bugün
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği32
- from gold from dust31
- arkadaşlar çok sıkıcısınız11
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- 50 kilo üstü kız tripleri8
- bir erkek adam kadınlara yükselmez10
- queen ravenna ifşası15
- pudra kokusu6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı4
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi4
- kelebek3
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek10
- saat12
- bu saatte uyumama sebebi2
- sözlük yazarlarının en sevdiği tv kanalı8
- kol saati8
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- damacanayı sebile takarken gaza gelmek5
- sözlük kızlarının venüs gamzeleri7
- tavuklu pilav8
- kolye143
- crystal palace8
- 1 80 boyunda kadın olmak10
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir11
- fırın sütlaç8
- beşiktaş18
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- futbol20
- ayaklara fısıldayan adam5
- akepe dönemi15
- ioçk'nın ifşası4
- ömür boyu yalnız kalmak istemek8
- true'nun çaylak olması5
- avrupa11
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı10
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak4
- izmirin en güzel semtleri10
- denenecek çok şey var4
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- la loba21
- 25 yaşında hala evlenmeyi başaramamış kadın5
- at9
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması9
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- engineer2820
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- ben geldim naneler12
- 2 kaslı sözlük erkeği arasında tost olmak4
yazının hayattan güçlü olabileceği söylemi yaklaşık bir asır belki daha fazla bir zaman dilimi kadar eskimiş bir söylemdir. bu sözün burada hatırlatılması gerçekte nezaket icabı, yanağı şişik slogan insanı tribiyle "bu adam iyidir, hatta olağanüstüdür" demek değil nitekim. kendini zoraki bu kategoriye sokmak isteyen zaten gereken yalakalığı azami bir gayrette yapacaktır diye düşünüyorum.
adam harbi yazıyor, bir çoğumuzun yaşadığı olayları, kurgusu kırık, yeri geldiğinde kelimelerin akıl odalarındaki seyr ü seferini aniden alabora edip sürrealizme kadar götürüp belli bir metodu olmayan, ama tüm entryler(bana göre yazılar) kendi içerisinde şahsa ait bir üslup ihtiva ediyor. postmodernist mi dersen de sözlük formatına uyan birisi postmodernist olamaz. postmodernizm anlamla birlikte yapıyı, şekli ve bunlara dair bir çok şeyi düzen dışına çeker. dolayısıyla aykırı söylemleriyle ilgimizi çeken vaudeville, postmodernizmden yararlanır ama postmodernist değildir.
özgünlük meselesine gelindiğinde kıymetli biraderim, sana metinlerarası ilişkiler diye bir edebiyat kuramından bahsetmek isterim ki, bu kuram şimdi söylenen sözlerin daha öncesinde tamamen söylendiğini ama üslup bakımından değişkenlik gösterebildiğini, bir metin içinde başka bir metne ait unsurların bulunmasının hırsızlık olamayacağını vs. açıklar. entry edebiyat ürünü olmaz, lakin tahkiyeye yönelik bir yazının da bu kuram bağlamında düşünülebileceği kanaatindeyim. dolayısıyla herkes tarafından bilinen bir konuya bakış açısı geliştirmek özgünlük teşkil edebilir.
vaudeville for vendetta, cidden iyi yazıyor. hepimizin görüp geçtiği gündelik olaylardan bir terkip çıkarıp yazdığında, bunu okurken ben hayatın sıcak-soğuk tüm yönlerini kaliteli mizah çerçevesinde, bazen hüzünbazlaşan kelimeler arasından hissedebiliyorum. yani : "ben tespit sıçtım" yazarı değil.ayrıca belirgin bir biçimde de bu adamın bilgi seviyesini, olanı ortaya koyup çorba yapmaktan ziyade, telmihlerle ve kinayelerle, yerli yerinde dozunda kullanması yadırganmaması aksine takdir edilmesi gereken bir meziyet.
yukarıda açıkladığım şey popülist yazar tribine giren birisinin yapacağı şey de değildir pek. popülist yazar dediğin, polisiye romanların leblebi ve şeker gibi her yerden alınabildiği bir dönemde peyami safa, kemal tahir gibi romanda belli bir markaya sahip yazarların da bir zamanlar yaptığı gibi "halk ne yiyorsa onu ver" gündelik telaşesinde, özentisiz
yazılar yazan kişidir. gazete köşesinde gündemi yorumlayan yazar kişisi de popülisttir, gelecek sene bugünün gazetesinin okuyucu tarafından aranıp bulunacağını ve okunacağını düşünmez. bugünü kurtarır. bu popülizmdir. yakın dönem edebiyatımızda romantizm akımı [keza romantizm türkiyede her zaman müşteri bulur] tekrar patlama yaptığında deliler gibi satmasına rağmen bugün edebiyat kapsamında değerlendirmediğimiz sürüyle yazar da vardır. popülizm yarın hatırlayamayacağın şeydir birader. o anlık zevkindir.
vaudevillenin yazılarını çoğumuz aramayabilir, ancak bu adamın yazıları zaten sen sözlüğü 5 açışının en az 1inde karşına çıkar. zevkle de okursun. ben defalarca okuduğum şeyleri, sıkılmadan okuyabiliyorum ve ilk okuduğumdaki tatların haricinde yazının farklı yönlerini de görebiliyorum. hatta entrylerinin redakte edildikten sonra basılmasına bile taraftarım. sürekli yazsa üslubu aşınır, anlattığı şeyin muvazenesini kaybedebilir. nadir yazan adam, yazmadığı sürede pusuda yatan adamdır.
o yüzden de vaudeville pusudadır, daha güzel yazılarla, bal damlayan tesbitlerle dönecektir. eminim.
adam harbi yazıyor, bir çoğumuzun yaşadığı olayları, kurgusu kırık, yeri geldiğinde kelimelerin akıl odalarındaki seyr ü seferini aniden alabora edip sürrealizme kadar götürüp belli bir metodu olmayan, ama tüm entryler(bana göre yazılar) kendi içerisinde şahsa ait bir üslup ihtiva ediyor. postmodernist mi dersen de sözlük formatına uyan birisi postmodernist olamaz. postmodernizm anlamla birlikte yapıyı, şekli ve bunlara dair bir çok şeyi düzen dışına çeker. dolayısıyla aykırı söylemleriyle ilgimizi çeken vaudeville, postmodernizmden yararlanır ama postmodernist değildir.
özgünlük meselesine gelindiğinde kıymetli biraderim, sana metinlerarası ilişkiler diye bir edebiyat kuramından bahsetmek isterim ki, bu kuram şimdi söylenen sözlerin daha öncesinde tamamen söylendiğini ama üslup bakımından değişkenlik gösterebildiğini, bir metin içinde başka bir metne ait unsurların bulunmasının hırsızlık olamayacağını vs. açıklar. entry edebiyat ürünü olmaz, lakin tahkiyeye yönelik bir yazının da bu kuram bağlamında düşünülebileceği kanaatindeyim. dolayısıyla herkes tarafından bilinen bir konuya bakış açısı geliştirmek özgünlük teşkil edebilir.
vaudeville for vendetta, cidden iyi yazıyor. hepimizin görüp geçtiği gündelik olaylardan bir terkip çıkarıp yazdığında, bunu okurken ben hayatın sıcak-soğuk tüm yönlerini kaliteli mizah çerçevesinde, bazen hüzünbazlaşan kelimeler arasından hissedebiliyorum. yani : "ben tespit sıçtım" yazarı değil.ayrıca belirgin bir biçimde de bu adamın bilgi seviyesini, olanı ortaya koyup çorba yapmaktan ziyade, telmihlerle ve kinayelerle, yerli yerinde dozunda kullanması yadırganmaması aksine takdir edilmesi gereken bir meziyet.
yukarıda açıkladığım şey popülist yazar tribine giren birisinin yapacağı şey de değildir pek. popülist yazar dediğin, polisiye romanların leblebi ve şeker gibi her yerden alınabildiği bir dönemde peyami safa, kemal tahir gibi romanda belli bir markaya sahip yazarların da bir zamanlar yaptığı gibi "halk ne yiyorsa onu ver" gündelik telaşesinde, özentisiz
yazılar yazan kişidir. gazete köşesinde gündemi yorumlayan yazar kişisi de popülisttir, gelecek sene bugünün gazetesinin okuyucu tarafından aranıp bulunacağını ve okunacağını düşünmez. bugünü kurtarır. bu popülizmdir. yakın dönem edebiyatımızda romantizm akımı [keza romantizm türkiyede her zaman müşteri bulur] tekrar patlama yaptığında deliler gibi satmasına rağmen bugün edebiyat kapsamında değerlendirmediğimiz sürüyle yazar da vardır. popülizm yarın hatırlayamayacağın şeydir birader. o anlık zevkindir.
vaudevillenin yazılarını çoğumuz aramayabilir, ancak bu adamın yazıları zaten sen sözlüğü 5 açışının en az 1inde karşına çıkar. zevkle de okursun. ben defalarca okuduğum şeyleri, sıkılmadan okuyabiliyorum ve ilk okuduğumdaki tatların haricinde yazının farklı yönlerini de görebiliyorum. hatta entrylerinin redakte edildikten sonra basılmasına bile taraftarım. sürekli yazsa üslubu aşınır, anlattığı şeyin muvazenesini kaybedebilir. nadir yazan adam, yazmadığı sürede pusuda yatan adamdır.
o yüzden de vaudeville pusudadır, daha güzel yazılarla, bal damlayan tesbitlerle dönecektir. eminim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar