bugün
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- queen ravenna ifşası15
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği11
- sözlük kızlarının venüs gamzeleri8
- 50 kilo üstü kız tripleri4
- sözlük yazarlarının en sevdiği tv kanalı8
- saat12
- kol saati8
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek10
- tavuklu pilav8
- arkadaşlar çok sıkıcısınız4
- kolye143
- ioçk'nın ifşası4
- bir erkek adam kadınlara yükselmez8
- beşiktaş18
- ayaklara fısıldayan adam5
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- at9
- crystal palace8
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak4
- true'nun çaylak olması5
- damacanayı sebile takarken gaza gelmek3
- denenecek çok şey var4
- beşiktaş 2 crystal palace 23
- fırın sütlaç8
- futbol20
- gocu nerede gocu3
- avrupa11
- 1 80 boyunda kadın olmak10
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir11
- ömür boyu yalnız kalmak istemek8
- 25 yaşında hala evlenmeyi başaramamış kadın5
- ümit akdağ3
- 2 kaslı sözlük erkeği arasında tost olmak4
- hava yapmış kavanoz kapağı açmak2
- from gold from dust8
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı10
- özlemek3
- güney afrika4
- izmirin en güzel semtleri10
- akepe dönemi15
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- 40'a doğru yaklaşmak4
- 40 yaş üstü erkeklerin doğal yaşam alanları5
- yeşil3
- izmirde murtakeye nezih yer diyen tip3
- sözlük gey saati vs din saati vs akp saati3
- meksika açmazı macerası3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı2
ben havaalanlarının o özel salonlarını hiç sevmem. iki fincan beleş kahve ve de iki lokma domatesli peynir ekmek uğruna hiç tanımadığım insanlarla ayaküstü memleket meselelerini tartışmaktan hoşlanmadığım için... kaldı ki işim gereği patronumla oraya buraya gitmek zorunda kalıyoruz sık sık ve kendisi bir nevi "sonradan görme" olduğu için (sözde burjuva da diyebilirsiniz) ya vip olacak ya da o uçağa asla binmez...
çevresi geniş bir adam. ee tabi tanıdıklarıyla ben de tanışıyorum, sonra başka bir gün tekrar falan... Birileri tarafından, hem de genellikle sabahın köründe "esir alınmayı" sevmiyorum üstelik.
Salonuna girmem ama uçakta paraya kıyıp "önde" gitmek konforlu, beleş ikramlar uğruna değil, yanım yörem boş olsun da rahat edeyim diye. götüm büyük değil ama konforuma düşkünüm...
O beleş kahve uğruna sekiz takla atanlar vardır. O salonda "görünmek" için dokuz takla atanlar vardır. Böylece "varolduklarını" ve diğer insanlardan üstün olduklarını hissederler.
VIP... Very important person... Ya da CIP... Commercially important person... Nereden çok önemli kişi oluyorsun birader, bu sene bilmemkaç milyon lira ciro yaptın diye mi?
"Devlet büyükleri" bu kapsamda. Bir de "devlet sanatçıları"...
neyse konu o değil de aklıma eski bir haber geldi... türkan Şoray ile alakalı. türkan Hanım uçağa geç kalmış, VIP kapısına yönelmiş, geçirmemişler.
"Ben devlet sanatçısıyım" demiş, "nereden bilelim" diye bir cevap almış.
Türkan Şoray da devlet sanatçısıymış meğer. (Devlete büyük hizmetleri dokunmuş olmalı.)
Sinirlenmiş, çantasında "devlet sanatçısı kimliği" varmış, inadına göstermemiş. (o nasıl bir şey gerçekten bilmiyorum)
Türkan Şoray bu devlet sanatçılığı saçmalığına razı olduysa otuz sene evvel, "ayrıcalıklı muamele" istemekte haklıdır. Fakat adı yetmeli, bir de kart göstermek zorunda bırakılmamalıydı.
türkan hanım'ı çok iyi anlıyorum. Ama devlet sanatçısı kimliğine sığınmamalıydı, "benim adım Türkan Şoray, bu ülkede yaşıyor ve tanımıyorsan senin öküzlüğün" diyebilmeliydi.
Öyle ya, Gülriz Sururi için "o kadın vaktiyle tiyatrocuymuş, doğru mu" diye sorabilen pırıl pırıl beyinsizlerin yaşadığı bir ülkede... Devlet sanatçıları devlete mi hizmet etmişlerdir? Hadi Devlet Tiyatroları'ndan emekli olanı anlayalım da...
Sanata hizmet etmişlerdir, topluma hizmet etmişlerdir, insanlara hizmet etmişlerdir, insanlığa hizmet etmişlerdir, devlet nereden çıkıyor?
1971 yılında, faşist cunta döneminde, faşizme uşaklık eden bürokratlar tarafından icat edilmiş bir "bürokrasi ödülüdür" bu. Devletle bir sorun yaşamamış, suya sabuna dokunmayan, yerleşik düzene çıkıntılık, aykırılık etmeyen, yani "solcu molcu olmayan", bir zamanlar çok güldüğümüz bir deyimle "pasaport alabilen" sanatçılar böylece maaşa da bağlanmışlar, daha da ehlileştirilmişlerdi.
Sanatçı olsaydım, "devlet sanatçısı" ünvanını reddederdim. Belki ağzımı da bozardım.
Tıpkı koca bir sanat anıtı olan Ara Güler'in vakti zamanında yapmış olduğu gibi.
"Ancak komünist ülkelerde devletin sanatçısı olur" demişti...
çevresi geniş bir adam. ee tabi tanıdıklarıyla ben de tanışıyorum, sonra başka bir gün tekrar falan... Birileri tarafından, hem de genellikle sabahın köründe "esir alınmayı" sevmiyorum üstelik.
Salonuna girmem ama uçakta paraya kıyıp "önde" gitmek konforlu, beleş ikramlar uğruna değil, yanım yörem boş olsun da rahat edeyim diye. götüm büyük değil ama konforuma düşkünüm...
O beleş kahve uğruna sekiz takla atanlar vardır. O salonda "görünmek" için dokuz takla atanlar vardır. Böylece "varolduklarını" ve diğer insanlardan üstün olduklarını hissederler.
VIP... Very important person... Ya da CIP... Commercially important person... Nereden çok önemli kişi oluyorsun birader, bu sene bilmemkaç milyon lira ciro yaptın diye mi?
"Devlet büyükleri" bu kapsamda. Bir de "devlet sanatçıları"...
neyse konu o değil de aklıma eski bir haber geldi... türkan Şoray ile alakalı. türkan Hanım uçağa geç kalmış, VIP kapısına yönelmiş, geçirmemişler.
"Ben devlet sanatçısıyım" demiş, "nereden bilelim" diye bir cevap almış.
Türkan Şoray da devlet sanatçısıymış meğer. (Devlete büyük hizmetleri dokunmuş olmalı.)
Sinirlenmiş, çantasında "devlet sanatçısı kimliği" varmış, inadına göstermemiş. (o nasıl bir şey gerçekten bilmiyorum)
Türkan Şoray bu devlet sanatçılığı saçmalığına razı olduysa otuz sene evvel, "ayrıcalıklı muamele" istemekte haklıdır. Fakat adı yetmeli, bir de kart göstermek zorunda bırakılmamalıydı.
türkan hanım'ı çok iyi anlıyorum. Ama devlet sanatçısı kimliğine sığınmamalıydı, "benim adım Türkan Şoray, bu ülkede yaşıyor ve tanımıyorsan senin öküzlüğün" diyebilmeliydi.
Öyle ya, Gülriz Sururi için "o kadın vaktiyle tiyatrocuymuş, doğru mu" diye sorabilen pırıl pırıl beyinsizlerin yaşadığı bir ülkede... Devlet sanatçıları devlete mi hizmet etmişlerdir? Hadi Devlet Tiyatroları'ndan emekli olanı anlayalım da...
Sanata hizmet etmişlerdir, topluma hizmet etmişlerdir, insanlara hizmet etmişlerdir, insanlığa hizmet etmişlerdir, devlet nereden çıkıyor?
1971 yılında, faşist cunta döneminde, faşizme uşaklık eden bürokratlar tarafından icat edilmiş bir "bürokrasi ödülüdür" bu. Devletle bir sorun yaşamamış, suya sabuna dokunmayan, yerleşik düzene çıkıntılık, aykırılık etmeyen, yani "solcu molcu olmayan", bir zamanlar çok güldüğümüz bir deyimle "pasaport alabilen" sanatçılar böylece maaşa da bağlanmışlar, daha da ehlileştirilmişlerdi.
Sanatçı olsaydım, "devlet sanatçısı" ünvanını reddederdim. Belki ağzımı da bozardım.
Tıpkı koca bir sanat anıtı olan Ara Güler'in vakti zamanında yapmış olduğu gibi.
"Ancak komünist ülkelerde devletin sanatçısı olur" demişti...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar