bugün
- nervio abla22
- çok yakışıklı kaslı eğitimli cool merhametli erkek4
- erkekte fizik mi giyim mi daha önemli4
- sözlükteki arkadaş çevresi5
- ıslak kek bile yapamayan kız5
- sedat pekmez43
- yo yo ma2
- köşe başı dükkanlar erotik shop olsun11
- feministlerin sınırsız nafaka iptaline kızmaları10
- türkiye'de iyi bir insan olmak11
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron15
- mustafa çiftçi2
- yuvarlak hatlar3
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders12
- vücut geliştirmenin sandığından da zor olması3
- haklı olduğu halde susan insan6
- teklif edip asla ısrar etmeyen insan6
- yapay zeka sözlük moderatörü4
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- bir binanın içinde hayalen dolaşmak3
- başkalarının mutluluklarını izlemekten bıkmak2
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük19
- seküler erkek muhafazakar kız birlikteliği7
- theron2
- evli insanların bekarlara sen de evlen baskısı5
- tekerleğin icadı ve uludağ sözlük tekerlekleri2
- hiç gelmeyecek birini beklemek9
- lütfü savaş2
- beynin gerçek cinsel organ olması2
- her gün içsem bıkmam içecekleri6
- geçmişte fetoyu yalayan tipler2
- kadınların beğenilme arzusu ve ilgi açlığı4
- sözlükte hic tayt giyen kız olmaması9
- müsavat dervişoğlu4
- sanatçılardan kılıçdaroğluna büyük tokat5
- kılıçdaroğlu'nun chp'yi geri vermeyecek olması3
- karton toplayan birini itlaf edip kireçle gömmek3
- felan diyen insan iticiliği2
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız11
- sevişirken uyyy sesi çıkaran kız2
- chp'nin hali ne olacak34
- aşkım diye konuşan kızdan karı olmaz2
- true nickli yazara kız bulmak2
- arkadan yemiş bir kızla evlenen erkek2
- m r e r e c t o21
- türk erkeği azerbaycan kızı evliliği7
- yargılamak2
- larisalisa öldü mü6
- küfürbaz haydo6
- yuvarlak popolu kadın2
bugünlerde herkes gitmek istiyor.
küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
hayatından memnun olan yok.
kiminle konuşsam aynı şey... her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
öyle ‘‘yanına almak istediği üç şey’’ falan yok. bir kendisi.
bu yeter zaten. her şeyi, herkesi götürdün demektir. keşke kendini bırakıp gidebilse insan. ama olmuyor.
hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor. yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor.
böyle gidiyor işte. bir yanımız ‘‘kalk gidelim’’, öbür yanımız ‘‘otur’’ diyor. “otur’’ diyen kazanıyor. o yan kalabalık zira. iş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, güvende olma duygusu... en kötüsü alışkanlık. alışkanlığın verdiği rahatlık, monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor. kalıyoruz.
kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz.
evlenmeler...
bir çocuk daha doğurmalar...
borçlara girmeler...
işi büyütmeler...
bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
misal, ben...
kapıdaki rex'i bırakıp gidemiyorum. değil bu şehirden gitmek, iki sokak öteye taşınamıyorum. alıp götürsem gelmez ki... bütün sokağın köpeği olduğunun farkında. herkes onu, o herkesi seviyor. hangi birimizle gitsin?
‘‘sırtında yumurta küfesi olmak’’ diye bir deyim vardır; evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin. kendi imalatımız küfeler.
ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada. ölüm var zira. ölüme inat tutunmak lazım. inadına kök salmak lazım.
bari ufak kaçışlar yapabilsek. var tabii yapanlar. ama az. sadece kaymak tabakası. hepimiz kaçabilsek... bütçe, zaman, keyif... denk olsa.
gün içinde mesela... küçücük gitmeler yapabilsek.
ne mümkün.
sabah 09.00, akşam 18.00.
sonra başka mecburiyetler. sıkışıp kaldık.
sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.
hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz. bir ömür karşılığı bir ömür yani.
ne saçma.
bahar mıdır bizi bu hale getiren? galiba.
ben her bahar áşık olmam ama her bahar gitmek isterim. gittiğim olmadı hiç.
ama olsun... istemek de güzel.
pakize suda.
küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
hayatından memnun olan yok.
kiminle konuşsam aynı şey... her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
öyle ‘‘yanına almak istediği üç şey’’ falan yok. bir kendisi.
bu yeter zaten. her şeyi, herkesi götürdün demektir. keşke kendini bırakıp gidebilse insan. ama olmuyor.
hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor. yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor.
böyle gidiyor işte. bir yanımız ‘‘kalk gidelim’’, öbür yanımız ‘‘otur’’ diyor. “otur’’ diyen kazanıyor. o yan kalabalık zira. iş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, güvende olma duygusu... en kötüsü alışkanlık. alışkanlığın verdiği rahatlık, monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor. kalıyoruz.
kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz.
evlenmeler...
bir çocuk daha doğurmalar...
borçlara girmeler...
işi büyütmeler...
bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
misal, ben...
kapıdaki rex'i bırakıp gidemiyorum. değil bu şehirden gitmek, iki sokak öteye taşınamıyorum. alıp götürsem gelmez ki... bütün sokağın köpeği olduğunun farkında. herkes onu, o herkesi seviyor. hangi birimizle gitsin?
‘‘sırtında yumurta küfesi olmak’’ diye bir deyim vardır; evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin. kendi imalatımız küfeler.
ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada. ölüm var zira. ölüme inat tutunmak lazım. inadına kök salmak lazım.
bari ufak kaçışlar yapabilsek. var tabii yapanlar. ama az. sadece kaymak tabakası. hepimiz kaçabilsek... bütçe, zaman, keyif... denk olsa.
gün içinde mesela... küçücük gitmeler yapabilsek.
ne mümkün.
sabah 09.00, akşam 18.00.
sonra başka mecburiyetler. sıkışıp kaldık.
sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.
hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz. bir ömür karşılığı bir ömür yani.
ne saçma.
bahar mıdır bizi bu hale getiren? galiba.
ben her bahar áşık olmam ama her bahar gitmek isterim. gittiğim olmadı hiç.
ama olsun... istemek de güzel.
pakize suda.
güncel Önemli Başlıklar
