bugün
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz16
- and the oscar goes to5
- kızları en güzel olan şehir13
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor14
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi13
- affetmenin gücü6
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması10
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- mesaj atıp konuşmayan kız7
- akrostişli şiir6
- silver ile evlenecek erkek52
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- en sevdiğiniz sayı3
- mauro icardi12
- sırrı süreyya önder28
- de niro vs pacino3
- ilişki yapmaya üşenmek6
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı8
- 30 yaşına girmek4
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- hristiyanlık7
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- cinlerin özünde iyi insanlar olması4
- sözlük açsanız ismi ne olurdu4
- türk erkeği endonezyalı kız evliliği6
- kadın nefreti4
- sarapci koala58
- sözler köşkü6
- açtığı parantezi kapatmayan insan2
- arabaları yan yana park edip öpüşmek3
- dün gece ne oldu13
- sözlükteki satranç taşları4
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası26
- euro 20162
- erkekler zıçar kızlar kakaloş yapar4
- her cümlesinin sonuna açıkçası koyan insan2
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- burcu akrep olan birini akrep sokması4
- 50 bin liraya sabah 10'a kadar uyumadan durmak3
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- arabada son ses dinlenecek şarkılar3
- sözlüğü annesi gibi gören insan3
- şikeci amedspor5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- nazilerin haklı olan yanı2
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- sıpsıkıcı olmanız4
- gecenin şarkısı10
https://upload.wikimedia....7d/Greta_Garbo_-_1939.jpg
bir gazetenin pazar ilavesinde türk bir oyuncu ile kıyaslandığını gördüğümde "yok artık ebesinin..." dedim içimden! bu "pazar ilavelerini" okuyup kaale almamak gerektiğini bir kere daha anladım...
aslında bilinenin (yada inanılanın) aksine merhum Greta Garbo ninemiz, "Hollywood'un özellikle sessiz film döneminin"
efsane isimlerinden değildir.
Tam tersine, onun asıl bilinen, sevilen, hatırlanan filmleri "özellikle sesli döneminin" filmleridir.
"Anna Christie"... ilk sesli filmi.. 1930... "Romance".. Bu daha az bilinir. "Mata Hari"... 1931... "Grand Hotel".. 1932... "Camille"... 1936... "Ninotchka"... 1939...
1941'de oynadığı "iki Yüzlü Kadın" gişede iki seksen yatınca da bu işi bırakmış.
Garbo'nun oynadığı toplam 28 film var. Evet, bunların çoğu sessiz ama onların hemen hiçbiri hatırlanmıyor. Haaa, belki bir tek Georg Wilhelm Pabst'ın "Neşesiz Sokak" filmi.. 1925... Dünya savaşı sonrası Viyana'nın sefaletini anlatır. Döneminin teknik koşullarına göre iyi ve önemli bir filmdir ama bugün ancak çok çok meraklısı seyreder, belki bir de sinema okullarında gösteriliyordur.
ilk ününü sağlayan Mauritz Stiller'in "Gösta Berling" filminden sözedildiğini de ancak Garbo'nun hayatını anlatan kitaplarda görürsün.
Buna karşılık Garbo'nun hemen bütün sesli filmlerini bugün DVD piyasasında rahatlıkla bulabilirsiniz, eskiden korsan bile satıyorlardı, üç lira.
Evet, Hollywood'da oynadığı birkaç sessiz film de var tabii ama bunlar çarçur şeyler. John Gilbert'le oynadığı dandik aşk filmleri falan.
Entellik gayretiyle geçmişte yaratılmaya çalışılmış "Pera Palas efsanesinde" Garbo'ya çok fazla da yer yoktur.
1924'te istanbul'a gelmiş, o tarihte 19 yaşında. Henüz ancak Stockholm taraflarında tanınıyor! Tek kelime ingilizce de bilmiyor.
Pera Palas'ta elli gün kalmış, isveçli sinemacılar bu elli günde iki elleriyle bir sessiz filmi becerip de çekememişler. Adı sanı belirsiz bu film "çeşitli nedenlerle bir türlü hayata geçirilememiş" ne hikmetse...
"Proje" aşamasında mı kalmış, hiç mi motor dememişler, başlayıp da mı yarım bırakmışlar, o da belli değil. tutupta bu filmi bulacağım ben diyerek izini sürüp kendinizi perişan etseniz elinize ne geçer onu da bilemem...
yaklaşık 5 sene önce pera palas'ta açılan bir sergiye "Greta Garbo'nun muhteşem dönüşü" demişlerdi, tamamıyla zorlama bir hıyarlıktan başka da bir şey değildir...
istanbul'u çok severek ayrılmışmış... Boğaziçi'ni, rakıyı, şiş kebabı ve Türk erkeklerini de beğenmiş mi acaba?
bir gazetenin pazar ilavesinde türk bir oyuncu ile kıyaslandığını gördüğümde "yok artık ebesinin..." dedim içimden! bu "pazar ilavelerini" okuyup kaale almamak gerektiğini bir kere daha anladım...
aslında bilinenin (yada inanılanın) aksine merhum Greta Garbo ninemiz, "Hollywood'un özellikle sessiz film döneminin"
efsane isimlerinden değildir.
Tam tersine, onun asıl bilinen, sevilen, hatırlanan filmleri "özellikle sesli döneminin" filmleridir.
"Anna Christie"... ilk sesli filmi.. 1930... "Romance".. Bu daha az bilinir. "Mata Hari"... 1931... "Grand Hotel".. 1932... "Camille"... 1936... "Ninotchka"... 1939...
1941'de oynadığı "iki Yüzlü Kadın" gişede iki seksen yatınca da bu işi bırakmış.
Garbo'nun oynadığı toplam 28 film var. Evet, bunların çoğu sessiz ama onların hemen hiçbiri hatırlanmıyor. Haaa, belki bir tek Georg Wilhelm Pabst'ın "Neşesiz Sokak" filmi.. 1925... Dünya savaşı sonrası Viyana'nın sefaletini anlatır. Döneminin teknik koşullarına göre iyi ve önemli bir filmdir ama bugün ancak çok çok meraklısı seyreder, belki bir de sinema okullarında gösteriliyordur.
ilk ününü sağlayan Mauritz Stiller'in "Gösta Berling" filminden sözedildiğini de ancak Garbo'nun hayatını anlatan kitaplarda görürsün.
Buna karşılık Garbo'nun hemen bütün sesli filmlerini bugün DVD piyasasında rahatlıkla bulabilirsiniz, eskiden korsan bile satıyorlardı, üç lira.
Evet, Hollywood'da oynadığı birkaç sessiz film de var tabii ama bunlar çarçur şeyler. John Gilbert'le oynadığı dandik aşk filmleri falan.
Entellik gayretiyle geçmişte yaratılmaya çalışılmış "Pera Palas efsanesinde" Garbo'ya çok fazla da yer yoktur.
1924'te istanbul'a gelmiş, o tarihte 19 yaşında. Henüz ancak Stockholm taraflarında tanınıyor! Tek kelime ingilizce de bilmiyor.
Pera Palas'ta elli gün kalmış, isveçli sinemacılar bu elli günde iki elleriyle bir sessiz filmi becerip de çekememişler. Adı sanı belirsiz bu film "çeşitli nedenlerle bir türlü hayata geçirilememiş" ne hikmetse...
"Proje" aşamasında mı kalmış, hiç mi motor dememişler, başlayıp da mı yarım bırakmışlar, o da belli değil. tutupta bu filmi bulacağım ben diyerek izini sürüp kendinizi perişan etseniz elinize ne geçer onu da bilemem...
yaklaşık 5 sene önce pera palas'ta açılan bir sergiye "Greta Garbo'nun muhteşem dönüşü" demişlerdi, tamamıyla zorlama bir hıyarlıktan başka da bir şey değildir...
istanbul'u çok severek ayrılmışmış... Boğaziçi'ni, rakıyı, şiş kebabı ve Türk erkeklerini de beğenmiş mi acaba?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar