bugün
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler72
- kolye16
- zürafa13
- karton toplayan cocuk vs yogartiksen13
- eskortluk yapan sözlük yazarı27
- queen ravenna büyücülük okulu20
- kalp12
- yogartiksen35
- nervio adlı yazara uyarı7
- ilkokul bebesine türbanı savunmak64
- sözlüğün tat vermemesi13
- platon'un mağara alegorisine bayılma sebebi2
- türkiye15
- eskorta para verecek kadar düşmek7
- içine cin giren insan nasıl kurtulur4
- terbiyeli olmayanı donuzlarım2
- amin güzelmiş diyen tip9
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek49
- birilerinden sevgi beklemek4
- arkadaşlar burçlar yalan çıktı7
- amazon com tr5
- sözlüğün artık ciddiyetini yitirmesi9
- tutmayınca entry silmek4
- 850 000 000 000 tl2
- yılmaz güney adamlığı12
- cips cola3
- beşiktaş12
- asrın soygunu3
- sözlükte yalnız hissetmek2
- bibik uyumuş olmalı4
- exlerle arkadaş kalmak8
- verginin hırsızlık olup olmaması5
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- karı kız için sözlüğe gelen tipler4
- whatsapptan gelen mesajları cevaplamayan erkek5
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam11
- sözlükteki bölücüler16
- sodium laureth sulphate3
- fake hesabı ifşa olan sözlük kezbanı6
- izmirbeyefendisi4
- arap adam olsaydı6
- ağlıyorum sözlük20
- içtim tuborgu sevdim kartoncuyu2
- kurt cobain karizması3
- muğla'nın akp'ye geçmesi5
- kahvaltıda tarhana çorbası içmek3
- zamanda ileri gitmek3
- sevilmeyen yazarın kellesini koparıp itlere atmak4
- türkiyede kartoncu olarak barınabilmek2
vuslat istikametinde bir vadi.
Ondan sonra gözüne, başı sonu olmayan marifet vadisi görünür.
Hiç kimse yoktur ki, yolun uzunluğu yüzünden gönlü karışmasın, acayip bir hale düşmesin! (Çoklarının, yolun uzunluğu yüzünden gönlü karışır yolunu kaybeder)
O vadinin hiçbir yolu, öbürüne benzemez. Ten yolcusu başkadır (onun), can yolcusu başka!
Yine de can ve ten, noksan ve kendi yüzünden daima geri kalıp zeval bulmada, ilerleyip kemale ulaşmadadır.
Hulâsa (özet) o vadide görünen bir çok yol var ama, her bir yol, yolcusuna göre! (O vadinin bir çok yolu vardır ama her yol yolcusuna göredir.)
Bu ulu yolsa nasıl olur da dertlere düşen örümcek, fille beraber yürür, aynı yola yollanır. (Bu ulu yolda dertlere düşen örümcek fille beraber yürümez, ayrı yola yollanır)
Herkesin yürüyüşü kemalincedir; herkesin yakınlığı halli halincedir.
Sivrisinek istediği kadar uçsun; kasırga süratini ve kasırga kuvvetini elde edebilir mi hiç?
Hâsılı (ortaya çıkmak, belirmek) herkesin yürüyüşü başka başkadır; hiçbir kuş öbür kuş gibi gidemez.
işte bilgi(marifet) bu yüzden ayrı ayrıdır. Birisi mihrabı(kabeyi) bilmiş, bulmuştur, öbürü putu!
Bu kadri yüce yolun önünde bilgi(marifet) güneşi doğup parladı mı
Herkes kadrince bir öngörüye sahip olur; herkes hakikat âlemindeki durağını, bucağını bulur.
Yolcuya bu yol aydınlandı mı, dünya külhanı gözüne gül bahçesi görünür.
içindeki sırrı görür o, deriyi değil. Artık sevgiliden başka bir zerre bile göremez zaten.
Ne görürse, hep onun yüzüdür; daima onu seyreder. Birlikte bütün sırları tamamlar, tam ve kâmil bir er olur, birliğe erer.
Nikap (peçe) altındaki yüz binlerce sır, güneş gibi parlar, ona yüz gösterir.
Tek bir kişi bütün sırları görsün de kemale ersin diye, yüz binlerce kişi bu yolda kaybolur gider!
Bu ucu bucağı, dibi kıyısı olmayan denize dalmak, bu denizde dalgıçlık etmek için, iç âlemine dalmış bir kâmil er gerek!
Sana sırlar âleminden bir zevk hâsıl olsa, her an aşkın, şevkın tazelenir durur!
Adamakıllı susuzluk işte buradadır. Yüz binlerce kan işte burada helâl olur, dökülür gider.
Arşa bile el atsan, “daha yok mu” sözünü bir an bile bırakma!
Arşı bile irfan denizinde gark et. Buna imkân bulamazsan, bari başına yolda toprakları saç!
A gaflet uykusuna dalmış kişi, kutlanacak bir halin yoksa, neden kendine yas tutmuyor, neden kendine ağlamıyorsun?
Sevgilinin vuslatına erişemedin, o vuslattan neşelenmediysen, bari kalk da ayrılık yasını tut!
Sevgilinin yüzünü görmüyorsan, hiç olmazsa şaşkın bir halde oturma da, sırlara mahrem olmayı dile!
Bulamıyorsan, bari utan da aramaya koyul. Eşek gibi ne vakte kadar başıboş, yularsız dolaşıp duracaksın?
Mantık'ut Tayr (Kuşça)
Ondan sonra gözüne, başı sonu olmayan marifet vadisi görünür.
Hiç kimse yoktur ki, yolun uzunluğu yüzünden gönlü karışmasın, acayip bir hale düşmesin! (Çoklarının, yolun uzunluğu yüzünden gönlü karışır yolunu kaybeder)
O vadinin hiçbir yolu, öbürüne benzemez. Ten yolcusu başkadır (onun), can yolcusu başka!
Yine de can ve ten, noksan ve kendi yüzünden daima geri kalıp zeval bulmada, ilerleyip kemale ulaşmadadır.
Hulâsa (özet) o vadide görünen bir çok yol var ama, her bir yol, yolcusuna göre! (O vadinin bir çok yolu vardır ama her yol yolcusuna göredir.)
Bu ulu yolsa nasıl olur da dertlere düşen örümcek, fille beraber yürür, aynı yola yollanır. (Bu ulu yolda dertlere düşen örümcek fille beraber yürümez, ayrı yola yollanır)
Herkesin yürüyüşü kemalincedir; herkesin yakınlığı halli halincedir.
Sivrisinek istediği kadar uçsun; kasırga süratini ve kasırga kuvvetini elde edebilir mi hiç?
Hâsılı (ortaya çıkmak, belirmek) herkesin yürüyüşü başka başkadır; hiçbir kuş öbür kuş gibi gidemez.
işte bilgi(marifet) bu yüzden ayrı ayrıdır. Birisi mihrabı(kabeyi) bilmiş, bulmuştur, öbürü putu!
Bu kadri yüce yolun önünde bilgi(marifet) güneşi doğup parladı mı
Herkes kadrince bir öngörüye sahip olur; herkes hakikat âlemindeki durağını, bucağını bulur.
Yolcuya bu yol aydınlandı mı, dünya külhanı gözüne gül bahçesi görünür.
içindeki sırrı görür o, deriyi değil. Artık sevgiliden başka bir zerre bile göremez zaten.
Ne görürse, hep onun yüzüdür; daima onu seyreder. Birlikte bütün sırları tamamlar, tam ve kâmil bir er olur, birliğe erer.
Nikap (peçe) altındaki yüz binlerce sır, güneş gibi parlar, ona yüz gösterir.
Tek bir kişi bütün sırları görsün de kemale ersin diye, yüz binlerce kişi bu yolda kaybolur gider!
Bu ucu bucağı, dibi kıyısı olmayan denize dalmak, bu denizde dalgıçlık etmek için, iç âlemine dalmış bir kâmil er gerek!
Sana sırlar âleminden bir zevk hâsıl olsa, her an aşkın, şevkın tazelenir durur!
Adamakıllı susuzluk işte buradadır. Yüz binlerce kan işte burada helâl olur, dökülür gider.
Arşa bile el atsan, “daha yok mu” sözünü bir an bile bırakma!
Arşı bile irfan denizinde gark et. Buna imkân bulamazsan, bari başına yolda toprakları saç!
A gaflet uykusuna dalmış kişi, kutlanacak bir halin yoksa, neden kendine yas tutmuyor, neden kendine ağlamıyorsun?
Sevgilinin vuslatına erişemedin, o vuslattan neşelenmediysen, bari kalk da ayrılık yasını tut!
Sevgilinin yüzünü görmüyorsan, hiç olmazsa şaşkın bir halde oturma da, sırlara mahrem olmayı dile!
Bulamıyorsan, bari utan da aramaya koyul. Eşek gibi ne vakte kadar başıboş, yularsız dolaşıp duracaksın?
Mantık'ut Tayr (Kuşça)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar