bugün
- insanlık nasıl geliştirilebilir11
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- sözlüğün yeni tasarımı14
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu35
- iyi menemenin sırrı18
- fatma betül sayan kaya10
- uyudunuz mu3
- kötüye bir şey olmaz4
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- muslettin amca23
- hayatın anlamı ne7
- gece gelen açlık7
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi5
- alexander nübel7
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- sigara içmek8
- yeraltı varlıkları7
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- kendimi intihar edeceğim4
- mazide kalmış sözlük yazarları3
- aşk bir yemek olsaydı8
- şimdi olsa da yesek denilen şeyler4
- pankek7
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- gülşen in memeleri14
- sözlüğe ne oldu5
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- mehmet şimşek5
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- arabayı satıp akülü araba almak3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- vincenzo italiano3
- iran'ın tdt ne katılmak istemesi4
- beşiktaş4
- ucanpembekoala5
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı9
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye4
- hamas denince akla gelenler11
- sözlükte kim kimle sevgili27
- gülden karaböcek3
- caligula'nın korkusu5
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi6
- toplumsal çürüme7
- tuborg ice7
- üniversite yıllarını özlemek4
- arkadaşlar uyudunuz mu3
- hangi yemek nerede yenir4
- futbol16
- caaahill diyerek tokadı yapıştırmak5
---alıntı----
“Ses nefreti” anlamına gelen misofonya, insanların belirli seslere orantısız bir şekilde negatif reaksiyon gösterdiği nörofizyolojik bir durumdur. Bu nefrete sahip insanlar, belirli seslere aşırı tepki verdiklerinin farkındalar ve tepkilerinin onların kontrolünde olmadığını biliyorlar.
Misofonya sahibi insanları tetikleyen sesler kişiden kişiye göre değişkenlik gösterebilir. Ancak bazı kategoriler diğerlerine kıyasla daha yaygındır ve bunların büyük çoğunluğu da ağız veya yemeyle, nazal sesler ya da nefes alış-verişle, parmak veya el sesleriyle ilişkilidir. Yapılan araştırmalar, bu nefretin çocuklukta geliştiğini ve zamanla daha da aşırıya kaçtığını gösteriyor.
Misofonya sahibi insanlar, nefret ettikleri bu sesleri, eğer aile üyesi birisinden duyuyorlarsa yabancılardan duyduklarına kıyasla daha fazla rahatsız oluyorlar. Bu durum aile yemeklerini misofonikler için sıklıkla katlanılmaz kılar.
Misofonik tepkiler, duygusal olma eğilimindedir. En bilindik duygusal tepki ise öfkedir ve hafif bir rahatsızlık halinden şiddetli bir öfkeye kadar bir spektrum şeklinde seyredebilir. Öte yandan misofonik insanlar, anksiyete ya da tiksinti gibi bazı diğer duygusal tepkiler de hissedebilirler. Duygusal bu tepkilere eşlik eden fizyolojik tepkiler ise kan basıncının ve kalp atış hızının yükselmesi, terleme ve kas kasılmaları şeklinde olabilir.
Hemen hemen herkesin belirli bazı seslere –örneğin; ani bir gürültü veya tiz bir “ciyaklama” gibi– bir dereceye kadar negatif tepkiler oluşturduğunu kabul edersiniz. Ancak misofonyada, insanlar, fısıldama veya yumuşak hızlarda nefes alıp-verme gibi yaygın olarak hoşnutsuzluk yaratmayan seslere de tepki verebilirler. Hatta kısık sesler, misofonik insanlarda, gürültülü seslere verilebilen tepkiler kadar yüksek şiddetlerde tepkilere neden olabilir.
Journal of Clinical Psychology‘de 2017 yılında yayımlanan bir araştırmada, misofonyanın; kulak çınlaması, obsesif-kompulsif bozukluk, yeme bozuklukları ya da post-travmatik stres bozukluğu gibi diğer psikiyatrik ya da fiziksel vakalarla ilişkili olup olmadığına bakıldı. Araştırmada elde edilen sonuçlar; her ne kadar bu durumlar ile bazı ilişkiler mevcutsa da, bu bozuklukların hiçbirinin misofonik semptomları tam olarak açıklayamadığını ortaya koydu. Bu da misofoninin kendi başına, ayrı ve bağımsız bir vaka olduğunu düşündürmektedir.
Savaş ya da Sıvış
Misofonikler için, rahatsız edici bu sesleri “duymamazlıktan gelmeye çalışmak” pek mümkün değildir. Bu insanlar, seçici dikkat konusunda bozukluk yaşıyor olabilirler. Dolayısıyla, eğer ki siz de misofonya sahibi birisiyseniz ve nefret duyduğunuz bu seslere her zaman maruz kalıyor ve dikkatinizin tamamen bu seslere kilitlendiğini fark ediyorsanız; yapılabilecek tek bir şey vardır: Savaş ya da sıvış.
Misofonikler üzerinde yürütülen bir çalışma, tetikleyici seslere maruz kalan misofoniklerin %29’unun sözlü bir şiddet içerisine girdiği; %17’sinin ise saldırganlıklarını çeşitli nesnelere yönlendirdiği bulgusuna ulaştı. Öte yandan örneklemin küçük ancak önemli bir yüzdesi (%14) ise tetikleyici sesin kaynağına yönelik fiziksel bir saldırganlık hali içerisine girdiğini belirtiyor. Bununla birlikte, misofonik insanlar, bu durumun yaşamları üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu, sosyal durumlardan kaçındıklarını, ilişkilerinin bozulduğunu ve dahası (bazıları) kendi canlarına kıymayı bile düşündüğünü belirtiyor.
Bazı araştırmacılar, bilişsel davranışçı terapinin yardımcı olabileceğini ileri sürse de vakaya dair kavrayışımızın ve dolayısıyla da tedavi yöntemlerimizin –ne yazık ki– henüz emekleme aşamasında olduğunu söylemeliyiz.
------
“Ses nefreti” anlamına gelen misofonya, insanların belirli seslere orantısız bir şekilde negatif reaksiyon gösterdiği nörofizyolojik bir durumdur. Bu nefrete sahip insanlar, belirli seslere aşırı tepki verdiklerinin farkındalar ve tepkilerinin onların kontrolünde olmadığını biliyorlar.
Misofonya sahibi insanları tetikleyen sesler kişiden kişiye göre değişkenlik gösterebilir. Ancak bazı kategoriler diğerlerine kıyasla daha yaygındır ve bunların büyük çoğunluğu da ağız veya yemeyle, nazal sesler ya da nefes alış-verişle, parmak veya el sesleriyle ilişkilidir. Yapılan araştırmalar, bu nefretin çocuklukta geliştiğini ve zamanla daha da aşırıya kaçtığını gösteriyor.
Misofonya sahibi insanlar, nefret ettikleri bu sesleri, eğer aile üyesi birisinden duyuyorlarsa yabancılardan duyduklarına kıyasla daha fazla rahatsız oluyorlar. Bu durum aile yemeklerini misofonikler için sıklıkla katlanılmaz kılar.
Misofonik tepkiler, duygusal olma eğilimindedir. En bilindik duygusal tepki ise öfkedir ve hafif bir rahatsızlık halinden şiddetli bir öfkeye kadar bir spektrum şeklinde seyredebilir. Öte yandan misofonik insanlar, anksiyete ya da tiksinti gibi bazı diğer duygusal tepkiler de hissedebilirler. Duygusal bu tepkilere eşlik eden fizyolojik tepkiler ise kan basıncının ve kalp atış hızının yükselmesi, terleme ve kas kasılmaları şeklinde olabilir.
Hemen hemen herkesin belirli bazı seslere –örneğin; ani bir gürültü veya tiz bir “ciyaklama” gibi– bir dereceye kadar negatif tepkiler oluşturduğunu kabul edersiniz. Ancak misofonyada, insanlar, fısıldama veya yumuşak hızlarda nefes alıp-verme gibi yaygın olarak hoşnutsuzluk yaratmayan seslere de tepki verebilirler. Hatta kısık sesler, misofonik insanlarda, gürültülü seslere verilebilen tepkiler kadar yüksek şiddetlerde tepkilere neden olabilir.
Journal of Clinical Psychology‘de 2017 yılında yayımlanan bir araştırmada, misofonyanın; kulak çınlaması, obsesif-kompulsif bozukluk, yeme bozuklukları ya da post-travmatik stres bozukluğu gibi diğer psikiyatrik ya da fiziksel vakalarla ilişkili olup olmadığına bakıldı. Araştırmada elde edilen sonuçlar; her ne kadar bu durumlar ile bazı ilişkiler mevcutsa da, bu bozuklukların hiçbirinin misofonik semptomları tam olarak açıklayamadığını ortaya koydu. Bu da misofoninin kendi başına, ayrı ve bağımsız bir vaka olduğunu düşündürmektedir.
Savaş ya da Sıvış
Misofonikler için, rahatsız edici bu sesleri “duymamazlıktan gelmeye çalışmak” pek mümkün değildir. Bu insanlar, seçici dikkat konusunda bozukluk yaşıyor olabilirler. Dolayısıyla, eğer ki siz de misofonya sahibi birisiyseniz ve nefret duyduğunuz bu seslere her zaman maruz kalıyor ve dikkatinizin tamamen bu seslere kilitlendiğini fark ediyorsanız; yapılabilecek tek bir şey vardır: Savaş ya da sıvış.
Misofonikler üzerinde yürütülen bir çalışma, tetikleyici seslere maruz kalan misofoniklerin %29’unun sözlü bir şiddet içerisine girdiği; %17’sinin ise saldırganlıklarını çeşitli nesnelere yönlendirdiği bulgusuna ulaştı. Öte yandan örneklemin küçük ancak önemli bir yüzdesi (%14) ise tetikleyici sesin kaynağına yönelik fiziksel bir saldırganlık hali içerisine girdiğini belirtiyor. Bununla birlikte, misofonik insanlar, bu durumun yaşamları üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu, sosyal durumlardan kaçındıklarını, ilişkilerinin bozulduğunu ve dahası (bazıları) kendi canlarına kıymayı bile düşündüğünü belirtiyor.
Bazı araştırmacılar, bilişsel davranışçı terapinin yardımcı olabileceğini ileri sürse de vakaya dair kavrayışımızın ve dolayısıyla da tedavi yöntemlerimizin –ne yazık ki– henüz emekleme aşamasında olduğunu söylemeliyiz.
------
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar