bugün
- öbür sözlükten gelen yazarlar6
- oyum ak partiye3
- kız görünce değişen erkek2
- güne acı bir gerçek bırak3
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var5
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- evli bir adama aşık oldum sözlük19
- sözlüğün manyak dolu olması5
- meksika açmazı macerası6
- from gold from dust28
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı16
- ona bir cümle bırak2
- uzak durulması gereken insanlar2
- yapay zeka moderatör tatlişliği2
- fiziği güzel sözlük kızları56
- recep tayyip erdoğan30
- sevgililer2
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- damarsız tüysüz manisa yaprağı11
- birine aşık olup kafayı yemek9
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı9
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- senin aklini alirimin mürdüm rengi kazağı8
- fatma betül sayan kaya69
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita16
- kadının en öpülesi yeri11
- senin aklini alirim9
- çok fena hardcore seks döndüğü düşünülen yerler8
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması10
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek11
- kuran da namazın olmaması12
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor9
- şampuan yerine saç kremi almak6
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- ismet'in gereksizliğe adanmış hayatı8
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- sabahın köründe işe giden ezik13
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- asrın soygunu10
- sydney sweeney'in memeleri6
- memeleri kafam kadar kız24
- ups boobs ve diğer sözlük kızları5
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek5
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- özel uçak alacaklara tavsiyeler8
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek12
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek5
- uğurcan çakır8
--spoiler--
''Afganistan'da 1979 Sovyet işgalinin hemen öncesinde açılış yapıyor ve film boyunca bizi etkisi altına alacak ve her şeyin özünü oluşturan Amir ve Hassan'ın arkadaşlığını görüyoruz. Amir, Afganistan'da saygı duyulan ve Baba diye hitap edilen zengin birinin oğluyken, Hassan onların yıllardan beri hizmetlileri olan Ali'nin oğlu. Amir ve Hassan&'ın arasındaki ilişki çok ender rastlanılan bir ilişki; her şeyi konuşup paylaşmaları, saatlerce vakit geçirecek kadar yakın olmaları aralarındaki hiyerarşik bağı ortadan kaldırmıyor. Dışardan bakıp onları görenler iki arkadaşı değil, bir Peştun ile Hazara'yı ya da efendi ve hizmetliyi görüyor. Annesi kendisini doğururken ölmüş olan Amir, babasının bundan dolayı kendisini suçladığını ve asla onu olduğu gibi kabullenip sevemeyeceğini düşünüyor. Amir, babasının aksine şiddete karşı kendini savunacak kadar bile dayanıklılığı olmayan ve kendini hikayeler okuyup, yazarak mutlu edebilen bir karaktere sahip. Hassan ise, Amir'e o kadar sadık ve içten biri ki Amir, Baba'nın ona olan sevgisini kimi zaman kıskansa da, aslında o da Hassan'a hayranlık duyuyor ve değer veriyor. Akıllardan çıkmayacak bir diyalog Hassan'ın sadakatini anlamamıza yardımcı oluyor. Amir,'Benim için gerçekten yerdeki pisliği bile yer misin?' diye soruyor ve 'Tabii ki yerim Amir Ağa ama asıl sen benden böyle bir şey yapmamı ister misin?' cevabını alıyor. Kabil'de yaygın bir faaliyet olan uçurtma yarıştırmak ikilinin favori hobisi ve o seneki yarış için ise ayrı bir heyecan ve umut besliyorlar. Bu gün onlar için hiç unutmayacakları bir zafer ve mutluluk kaynağı olarak tarihe geçeceğine; korkunç bir olay sonucu hiç peşlerini bırakmayacak, tüm hayatlarını değiştirecek bir gün olarak zihinlerine kazınıyor. Daha küçük bir çocuk olan Amir, gösterdiği korkak davranıştan sonradan utandığı gibi, o gün yaşananları da aklından çıkaramıyor. Durumu düzeltmek yerine, ileride pişmanlığını arttıracak daha da kötü bir kararla kendini rahatlatmaya çalışıyor. 1979'da Sovyet işgaliyle Afganistan Amir ve babası için yaşanamaz hala gelince ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor ve pek çok zorluktan sonra Amerika'ya varıyorlar. Bundan sonra baba oğlun hayatlarına yabancı bir kültürde, yepyeni bir ülkede devam edişlerini ve geçmişin hayaletlerini geride bırakmaya çalışarak, tanıştıkları yeni insanlarla tekrar başlangıç yapışlarını izliyoruz. Yıllar sonra yaptıklarını telafi etme şansını yakalayan Amir, Afganistan'a geri dönüyor, ancak hatırladığı Afganistan yerine Taliban rejiminin harap ettiği bir ülke ve acımasız bir manzara buluyor. The Kite Runner işgal, terör, ırkçılık gibi bir çok izlemesi zor spesifik konuları içerse de, asıl seyirciyi etkileyen her insanın yaşayabileceği durumları, hissedebileceği duyguları izlemek oluyor. Yurdundan kopan Baba'nın Rus karşıtlığını ve Afganistan'a döndüğünde Taliban karşıtı tavır takınan Amir'i filmi izlerken insan gayet iyi anlıyor, bu yüzden politik mesaj olarak algılanması zor oluyor. filmin başka bir artısı rollere seçilen oyuncuların çoğunun ideal bir seçim olmasıydı. Küçük Hassan ve küçük Amir'i oynayan çocuklar en zor sahnelerde bile, sanki bu rolleri oynamak için doğmuşlar izlenimini veriyorlar. Amir'in büyük halini canlandıran Khalid Abdalla göze hoş gözükse de, duygulu anlarda donuk kalıp fazla değişmemesi rahatsız ediciydi. Baba rolündeki Homayoun Ershadi ise, karizması ve inandırıcıyla yer aldığı her sahnede dikkati üzerine çalabiliyordu. The Kite Runner; suçluluk, pişmanlık, telafi, aile, ikinci şans, nefret, sadakat ve en önemlisi gerçek dostluk hakkında size verebileceği her şeyi sade ve içten bir halde sunuyor. insanlık değerlerini yeniden sorgulamanızı ve dünyaya daha gri bakmanızı sağlıyor. Dahası savaşın gerçekliğini sadece aksiyon sahneleri ve pahalı efektlerle değil, insanların üzerinde yarattığı bire bir etkiler üzerinden anlatıyor. Etkisi altından çıkması zor olan ve uzun süre izlediğiniz filmleri basit gösterecek derinliğe sahip bu film ayırdığınız zamana kesinlikle değiyor.''
--spoiler--
KAYNAK: http://www.resetmagazine.net
''Afganistan'da 1979 Sovyet işgalinin hemen öncesinde açılış yapıyor ve film boyunca bizi etkisi altına alacak ve her şeyin özünü oluşturan Amir ve Hassan'ın arkadaşlığını görüyoruz. Amir, Afganistan'da saygı duyulan ve Baba diye hitap edilen zengin birinin oğluyken, Hassan onların yıllardan beri hizmetlileri olan Ali'nin oğlu. Amir ve Hassan&'ın arasındaki ilişki çok ender rastlanılan bir ilişki; her şeyi konuşup paylaşmaları, saatlerce vakit geçirecek kadar yakın olmaları aralarındaki hiyerarşik bağı ortadan kaldırmıyor. Dışardan bakıp onları görenler iki arkadaşı değil, bir Peştun ile Hazara'yı ya da efendi ve hizmetliyi görüyor. Annesi kendisini doğururken ölmüş olan Amir, babasının bundan dolayı kendisini suçladığını ve asla onu olduğu gibi kabullenip sevemeyeceğini düşünüyor. Amir, babasının aksine şiddete karşı kendini savunacak kadar bile dayanıklılığı olmayan ve kendini hikayeler okuyup, yazarak mutlu edebilen bir karaktere sahip. Hassan ise, Amir'e o kadar sadık ve içten biri ki Amir, Baba'nın ona olan sevgisini kimi zaman kıskansa da, aslında o da Hassan'a hayranlık duyuyor ve değer veriyor. Akıllardan çıkmayacak bir diyalog Hassan'ın sadakatini anlamamıza yardımcı oluyor. Amir,'Benim için gerçekten yerdeki pisliği bile yer misin?' diye soruyor ve 'Tabii ki yerim Amir Ağa ama asıl sen benden böyle bir şey yapmamı ister misin?' cevabını alıyor. Kabil'de yaygın bir faaliyet olan uçurtma yarıştırmak ikilinin favori hobisi ve o seneki yarış için ise ayrı bir heyecan ve umut besliyorlar. Bu gün onlar için hiç unutmayacakları bir zafer ve mutluluk kaynağı olarak tarihe geçeceğine; korkunç bir olay sonucu hiç peşlerini bırakmayacak, tüm hayatlarını değiştirecek bir gün olarak zihinlerine kazınıyor. Daha küçük bir çocuk olan Amir, gösterdiği korkak davranıştan sonradan utandığı gibi, o gün yaşananları da aklından çıkaramıyor. Durumu düzeltmek yerine, ileride pişmanlığını arttıracak daha da kötü bir kararla kendini rahatlatmaya çalışıyor. 1979'da Sovyet işgaliyle Afganistan Amir ve babası için yaşanamaz hala gelince ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor ve pek çok zorluktan sonra Amerika'ya varıyorlar. Bundan sonra baba oğlun hayatlarına yabancı bir kültürde, yepyeni bir ülkede devam edişlerini ve geçmişin hayaletlerini geride bırakmaya çalışarak, tanıştıkları yeni insanlarla tekrar başlangıç yapışlarını izliyoruz. Yıllar sonra yaptıklarını telafi etme şansını yakalayan Amir, Afganistan'a geri dönüyor, ancak hatırladığı Afganistan yerine Taliban rejiminin harap ettiği bir ülke ve acımasız bir manzara buluyor. The Kite Runner işgal, terör, ırkçılık gibi bir çok izlemesi zor spesifik konuları içerse de, asıl seyirciyi etkileyen her insanın yaşayabileceği durumları, hissedebileceği duyguları izlemek oluyor. Yurdundan kopan Baba'nın Rus karşıtlığını ve Afganistan'a döndüğünde Taliban karşıtı tavır takınan Amir'i filmi izlerken insan gayet iyi anlıyor, bu yüzden politik mesaj olarak algılanması zor oluyor. filmin başka bir artısı rollere seçilen oyuncuların çoğunun ideal bir seçim olmasıydı. Küçük Hassan ve küçük Amir'i oynayan çocuklar en zor sahnelerde bile, sanki bu rolleri oynamak için doğmuşlar izlenimini veriyorlar. Amir'in büyük halini canlandıran Khalid Abdalla göze hoş gözükse de, duygulu anlarda donuk kalıp fazla değişmemesi rahatsız ediciydi. Baba rolündeki Homayoun Ershadi ise, karizması ve inandırıcıyla yer aldığı her sahnede dikkati üzerine çalabiliyordu. The Kite Runner; suçluluk, pişmanlık, telafi, aile, ikinci şans, nefret, sadakat ve en önemlisi gerçek dostluk hakkında size verebileceği her şeyi sade ve içten bir halde sunuyor. insanlık değerlerini yeniden sorgulamanızı ve dünyaya daha gri bakmanızı sağlıyor. Dahası savaşın gerçekliğini sadece aksiyon sahneleri ve pahalı efektlerle değil, insanların üzerinde yarattığı bire bir etkiler üzerinden anlatıyor. Etkisi altından çıkması zor olan ve uzun süre izlediğiniz filmleri basit gösterecek derinliğe sahip bu film ayırdığınız zamana kesinlikle değiyor.''
--spoiler--
KAYNAK: http://www.resetmagazine.net
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar