılıyor. Olumsuz olarak belirtebileceğim bir nokta bir konu hakkında anlatmaya başlayıp farklı yönlere doğru kayarak konu bütünlüğünü sağlamakta zorlanıyor. Lafı Lafı açması durumu, büyütülecek bir şey değil.
Anlatımlarında tarihe coğrafyaya sık sık vurgu yapmış. Birçok meseleyi tarihsel gelişimiyle aktarmış. Tvde rastladığımız konuşmaları gibi duygusallaştığı, öfkelenip yer yer hüzünlendiği bölümler var.
Yazıldığı dönemin ve evveliyatının sorunlarına odaklandığı için doğal olarak güncelliğini koruyamamış gibi görünebilir ama hafıza tazelemek, 2000lerin başıyla günümüzün mukayesesini yapmak adına iş görüyor.
Amerikan emperyalizmine, yerli-yabancı işbirlikçilerine öfkesini kusup, beddualarını dizmiş. düşüncelerinin çoğuna katılmakla birlikte şaşırdığım hatta garipsediğim noktalar da oldu. Mesela ben de aynı kanıdayım; tarihi tarihçilerden okumak gerekir, hamasetle tarih okunmaz. ancak kendisi de bundan bahsetmiş ama kimi yerde aynı tuzağa düşmekten kurtulamamış.
Arap Dünyası günceli ve siyasi tarihi geniş bir yer kaplıyor kitapta. Orta doğunun emperyalist ve anti-emperyalist yakın tarihini özetlemiş. Bunu yaparken de kimi zaman madalyonun öteki yüzünü göz ardı ettiği, fazla duygusal yaklaştığı olmuş. Örneğin Filistin'li intihar bombacılarını Kurtuluş Savaşı şehirlerimize benzetmesi biraz fazla geldi bana.
Doğu gezilerinde gittiği ülkelerde yaptığı gözlemler şaşırtıcı, ufuk açıcı şeyler. O ülkelerin aydınlarıyla düşünce insanlarıyla bağlatı kurmuş. Müslüman dünya içindeki ayrıksı, akılcı, sosyalist düşünceleri okumak güzeldi.
Komşu ülke ve yakın bölge ülkelerinin yakın tarihine değinmesi emperyalizme karşı topyekun bir bakış için kullanışlı. Türkiye ve Türk halkı olarak bu bağlamda orta doğu coğrafyasıyla kuvvetli ilişkiler kurmamız gerektiğine vurgu yapıyor.
Suriye halkı ile ilgili anlattıkları özellikle şaşırtıcı geldi. O kadar olumlu konuşmuş güzellemeler yapmış ki, ''ülkemizdeki Suriyeli mülteciler başka bir diyardan mı geldi acaba?'' diye düşünmeden edemedim.
Bir garip nokta daha; kitabın bir yerinde Ahmet Davutoğlu'ndan, çok değerli bir bilim adamı olduğundan falan bahsetmiş. Okuduğumda ağzımdan bir ''oha!'' çıktı gayriihtiyari. O dönemler Akp'nin bu kadar palazlanmamış, kartları açık oynamamış olmasına verip uzatmak istemedim, neyse...
Konu dinden açılınca sürekli güzellemeler, olumlu yönler üzerinde dururken dinin doğu toplumlarının geri kalmışlıkları, kardeş kavgasına düşmelerindeki payı es geçilmiş gibi geldi. *
Kitabın yazıldığı dönem Irak tezkeresi tartışmalarına denk geliyor. Medyadaki savaş çığırtkanlığı ve Amerikan propagandası yapan satın alınmış kalemleri baştan sona hakaretamiz bir dille hicvettiği bölümde epey güldüm. Açıkça söylemiş yazdıklarımdan ötürü dava edin şimdi beni diye. Bilmem dava açtılar mı ama Nihat Genç'in küfür dağarcığı da baya iyiymiş hani.
En beğendiğim bölüm ise 'Stratejik Sohbet'. Emperyalist ideolojinin basın ve stratejistleriyle kavramları eğip bükmesi, ezilen toplumlara gerçeğinden kopuk payeler, boş hamaset dağıtarak mevcut durumundan dışında farklı rüyalar içinde yaşamalarını ve böylelikle kendi emellerini daha rahat bir zeminde uyguluyor oluşlarını anlatmış. Her toplum kendi tarihiyle övünüp duruyor, mazinin güzel yanlarıyla sarhoş oluyor, bkz:Osmanlı düşlriyle yatıp kalkanlar..
Sağ iktidarların ülkenin zenginlikleri ve yarınlarını kemirişini, zihniyetlerini, nasıl kadrolaşarak devleti ele geçirdiklerini gayet basit ve etkili bir dille anlatmış.
Yalnız sağ ideoloji ve rezilliklerini değil solun da sorunlarından bahsetmiş. Özellikle hak adalet, eşitlik gibi meselelere eğilmesi gerekirken ülkemizdeki Amerikancı/Avrupacı solcu diye nitelediği kesimin etnisite üzerine odaklandığını ve ayrılıkçı Amerikancı bir siyaset izlediklerini belirtiyor. Bu kesimin düşüncelerinin temelinde ekonomik bağımsızlık değil etnik bağımsızlık yatar demiş. Son on yıldaki tartışmaları gözden geçirince katılmamak elde değil.
Sol ve aydınlamacı cenahtan bir yazar olarak sağ ve tutucu kitlelerin yapısını, güdülerini ve motivasyonlarını çok iyi biliyor. Cumhuriyetin gelişmesi adına toplumsal çatışma doğuran hatalardan bahsetmiş. O zamanlardan bugüne değin süren okumuş-cahil, çağdaş-yobaz, gelenekçi-yenilikçi çatışmasının artık terk edilmesi, ülkemizin bağımsızlığı ve sömürgeciliğe karşı birleşilmesi yönünde hayali var. Ne kadar mümkün olduğunu düşün dur...
Teşbihli anlatımı en güzel uygulayan yazarlarımızdan biri. Halk ağzı ve deyişlerini de yerli yerinde ve çarpıcı bir şekilde kullanıyor. Bir çok deyişi ilk defa kendisinden okuduğumu belirtmeliyim.
Sonuç olarak bilgi birikimi ve anlatımıyla okunmaya değer bir kitap bu.
Nihat genç ise artık eskisi kadar yüksek sesle konuşamıyor. Bunda ülkenin ve ifade özgürlüğünün geldiği durumun, Doğu Perinçek'in çatısı altında olmasının payı ne kadardır bilemem. Eskisi kadar dinlemiyorum kendisini...
Çeşitli başlıklar altında çeşitli meseleler hakkında yazıları var. Hepsinin ortak noktası kitabın adından anlaşılıyor. Olumsuz olarak belirtebileceğim bir nokta bir konu hakkında anlatmaya başlayıp farklı yönlere doğru kayarak konu bütünlüğünü sağlamakta zorlanıyor. Lafı Lafı açması durumu, büyütülecek bir şey değil.
Anlatımlarında tarihe coğrafyaya sık sık vurgu yapmış. Birçok meseleyi tarihsel gelişimiyle aktarmış. Tvde rastladığımız konuşmaları gibi duygusallaştığı, öfkelenip yer yer hüzünlendiği bölümler var.
Yazıldığı dönemin ve evveliyatının sorunlarına odaklandığı için doğal olarak güncelliğini koruyamamış gibi görünebilir ama hafıza tazelemek, 2000lerin başıyla günümüzün mukayesesini yapmak adına iş görüyor.
Amerikan emperyalizmine, yerli-yabancı işbirlikçilerine öfkesini kusup, beddualarını dizmiş. düşüncelerinin çoğuna katılmakla birlikte şaşırdığım hatta garipsediğim noktalar da oldu. Mesela ben de aynı kanıdayım; tarihi tarihçilerden okumak gerekir, hamasetle tarih okunmaz. ancak kendisi de bundan bahsetmiş ama kimi yerde aynı tuzağa düşmekten kurtulamamış.
Arap Dünyası günceli ve siyasi tarihi geniş bir yer kaplıyor kitapta. Orta doğunun emperyalist ve anti-emperyalist yakın tarihini özetlemiş. Bunu yaparken de kimi zaman madalyonun öteki yüzünü göz ardı ettiği, fazla duygusal yaklaştığı olmuş. Örneğin Filistin'li intihar bombacılarını Kurtuluş Savaşı şehirlerimize benzetmesi biraz fazla geldi bana.
Doğu gezilerinde gittiği ülkelerde yaptığı gözlemler şaşırtıcı, ufuk açıcı şeyler. O ülkelerin aydınlarıyla düşünce insanlarıyla bağlatı kurmuş. Müslüman dünya içindeki ayrıksı, akılcı, sosyalist düşünceleri okumak güzeldi.
Komşu ülke ve yakın bölge ülkelerinin yakın tarihine değinmesi emperyalizme karşı topyekun bir bakış için kullanışlı. Türkiye ve Türk halkı olarak bu bağlamda orta doğu coğrafyasıyla kuvvetli ilişkiler kurmamız gerektiğine vurgu yapıyor.
Suriye halkı ile ilgili anlattıkları özellikle şaşırtıcı geldi. O kadar olumlu konuşmuş güzellemeler yapmış ki, ''ülkemizdeki Suriyeli mülteciler başka bir diyardan mı geldi acaba?'' diye düşünmeden edemedim.
Bir garip nokta daha; kitabın bir yerinde Ahmet Davutoğlu'ndan, çok değerli bir bilim adamı olduğundan falan bahsetmiş. Okuduğumda ağzımdan bir ''oha!'' çıktı gayriihtiyari. O dönemler Akp'nin bu kadar palazlanmamış, kartları açık oynamamış olmasına verip uzatmak istemedim, neyse...
Konu dinden açılınca sürekli güzellemeler, olumlu yönler üzerinde dururken dinin doğu toplumlarının geri kalmışlıkları, kardeş kavgasına düşmelerindeki payı es geçilmiş gibi geldi. *
Kitabın yazıldığı dönem Irak tezkeresi tartışmalarına denk geliyor. Medyadaki savaş çığırtkanlığı ve Amerikan propagandası yapan satın alınmış kalemleri baştan sona hakaretamiz bir dille hicvettiği bölümde epey güldüm. Açıkça söylemiş yazdıklarımdan ötürü dava edin şimdi beni diye. Bilmem dava açtılar mı ama Nihat Genç'in küfür dağarcığı da baya iyiymiş hani.
En beğendiğim bölüm ise 'Stratejik Sohbet'. Emperyalist ideolojinin basın ve stratejistleriyle kavramları eğip bükmesi, ezilen toplumlara gerçeğinden kopuk payeler, boş hamaset dağıtarak mevcut durumundan dışında farklı rüyalar içinde yaşamalarını ve böylelikle kendi emellerini daha rahat bir zeminde uyguluyor oluşlarını anlatmış. Her toplum kendi tarihiyle övünüp duruyor, mazinin güzel yanlarıyla sarhoş oluyor, bkz:Osmanlı düşlriyle yatıp kalkanlar..
Sağ iktidarların ülkenin zenginlikleri ve yarınlarını kemirişini, zihniyetlerini, nasıl kadrolaşarak devleti ele geçirdiklerini gayet basit ve etkili bir dille anlatmış.
Yalnız sağ ideoloji ve rezilliklerini değil solun da sorunlarından bahsetmiş. Özellikle hak adalet, eşitlik gibi meselelere eğilmesi gerekirken ülkemizdeki Amerikancı/Avrupacı solcu diye nitelediği kesimin etnisite üzerine odaklandığını ve ayrılıkçı Amerikancı bir siyaset izlediklerini belirtiyor. Bu kesimin düşüncelerinin temelinde ekonomik bağımsızlık değil etnik bağımsızlık yatar demiş. Son on yıldaki tartışmaları gözden geçirince katılmamak elde değil.
Sol ve aydınlamacı cenahtan bir yazar olarak sağ ve tutucu kitlelerin yapısını, güdülerini ve motivasyonlarını çok iyi biliyor. Cumhuriyetin gelişmesi adına toplumsal çatışma doğuran hatalardan bahsetmiş. O zamanlardan bugüne değin süren okumuş-cahil, çağdaş-yobaz, gelenekçi-yenilikçi çatışmasının artık terk edilmesi, ülkemizin bağımsızlığı ve sömürgeciliğe karşı birleşilmesi yönünde hayali var. Ne kadar mümkün olduğunu düşün dur...
Teşbihli anlatımı en güzel uygulayan yazarlarımızdan biri. Halk ağzı ve deyişlerini de yerli yerinde ve çarpıcı bir şekilde kullanıyor. Bir çok deyişi ilk defa kendisinden okuduğumu belirtmeliyim.
Sonuç olarak bilgi birikimi ve anlatımıyla okunmaya değer bir kitap bu.
Nihat genç ise artık eskisi kadar yüksek sesle konuşamıyor. Bunda ülkenin ve ifade özgürlüğünün geldiği durumun, Doğu Perinçek'in çatısı altında olmasının payı ne kadardır bilemem. Eskisi kadar dinlemiyorum kendisini...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar