bugün
- türklerin ileri olduğu konular21
- son beş yıldır sevgilisi olmayan insan2
- en gey özelliğiniz9
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- bir insanı yaptığı ilk hatada hayatından çıkarmak2
- çırçıplak yatmak9
- burçlara inanan erkek15
- dinsize inanır mısın17
- bir kadının en güzel bölgesi8
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- dünyanın en güzel tatlısı8
- caner taslaman7
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- eski seni özlüyor musun6
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- muslettin amca3
- abd vizesi5
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı5
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- vantilatörü kendine çevirmek6
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- arkadaşlar bakar mısınız11
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- bir gün öleceğini unutmak10
- seninle şurada olabilirdik5
- salak yazarlar7
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- deri ceketli serseri4
- kültürün bireyi boğması4
- gocu pandela barışı4
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak3
- sözlüğün kalitesindeki artış4
- pandela6
- mohamed salah'ın beşiktaş'a transferi2
- ioçke'nin elleri4
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- kuran da neden namaz yok8
- geceye bir şarkı bırak23
- ayak sevecek kadar abaza olmak3
- kasiyer kızdan hoşlanmak4
- gocu31
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak7
- film izlerken ağlayanlara gülmek3
adam, adamlık... bizi meşgul eden sıfatlardan en ünlü olanı!
geçen gün bir tartışmaya şahit oldum yolda yürürken;
x : adam mısın lan sen?
y : asıl sen adam mısın oğlum?
x : sen benim adamlığımı mı sorguluyorsun, benim adamlığım hepinize yeter!
diyalog devam ediyordu ben uzaklaşırken ve x ve y kişisi birbirlerinin adamlık denen mevhumunu sorgu sürecinde tansiyon ayyuka çıkmaya devam ediyordu... y kişisisinin "adamlığında" eksilme olduğunu hisseden x kişisi, ücretsiz "adamlık" vermeyi teklif ederken dikkatim dağıldı gerisini dinlemeye tenezzül etmedim...
ha tiplerini merak ediyorsanız; dar ve kısa paça renkli pantolon, altına çorapsız kundura ve üzerinde düğmeleri kopma noktasında olmasına özen gösterilmiş elbette dar gömlek...
neyse adamlığın tanımını yapabilmek için uğraşacak değilim siz değerli(!) adamlığın kitabını yazmışlar yaparsınız elbette ama aklıma eski bir haber geldi naçizane yazmak isterim;
bir "adam" ceza yemişti. Yediği ceza, kitap okuma cezasıydı. "adam mısın lan sen" diye sorulan soruya da mahkeme salonunda "ben adamın dibiyim" diye karşılık vermişti...
Ne yapmış da ceza yemişti? Lise önünde kavga çıkarmıştı... Kendisi o lisede okuyor falan değil, kendisi minibüs muaviniydi. Okul önünde liseli oğlanlara bulaşmış ve iki kişiyi dövmüş. Nedeni bilinmiyor. (bunu yapmasının nedeni kedini "adam" olarak tanımlaması bile olabilir)
adamın aylık geliri, birçok kadrolu memurda daha yüksekti.
Hakim, adama "en az üç kitap okuma" cezası vermişti.
Bu üç kitabın hangisi olacağına yol gösterecek bir "referans otoritesi" yoktu; öte yandan seçimi adam olduğunu iddia eden bu kişiye bıraksan gider Adolf Hitler'in "Kavgam" adlı ölümsüz eserini, "Fırıncının Kızı"nı, bir de sahaflarda bulabilirse "Kaymak Tabağı"nı tercih ederdi... Yok, "Şu Çılgın Türkler" kendisine ağır gelir, çünkü kalın... ampul kafalı bir çocuk olsaydı da "Seyyid Battal Gazi"yi, "Hazret-i Ali'nin Kan Kalesi Cengi"ni ve "Yılanlar Padişahı Şahmeran"ı seçerdi herhalde...
O zaman da hakim şöyle uyarmış: Bu üç kitap, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Bin Temel Eser dizisinden olacak, Eh, bir nevi "resmi" liste, kimse ağzını açamazdı. Hakim de ne yapsın, sözgelimi "Yapı Kredi Yayınları'nı tercih et" desin de töhmet ve şaibe altında mı kalsındı?
"adam", ilk eser olarak Mehmet Akif'in "Safahat"ını seçmişti. Şairin adını biryerlerden hatırlıyor mu, yoksa sakallı resmi mi hoşuna gitmişti, yoksa Safahat'ı "Sabahat" gibi bir kız sanıp kitapta daha başka bir içerik bulacağını mı sanmıştı, o da belli değildi.
Öyle okudum deyip tüymek yok, haftanın üç günü, pazartesi, çarşamba ve cuma günleri karakola gidip polis gözetiminde okuyacaktı!
"adam" pazartesi günü karakola uğramış, çarşamba günü ara ki bulasın... Cuma günü hepten kayıptı...
Sıkılmış, okumak ağır gelmişti. Çünkü kitap delikanlıyı bozar. adam dediğin izbe ve ucube mekanlarda nargile tüttürürdü.
Yoksa "adam", "ben bunu Nazım Hikmet'le bir tuttuklarına göre büyük bir şair sanmıştım, yanılmışım" mı demek istemişti? (haha!)
Durum bir tutanakla savcılığa bildirilmiş, "adam" da, mahkeme kararına uymadığı için sevk edildiği nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanmıştı.
Koğuş ağasından ilk tokadı yedikten sonra meydancının demleyeceği çayı yudumlarken kader kurbanı arkadaşlarına neler anlattığını merak ederim doğrusu...
"Sonra karıyı, pardon, kitabın kapağını bir çevirdim abi"... Çabuk çıkacağı için avluda voltayı hızlı atmıştır elbet, onu merak etmiyorum.
Bir de, okumayı öğrendiğimden beri durup dinlenmeden okuduğuma ve bugüne kadar okuduğum kitap sayısı bilmiyorum kaç bini bulduğuna göre, elbette bu "adam" geçinen kişileri itin götüne sokup sokup çıkarma ve laubali olma hakkını kendimde saklı tutuyorum.
Ama siz elbette "niçin Türkiye'de kitap okumanın bir keyif değil de ceza kabul edildiğini" merak etmeyeceksiniz. (ediyor musunuz yoksa?)
Orhan Pamuk'un bile Nobel aldığında hızla yapılan onbinlerce yeni baskısı yayınevinin elinde patlamıştı, kimse dönüp bakmıyordu; okumamak için gene bahanelerin en güzelini bulmuştu insanlar... Oysa Pamuk "Ermeni soykırım yoktur" demiş olsaydı kitapçılara koşup peynir ekmek gibi kapışılacaktı, değil mi?
Aslında ben o hakimin yerinde olsaydım o adam olduğunu iddia eden dangalağa Orhan Pamuk'un bütün romanlarını "sonuna kadar okuyup bitirme" cezası verirdim, ter döksündü bacaksız, eziyet çeksindi, feleğini şaşırsın da isveç Akademisi'ne ana avrat dümdüz gitsindi Nobel verdiği için!
yani diyeceğim adamlık denen nanenin içinde kitap okumak falan yoktur, yakın siz nargilelerinizi bakın keyfinize...
geçen gün bir tartışmaya şahit oldum yolda yürürken;
x : adam mısın lan sen?
y : asıl sen adam mısın oğlum?
x : sen benim adamlığımı mı sorguluyorsun, benim adamlığım hepinize yeter!
diyalog devam ediyordu ben uzaklaşırken ve x ve y kişisi birbirlerinin adamlık denen mevhumunu sorgu sürecinde tansiyon ayyuka çıkmaya devam ediyordu... y kişisisinin "adamlığında" eksilme olduğunu hisseden x kişisi, ücretsiz "adamlık" vermeyi teklif ederken dikkatim dağıldı gerisini dinlemeye tenezzül etmedim...
ha tiplerini merak ediyorsanız; dar ve kısa paça renkli pantolon, altına çorapsız kundura ve üzerinde düğmeleri kopma noktasında olmasına özen gösterilmiş elbette dar gömlek...
neyse adamlığın tanımını yapabilmek için uğraşacak değilim siz değerli(!) adamlığın kitabını yazmışlar yaparsınız elbette ama aklıma eski bir haber geldi naçizane yazmak isterim;
bir "adam" ceza yemişti. Yediği ceza, kitap okuma cezasıydı. "adam mısın lan sen" diye sorulan soruya da mahkeme salonunda "ben adamın dibiyim" diye karşılık vermişti...
Ne yapmış da ceza yemişti? Lise önünde kavga çıkarmıştı... Kendisi o lisede okuyor falan değil, kendisi minibüs muaviniydi. Okul önünde liseli oğlanlara bulaşmış ve iki kişiyi dövmüş. Nedeni bilinmiyor. (bunu yapmasının nedeni kedini "adam" olarak tanımlaması bile olabilir)
adamın aylık geliri, birçok kadrolu memurda daha yüksekti.
Hakim, adama "en az üç kitap okuma" cezası vermişti.
Bu üç kitabın hangisi olacağına yol gösterecek bir "referans otoritesi" yoktu; öte yandan seçimi adam olduğunu iddia eden bu kişiye bıraksan gider Adolf Hitler'in "Kavgam" adlı ölümsüz eserini, "Fırıncının Kızı"nı, bir de sahaflarda bulabilirse "Kaymak Tabağı"nı tercih ederdi... Yok, "Şu Çılgın Türkler" kendisine ağır gelir, çünkü kalın... ampul kafalı bir çocuk olsaydı da "Seyyid Battal Gazi"yi, "Hazret-i Ali'nin Kan Kalesi Cengi"ni ve "Yılanlar Padişahı Şahmeran"ı seçerdi herhalde...
O zaman da hakim şöyle uyarmış: Bu üç kitap, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Bin Temel Eser dizisinden olacak, Eh, bir nevi "resmi" liste, kimse ağzını açamazdı. Hakim de ne yapsın, sözgelimi "Yapı Kredi Yayınları'nı tercih et" desin de töhmet ve şaibe altında mı kalsındı?
"adam", ilk eser olarak Mehmet Akif'in "Safahat"ını seçmişti. Şairin adını biryerlerden hatırlıyor mu, yoksa sakallı resmi mi hoşuna gitmişti, yoksa Safahat'ı "Sabahat" gibi bir kız sanıp kitapta daha başka bir içerik bulacağını mı sanmıştı, o da belli değildi.
Öyle okudum deyip tüymek yok, haftanın üç günü, pazartesi, çarşamba ve cuma günleri karakola gidip polis gözetiminde okuyacaktı!
"adam" pazartesi günü karakola uğramış, çarşamba günü ara ki bulasın... Cuma günü hepten kayıptı...
Sıkılmış, okumak ağır gelmişti. Çünkü kitap delikanlıyı bozar. adam dediğin izbe ve ucube mekanlarda nargile tüttürürdü.
Yoksa "adam", "ben bunu Nazım Hikmet'le bir tuttuklarına göre büyük bir şair sanmıştım, yanılmışım" mı demek istemişti? (haha!)
Durum bir tutanakla savcılığa bildirilmiş, "adam" da, mahkeme kararına uymadığı için sevk edildiği nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanmıştı.
Koğuş ağasından ilk tokadı yedikten sonra meydancının demleyeceği çayı yudumlarken kader kurbanı arkadaşlarına neler anlattığını merak ederim doğrusu...
"Sonra karıyı, pardon, kitabın kapağını bir çevirdim abi"... Çabuk çıkacağı için avluda voltayı hızlı atmıştır elbet, onu merak etmiyorum.
Bir de, okumayı öğrendiğimden beri durup dinlenmeden okuduğuma ve bugüne kadar okuduğum kitap sayısı bilmiyorum kaç bini bulduğuna göre, elbette bu "adam" geçinen kişileri itin götüne sokup sokup çıkarma ve laubali olma hakkını kendimde saklı tutuyorum.
Ama siz elbette "niçin Türkiye'de kitap okumanın bir keyif değil de ceza kabul edildiğini" merak etmeyeceksiniz. (ediyor musunuz yoksa?)
Orhan Pamuk'un bile Nobel aldığında hızla yapılan onbinlerce yeni baskısı yayınevinin elinde patlamıştı, kimse dönüp bakmıyordu; okumamak için gene bahanelerin en güzelini bulmuştu insanlar... Oysa Pamuk "Ermeni soykırım yoktur" demiş olsaydı kitapçılara koşup peynir ekmek gibi kapışılacaktı, değil mi?
Aslında ben o hakimin yerinde olsaydım o adam olduğunu iddia eden dangalağa Orhan Pamuk'un bütün romanlarını "sonuna kadar okuyup bitirme" cezası verirdim, ter döksündü bacaksız, eziyet çeksindi, feleğini şaşırsın da isveç Akademisi'ne ana avrat dümdüz gitsindi Nobel verdiği için!
yani diyeceğim adamlık denen nanenin içinde kitap okumak falan yoktur, yakın siz nargilelerinizi bakın keyfinize...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar