bugün
- binyamin netanyahu12
- kelek çıkarsa gel götten sik beni abi diyen manav6
- cumhuriyetten rahatsız olan insan5
- nervio abla20
- herkese veren biri4
- ismail kartal23
- ayağını emojiyle kapatan insan3
- efendiler yarın cumhuriyet ilan edeceğiz6
- tuzlu kahve dizisi4
- mavi4
- salçalı makarna12
- sözlüğe hareket getirecek şey8
- laşon hara2
- yeni evli çift aktiviteleri16
- yazılımcıların flört edememesi8
- motorsiklet6
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak17
- güzel bir kadının giydiği çorap5
- türkiye cumhuriyeti3
- görükle den moskova'ya yürümek5
- madencilerin ankara'ya yürüyüşüne müdahale3
- vajinaya limon sıkıp emmek3
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması6
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- yerde para bulmak8
- araba almak3
- porsche5
- kedimin yatağıma kusması7
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- 28 ekim 2026 kars 36 spor antalyaspor maçı2
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması4
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır8
- sabahları sevilen şeyler6
- mutlu günleri beklemek15
- volkswagen beetle kullanan seri katil2
- en lezzetli balık12
- bölücü yavşak duruşmada terledi2
- neden herkes haklı olduğunu düşünüyor2
- güney kore34
- vajinaya dil atmak15
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar20
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı10
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum15
- sözlük kızlarının çorapları11
- 2026 baro seçimleri4
- yaşamak üzerine2
- kimsenin sizi sevmemesi16
- ümit kocasakal19
- nervio tarzı entry girmek24
bak "ece" başlığı açmış ve yazmış... aferin sana ece kızım! otur. "sıfır"!
Gündemde böyle bir konu yok ama bu konunun içini doldurmayacağım anlamına gelmiyor. benim entryim, benim gündemim.
Balkan Paktı (siyasal bilimler literatüründe "antantı" diye de geçer), 1934 yılında kuruldu. büyük bir dış politika zaferi olarak öğretilir.
Buna göre, Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya "birbirlerinin varlığına ve sınırlarına saygı göstereceklerdi"... Bulgaristan ve Arnavutluk katılmadılar ama "eksikli anlaşma" büyük bir başarı olarak kabul edildi.
Ne Romanya'nın ne de Yugoslavya'nın Türkiye'ye herhangi bir "saygısızlığı" olmuştu, ne de Türkiye'nin onlara... Öyleyse nereden çıkmıştı damdan düşer gibi bu mesele?
Pakt, aslında Türkiye ile Yunanistan arasında üç yıl önce başlamış "yumuşama" havasının ve "yakınlaşma" (rapprochement) ilişkisinin tesciliydi. Diğer bazı ülkeler de anlaşmada aksesuar olarak yer aldılar.
Anlaşma Atina'da imzalandı, Ankara'da değil.
Ee? Ee'si bu işte. Bu kadar.
Üç yıl sonra Yugoslavya su koyuverdi. Yugoslavya bizim sınırlarımıza saygı gösterse ne olacaktı, göstermese ne yazacaktı?
imza atan ülkeler birbirlerinin sınırlarına saygı göstereceklerdi. Fakat Almanya da en ufak bir saygı göstermedi, 1941 yılında Yugoslavya ve Yunanistan'ı yutuverdi. Romanya zaten ondan yanaydı.
Türkiye kılını bile kıpırdatmadı. Kıpırdatacak gücü mü vardı? Komşusunu korumak için Almanya'yla mı kapışacaktı? Saygı göstermekle yükümlü olduğu sınırları nasıl savunacaktı? "yaptırım" mı vardı? Öyleyse ne yararı olmuştur bu büyük başarının ve de ne anlamı vardır?
bir anlamı yoktu! Öylesine kafama takıldı işte...
sözlük yazarlarına olta atıp yakalayayım ki oradan da kafamızı kurcalayan asıl meseleye gelelim; Türk ordusunun 1936 yılına kadar istanbul'a ve Çanakkale'ye yaklaşmasının yasak olduğunu biliyor muydunuz?
Evet, Lozan yazmaktan zevk aldıkları Lausanne'a göre Türk ordusu kendi topraklarının bir bölümüne giremiyor, "tahkimat" yapamıyordu!
Ancak Montreux Antlaşması'yla boğazlara Türk askeri girebildi.
Büyük başarılar dizisi...
Protesto ediyorum, benim bedenim, pardon, entryim, benim gündemim.
Kafamı kızdırmayın, soyunurum haa... Şimdi çok moda...
Gündemde böyle bir konu yok ama bu konunun içini doldurmayacağım anlamına gelmiyor. benim entryim, benim gündemim.
Balkan Paktı (siyasal bilimler literatüründe "antantı" diye de geçer), 1934 yılında kuruldu. büyük bir dış politika zaferi olarak öğretilir.
Buna göre, Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya "birbirlerinin varlığına ve sınırlarına saygı göstereceklerdi"... Bulgaristan ve Arnavutluk katılmadılar ama "eksikli anlaşma" büyük bir başarı olarak kabul edildi.
Ne Romanya'nın ne de Yugoslavya'nın Türkiye'ye herhangi bir "saygısızlığı" olmuştu, ne de Türkiye'nin onlara... Öyleyse nereden çıkmıştı damdan düşer gibi bu mesele?
Pakt, aslında Türkiye ile Yunanistan arasında üç yıl önce başlamış "yumuşama" havasının ve "yakınlaşma" (rapprochement) ilişkisinin tesciliydi. Diğer bazı ülkeler de anlaşmada aksesuar olarak yer aldılar.
Anlaşma Atina'da imzalandı, Ankara'da değil.
Ee? Ee'si bu işte. Bu kadar.
Üç yıl sonra Yugoslavya su koyuverdi. Yugoslavya bizim sınırlarımıza saygı gösterse ne olacaktı, göstermese ne yazacaktı?
imza atan ülkeler birbirlerinin sınırlarına saygı göstereceklerdi. Fakat Almanya da en ufak bir saygı göstermedi, 1941 yılında Yugoslavya ve Yunanistan'ı yutuverdi. Romanya zaten ondan yanaydı.
Türkiye kılını bile kıpırdatmadı. Kıpırdatacak gücü mü vardı? Komşusunu korumak için Almanya'yla mı kapışacaktı? Saygı göstermekle yükümlü olduğu sınırları nasıl savunacaktı? "yaptırım" mı vardı? Öyleyse ne yararı olmuştur bu büyük başarının ve de ne anlamı vardır?
bir anlamı yoktu! Öylesine kafama takıldı işte...
sözlük yazarlarına olta atıp yakalayayım ki oradan da kafamızı kurcalayan asıl meseleye gelelim; Türk ordusunun 1936 yılına kadar istanbul'a ve Çanakkale'ye yaklaşmasının yasak olduğunu biliyor muydunuz?
Evet, Lozan yazmaktan zevk aldıkları Lausanne'a göre Türk ordusu kendi topraklarının bir bölümüne giremiyor, "tahkimat" yapamıyordu!
Ancak Montreux Antlaşması'yla boğazlara Türk askeri girebildi.
Büyük başarılar dizisi...
Protesto ediyorum, benim bedenim, pardon, entryim, benim gündemim.
Kafamı kızdırmayın, soyunurum haa... Şimdi çok moda...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar