bugün
- türklerin ileri olduğu konular21
- en gey özelliğiniz9
- burçlara inanan erkek15
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- dinsize inanır mısın17
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- bir kadının en güzel bölgesi8
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- dünyanın en güzel tatlısı8
- eski seni özlüyor musun6
- caner taslaman7
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- abd vizesi5
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı5
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- vantilatörü kendine çevirmek6
- arkadaşlar bakar mısınız11
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- bir gün öleceğini unutmak10
- seninle şurada olabilirdik5
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- mohamed salah'ın beşiktaş'a transferi2
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- salak yazarlar7
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- deri ceketli serseri4
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- kültürün bireyi boğması4
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak3
- gocu pandela barışı4
- sözlüğün kalitesindeki artış4
- ioçke'nin elleri4
- pandela6
- ayak sevecek kadar abaza olmak3
- film izlerken ağlayanlara gülmek3
- kasiyer kızdan hoşlanmak4
- geceye bir şarkı bırak23
- sevgiliyle karşılıklı ağlamak3
- nasuh mahruki2
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- gocu31
- kültür seviyesi yüksek esprilerin havada kalması4
- kuran da neden namaz yok8
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak7
çocukluğumun hayalidir şile.. sene boyunca bir kez gitmek için iple çektiğim.. çoluk çocuk doluşulan minibüslerde, 3-4 saat kusarak gidilen virajlı yollara sahipti eskiden..
bugün ise; plajını, denizini, doğasını, antalya'nın birçok tatil beldesine değişmeyeceğim, genç belediye başkanının sıkı çalışmaları ve son düzenlemelerle gayet temiz ve huzurlu bir yer haline gelmiş istanbul ilçesidir.
yeni yapılan yol, açılan * özel üniversite ve 2 sene önce doğalgazın evlere kadar gelmesiyle tatil beldesi olmaktan çıkmıştır. yaz- kış oturulabilecek, istanbula yarım saat mesafede bir ilçe olmuştur artık.. belli dönemlerde deniz yoluyla ulaşım dahi yapılmaktadır.
denize girilecek en güzel yeri, halk plajı(ağlayankaya)dır. mümkünse plajın sonuna kadar gitmeli, orada yer tutulmalıdır. ("eniştenin yeri"ni tavsiye ederim) askeri gazino geldiği için etraf özüne dönmüştür şile'de.. eskiden dağ taş çadırlar ve çarpık çurpuk kamp evleriyle doluydu. anlatılanlara göre, bir yüzbaşı ölüm tehditleri almasına aldırmadan tüm kampingleri boşalttırmış, yeşil alanın eski haline gelmesine sebep olmuştur. eğer öyleyse helal olsundur..
halk plajı, lüks beachlere taş çıkartır ayrıca. cankurtaranların derinlik sınırının ötesinde tekne ve jetskilerle ellerinde telsiz hazır beklemesi boğulma olaylarını neredeyse yok etmiştir. haberlerde bahsedilen şiledeki boğulma olayları halk plajında değil, buraya kamyonetle minibüsle giriş yasak olduğu için tercih edilen parasız koylarda olur.
(sahilköy, sofular, kumbaba..vs.)
pazar günü gitmek intihar olur. magandaların bastığı denize girilmez, plajda yatılmaz. yanınızda eşiniz- sevgiliniz bile olsa denize korkarak girersiniz. herşeyin fiyatı iki katına çıkar, yemek söylesen gelmez, şezlong bulunmaz vs. zor kaçarsınız ordan.. dönüş de aynı şekilde zor olur. iğrenç bir trafik, tüm keyfinizi bitirir.
haftaiçi gayet güzeldir ama, sessiz sakin, pırıl pırıl bir deniz.. herşeyiyle harikadır. * tek kötü tarafı vardır şilenin, zaten kıymetlenmiş tarlalardan kazanmakla yetinmeyen bazı köylü kurnazlarının durumu abartarak, her köşe başına kendin pişir kendin ye denilen açıkhava kebapçısı açmaları, gelenleri masaya oturduğuna pişman etmeleridir. hıncal uluç'un da bir yazısında değindiği gibi müşterinin tekrar geleceğini düşünmez, kazıklamaktan rahatsız olmazlar. fiyatları boğazdaki restaurantlarla yarışır. çirkefliğe de vururlar işi bi güzel.. hele lüks bir arabaysa altınızdaki yandınız! siz siz olun, "şurda bi köy kahvaltısı yapalım", "dönüşte kebap iyi gider" demeyin. dayanın kardeşim istanbul 35 dakika! ha illede yiyecem diyosanız masaya oturmadan pazarlık yapın. yoksa 1 porsiyon et ve 1 duble rakıya kişibaşı 80ytl bayılırsınız, haberiniz olsun.
bugün ise; plajını, denizini, doğasını, antalya'nın birçok tatil beldesine değişmeyeceğim, genç belediye başkanının sıkı çalışmaları ve son düzenlemelerle gayet temiz ve huzurlu bir yer haline gelmiş istanbul ilçesidir.
yeni yapılan yol, açılan * özel üniversite ve 2 sene önce doğalgazın evlere kadar gelmesiyle tatil beldesi olmaktan çıkmıştır. yaz- kış oturulabilecek, istanbula yarım saat mesafede bir ilçe olmuştur artık.. belli dönemlerde deniz yoluyla ulaşım dahi yapılmaktadır.
denize girilecek en güzel yeri, halk plajı(ağlayankaya)dır. mümkünse plajın sonuna kadar gitmeli, orada yer tutulmalıdır. ("eniştenin yeri"ni tavsiye ederim) askeri gazino geldiği için etraf özüne dönmüştür şile'de.. eskiden dağ taş çadırlar ve çarpık çurpuk kamp evleriyle doluydu. anlatılanlara göre, bir yüzbaşı ölüm tehditleri almasına aldırmadan tüm kampingleri boşalttırmış, yeşil alanın eski haline gelmesine sebep olmuştur. eğer öyleyse helal olsundur..
halk plajı, lüks beachlere taş çıkartır ayrıca. cankurtaranların derinlik sınırının ötesinde tekne ve jetskilerle ellerinde telsiz hazır beklemesi boğulma olaylarını neredeyse yok etmiştir. haberlerde bahsedilen şiledeki boğulma olayları halk plajında değil, buraya kamyonetle minibüsle giriş yasak olduğu için tercih edilen parasız koylarda olur.
(sahilköy, sofular, kumbaba..vs.)
pazar günü gitmek intihar olur. magandaların bastığı denize girilmez, plajda yatılmaz. yanınızda eşiniz- sevgiliniz bile olsa denize korkarak girersiniz. herşeyin fiyatı iki katına çıkar, yemek söylesen gelmez, şezlong bulunmaz vs. zor kaçarsınız ordan.. dönüş de aynı şekilde zor olur. iğrenç bir trafik, tüm keyfinizi bitirir.
haftaiçi gayet güzeldir ama, sessiz sakin, pırıl pırıl bir deniz.. herşeyiyle harikadır. * tek kötü tarafı vardır şilenin, zaten kıymetlenmiş tarlalardan kazanmakla yetinmeyen bazı köylü kurnazlarının durumu abartarak, her köşe başına kendin pişir kendin ye denilen açıkhava kebapçısı açmaları, gelenleri masaya oturduğuna pişman etmeleridir. hıncal uluç'un da bir yazısında değindiği gibi müşterinin tekrar geleceğini düşünmez, kazıklamaktan rahatsız olmazlar. fiyatları boğazdaki restaurantlarla yarışır. çirkefliğe de vururlar işi bi güzel.. hele lüks bir arabaysa altınızdaki yandınız! siz siz olun, "şurda bi köy kahvaltısı yapalım", "dönüşte kebap iyi gider" demeyin. dayanın kardeşim istanbul 35 dakika! ha illede yiyecem diyosanız masaya oturmadan pazarlık yapın. yoksa 1 porsiyon et ve 1 duble rakıya kişibaşı 80ytl bayılırsınız, haberiniz olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar