bugün
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı42
- hiç bitmeyecekmiş gibi gelen şeyler16
- fenerbahçe18
- fenerbahçe lyon maçında atıp tutan yazarlar5
- ne okudunuz9
- sözlüğün en iyi profilleri3
- fenerin şl de ziki tutacak olması4
- kapadokya20
- ne kadar yaşlısın23
- bir sözlük kızıyla şapır şupur öpüşmek13
- islam barış dinidir43
- yeni partili sözlük yazarları26
- sarapci koala51
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle8
- boş yapasınız gelince ne yapıyorsunuz14
- zorunlu eğitim9
- ne kadar mutlusun5
- sözlüğün açık ara en sevilmeyen yazarı seçilmek18
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı6
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor5
- ankete gelin beyler31
- tai lung47
- sözlüğe fotoğraf atmak6
- arkadaşlar çok acil bi baksanıza10
- sözlüğe veda edecek yazarların son konuşmaları6
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek4
- fener lyon'u yener mi4
- recep tayyip erdoğan25
- velvet45
- anın görüntüsü20
- geleceğe bir not bırak4
- güç ellerinde olsa halkın içinden geçecek kitle5
- friedrich hegel la bi cay icek12
- sözlüğe küsmek9
- hintli kadınların aslında güzel olması7
- cingan kasa transit4
- akp mhp dem ittifakı8
- iyilik vs dürüstlük5
- tamircisi ölünce satılan araba3
- mason greenwood7
- çalışmayan erkekle evlenilir mi10
- türk vatandaşı olmak istemeyni vatandaşlktan atmak3
- sabahlara kadar cips kolayla bilgisayarda oturmak5
- zeki insanların sevilmemesi5
- sözlük kızlarının kombinleri19
- günlük dua zikir tesbih ve ibadetler3
- ırkçıların hırt dediği insanlara sevgi göstermek21
- kadının kocasına ismiyle hitap etmesi edepsizliktr6
- akp bitince troller nolacak4
Söz konusu hanım, biliyorsunuz, "heykel gibi" kadındır (yani geçmişte öyleydi, yaşlılık tabi, kim karşı koyabilmiş?). iyi de oyuncudur. "Diabolique" filminin yeniden çeviriminde, evvelce Simone Signoret'nin oynadığı rolde, evvelce Vera Clouzot'nun oynadığı roldeki Isabelle Adjani'yi katlamış, kenara koymuştu. ben kendisini hep o filmdeki müthiş performansı ile hatırlarım.
Daha ilk cümlede beş yabancı isim geçerse muhtemelen sizin eliniz bu entryi okumaz ama gerçi benim de hiç umurumda değil.
Mezkur hanımın katil bir yazarı canlandırdığı bir filmde de o akıllara ziyan ve de şeftali gibi kukusunu gösterip, LAPD personelinin, yani Los Angeles Emniyet Müdürlüğü kadrolarının ruhlarında ne derin yaralar açtığı da hatırlardadır... Filmin adını yazmadık ki yabancı isim sayısını azaltalım, yoksa google'a bakamayacak kadar keriz değiliz. (Tüh, fakat bir yabancı isim daha oldu.)
Bir süredir yeni film yapmıyor, yaşı da, bizim Hülya Avşar gibi azıcık geçmeye başladı.
Bir Türk'ün bu hanımla karşılaşması daima gündem oluşturur. sık sık Türkiye'ye gelip gider üstelik...
türk medyasında ne hikmetse bu hanıma karşı garip bir kompleks vardır. Halle Berry, Angelina Jolie, Jennifer Lopez gibi 'afet-i zaman' ortalığı yıksa aldırmazlar da, her geldiğinde bu hanım burnunu silse bizim matbuatta olay olur.
bir örnek vereyim, bundan 13-14 yıl öncesinin; Davos'ta, türkiye cumhuriyeti başbakanı, Sharone Stone'la "otelin koridorunda" karşılaşmış ve tokalaşmıştı. Başbakan ingilizce bilmediği için danışmanı da hanımla "bir süre görüşmüştü"... Ne konuştular acaba diye deli danalar gibi haber yapıyorlardı! Herhalde Türkiye'yi tanıtma görevini yerine getirmiş ve kendisini buraya davet etmiştir. Ya ne konuşacaklardı ki? kıbrıs meselesini mi?
Türk basını bunu da mal bulmuş Mağrıbi gibi yazmıştı, her zaman olduğu gibi...
hazır konu sharon teyzemizden açılmışken, Namahrem eli sıkmaktan günaha girip girmediğini ampul kafalılar tartışabilirler ama ben şu şehirlilerin "el sıkmak" dedikleri harekete köylülerin niçin "tokalaşmak" diye tabir ettiklerini merak ederim. "Boğazlarım ağrıyor" gibilerden bir laf yani. Ya da "iğne vurmak" gibi bir şey.
Abdülaziz efendimiz de imparatoriçe Eugenie'ye elini uzattığında "toka kokona" demişti de, Keçecizade Fuat Paşa'nın başından aşağı kaynar sular inmişti... (Kaynar su nereden çıktı? aberystwyth Türkçe bilmiyor, ya Yahudi, ya Ermeni, ya da Çerkes olmalı!)
Bir Türk bu hanımla karşılaştığında bu daima "tarihi bir karşılaşma" sayılıyor.
mesela Ertuğrul Özkök denilen iktidarsız bir abimiz çıktığı bir gezide bu hanıma otuz santimetre kadar yaklaşmayı başarmış ve kendisiyle röportaj yapmıştı, kendisini bu kadar yakından görebilmişti! Canlısını! Bu büyük bir mazhariyetti...
Yüzünü canım, başka yerini değil. Herkes o filmin ekibi kadar şanslı olamıyor.
kararım şu; bu Sharon Stone denilen hanım Türk medyasına pek yaramıyor... Kafa karıştırıyor... Kendisinde ağda tüyü olduğunu o filmde görmüştüm ama şeytan tüyü de var mıdır, bilemem.
Daha ilk cümlede beş yabancı isim geçerse muhtemelen sizin eliniz bu entryi okumaz ama gerçi benim de hiç umurumda değil.
Mezkur hanımın katil bir yazarı canlandırdığı bir filmde de o akıllara ziyan ve de şeftali gibi kukusunu gösterip, LAPD personelinin, yani Los Angeles Emniyet Müdürlüğü kadrolarının ruhlarında ne derin yaralar açtığı da hatırlardadır... Filmin adını yazmadık ki yabancı isim sayısını azaltalım, yoksa google'a bakamayacak kadar keriz değiliz. (Tüh, fakat bir yabancı isim daha oldu.)
Bir süredir yeni film yapmıyor, yaşı da, bizim Hülya Avşar gibi azıcık geçmeye başladı.
Bir Türk'ün bu hanımla karşılaşması daima gündem oluşturur. sık sık Türkiye'ye gelip gider üstelik...
türk medyasında ne hikmetse bu hanıma karşı garip bir kompleks vardır. Halle Berry, Angelina Jolie, Jennifer Lopez gibi 'afet-i zaman' ortalığı yıksa aldırmazlar da, her geldiğinde bu hanım burnunu silse bizim matbuatta olay olur.
bir örnek vereyim, bundan 13-14 yıl öncesinin; Davos'ta, türkiye cumhuriyeti başbakanı, Sharone Stone'la "otelin koridorunda" karşılaşmış ve tokalaşmıştı. Başbakan ingilizce bilmediği için danışmanı da hanımla "bir süre görüşmüştü"... Ne konuştular acaba diye deli danalar gibi haber yapıyorlardı! Herhalde Türkiye'yi tanıtma görevini yerine getirmiş ve kendisini buraya davet etmiştir. Ya ne konuşacaklardı ki? kıbrıs meselesini mi?
Türk basını bunu da mal bulmuş Mağrıbi gibi yazmıştı, her zaman olduğu gibi...
hazır konu sharon teyzemizden açılmışken, Namahrem eli sıkmaktan günaha girip girmediğini ampul kafalılar tartışabilirler ama ben şu şehirlilerin "el sıkmak" dedikleri harekete köylülerin niçin "tokalaşmak" diye tabir ettiklerini merak ederim. "Boğazlarım ağrıyor" gibilerden bir laf yani. Ya da "iğne vurmak" gibi bir şey.
Abdülaziz efendimiz de imparatoriçe Eugenie'ye elini uzattığında "toka kokona" demişti de, Keçecizade Fuat Paşa'nın başından aşağı kaynar sular inmişti... (Kaynar su nereden çıktı? aberystwyth Türkçe bilmiyor, ya Yahudi, ya Ermeni, ya da Çerkes olmalı!)
Bir Türk bu hanımla karşılaştığında bu daima "tarihi bir karşılaşma" sayılıyor.
mesela Ertuğrul Özkök denilen iktidarsız bir abimiz çıktığı bir gezide bu hanıma otuz santimetre kadar yaklaşmayı başarmış ve kendisiyle röportaj yapmıştı, kendisini bu kadar yakından görebilmişti! Canlısını! Bu büyük bir mazhariyetti...
Yüzünü canım, başka yerini değil. Herkes o filmin ekibi kadar şanslı olamıyor.
kararım şu; bu Sharon Stone denilen hanım Türk medyasına pek yaramıyor... Kafa karıştırıyor... Kendisinde ağda tüyü olduğunu o filmde görmüştüm ama şeytan tüyü de var mıdır, bilemem.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar