ben bu yazıyı sana yazdım

Başlık mı açsam, nereye yazsam bilemedim. Kafam öyle karışık ki. Ah be küçüğüm, bak bana neler yaptın.

Bu yazıyı sana yazdım ben. Mükemmelliyetine. Şöyle bir düşündüm de, kusur kelimesinin vücut bulmuş hali olan ben, hatalarımla yaptıklarımla, doğru yolu bulamazken, senin sadece yüzüne baktığımda mükemmel olduğunu anlıyorum. Düşünüyorum, bi insanda hiç mi kusur olmaz?
Ben bu yazıyı sana yazdım.
Nasıl ince düşünülürse, o kadar ince düşünmen her şeyi, o sevgi sözcüklerin, koruyup kollaman beni, yaralarımı sarman, ağladığımda yanımda olman.. hangi kız böyle birini tanımak istemez ki diyorum. Öyle bir sevgi var ki içimde.. bu sevgiyi sevgili olup yapmacık hareketlerle harcamak istemiyorum. Seni kaybetmek istemiyorum, sevmekten ağlayasım geliyor.

Bu yazıyı sana yazdım ben, benim hayatımda gördüğüm en masum ve temiz kalpli kişi, senin beni sevmen, ne bileyim. Garip. Anlamalıydım işte. Yüzüme bakıp da gülmelerin, ellerinin ellerimde duruşu, kelimelerin. inan ki ben seni daha fazla seviyorum, anlatamam. Sigarayı ciğerlerine çektikten sonra dumanı verdiğin o sürede seni sevdim ben. Tırnaklarımla oynayışın, saçlarına şekil verirken aynaya bakışın, yürürken kasılışın, saçlarınla oynadığım zaman o gülümseyişin ve çıkan gamzen, o uykulu halin, bir şey anlatırken yaptığın el kol hareketleri, sinirlendiğinde hızlı konuşmaya başlaman.. seni paylaşmak istemiyorum, gitmeni istemiyorum. Ama anlatamıyorum bu bir veda konuşması değil. işte en önemlisi, birbirimizi anladığımız için aşık olduk. Seni kim anlar ben kadar? Ve beni kim sever senin kadar? Sen anlatamadığında dilin tutulur "anladın dimi?" Diye çırpınırsın. Anladım tabi, senin ciğerini bilirim ben. Seviyorum ama gelemiyorum, bunu sen bile anlayamazsın.
Bu yazıyı sana yazdım ben, sadece sana.
© copyright 2005 - 2026