bugün
- evli bir adama aşık oldum sözlük14
- damarsız tüysüz manisa yaprağı10
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- ismet'in gereksizliğe adanmış hayatı8
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- kadının en öpülesi yeri11
- görsel yükleme problemi4
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor9
- from gold from dust18
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması10
- traveler vs iock4
- ismet gurbuz 2024'ün çaylak olması5
- başkasının evinde sıçamamak4
- sözlükteki kız yazarları deşifre ediyorum3
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek11
- uğurcan çakır8
- kuran da namazın olmaması12
- ibneder4
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- biraderi tenhada kıstırmak3
- yağmur sesi2
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı3
- belçika attı2
- insan olmaya çeyrek kala'nın biraz şey olması3
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- intel pentium 43
- özel uçak alacaklara tavsiyeler8
- en iyi antidepresan5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- görünmez savaş uçağı5
- claudian clouds6
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- queen ravenna'nın komik olması2
- yazarlar ülkeyi yönetse yapacakları işler4
- yağmurcunun homofobikliği şüpheli mi7
- fiziği güzel sözlük kızları52
- bir otel odasında sözlük kızıyla görüşmek3
- sabahın köründe işe giden ezik13
- güllü muhallebi5
- sevgili6
- koç burcu insanları7
- ioanna kuçuradi2
- kalp krizi4
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- akp'nin neo osmanlı devletine hazırlanması7
- hesabını gizleyenler hangi kafayı yaşıyor6
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek12
- ak troller3
bu şarkıyı hatun kişi bana dinletmişti. onun evindeydik. karşıyakanın dar sokaklarından birinde. akşam saatlerinde yürüseniz yasemin kokar. öyle sakinliğin içinde huzurdu. kadın da öyle. çok çok hızlı geçen bir yazın güze bağlanış hikayesiydi. yıllar yılı kendi ayakları üzerinde duran, rüzgardan, yağmurdan etkilenmeyen bambaşka bir kadındı. geçenlerde onun hakkında konuştuğumuzda aslında ona bayağı bir hayran olduğumu fark ettim. hayatımdan çıkalı neredeyse bir buçuk sene olacak. ben başka kadınlarla başka şeyler denedim. neticesinde evlenmenin arefesindeyim. verdiğim kararla alakalı herhangi bir şüphe yok içimde. yani hala bana lost on you'yu dinleten kadını düşünüyor veya nu seviyor değilim.
genellikle ilişkilerimde ben terk eden olurum. çünkü tabir-i caizse sikile sikile sikmeyi öğrendiğimden dolayı o anın yaklaştığını biliyorum. anlıyorum. anlamaktan daha fazlası hissediyorum. lakin bostanlıya giden sokaklarda el ele yürürken belki en mutlu değil ama çok huzurluydum. fırtınam dinmişti. onun limanında sakin kollarında huzur bulabilirdim. henüz fırtınanın kendisi olduğunu anlamamıştım.
kocaman televizyonunda birkaç düğmeye bastı. bunu dinlesene dedi. ve daha bu şarkıyı öyle kimseler bilmiyordu. kolay kolay gardı düşen bir adam değildim. beynimden vurulmuşa dönmüştüm. her ilişkinin bir şarkısı olurdu ya. işte bu şarkı da bizim sevgimizin şarkısıydı. anlamı falan sikimde değildi. şarkı çok güzeldi ve ben o denize bakan balkondan sigaramı tellendirirken ona bakıp aşık oluyordum. an be an aşık oluyordum. işin ilginci bunu o kimyasal tepkimeyi hissediyordum.
işim gereği uzak bir memlekete gidecektim. bana dedi ki:
"ben seni bekleyeceğim. seneye gitmeyeceksin oraya çünkü biz evleneceğiz. ben seni bırakmak istemiyorum."
vay amına koyayım ya, böyle kadınlar var mıydı lan diye yankılandı beynimde.
yoktu tabii ki.
işte insan aşık olunca ya da olayazınca böyle şeylere inanabiliyor. ben o uzak memlekete gittikten iki bilemedin üç hafta sonra benden ayrıldı. bense hiç tanımadığım, tamamen yabancı olduğum bu memlekette bir kere daha kayboldum. bütün duvarlar üzerime yıkıldı. kendimi korumak için bin bir emekle diktiğim her duvar üzerime çöktü.
ne zaman bu şarkıyı görsem, dinlesem. an be an aşık oluşum, ardından bir hiçlik denizinin ortasına piç gibi bırakılışım aklıma gelir.
o yüzdendir ki sevmem.
genellikle ilişkilerimde ben terk eden olurum. çünkü tabir-i caizse sikile sikile sikmeyi öğrendiğimden dolayı o anın yaklaştığını biliyorum. anlıyorum. anlamaktan daha fazlası hissediyorum. lakin bostanlıya giden sokaklarda el ele yürürken belki en mutlu değil ama çok huzurluydum. fırtınam dinmişti. onun limanında sakin kollarında huzur bulabilirdim. henüz fırtınanın kendisi olduğunu anlamamıştım.
kocaman televizyonunda birkaç düğmeye bastı. bunu dinlesene dedi. ve daha bu şarkıyı öyle kimseler bilmiyordu. kolay kolay gardı düşen bir adam değildim. beynimden vurulmuşa dönmüştüm. her ilişkinin bir şarkısı olurdu ya. işte bu şarkı da bizim sevgimizin şarkısıydı. anlamı falan sikimde değildi. şarkı çok güzeldi ve ben o denize bakan balkondan sigaramı tellendirirken ona bakıp aşık oluyordum. an be an aşık oluyordum. işin ilginci bunu o kimyasal tepkimeyi hissediyordum.
işim gereği uzak bir memlekete gidecektim. bana dedi ki:
"ben seni bekleyeceğim. seneye gitmeyeceksin oraya çünkü biz evleneceğiz. ben seni bırakmak istemiyorum."
vay amına koyayım ya, böyle kadınlar var mıydı lan diye yankılandı beynimde.
yoktu tabii ki.
işte insan aşık olunca ya da olayazınca böyle şeylere inanabiliyor. ben o uzak memlekete gittikten iki bilemedin üç hafta sonra benden ayrıldı. bense hiç tanımadığım, tamamen yabancı olduğum bu memlekette bir kere daha kayboldum. bütün duvarlar üzerime yıkıldı. kendimi korumak için bin bir emekle diktiğim her duvar üzerime çöktü.
ne zaman bu şarkıyı görsem, dinlesem. an be an aşık oluşum, ardından bir hiçlik denizinin ortasına piç gibi bırakılışım aklıma gelir.
o yüzdendir ki sevmem.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar