bugün
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi16
- öldükten sonra bana ne olacak4
- erkekler neden erken ölür4
- 1 kilometrelik gökdelen2
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız6
- türbanlı kızların diğerlerinden güzel olması5
- şafak çak4
- owner of a lonely heart2
- anın görüntüsü22
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- sözlükteki gizli düşmanım10
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- tamar tanrıyar'ın berat albayrak'ı tehdit etmesi2
- içtim şarabı13
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- her insanın bir cini olması8
- ilişkilerde fizik mi kimya mı önemlidir sorgusu6
- enjoy im vaccinated3
- her kadın güzeldir3
- kadir inanır22
- cilveli dişi yazar botu2
- günün şiiri6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- ellerim bos gonlum hos2
- uzun zaman sonra sözlüğe girmek3
- rakı sevmemek7
- düşün ki o bunu okuyor16
- genç görünmeye çalışmak3
- aşure yapan sözlük kızları7
- uzun bir süre sonra entry girmek2
- kemalist dünya24
- hayalet gibi bir insan olmak3
- muhtarlıkların kapatılması gerekliliği3
- çift katlı otobüs3
- arkadaşlar ben gavat değilim2
- venezuella depremi3
- avrupada hava sıcaklıkları2
- 7 aydır berlinde yaşıyorum soruları alayım7
- sözlükte neden atatürk ve türk bayrağı resmi yok3
- büstiyer2
- daha relax3
- özelden sözlük erkeklerini taciz etmek3
- sektör öldü tek yol tıp diyen primat3
- true'nun çaylak olması16
- hiç kimsenin sevmediği bir insana aşık olmak3
- üniversitelerin gereksiz olması16
- tas kafa traşlı hırt sorunu5
- çok güzel ama manyak kadın7
- mustafa kemal atatürk7
- trump ara seçimleri kaybederse soruşturma geçirir5
Aydınlar, hele hele solcu geçinen aydınlar tarafından ezan, "sivri kulelere çıkan adamların şarkı söylemesi" şeklinde algılanır...
Aydınlar kiralık ev tutacakları ya da ev satın alacakları zaman, bunun "camiden uzak" olmasına da özen gösterirler.
Kimisi beş vakit ezan dinlemekten hoşlanmadığını gizler, ele güne karşı içinde saklar, kimisi de "bu böğürtüler yasaklansın, kulaklarımı tırmalıyor" yazmaktan bile utanmaz.
Fakat sorarsanız solcudur ve devrim istemektedir. Halkçıdır yani!
Kemalistler için de ezan, "cahil halk Arapça anlamayacağı için Türkçe söylenmesi gereken" kaçınılmaz bir olgudur. Bunu zorla sağlayıp "dinde reform yaptıklarını" falan da sanmışlardır bir dönem.
Ezanın Arapça okunmasını gericilik sayanlarla düpedüz varlığını bile gericilik sayanlar ister istemez aynı noktada buluşurlar: Halktan kopukluk.
Bu arada kimisi de "modernliğe" özenir ve ortaya "tek merkezden düzenlensin, güzel sesli birine okutulsun da o kayıt yayınlansın" falan gibi teklifler atar...
Sonuçta bir şey değişmez, ezan binlerce minareden milyonlarca kere okunur, ve çoğunlukla da kötü okunur!
Çünkü güzel sesli ve "makamdan musikiden anlayan" müezzin bulmak zordur.
Çünkü müezzinlerimiz çoğunlukla köylüdürler ve kulak terbiyeleri de yoktur. "Şan eğitimi" almış müezzin bizim topraklarda rastlanmayan bir canlıdır.
Bu mesele, Sezen Aksu'nun izmir'de konser verirken ezan duyunca şarkısını kesip ve fakat müezzinin sesini de beğenmemesiyle, Mehmet Barlas'ın da tutup bunu yazmasıyla, top gibi patladı.
Bir zamanlar "ezan sesini duyunca nutkunu yarıda kesen" Adnan Menderes'e etmedikleri küfür kalmamış aydınlar da böylece, kendileri için hiç de mesele olmayan bir konuya halkın ne kadar önem verdiğini belki gördüler.
Sezen Aksu kötü dediyse, bir ses kötüdür. Bunun tartışılacak yanı yoktur. Ondan iyi mi bileceksiniz?
ilk iş olarak "hoparlörleri" kaldıracaksınız, cızırtı bitecek, hemen ardından da Kuran hafızı yetiştirir gibi, sesi ve kulağı olan müezzin yetiştirmeye ağırlık vereceksiniz!
Zamanla ezan okuma düzelecek, memleket göklerinden köylü "kakofonisi" silinip ortalığı bir "Osmanlı dinginliği" kaplayacak... Bu da, "Müslüman'ın iç huzuruna" ulaşmaya katkıda bulunacak.
Kolay mı? Zor, çok zor. Bu kara kalabalıkla, gürültüden rahatsız olmak şöyle dursun, gürültüyü seven bir halkla, çok zor.
Fakat başka çıkar yolu da yok.
Böyle dedim, bir yandan da korkuyorum: Bu yazıyı yazmaya beş kere karar verdim, dört kere vazgeçtim. Gene itin köpeğin ağzına düşer miyiz, bize "hükümete yağ çekiyor" diye saldırırlar mı, diye...
Ama bu adamlara bir lafım var:
Hani bir sol parti, yeni bir sol parti kuracaksınız da AKP'yi silip süpüreceksiniz, yüzde kırk oy alacaksınız falan filan ya...
işe, "ezan okunmasının ıslahı" ucundan tutarak başlayınız, bakın toplumda nasıl bir hareket yaratırsınız... Halkınızla barışmanızın ilk adımı bu olsun.
Ama hâlâ "gerici imamla hain toprak ağası bir olup devrimci öğretmeni yediler" düzeyinde otluyorsanız, ömrünüz, az satışlı gazetelerde düşük maaşa köpükler saçmakla geçer!
engin ardıç
Aydınlar kiralık ev tutacakları ya da ev satın alacakları zaman, bunun "camiden uzak" olmasına da özen gösterirler.
Kimisi beş vakit ezan dinlemekten hoşlanmadığını gizler, ele güne karşı içinde saklar, kimisi de "bu böğürtüler yasaklansın, kulaklarımı tırmalıyor" yazmaktan bile utanmaz.
Fakat sorarsanız solcudur ve devrim istemektedir. Halkçıdır yani!
Kemalistler için de ezan, "cahil halk Arapça anlamayacağı için Türkçe söylenmesi gereken" kaçınılmaz bir olgudur. Bunu zorla sağlayıp "dinde reform yaptıklarını" falan da sanmışlardır bir dönem.
Ezanın Arapça okunmasını gericilik sayanlarla düpedüz varlığını bile gericilik sayanlar ister istemez aynı noktada buluşurlar: Halktan kopukluk.
Bu arada kimisi de "modernliğe" özenir ve ortaya "tek merkezden düzenlensin, güzel sesli birine okutulsun da o kayıt yayınlansın" falan gibi teklifler atar...
Sonuçta bir şey değişmez, ezan binlerce minareden milyonlarca kere okunur, ve çoğunlukla da kötü okunur!
Çünkü güzel sesli ve "makamdan musikiden anlayan" müezzin bulmak zordur.
Çünkü müezzinlerimiz çoğunlukla köylüdürler ve kulak terbiyeleri de yoktur. "Şan eğitimi" almış müezzin bizim topraklarda rastlanmayan bir canlıdır.
Bu mesele, Sezen Aksu'nun izmir'de konser verirken ezan duyunca şarkısını kesip ve fakat müezzinin sesini de beğenmemesiyle, Mehmet Barlas'ın da tutup bunu yazmasıyla, top gibi patladı.
Bir zamanlar "ezan sesini duyunca nutkunu yarıda kesen" Adnan Menderes'e etmedikleri küfür kalmamış aydınlar da böylece, kendileri için hiç de mesele olmayan bir konuya halkın ne kadar önem verdiğini belki gördüler.
Sezen Aksu kötü dediyse, bir ses kötüdür. Bunun tartışılacak yanı yoktur. Ondan iyi mi bileceksiniz?
ilk iş olarak "hoparlörleri" kaldıracaksınız, cızırtı bitecek, hemen ardından da Kuran hafızı yetiştirir gibi, sesi ve kulağı olan müezzin yetiştirmeye ağırlık vereceksiniz!
Zamanla ezan okuma düzelecek, memleket göklerinden köylü "kakofonisi" silinip ortalığı bir "Osmanlı dinginliği" kaplayacak... Bu da, "Müslüman'ın iç huzuruna" ulaşmaya katkıda bulunacak.
Kolay mı? Zor, çok zor. Bu kara kalabalıkla, gürültüden rahatsız olmak şöyle dursun, gürültüyü seven bir halkla, çok zor.
Fakat başka çıkar yolu da yok.
Böyle dedim, bir yandan da korkuyorum: Bu yazıyı yazmaya beş kere karar verdim, dört kere vazgeçtim. Gene itin köpeğin ağzına düşer miyiz, bize "hükümete yağ çekiyor" diye saldırırlar mı, diye...
Ama bu adamlara bir lafım var:
Hani bir sol parti, yeni bir sol parti kuracaksınız da AKP'yi silip süpüreceksiniz, yüzde kırk oy alacaksınız falan filan ya...
işe, "ezan okunmasının ıslahı" ucundan tutarak başlayınız, bakın toplumda nasıl bir hareket yaratırsınız... Halkınızla barışmanızın ilk adımı bu olsun.
Ama hâlâ "gerici imamla hain toprak ağası bir olup devrimci öğretmeni yediler" düzeyinde otluyorsanız, ömrünüz, az satışlı gazetelerde düşük maaşa köpükler saçmakla geçer!
engin ardıç
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar