bugün
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı41
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler4
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı50
- haşlanmış yumurta3
- openai'ın yapay zekasının kontrolden çıkması3
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası16
- platon un mağara alegorisi8
- yazarların beğendiği kadın tipleri5
- çorapların tek eşleşme sorunu2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- karınızı kucağınızda taşır mısınız11
- ismail kartal24
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
- karanlıkta bi şey var hissi9
- sözlük sapıkları12
- kiraz cicegi kolonyasi28
- birden akla gelen sözlüğü bırakma düşüncesi11
- match sonrası ilk mesaj algoritması3
- hayatını garantiye almak isteyenlere tavsiyeler12
- silvermist'in mutfağına konuk olmak18
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız11
- eğer şansınız olsaydı kimleri diriltirdiniz7
- dünya iyi midir9
- sözlükte kavga olmayacak hissi13
- flört11
- 6668
- fenerbahçe biraz sert biraz katı16
- kızılay avm11
- kendini çok önemli sanan yazar14
- jennifer lawrance8
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- yahudilerin hepsi iyi insan değil9
- anın görüntüsü28
- ağır müslüm gürses sözleri9
- üstteki yazar hakkında bir tespit bırak5
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı5
- fenerbahçe18
- isa mesih'in gelişini sevgiyle kucaklamak5
- deccal'in şu an yeryüzünde olma ihtimali6
- maddi dünyanın prensi şeytandır3
- allah her şeyi kuşatmıştır7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı10
- devlet2
- sözlükteki cinconluların göt olması5
- ağırlık kaldıramayan erkek8
- üniversiteli eskort kadınlar10
- ıssız kampta kakiş yapacak yer arayan narin insan4
- türkiye nin girişine yazılması gereken söz8
- ben troll üm7
- tuğba ekinci3
insanın zararlı çıkabileceği bir eylemdir.
"Köyde bir yaşlı adam varmış.. Çok fakir.. Ama kral bile onu kıskanırmış.. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki.. Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..
“Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. insan dostunu satar mı” dermiş hep..
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok..
Köylü ihtiyarin basına toplanmış..
“Seni ihtiyar bunak.. Bu ati sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yasardın. simdi ne paran var, ne de atin” demişler..
ihtiyar “Karar vermek için acele etmeyin” demiş.. Sadece ‘At kayıp’ deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atimin kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez..”
Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.. Dönerken de, vadideki 12 vahşi ati peşine takip getirmiş.
Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler..
“Babalık” demişler.. – “Sen hakli çıktın.. Atinin kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. simdi bir at sürün var..”
“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar.. Sadece atin geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?..”
Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden “Bu herif sahiden gerzek” diye geçirmişler..
Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarin tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kirmiş. Evin geçimini temin eden oğul simdi uzun zaman yatakta kalacakmış.
Köylüler gene gelmişler ihtiyara..
“Bir kez daha hakli çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.. simdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler..
ihtiyar:- “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye yanıt vermiş. “O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kirdi. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar.. Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez..”
Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarin kirik bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savasın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..
“Gene hakli olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..”
“Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.”
Lao Tzu, öyküsünü su nasihatle tamamlarmış, etrafına anlattığında:
“Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatin küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklin durması halidir. Karar verdiniz mi, akil düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akil insani daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insani huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi baslar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”"
"Köyde bir yaşlı adam varmış.. Çok fakir.. Ama kral bile onu kıskanırmış.. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki.. Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..
“Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. insan dostunu satar mı” dermiş hep..
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok..
Köylü ihtiyarin basına toplanmış..
“Seni ihtiyar bunak.. Bu ati sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yasardın. simdi ne paran var, ne de atin” demişler..
ihtiyar “Karar vermek için acele etmeyin” demiş.. Sadece ‘At kayıp’ deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atimin kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez..”
Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.. Dönerken de, vadideki 12 vahşi ati peşine takip getirmiş.
Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler..
“Babalık” demişler.. – “Sen hakli çıktın.. Atinin kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. simdi bir at sürün var..”
“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar.. Sadece atin geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?..”
Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden “Bu herif sahiden gerzek” diye geçirmişler..
Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarin tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kirmiş. Evin geçimini temin eden oğul simdi uzun zaman yatakta kalacakmış.
Köylüler gene gelmişler ihtiyara..
“Bir kez daha hakli çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.. simdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler..
ihtiyar:- “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye yanıt vermiş. “O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kirdi. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar.. Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez..”
Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarin kirik bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savasın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..
“Gene hakli olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..”
“Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.”
Lao Tzu, öyküsünü su nasihatle tamamlarmış, etrafına anlattığında:
“Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatin küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklin durması halidir. Karar verdiniz mi, akil düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akil insani daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insani huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi baslar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar