bugün
- bik bik'in hacker'a yemek yapması19
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- kolye142
- hacker saldırısı gazileri4
- cep telefonu20
- son parti4
- ıpkis'in bir işe yaramaması5
- ben yokken sözlükte neler oldu3
- esaretin bedeli5
- nokia18
- asla evlenilmeyecek kızlar5
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- istersem sozlugu hacklerim5
- 20013
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- samsunspor3
- konya denilince akla gelenler7
- anın görüntüsü22
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- ardahan2
- ismailağa cemaati3
- uludağ sözlüğün hacklenmesi skandalı3
- karpuzcu liboş pandanın gerçek kimliği3
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız4
- aşk12
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu2
- yol6
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi4
- hakta birlik partisi2
- ismailağa işletti akp korudu mahmut öldü3
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak6
- doğu ekspresinde cinayet2
- yüksek enflasyon18
- ismet gurbuz'ün tırnakları2
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver13
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- pizza bira ikilisi6
- rüzgar12
- uludağ sözlük yönetim politikası3
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- lale14
- manita yapınca sözlüğü bırakan yazar3
- nerde bu sözlük nerde bu zall nerde bu mod4
- mahmut ışıldak2
- erlik5
- bal10
- hindistan da kamyonun kalabalığa dalması2
Söz konusu hanım, biliyorsunuz, "heykel gibi" kadındır (yani geçmişte öyleydi, yaşlılık tabi, kim karşı koyabilmiş?). iyi de oyuncudur. "Diabolique" filminin yeniden çeviriminde, evvelce Simone Signoret'nin oynadığı rolde, evvelce Vera Clouzot'nun oynadığı roldeki Isabelle Adjani'yi katlamış, kenara koymuştu. ben kendisini hep o filmdeki müthiş performansı ile hatırlarım.
Daha ilk cümlede beş yabancı isim geçerse muhtemelen sizin eliniz bu entryi okumaz ama gerçi benim de hiç umurumda değil.
Mezkur hanımın katil bir yazarı canlandırdığı bir filmde de o akıllara ziyan ve de şeftali gibi kukusunu gösterip, LAPD personelinin, yani Los Angeles Emniyet Müdürlüğü kadrolarının ruhlarında ne derin yaralar açtığı da hatırlardadır... Filmin adını yazmadık ki yabancı isim sayısını azaltalım, yoksa google'a bakamayacak kadar keriz değiliz. (Tüh, fakat bir yabancı isim daha oldu.)
Bir süredir yeni film yapmıyor, yaşı da, bizim Hülya Avşar gibi azıcık geçmeye başladı.
Bir Türk'ün bu hanımla karşılaşması daima gündem oluşturur. sık sık Türkiye'ye gelip gider üstelik...
türk medyasında ne hikmetse bu hanıma karşı garip bir kompleks vardır. Halle Berry, Angelina Jolie, Jennifer Lopez gibi 'afet-i zaman' ortalığı yıksa aldırmazlar da, her geldiğinde bu hanım burnunu silse bizim matbuatta olay olur.
bir örnek vereyim, bundan 13-14 yıl öncesinin; Davos'ta, türkiye cumhuriyeti başbakanı, Sharone Stone'la "otelin koridorunda" karşılaşmış ve tokalaşmıştı. Başbakan ingilizce bilmediği için danışmanı da hanımla "bir süre görüşmüştü"... Ne konuştular acaba diye deli danalar gibi haber yapıyorlardı! Herhalde Türkiye'yi tanıtma görevini yerine getirmiş ve kendisini buraya davet etmiştir. Ya ne konuşacaklardı ki? kıbrıs meselesini mi?
Türk basını bunu da mal bulmuş Mağrıbi gibi yazmıştı, her zaman olduğu gibi...
hazır konu sharon teyzemizden açılmışken, Namahrem eli sıkmaktan günaha girip girmediğini ampul kafalılar tartışabilirler ama ben şu şehirlilerin "el sıkmak" dedikleri harekete köylülerin niçin "tokalaşmak" diye tabir ettiklerini merak ederim. "Boğazlarım ağrıyor" gibilerden bir laf yani. Ya da "iğne vurmak" gibi bir şey.
Abdülaziz efendimiz de imparatoriçe Eugenie'ye elini uzattığında "toka kokona" demişti de, Keçecizade Fuat Paşa'nın başından aşağı kaynar sular inmişti... (Kaynar su nereden çıktı? aberystwyth Türkçe bilmiyor, ya Yahudi, ya Ermeni, ya da Çerkes olmalı!)
Bir Türk bu hanımla karşılaştığında bu daima "tarihi bir karşılaşma" sayılıyor.
mesela Ertuğrul Özkök denilen iktidarsız bir abimiz çıktığı bir gezide bu hanıma otuz santimetre kadar yaklaşmayı başarmış ve kendisiyle röportaj yapmıştı, kendisini bu kadar yakından görebilmişti! Canlısını! Bu büyük bir mazhariyetti...
Yüzünü canım, başka yerini değil. Herkes o filmin ekibi kadar şanslı olamıyor.
kararım şu; bu Sharon Stone denilen hanım Türk medyasına pek yaramıyor... Kafa karıştırıyor... Kendisinde ağda tüyü olduğunu o filmde görmüştüm ama şeytan tüyü de var mıdır, bilemem.
Daha ilk cümlede beş yabancı isim geçerse muhtemelen sizin eliniz bu entryi okumaz ama gerçi benim de hiç umurumda değil.
Mezkur hanımın katil bir yazarı canlandırdığı bir filmde de o akıllara ziyan ve de şeftali gibi kukusunu gösterip, LAPD personelinin, yani Los Angeles Emniyet Müdürlüğü kadrolarının ruhlarında ne derin yaralar açtığı da hatırlardadır... Filmin adını yazmadık ki yabancı isim sayısını azaltalım, yoksa google'a bakamayacak kadar keriz değiliz. (Tüh, fakat bir yabancı isim daha oldu.)
Bir süredir yeni film yapmıyor, yaşı da, bizim Hülya Avşar gibi azıcık geçmeye başladı.
Bir Türk'ün bu hanımla karşılaşması daima gündem oluşturur. sık sık Türkiye'ye gelip gider üstelik...
türk medyasında ne hikmetse bu hanıma karşı garip bir kompleks vardır. Halle Berry, Angelina Jolie, Jennifer Lopez gibi 'afet-i zaman' ortalığı yıksa aldırmazlar da, her geldiğinde bu hanım burnunu silse bizim matbuatta olay olur.
bir örnek vereyim, bundan 13-14 yıl öncesinin; Davos'ta, türkiye cumhuriyeti başbakanı, Sharone Stone'la "otelin koridorunda" karşılaşmış ve tokalaşmıştı. Başbakan ingilizce bilmediği için danışmanı da hanımla "bir süre görüşmüştü"... Ne konuştular acaba diye deli danalar gibi haber yapıyorlardı! Herhalde Türkiye'yi tanıtma görevini yerine getirmiş ve kendisini buraya davet etmiştir. Ya ne konuşacaklardı ki? kıbrıs meselesini mi?
Türk basını bunu da mal bulmuş Mağrıbi gibi yazmıştı, her zaman olduğu gibi...
hazır konu sharon teyzemizden açılmışken, Namahrem eli sıkmaktan günaha girip girmediğini ampul kafalılar tartışabilirler ama ben şu şehirlilerin "el sıkmak" dedikleri harekete köylülerin niçin "tokalaşmak" diye tabir ettiklerini merak ederim. "Boğazlarım ağrıyor" gibilerden bir laf yani. Ya da "iğne vurmak" gibi bir şey.
Abdülaziz efendimiz de imparatoriçe Eugenie'ye elini uzattığında "toka kokona" demişti de, Keçecizade Fuat Paşa'nın başından aşağı kaynar sular inmişti... (Kaynar su nereden çıktı? aberystwyth Türkçe bilmiyor, ya Yahudi, ya Ermeni, ya da Çerkes olmalı!)
Bir Türk bu hanımla karşılaştığında bu daima "tarihi bir karşılaşma" sayılıyor.
mesela Ertuğrul Özkök denilen iktidarsız bir abimiz çıktığı bir gezide bu hanıma otuz santimetre kadar yaklaşmayı başarmış ve kendisiyle röportaj yapmıştı, kendisini bu kadar yakından görebilmişti! Canlısını! Bu büyük bir mazhariyetti...
Yüzünü canım, başka yerini değil. Herkes o filmin ekibi kadar şanslı olamıyor.
kararım şu; bu Sharon Stone denilen hanım Türk medyasına pek yaramıyor... Kafa karıştırıyor... Kendisinde ağda tüyü olduğunu o filmde görmüştüm ama şeytan tüyü de var mıdır, bilemem.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar