bugün
- 186 boyundaki erkek16
- kabak yemeği vs hamburger5
- alevi erkek5
- erzincanlı erkekler5
- bursalı erkekler5
- sivaslı yiğidolar6
- kürt erkek4
- adıyamanlı erkekler5
- ahmet sezer bey9
- tavuk döner ısmarlayan erkek5
- geceye bir tavsiye bırak3
- izmirli kızlar4
- bu sözlükte beni herkes tanır17
- antalyalı erkekler4
- gocu27
- kadının kadından hoşlanması3
- gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır9
- din tartışması7
- nervio'ya aşık olmak5
- avrupalıları sevmemek2
- hayatın öğrettiği şeyler2
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma7
- ölüm2
- seat leon fr2
- ben ahbap derneğine güveniyorum4
- abla deme lazım olur3
- 32 yaşına girmek12
- erdoğan ın dünya lideri olması3
- g'i l d'e d l'i l y20
- büyük bir pipiye sahip olmak4
- ideal erkek boyunun 1 84 olması3
- marc cucurella'nın saçlarının sırrı2
- doların düşmesi3
- en büyük korkunuz4
- terlik giyen erkek5
- ciguli kral7
- zengin olsanız ne yapardınız9
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- ilk buluşmada ne getirilmeli2
- konyalı erkekler2
- nevriye binti gammaz3
- üç kedi bir dilek3
- aylık 381 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- ilk buluşmada tavuk döner ısmarlayan 1 86lık erkek2
- nervio'nun kedisi3
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı16
- pavlov un köpeğine isim önerileri3
- nervionun merak ettiği yazar19
- rizeli erkekler2
ben havaalanlarının o özel salonlarını hiç sevmem. iki fincan beleş kahve ve de iki lokma domatesli peynir ekmek uğruna hiç tanımadığım insanlarla ayaküstü memleket meselelerini tartışmaktan hoşlanmadığım için... kaldı ki işim gereği patronumla oraya buraya gitmek zorunda kalıyoruz sık sık ve kendisi bir nevi "sonradan görme" olduğu için (sözde burjuva da diyebilirsiniz) ya vip olacak ya da o uçağa asla binmez...
çevresi geniş bir adam. ee tabi tanıdıklarıyla ben de tanışıyorum, sonra başka bir gün tekrar falan... Birileri tarafından, hem de genellikle sabahın köründe "esir alınmayı" sevmiyorum üstelik.
Salonuna girmem ama uçakta paraya kıyıp "önde" gitmek konforlu, beleş ikramlar uğruna değil, yanım yörem boş olsun da rahat edeyim diye. götüm büyük değil ama konforuma düşkünüm...
O beleş kahve uğruna sekiz takla atanlar vardır. O salonda "görünmek" için dokuz takla atanlar vardır. Böylece "varolduklarını" ve diğer insanlardan üstün olduklarını hissederler.
VIP... Very important person... Ya da CIP... Commercially important person... Nereden çok önemli kişi oluyorsun birader, bu sene bilmemkaç milyon lira ciro yaptın diye mi?
"Devlet büyükleri" bu kapsamda. Bir de "devlet sanatçıları"...
neyse konu o değil de aklıma eski bir haber geldi... türkan Şoray ile alakalı. türkan Hanım uçağa geç kalmış, VIP kapısına yönelmiş, geçirmemişler.
"Ben devlet sanatçısıyım" demiş, "nereden bilelim" diye bir cevap almış.
Türkan Şoray da devlet sanatçısıymış meğer. (Devlete büyük hizmetleri dokunmuş olmalı.)
Sinirlenmiş, çantasında "devlet sanatçısı kimliği" varmış, inadına göstermemiş. (o nasıl bir şey gerçekten bilmiyorum)
Türkan Şoray bu devlet sanatçılığı saçmalığına razı olduysa otuz sene evvel, "ayrıcalıklı muamele" istemekte haklıdır. Fakat adı yetmeli, bir de kart göstermek zorunda bırakılmamalıydı.
türkan hanım'ı çok iyi anlıyorum. Ama devlet sanatçısı kimliğine sığınmamalıydı, "benim adım Türkan Şoray, bu ülkede yaşıyor ve tanımıyorsan senin öküzlüğün" diyebilmeliydi.
Öyle ya, Gülriz Sururi için "o kadın vaktiyle tiyatrocuymuş, doğru mu" diye sorabilen pırıl pırıl beyinsizlerin yaşadığı bir ülkede... Devlet sanatçıları devlete mi hizmet etmişlerdir? Hadi Devlet Tiyatroları'ndan emekli olanı anlayalım da...
Sanata hizmet etmişlerdir, topluma hizmet etmişlerdir, insanlara hizmet etmişlerdir, insanlığa hizmet etmişlerdir, devlet nereden çıkıyor?
1971 yılında, faşist cunta döneminde, faşizme uşaklık eden bürokratlar tarafından icat edilmiş bir "bürokrasi ödülüdür" bu. Devletle bir sorun yaşamamış, suya sabuna dokunmayan, yerleşik düzene çıkıntılık, aykırılık etmeyen, yani "solcu molcu olmayan", bir zamanlar çok güldüğümüz bir deyimle "pasaport alabilen" sanatçılar böylece maaşa da bağlanmışlar, daha da ehlileştirilmişlerdi.
Sanatçı olsaydım, "devlet sanatçısı" ünvanını reddederdim. Belki ağzımı da bozardım.
Tıpkı koca bir sanat anıtı olan Ara Güler'in vakti zamanında yapmış olduğu gibi.
"Ancak komünist ülkelerde devletin sanatçısı olur" demişti...
çevresi geniş bir adam. ee tabi tanıdıklarıyla ben de tanışıyorum, sonra başka bir gün tekrar falan... Birileri tarafından, hem de genellikle sabahın köründe "esir alınmayı" sevmiyorum üstelik.
Salonuna girmem ama uçakta paraya kıyıp "önde" gitmek konforlu, beleş ikramlar uğruna değil, yanım yörem boş olsun da rahat edeyim diye. götüm büyük değil ama konforuma düşkünüm...
O beleş kahve uğruna sekiz takla atanlar vardır. O salonda "görünmek" için dokuz takla atanlar vardır. Böylece "varolduklarını" ve diğer insanlardan üstün olduklarını hissederler.
VIP... Very important person... Ya da CIP... Commercially important person... Nereden çok önemli kişi oluyorsun birader, bu sene bilmemkaç milyon lira ciro yaptın diye mi?
"Devlet büyükleri" bu kapsamda. Bir de "devlet sanatçıları"...
neyse konu o değil de aklıma eski bir haber geldi... türkan Şoray ile alakalı. türkan Hanım uçağa geç kalmış, VIP kapısına yönelmiş, geçirmemişler.
"Ben devlet sanatçısıyım" demiş, "nereden bilelim" diye bir cevap almış.
Türkan Şoray da devlet sanatçısıymış meğer. (Devlete büyük hizmetleri dokunmuş olmalı.)
Sinirlenmiş, çantasında "devlet sanatçısı kimliği" varmış, inadına göstermemiş. (o nasıl bir şey gerçekten bilmiyorum)
Türkan Şoray bu devlet sanatçılığı saçmalığına razı olduysa otuz sene evvel, "ayrıcalıklı muamele" istemekte haklıdır. Fakat adı yetmeli, bir de kart göstermek zorunda bırakılmamalıydı.
türkan hanım'ı çok iyi anlıyorum. Ama devlet sanatçısı kimliğine sığınmamalıydı, "benim adım Türkan Şoray, bu ülkede yaşıyor ve tanımıyorsan senin öküzlüğün" diyebilmeliydi.
Öyle ya, Gülriz Sururi için "o kadın vaktiyle tiyatrocuymuş, doğru mu" diye sorabilen pırıl pırıl beyinsizlerin yaşadığı bir ülkede... Devlet sanatçıları devlete mi hizmet etmişlerdir? Hadi Devlet Tiyatroları'ndan emekli olanı anlayalım da...
Sanata hizmet etmişlerdir, topluma hizmet etmişlerdir, insanlara hizmet etmişlerdir, insanlığa hizmet etmişlerdir, devlet nereden çıkıyor?
1971 yılında, faşist cunta döneminde, faşizme uşaklık eden bürokratlar tarafından icat edilmiş bir "bürokrasi ödülüdür" bu. Devletle bir sorun yaşamamış, suya sabuna dokunmayan, yerleşik düzene çıkıntılık, aykırılık etmeyen, yani "solcu molcu olmayan", bir zamanlar çok güldüğümüz bir deyimle "pasaport alabilen" sanatçılar böylece maaşa da bağlanmışlar, daha da ehlileştirilmişlerdi.
Sanatçı olsaydım, "devlet sanatçısı" ünvanını reddederdim. Belki ağzımı da bozardım.
Tıpkı koca bir sanat anıtı olan Ara Güler'in vakti zamanında yapmış olduğu gibi.
"Ancak komünist ülkelerde devletin sanatçısı olur" demişti...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar