bugün
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- aleksey batrakov23
- nükleer bomba7
- kırıkkaleli olmak istemek8
- 393
- queen ravennanın aşırı güzel olması15
- tanımadığı kadına tokat atan adam17
- hayırlı ramazanlar uludağ sözlük3
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı6
- durkheimın intihar teorisi7
- damla sakızlı muhallebi4
- canın edirne ciğeri tavası çekmesi5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- emre belözoğlu6
- yagmurcu çık açıkla10
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- dedenize sahip çıkar mısınız6
- öylesine bir şeyler yaz5
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak2
- iskilipli atıf hoca20
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- değişik meslekler4
- sözlükteki galatasaraylı yazarlar4
- kablosuz mouse13
- arap götü9
- sözlük kürdü55
- sözlük dedeleri6
- mazot 3 euro olabilirmiş4
- okan buruk4
- arda güler'in ankara'da doğması3
- muslettin amca4
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- atatürk düşmanı5
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar3
- favlayan yazarın asıl amacı12
- melis babadağ'ın ayakları3
- kale3112 tarzı entry girmek8
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- yazarların akşama dair planları7
- seni içinin demir parmaklıklarından azat edeceğim3
- the elder scrolls vi3
- cevheri güven4
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- doların 50 tl olması7
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- chpkk akpkk mhpkk2
- millette manyak para var21
- 3 kasım 2026 villarreal psg maçı2
- yuzırların oyuncakları2
https://www.uludagsozluk.com/e/39907091/
https://www.uludagsozluk.com/e/39900332/
iki mantıkçı kahvaltı etmektedir. biri ekmeğine tereyağ sürerken; ''hiç dikkat ettin mi?'' der. ''kızarmış ekmek yere düştüğünde daima yağ sürülü yüzü altta kalıyor.''
ikinci adam; ''hayır, bence yağlı yüzü alta geldiğinde temizlik meselesi can sıkacağı için sana hep öyle düşüyormuş gibi geliyor...her iki yüzün de aynı oranda altta kaldığına bahse girebilirim.''
öteki, ''yaa öyle mi! izle o zaman.'' der ve elindeki ekmeği yere bırakır. ekmek, yağlı yüzü üstte kalacak şekilde yere düşer.
ikinci adam, '' yaa demedim mi?'' der.
bunun üzerine diğeri, ''aa anladım! der. ''tereyağını yanlış yüze sürmüşüm.''
bu fıkra ile giriş yapıyorum ki; hiçbir şekilde sizinle herhangi bir tartışmaya girmek gibi ''gafilce'' bir niyetim olmadığını açıkça ortaya koymuş olayım. benim hiç hoşlanmadığım, hatta yazarken beni, bunu yapmak zorunda bıraktığınız için şahsınıza müthiş bir öfke duyduğumu şiddetle belirtmek isterim. sizin için farkı var mıdır bilmem -ki yaşınız gereği olmalı, ergen değilsiniz fikrimce- öfkemin nedeni benim için ettiğiniz hakaretten çok, şu yazıyı yazmak zorunda bırakmanızdır. fakat içiniz rahat olsun sizin sevdiğiniz ve adınıza yakışır şekilde epeyce uzun bir nick altı yazacağımdan şüpheniz olmanız efendim.
beklentimi ve yorumumu "ahmakça ve aptalca" bulduğunuz ve yine benim gibi nobele layık görmediğiniz murakami için, yine aynı entrynizde ''dıngıl -ne demekse?- ve amerikan p*çi'' diyerek benimle aynı fikirde olmanıza gelince ise; tereyağını ekmeğin hangi yüzüne sürdüğünüz konusuna da hiç girmeyeceğim elbette bay yanlış!
tıpkı benim üşenip yazmadığım yazarın, tokyo ve osaka'da bir barda değilmiş de; müzikleri, yemekleri, sokakları, tv. leri ve hatta pop art çizgi roman diyalogları ile sanki new york veya los angeles'de geçen koca üç romanındaki herhangi bir insan hiç mi sake içmez? hiç mi suşi yemez? ya da yolda ne bileyim, benim değil artık bütün dünyanın bildiği hiç mi bir geleneksel kiraz ağacıyla karşılaşmaz? gibi yazarın okuduğum üç romanında da yetersiz ve anlamsız bulduğum kurgusuna da girmeyeceğim.
daha önce de paylaştığım bir ilhan berk şiiri için beni yine şimdi burada yazamayacağım kendi amiyane tabirinizle, ''ahlaksızlıkla'' suçlamıştınız günün şiiri başlığı altında. hatırlayamadım nazım hikmet de olabilir... -hatta enteresandır sevdiğim, hatta nick altı girdiğim hemcinsim bir yazar da favlamıştı, çok şaşırmıştım. okumadan favlamış olacak ki, hala özür niyetine midir bilmem, kendisini hiç okumama rağmen beni oylar. madem gemileri yakıyoruz, onun filikayı da aradan çıkaralım. açık oylamayın efendim beni okuyorsanız, ilgilenmiyorum zira beni okumanızla artık!-
veyahut adıma her başlık açıldığında ki; bu çok nadirdir. altında hakaret etmek için adeta nöbet tutuyorsunuz. geriyorsunuz beni aylardır. ne yapmış olabilirim ki size? ya da daha açık şöyle sorayım: benim yazılarımda nedir sizi bu kadar kışkırtan? ki enteresandır, bahsettiğimiz yazılardan biri şiir, diğeri yazar adına açılmış bir başlık.
yahu burada, sözlükte, her gün insanı kışkırtan, adeta çileden çıkartan yüzlerce başlık açılıyor. hakaret veya küfretmek sizin için bu kadar kolaysa oralarda sarf etseniz ya bu enerjinizi? sevmesek de bu şair ve yazar başlıkları altında, beni karalamak adına heba etmeseniz ''nadide'' küfür ve hakaretlerinizi?
burada bulunduğum neredeyse 1,5-2 yıllık süre zarfında donuz butonunun işlevini sayenizde öğrenmiş oldum. bakın bilmiyorsanız söyleyeyim; o sihirli düğmeye basınca görünmez oluyormuşum. kulağa ne hoş geliyor değil mi? bu kadar kolay efendim!!
belli ki moderatörlerin bu konuda yapacakları şeyler sınırlı!!! şu cehennem sıcaklarında tek eğlencesi şu sözlük olan, kimseye bulaşmadan, hatta sizin gibi gelip nick altında gözünün içine sokulana dek hakaret etmeden, pek çok sataşma ve saldırıya eyvallah etmiş, siyaset, din veya etnik kimlik başlıklarının yanından dahi geçmeden, kıyıdan köşeden yazan beni rahat bırakmanız, artık sol framede adımı her gördüğümde germemeniz için ne yapmalıyım efendim? burada olmam mıdır sizi rahatsız eden? ya da merak etmiyorum, nedeni her ne ise... şöyle yapalım; siz iyisi mi içinizdeki bütün öfke ve zehrinizi akıtın buraya, bitsin. siz de kurtulun, ben de...
hem kaç yaşında insansınız efendim, burada yazılarınızla belli bir saygınlık kazandığını düşündüğüm bir yazarsınız yakışıyor mu size? herkes birilerine göre aptal veya cahil bu dünyada. bilgeliğin sınırı olmadığı gibi aptallığın da sınırı yok maalesef.
ben öğrenmekten gocunmam efendim, hem şunu söyleyeyim size, hayatta kimin, kime, nerede, ne öğreteceği hiç belli olmaz. ben bunu öğrenecek kadar büyüdüm, her gün 10-11 yaşındaki çocuklardan neler öğrendiğimi bir bilseniz insanlığınızdan utanırdınız. dilerim siz de bir gün, insanları aptal ya da cahil diye yaftalamadan önce hayatta, ''ötekine ve yaşamının saygınlığı''na dair, ''o koca, büyük dünya tarihi''nden daha kutsal bilgilerin olduğunu öğrenirsiniz.
fakat belli ki benim kitakami nehrinin sularında ''öğrenemeyeceğim'' şeyler kadar sizin de narayama dağı'nda öğrenmeniz gereken kutsal bilgiler var hala efendim.
velhasılıkelam, rica ederim beni rahat bırakın!!'
https://www.uludagsozluk.com/e/39900332/
iki mantıkçı kahvaltı etmektedir. biri ekmeğine tereyağ sürerken; ''hiç dikkat ettin mi?'' der. ''kızarmış ekmek yere düştüğünde daima yağ sürülü yüzü altta kalıyor.''
ikinci adam; ''hayır, bence yağlı yüzü alta geldiğinde temizlik meselesi can sıkacağı için sana hep öyle düşüyormuş gibi geliyor...her iki yüzün de aynı oranda altta kaldığına bahse girebilirim.''
öteki, ''yaa öyle mi! izle o zaman.'' der ve elindeki ekmeği yere bırakır. ekmek, yağlı yüzü üstte kalacak şekilde yere düşer.
ikinci adam, '' yaa demedim mi?'' der.
bunun üzerine diğeri, ''aa anladım! der. ''tereyağını yanlış yüze sürmüşüm.''
bu fıkra ile giriş yapıyorum ki; hiçbir şekilde sizinle herhangi bir tartışmaya girmek gibi ''gafilce'' bir niyetim olmadığını açıkça ortaya koymuş olayım. benim hiç hoşlanmadığım, hatta yazarken beni, bunu yapmak zorunda bıraktığınız için şahsınıza müthiş bir öfke duyduğumu şiddetle belirtmek isterim. sizin için farkı var mıdır bilmem -ki yaşınız gereği olmalı, ergen değilsiniz fikrimce- öfkemin nedeni benim için ettiğiniz hakaretten çok, şu yazıyı yazmak zorunda bırakmanızdır. fakat içiniz rahat olsun sizin sevdiğiniz ve adınıza yakışır şekilde epeyce uzun bir nick altı yazacağımdan şüpheniz olmanız efendim.
beklentimi ve yorumumu "ahmakça ve aptalca" bulduğunuz ve yine benim gibi nobele layık görmediğiniz murakami için, yine aynı entrynizde ''dıngıl -ne demekse?- ve amerikan p*çi'' diyerek benimle aynı fikirde olmanıza gelince ise; tereyağını ekmeğin hangi yüzüne sürdüğünüz konusuna da hiç girmeyeceğim elbette bay yanlış!
tıpkı benim üşenip yazmadığım yazarın, tokyo ve osaka'da bir barda değilmiş de; müzikleri, yemekleri, sokakları, tv. leri ve hatta pop art çizgi roman diyalogları ile sanki new york veya los angeles'de geçen koca üç romanındaki herhangi bir insan hiç mi sake içmez? hiç mi suşi yemez? ya da yolda ne bileyim, benim değil artık bütün dünyanın bildiği hiç mi bir geleneksel kiraz ağacıyla karşılaşmaz? gibi yazarın okuduğum üç romanında da yetersiz ve anlamsız bulduğum kurgusuna da girmeyeceğim.
daha önce de paylaştığım bir ilhan berk şiiri için beni yine şimdi burada yazamayacağım kendi amiyane tabirinizle, ''ahlaksızlıkla'' suçlamıştınız günün şiiri başlığı altında. hatırlayamadım nazım hikmet de olabilir... -hatta enteresandır sevdiğim, hatta nick altı girdiğim hemcinsim bir yazar da favlamıştı, çok şaşırmıştım. okumadan favlamış olacak ki, hala özür niyetine midir bilmem, kendisini hiç okumama rağmen beni oylar. madem gemileri yakıyoruz, onun filikayı da aradan çıkaralım. açık oylamayın efendim beni okuyorsanız, ilgilenmiyorum zira beni okumanızla artık!-
veyahut adıma her başlık açıldığında ki; bu çok nadirdir. altında hakaret etmek için adeta nöbet tutuyorsunuz. geriyorsunuz beni aylardır. ne yapmış olabilirim ki size? ya da daha açık şöyle sorayım: benim yazılarımda nedir sizi bu kadar kışkırtan? ki enteresandır, bahsettiğimiz yazılardan biri şiir, diğeri yazar adına açılmış bir başlık.
yahu burada, sözlükte, her gün insanı kışkırtan, adeta çileden çıkartan yüzlerce başlık açılıyor. hakaret veya küfretmek sizin için bu kadar kolaysa oralarda sarf etseniz ya bu enerjinizi? sevmesek de bu şair ve yazar başlıkları altında, beni karalamak adına heba etmeseniz ''nadide'' küfür ve hakaretlerinizi?
burada bulunduğum neredeyse 1,5-2 yıllık süre zarfında donuz butonunun işlevini sayenizde öğrenmiş oldum. bakın bilmiyorsanız söyleyeyim; o sihirli düğmeye basınca görünmez oluyormuşum. kulağa ne hoş geliyor değil mi? bu kadar kolay efendim!!
belli ki moderatörlerin bu konuda yapacakları şeyler sınırlı!!! şu cehennem sıcaklarında tek eğlencesi şu sözlük olan, kimseye bulaşmadan, hatta sizin gibi gelip nick altında gözünün içine sokulana dek hakaret etmeden, pek çok sataşma ve saldırıya eyvallah etmiş, siyaset, din veya etnik kimlik başlıklarının yanından dahi geçmeden, kıyıdan köşeden yazan beni rahat bırakmanız, artık sol framede adımı her gördüğümde germemeniz için ne yapmalıyım efendim? burada olmam mıdır sizi rahatsız eden? ya da merak etmiyorum, nedeni her ne ise... şöyle yapalım; siz iyisi mi içinizdeki bütün öfke ve zehrinizi akıtın buraya, bitsin. siz de kurtulun, ben de...
hem kaç yaşında insansınız efendim, burada yazılarınızla belli bir saygınlık kazandığını düşündüğüm bir yazarsınız yakışıyor mu size? herkes birilerine göre aptal veya cahil bu dünyada. bilgeliğin sınırı olmadığı gibi aptallığın da sınırı yok maalesef.
ben öğrenmekten gocunmam efendim, hem şunu söyleyeyim size, hayatta kimin, kime, nerede, ne öğreteceği hiç belli olmaz. ben bunu öğrenecek kadar büyüdüm, her gün 10-11 yaşındaki çocuklardan neler öğrendiğimi bir bilseniz insanlığınızdan utanırdınız. dilerim siz de bir gün, insanları aptal ya da cahil diye yaftalamadan önce hayatta, ''ötekine ve yaşamının saygınlığı''na dair, ''o koca, büyük dünya tarihi''nden daha kutsal bilgilerin olduğunu öğrenirsiniz.
fakat belli ki benim kitakami nehrinin sularında ''öğrenemeyeceğim'' şeyler kadar sizin de narayama dağı'nda öğrenmeniz gereken kutsal bilgiler var hala efendim.
velhasılıkelam, rica ederim beni rahat bırakın!!'
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar