bugün
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı30
- tai lung50
- çocuklara verilen farklı isimler3
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması14
- sözlükte en az sevdiğiniz yazar16
- ölmüş birini özlemek4
- eşşek gözlü sözlük yazarı6
- claudian clouds15
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- gece gelen makarna yeme isteği10
- kombin atıp erkek düşüren kız yazar7
- dünyayı kimler yönetiyor6
- büyü yapan sözlük yazarları11
- arkadaşlar neden böylesiniz8
- türk kızları keko erkek mi seviyor12
- lezbiyenlik kul hakkına girmektir8
- cinlerin insanlarla ilişkiye girmesi9
- seviştikten sonra biz şimdi neyiz diyen cin5
- enayimiknatisii21
- sözlükte cin var mı6
- arkadaşlar bir şey dicem7
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- gece mezarlıkta cinlere şeker dağıtmak6
- salça yapan sözlük kızı10
- zorunlu eğitim13
- sarapci koala55
- kombin atıp kız düşüren erkek yazar7
- nervio8
- havaların soğumaya başlaması3
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği11
- öğretmenlerin 3 aylık tatillerinin bitmesi6
- victor osimhen10
- demleme usulü makarna5
- geceye bir şiir bırak7
- iyi geceler4
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- mucizelere inanıyor musunuz6
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak11
- kendini eleştirebilen insan7
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- fenerbahçe12
- bu hesap gizlidir3
- çağımızın ahlak tiyatrosu2
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- anın görüntüsü21
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri29
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim13
- s'i l v'e r m'i s t29
didem madak, 2011'de daha 40 yaşındayken hayatını kaybeden, o kısacık ömrüne sığdırdığı acı dolu şiirlerini çoğu kişinin bilmediği, bize annesizliğin ağızda nasıl bir tat bıraktığını şiirlerinden hissettiren şair. küçük yaşta annesini kaybetmiş ve bu annesizliği onu buruk bir şair yapmış, "artık bütün üzgün oluşlarımın adı: anne." demiş. neredeyse şiirlerinin çoğunda annesinden bahsetmiş. sevgili anneciğim şiirinde şöyle diyor:
"sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem
duvarlara hep senin resmini çiziyor
dili geçmiş zamanda birçok resim,
hep gülümsüyorsun
aklının ortasında mavi bir yıldız varmış gibi
ve o yıldız karanlık bir şubat akşamında
durmadan soluyormuş gibi."
annesinin adını kızına vermiş ve kızının, füsun'un, doğduğu günün, kendisinin doğum günü olduğunu söylemiş. kızı için bir de bir mektup yazmış.
"canım kızım
sana mektup yazacağım. çünkü artık başka bir şey yazamıyorum. bu konuda pek de dertli değilim doğrusunu istersen. sen bana belki bugüne kadar yazdığımdan başka türlü bir yazı yazmayı öğretirsin. kendimi bir sonbahar ağacı gibi hissediyorum. mutlu bir sonbahar ağacıyım ben. yere düşen yapraklarımı eğilip topluyorum. saçıma tutuyorum. bakın yakışmış mı diye soruyorum. sonra yaprakları havaya savuruyorum. ben iki kişilik bir kabilenin me isimli kölesiyim. çünkü sen acıktığında me diye ağlıyorsun ve bu ismimi seviyorum reis!
canım kızım, cehaletimden şair oldum… annesizlikten. sen sakın şair olma!”
en sevdiğim şiiri ise iris'in ölümü adlı şiiridir. "keşke ismim iris olsaydı, keşke ismim herkese
sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı."
"bugün kalbimi eski bir plak gibi
öyle çok tersine çevirdim ki
bazı şarkılar vardır
cızırtılı bir yağmur gününü anlatır
uzaklarda süren sarı yağmurluklu bir hayatı
deniz bazen kendini kaldırımlara fırlatır
o zaman bir yavru yengece bakan
insanların şarkısı olurdu o şarkının adı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismim herkese
sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı
bazı şarkılar vardır
ellerim kocamanlaşır, tuhaflaşır
işte o ellerimle herkese
çamurlu şiirler uzatsaydım
hepsi çok kirli olsaydı tanrım
bazı şarkılar vardır
kırmızı akşamsefalarını anlatır
karanlığın kalbinde yalnız, açmanın acısını
komşu kadınların basma elbiseli konuşmalarını
geceyi onlar bahçeye taşırdı
ben ne zaman öleceğim tanrım
sabah olunca mı
keşke birkaç dakikayı ipek mendillere sarıp saklasaydım
irileşen, gitgide irileşen ağaç gibi
ismi nedensizce iris oluveren bir ağaç gibi
şu odanın ortasında dursam
saat kuleleri dökülürdü dallarımdan tanrım
artık sarı yaprakların ölü olduğuna inanmıyorum
bazı şarkılar vardır
kanatlarında yağmuru taşıyan kelebeği anlatır
kırmızı bir çakmak gibi neşeli ölmek olurdu
o şarkının adı
ardında yalnızca nemli sigaralar bırakmanın acısı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismimin bir anlamı olmasaydı
herkes çıkarsın kalbini
o çirkin mücevher sandığından
ve herkes onu birbirine fırlatsın tanrım"
umarım annene kavuşmuş ve artık çiçekli şiirler yazıyorsundur.
"sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem
duvarlara hep senin resmini çiziyor
dili geçmiş zamanda birçok resim,
hep gülümsüyorsun
aklının ortasında mavi bir yıldız varmış gibi
ve o yıldız karanlık bir şubat akşamında
durmadan soluyormuş gibi."
annesinin adını kızına vermiş ve kızının, füsun'un, doğduğu günün, kendisinin doğum günü olduğunu söylemiş. kızı için bir de bir mektup yazmış.
"canım kızım
sana mektup yazacağım. çünkü artık başka bir şey yazamıyorum. bu konuda pek de dertli değilim doğrusunu istersen. sen bana belki bugüne kadar yazdığımdan başka türlü bir yazı yazmayı öğretirsin. kendimi bir sonbahar ağacı gibi hissediyorum. mutlu bir sonbahar ağacıyım ben. yere düşen yapraklarımı eğilip topluyorum. saçıma tutuyorum. bakın yakışmış mı diye soruyorum. sonra yaprakları havaya savuruyorum. ben iki kişilik bir kabilenin me isimli kölesiyim. çünkü sen acıktığında me diye ağlıyorsun ve bu ismimi seviyorum reis!
canım kızım, cehaletimden şair oldum… annesizlikten. sen sakın şair olma!”
en sevdiğim şiiri ise iris'in ölümü adlı şiiridir. "keşke ismim iris olsaydı, keşke ismim herkese
sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı."
"bugün kalbimi eski bir plak gibi
öyle çok tersine çevirdim ki
bazı şarkılar vardır
cızırtılı bir yağmur gününü anlatır
uzaklarda süren sarı yağmurluklu bir hayatı
deniz bazen kendini kaldırımlara fırlatır
o zaman bir yavru yengece bakan
insanların şarkısı olurdu o şarkının adı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismim herkese
sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı
bazı şarkılar vardır
ellerim kocamanlaşır, tuhaflaşır
işte o ellerimle herkese
çamurlu şiirler uzatsaydım
hepsi çok kirli olsaydı tanrım
bazı şarkılar vardır
kırmızı akşamsefalarını anlatır
karanlığın kalbinde yalnız, açmanın acısını
komşu kadınların basma elbiseli konuşmalarını
geceyi onlar bahçeye taşırdı
ben ne zaman öleceğim tanrım
sabah olunca mı
keşke birkaç dakikayı ipek mendillere sarıp saklasaydım
irileşen, gitgide irileşen ağaç gibi
ismi nedensizce iris oluveren bir ağaç gibi
şu odanın ortasında dursam
saat kuleleri dökülürdü dallarımdan tanrım
artık sarı yaprakların ölü olduğuna inanmıyorum
bazı şarkılar vardır
kanatlarında yağmuru taşıyan kelebeği anlatır
kırmızı bir çakmak gibi neşeli ölmek olurdu
o şarkının adı
ardında yalnızca nemli sigaralar bırakmanın acısı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismimin bir anlamı olmasaydı
herkes çıkarsın kalbini
o çirkin mücevher sandığından
ve herkes onu birbirine fırlatsın tanrım"
umarım annene kavuşmuş ve artık çiçekli şiirler yazıyorsundur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar