bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı72
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim25
- sözlükte kim kimle sevgili27
- iyi menemenin sırrı7
- nervio43
- terapi niteliğindeki şeyler7
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- sözlüğün en şık erkeği12
- almanca bilmek5
- iyi memenin sırrı7
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- siyah sütyen5
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok6
- kale3112 ifşa8
- fenerbahçeli yazarlar7
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- meme4
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- selahattin demirtaşın hapiste 10 yılını doldurması3
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- flört etmeme ilkesi5
- ese dezze8
- engineer288
- true esaretten kurtulacak4
- yarın iş olması3
- muslettin amca14
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek4
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız7
- kassız erkek neye benzer5
- aşk9
- futbol17
- sözlük klasikleri12
- borussia dortmund'un real betis'i yenmesi2
- herkesin beni evlendirmeye çalışması5
- türkiye'nin haritada büyümesi3
- gel münihe sözünü tut travel4
- tacettin libosoglu4
- ben jesus olsam4
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu8
- anın görüntüsü32
köyde yaşayan çocukların eğitim gereksinimlerini karşılamak üzere var olan devlet kurumu/kurumları.
görsel
Fotoğrafta görünen harabe durumdaki bina bir zamanlar bir köy okuluydu.Üst katta yan yana iki daireden oluşan lojman, alt katta ikisi boş üç sınıf ve bir müdür odası. Okulun başlangıçta tek öğretmeni vardı o da babam. Okulun hem müdürü hem öğretmeni hem de temizlik görevlisi. Zaten bir köy okulunda sadece öğretmen olmak gibi bir şansınız yok.
4 yaşımda okulda artık üç öğretmen vardı. 1. sınıflar tek sınıfa toparlanmıştı. 2-3-4 aynı sınıfta ve 5.sınıflar için ayrı bir sınıf. 2-3-4. sınıflar tebeşirle üçe bölünmüş tahtada aynı ders saati içinde ders görürlerdi. Hala böyle eğitim vermek zorunda kalan okullar var mı bilmiyorum.
Babamın evde ablama okuma yazma öğretmek için astığı fişlerle onunla beraber okumayı öğrendim. 4 yaşında evden kaçıp kaçıp 1. sınıfların dersine girmeye başladım. En son baş edemeyeceklerini anlayıp beni sınıfa yerleştirdiler. Kaydım yoktu ama ben boyumun yetmediği sıraya altıma koyulan minderle yetişmeye çalışıp okuma-yazma öğreniyordum.
Köydeki tek bakkal okula yürüyerek yarım saat uzaklıktaydı. Ayda bir kez bütün öğrenciler yürüyerek bakkala inerdik. Şimdi toz toprak olmuş sağ tarafta büyük bir fındık bahçesi vardı ve gök kuşağı hep o bahçenin üstünde çıkardı. O yöne bakan pencerede arkamda gök kuşağıyla beraber bir çocukluk fotoğrafım var hatta.
Sol tarafta görünmese de geniş bir yeşil düzlük vardı alt kısmında da küçük bir dere. Düzlük Baharda sarı çiçeklerle dolardı. Resim derslerini o yeşillikte yapardık. Bir sınıf dolusu çocuk çimlerin üstüne uzanmış resim yapıyor. Mutlu olduğumu çok net hatırlıyorum. Güneşi, çiçekleri, resim defterimi, gölge yapan saçlarımı...
Okulun önüne ilk atatürk büstünü babam kendi maaşıyla yaptırmıştı. Şimdi sadece merdivenin alt kısmında beton yükseltisi duruyor. Bilmediğim istiklal marşını dinlerken içime dolan çocuksu coşkuyu da hatırlıyorum.
Elektrikler sık sık giderdi. Tüplü gaz lambamız vardı babam onu yakardı. Yaydığı ışığı seyretmeye bayılırdım. Yan dairede yalnız bir öğretmen kalırdı. Hüseyin öğretmen. Annem evdeki her yemeği bölerdi. Ablamla ben de evine götürürdük.Bize hakan peker'in hey corç versene borç şarkısını söyletirdi.
Hayatımda ilk kez ayçiçeğinin üstünden çekirdeği bu okulun önünde yedim. Sarı yapraklar, simsiyah çekirdekler...
ilk yakın arkadaşımı bu okulda edindim adı Melek.
Okuma yazmayı bu okulda öğrendim ve ilk ve tek sahte karnemi bu okulda aldım.
Yıllar sonra okul bitti.Ben meslek sahibi oldum ve bir dönem birlikte çalıştığım iş arkadaşım gittikleri bir köy gezisinde yaşadığım okulu bulup fotoğrafını bana gönderdi. Bazen insan fotoğraflar ve seninle o anlara tanıklık eden insanlar olmasa yaşadıklarını güzel bir rüya zannediyor.
görsel
Fotoğrafta görünen harabe durumdaki bina bir zamanlar bir köy okuluydu.Üst katta yan yana iki daireden oluşan lojman, alt katta ikisi boş üç sınıf ve bir müdür odası. Okulun başlangıçta tek öğretmeni vardı o da babam. Okulun hem müdürü hem öğretmeni hem de temizlik görevlisi. Zaten bir köy okulunda sadece öğretmen olmak gibi bir şansınız yok.
4 yaşımda okulda artık üç öğretmen vardı. 1. sınıflar tek sınıfa toparlanmıştı. 2-3-4 aynı sınıfta ve 5.sınıflar için ayrı bir sınıf. 2-3-4. sınıflar tebeşirle üçe bölünmüş tahtada aynı ders saati içinde ders görürlerdi. Hala böyle eğitim vermek zorunda kalan okullar var mı bilmiyorum.
Babamın evde ablama okuma yazma öğretmek için astığı fişlerle onunla beraber okumayı öğrendim. 4 yaşında evden kaçıp kaçıp 1. sınıfların dersine girmeye başladım. En son baş edemeyeceklerini anlayıp beni sınıfa yerleştirdiler. Kaydım yoktu ama ben boyumun yetmediği sıraya altıma koyulan minderle yetişmeye çalışıp okuma-yazma öğreniyordum.
Köydeki tek bakkal okula yürüyerek yarım saat uzaklıktaydı. Ayda bir kez bütün öğrenciler yürüyerek bakkala inerdik. Şimdi toz toprak olmuş sağ tarafta büyük bir fındık bahçesi vardı ve gök kuşağı hep o bahçenin üstünde çıkardı. O yöne bakan pencerede arkamda gök kuşağıyla beraber bir çocukluk fotoğrafım var hatta.
Sol tarafta görünmese de geniş bir yeşil düzlük vardı alt kısmında da küçük bir dere. Düzlük Baharda sarı çiçeklerle dolardı. Resim derslerini o yeşillikte yapardık. Bir sınıf dolusu çocuk çimlerin üstüne uzanmış resim yapıyor. Mutlu olduğumu çok net hatırlıyorum. Güneşi, çiçekleri, resim defterimi, gölge yapan saçlarımı...
Okulun önüne ilk atatürk büstünü babam kendi maaşıyla yaptırmıştı. Şimdi sadece merdivenin alt kısmında beton yükseltisi duruyor. Bilmediğim istiklal marşını dinlerken içime dolan çocuksu coşkuyu da hatırlıyorum.
Elektrikler sık sık giderdi. Tüplü gaz lambamız vardı babam onu yakardı. Yaydığı ışığı seyretmeye bayılırdım. Yan dairede yalnız bir öğretmen kalırdı. Hüseyin öğretmen. Annem evdeki her yemeği bölerdi. Ablamla ben de evine götürürdük.Bize hakan peker'in hey corç versene borç şarkısını söyletirdi.
Hayatımda ilk kez ayçiçeğinin üstünden çekirdeği bu okulun önünde yedim. Sarı yapraklar, simsiyah çekirdekler...
ilk yakın arkadaşımı bu okulda edindim adı Melek.
Okuma yazmayı bu okulda öğrendim ve ilk ve tek sahte karnemi bu okulda aldım.
Yıllar sonra okul bitti.Ben meslek sahibi oldum ve bir dönem birlikte çalıştığım iş arkadaşım gittikleri bir köy gezisinde yaşadığım okulu bulup fotoğrafını bana gönderdi. Bazen insan fotoğraflar ve seninle o anlara tanıklık eden insanlar olmasa yaşadıklarını güzel bir rüya zannediyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar