bugün
- space oddity6
- iyi bir insanın acımasız bir insana dönüşmesi10
- dinler tarihinin en önemli olayı11
- kaliteli insanı belli eden detaylar14
- küçük memeli kız siniri4
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması11
- nesrin cavadzade4
- sürekli cinsellikten bahseden erkek11
- manifest grubu vs pkk7
- atatürk büstleri okullardan kaldırılsın3
- mete gazoz4
- haluk levent'in bahiste 390 milyon tl kaybetmesi7
- uysaljakobene burç baktırmak7
- s 400 lerin satılması iddiasına rusya'dan yanıt4
- israil'in olası türkiye saldırısı6
- üstteki yazarı öv15
- erkeğe yakışmayan giysiler3
- markette çalışmak7
- 29 yaşındayım hiç sevgilim olmadı2
- özgürlük ve otorite çelişkisi üzerine2
- sözlüğün son hali4
- cem yılmaz2
- 7 24 sözlükte takılan yazar4
- götümü de açsam bakmayacaksınız12
- truenun online olması4
- nazar2
- kişinin en rahatsız olduğu sosyal davranış8
- alkol içinde testisler4
- uludağın ekşi sözlük gibi populer olamaması16
- ne olacak bu erkeklerin hali5
- zaman baba bey birader bey4
- canim istedi entry giricem2
- temiz para2
- placeboyu hayatinda hic dinlememek3
- 35 yaşında ergen gibi bisiklete binen erkek3
- çalışmak2
- hayaldeki erkek6
- 40 yaşından sonra iş bulunamaması5
- ona bir şey söyle15
- bu hesap gizlidir3
- kendini suçlamak vs başkasını suçlamak5
- sözlükteki ayaksever karşıtı blok10
- gina'yı içemeye götürmek3
- ssk yemek servis dolgun maaş3
- 12 temmuz 2026 j sinner'a zverev maçı2
- haluk levent4
- kullanılmış tuvalet kağıdıyla popo temizlemek3
- instagram'dan kız takip etmek4
- başkan2
- tom barrack2
Söz konusu hanım, biliyorsunuz, "heykel gibi" kadındır (yani geçmişte öyleydi, yaşlılık tabi, kim karşı koyabilmiş?). iyi de oyuncudur. "Diabolique" filminin yeniden çeviriminde, evvelce Simone Signoret'nin oynadığı rolde, evvelce Vera Clouzot'nun oynadığı roldeki Isabelle Adjani'yi katlamış, kenara koymuştu. ben kendisini hep o filmdeki müthiş performansı ile hatırlarım.
Daha ilk cümlede beş yabancı isim geçerse muhtemelen sizin eliniz bu entryi okumaz ama gerçi benim de hiç umurumda değil.
Mezkur hanımın katil bir yazarı canlandırdığı bir filmde de o akıllara ziyan ve de şeftali gibi kukusunu gösterip, LAPD personelinin, yani Los Angeles Emniyet Müdürlüğü kadrolarının ruhlarında ne derin yaralar açtığı da hatırlardadır... Filmin adını yazmadık ki yabancı isim sayısını azaltalım, yoksa google'a bakamayacak kadar keriz değiliz. (Tüh, fakat bir yabancı isim daha oldu.)
Bir süredir yeni film yapmıyor, yaşı da, bizim Hülya Avşar gibi azıcık geçmeye başladı.
Bir Türk'ün bu hanımla karşılaşması daima gündem oluşturur. sık sık Türkiye'ye gelip gider üstelik...
türk medyasında ne hikmetse bu hanıma karşı garip bir kompleks vardır. Halle Berry, Angelina Jolie, Jennifer Lopez gibi 'afet-i zaman' ortalığı yıksa aldırmazlar da, her geldiğinde bu hanım burnunu silse bizim matbuatta olay olur.
bir örnek vereyim, bundan 13-14 yıl öncesinin; Davos'ta, türkiye cumhuriyeti başbakanı, Sharone Stone'la "otelin koridorunda" karşılaşmış ve tokalaşmıştı. Başbakan ingilizce bilmediği için danışmanı da hanımla "bir süre görüşmüştü"... Ne konuştular acaba diye deli danalar gibi haber yapıyorlardı! Herhalde Türkiye'yi tanıtma görevini yerine getirmiş ve kendisini buraya davet etmiştir. Ya ne konuşacaklardı ki? kıbrıs meselesini mi?
Türk basını bunu da mal bulmuş Mağrıbi gibi yazmıştı, her zaman olduğu gibi...
hazır konu sharon teyzemizden açılmışken, Namahrem eli sıkmaktan günaha girip girmediğini ampul kafalılar tartışabilirler ama ben şu şehirlilerin "el sıkmak" dedikleri harekete köylülerin niçin "tokalaşmak" diye tabir ettiklerini merak ederim. "Boğazlarım ağrıyor" gibilerden bir laf yani. Ya da "iğne vurmak" gibi bir şey.
Abdülaziz efendimiz de imparatoriçe Eugenie'ye elini uzattığında "toka kokona" demişti de, Keçecizade Fuat Paşa'nın başından aşağı kaynar sular inmişti... (Kaynar su nereden çıktı? aberystwyth Türkçe bilmiyor, ya Yahudi, ya Ermeni, ya da Çerkes olmalı!)
Bir Türk bu hanımla karşılaştığında bu daima "tarihi bir karşılaşma" sayılıyor.
mesela Ertuğrul Özkök denilen iktidarsız bir abimiz çıktığı bir gezide bu hanıma otuz santimetre kadar yaklaşmayı başarmış ve kendisiyle röportaj yapmıştı, kendisini bu kadar yakından görebilmişti! Canlısını! Bu büyük bir mazhariyetti...
Yüzünü canım, başka yerini değil. Herkes o filmin ekibi kadar şanslı olamıyor.
kararım şu; bu Sharon Stone denilen hanım Türk medyasına pek yaramıyor... Kafa karıştırıyor... Kendisinde ağda tüyü olduğunu o filmde görmüştüm ama şeytan tüyü de var mıdır, bilemem.
Daha ilk cümlede beş yabancı isim geçerse muhtemelen sizin eliniz bu entryi okumaz ama gerçi benim de hiç umurumda değil.
Mezkur hanımın katil bir yazarı canlandırdığı bir filmde de o akıllara ziyan ve de şeftali gibi kukusunu gösterip, LAPD personelinin, yani Los Angeles Emniyet Müdürlüğü kadrolarının ruhlarında ne derin yaralar açtığı da hatırlardadır... Filmin adını yazmadık ki yabancı isim sayısını azaltalım, yoksa google'a bakamayacak kadar keriz değiliz. (Tüh, fakat bir yabancı isim daha oldu.)
Bir süredir yeni film yapmıyor, yaşı da, bizim Hülya Avşar gibi azıcık geçmeye başladı.
Bir Türk'ün bu hanımla karşılaşması daima gündem oluşturur. sık sık Türkiye'ye gelip gider üstelik...
türk medyasında ne hikmetse bu hanıma karşı garip bir kompleks vardır. Halle Berry, Angelina Jolie, Jennifer Lopez gibi 'afet-i zaman' ortalığı yıksa aldırmazlar da, her geldiğinde bu hanım burnunu silse bizim matbuatta olay olur.
bir örnek vereyim, bundan 13-14 yıl öncesinin; Davos'ta, türkiye cumhuriyeti başbakanı, Sharone Stone'la "otelin koridorunda" karşılaşmış ve tokalaşmıştı. Başbakan ingilizce bilmediği için danışmanı da hanımla "bir süre görüşmüştü"... Ne konuştular acaba diye deli danalar gibi haber yapıyorlardı! Herhalde Türkiye'yi tanıtma görevini yerine getirmiş ve kendisini buraya davet etmiştir. Ya ne konuşacaklardı ki? kıbrıs meselesini mi?
Türk basını bunu da mal bulmuş Mağrıbi gibi yazmıştı, her zaman olduğu gibi...
hazır konu sharon teyzemizden açılmışken, Namahrem eli sıkmaktan günaha girip girmediğini ampul kafalılar tartışabilirler ama ben şu şehirlilerin "el sıkmak" dedikleri harekete köylülerin niçin "tokalaşmak" diye tabir ettiklerini merak ederim. "Boğazlarım ağrıyor" gibilerden bir laf yani. Ya da "iğne vurmak" gibi bir şey.
Abdülaziz efendimiz de imparatoriçe Eugenie'ye elini uzattığında "toka kokona" demişti de, Keçecizade Fuat Paşa'nın başından aşağı kaynar sular inmişti... (Kaynar su nereden çıktı? aberystwyth Türkçe bilmiyor, ya Yahudi, ya Ermeni, ya da Çerkes olmalı!)
Bir Türk bu hanımla karşılaştığında bu daima "tarihi bir karşılaşma" sayılıyor.
mesela Ertuğrul Özkök denilen iktidarsız bir abimiz çıktığı bir gezide bu hanıma otuz santimetre kadar yaklaşmayı başarmış ve kendisiyle röportaj yapmıştı, kendisini bu kadar yakından görebilmişti! Canlısını! Bu büyük bir mazhariyetti...
Yüzünü canım, başka yerini değil. Herkes o filmin ekibi kadar şanslı olamıyor.
kararım şu; bu Sharon Stone denilen hanım Türk medyasına pek yaramıyor... Kafa karıştırıyor... Kendisinde ağda tüyü olduğunu o filmde görmüştüm ama şeytan tüyü de var mıdır, bilemem.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar