bugün
- ısparta da gece hayatı11
- ya aşkım senin neden bicepslerin yok diyen kız9
- sözlük erkeklerinin bicepsleri80
- bicepsiz fakir erkek6
- duanın bir şeye yaramaması28
- akplisin yani27
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır7
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey5
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı25
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- türkiye de israilli kadına saldıran yobazlar4
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- ev içinde uludağ sözlüğe bakamamak6
- anın betimlemesi2
- canım ıspartam5
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- kabul görmüş fikirlerin öğretmen odasındaki hali2
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- isparta'yı bir cümle ile anlatmak2
- botoks yaptırmış sözlük üyeleri7
- dölüm geldi diyen erkek4
- fon vurgunu52
- hiç uçağa binmemek3
- her gün 14 yumurta yiyen sözlük insanı3
- 3 saat çalışan çamaşır makinesi9
- insanın biraz da kendisi için üzülmesi2
- biberiye turşusu5
- bicepsini çıkartıp sözlük kızlarına gösteren hain7
- aykirikadin13
- fatma betül sayan kaya22
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım6
- israil şekeli ingiliz sterlini vs türk lirası2
- her şeye neden diye sormak4
- ne yapıyorsun8
- akın gürlek'in fon krizi bilançosu2
- kendine hayır demek2
- ayak fetişizminin neresi sapıklık9
- akp li akp li bakan tip8
- neden 50 tane arap devleti var12
- 24 eylül 2017 sözlük erkekleri sözlük kızları maçı6
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti4
- lille galatasaray maçı saat 19 45 te trt 1 de5
- erzurum vs sivas3
- çirkin ama fakir erkek7
- akşamki tantana15
- ay bayılazaam3
- masklavi bakaya asker firarisi filmi2
- 90lar2
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- ideal erkek vücudu nasıl olmalıdır5
vay be kaç yıl olmuş... daha dün gibi...
gramer olarak başlı başına bir hata olsa da, Hadi hadi, dürüst olun, açık konuşun: Başbakan, açık oturumun yöneticisi David Ignatius a da, Şimon Peres e de "bozuğunu atıp" toplantıyı terk edince içinizden "ulan helal olsun" demediniz mi?
Peki, gecenin köründe onu karşılamak üzere Yeşilköy'e koşan binlerce kişiyi görünce aklınızdan "vay amk demek önemli bir hadiseydi bu" şeklinde düşünmemiş miydiniz zamanında?
Hatta "AKP'ye oy vermeyecektim ama şimdi vereceğim" diye düşünenler de mi çıkmadı aranızdan o yıllarda?
yalan söylüyorsunuz...
Bu yalan, George Bush'a ayakkabı fırlatan Arap gazeteciyi alkışlayıp, şimdi de "Erdoğan yanlış yaptı" edebiyatına yatanların ikiyüzlü çıkarcılığını andırıyor...
bu sergilenen tutum o zamanlar akp ye oy olarak geri dönmüştür. siz vermediniz belki ama verenler oldu.
gerçi sonradan bu görüntüler de yalan oldu israil ile anlaştık falan ama şu an konu sadece bu görüntüler.
Türk, efelenmeyi sever. Efelenen başbakan da hoşuna gider.
Daha önce "masaya yumruğunu vurdu kalktı" balonlarını çok dinlemiş ama ilk kez gerçekten kalkıp giden bir başbakan görmüştü canlı yayında canlı canlı.
Çünkü Türk, büyük bir imparatorluk kurmuş ve altı yüz yıl da yönetmiştir.
En "ulusalcı" geçinenlerin bile aklına hemen yeni bir imparatorluk gelmesi, heveslerinin hemen bir Turan imparatorluğu'na yönelmesi de bundandır. Aşağısı kurtarmaz!
"Misak-ı milli sınırları", herkesin bilinçaltında "geçici bir süre katlanılmak zorunda kalınan bir emrivakidir" bu ülkede...
Çünkü biz israil'e de, Irak'a da, Suriye'ye de, Mısır'a da, Lübnan'a da, Arabistan'a da, hatta Yunanistan'a da, Bulgaristan'a da, Kosova'ya da, Bosna'ya da "eski vilayetimiz" gözüyle bakarız... Çünkü öyledir!
işte bunun için, bilinçaltımızda Kuzey Kıbrıs da "üç yüz yıl süren toprak kaybı sürecinden sonra hiç olmazsa azıcığını geri alabildiğimiz bir parçadır"...
işte bu nedenle Kıbrıs'tan çekilmek istemeyiz, çünkü bize "vermek" gibi görünür.
işte bu nedenle "israil'e ayar veren" bir başbakan da kahraman gibi karşılanır!
israil ile ilişkilerimizin bozulması ya da bozulmaması da, "monşer kılıklı" üç beş emekli memurdan ve onların kafasında giden üç beş karta kaçmış solcu eskisinden başka kimsenin umurunda olmamıştı zamanında kamuoyunda...
"istanbul'u başkent yapmak istiyorlar" diye atıp tutanlar gizlice "ulan fena da olmaz ha" demişlerdi kendi kendilerine...
siz isteseniz de istemeseniz de "Kasımpaşalı" o günden bu güne hep kazanmaya devam etti. Kılıçdaroğlu na oy toplamak için takla atanlardan başkası da yırtık pabuçla çamurda gezmek gibi ucuz "popülizm" numaralarını da o günden bu güne yapmaya devam etti.
Çünkü orası istanbul'dur, bozkır değildir. orada bin çeşit kertenkele vardır ama hiçbirinin ruhu kalorifer dumanı kokmaz.
gramer olarak başlı başına bir hata olsa da, Hadi hadi, dürüst olun, açık konuşun: Başbakan, açık oturumun yöneticisi David Ignatius a da, Şimon Peres e de "bozuğunu atıp" toplantıyı terk edince içinizden "ulan helal olsun" demediniz mi?
Peki, gecenin köründe onu karşılamak üzere Yeşilköy'e koşan binlerce kişiyi görünce aklınızdan "vay amk demek önemli bir hadiseydi bu" şeklinde düşünmemiş miydiniz zamanında?
Hatta "AKP'ye oy vermeyecektim ama şimdi vereceğim" diye düşünenler de mi çıkmadı aranızdan o yıllarda?
yalan söylüyorsunuz...
Bu yalan, George Bush'a ayakkabı fırlatan Arap gazeteciyi alkışlayıp, şimdi de "Erdoğan yanlış yaptı" edebiyatına yatanların ikiyüzlü çıkarcılığını andırıyor...
bu sergilenen tutum o zamanlar akp ye oy olarak geri dönmüştür. siz vermediniz belki ama verenler oldu.
gerçi sonradan bu görüntüler de yalan oldu israil ile anlaştık falan ama şu an konu sadece bu görüntüler.
Türk, efelenmeyi sever. Efelenen başbakan da hoşuna gider.
Daha önce "masaya yumruğunu vurdu kalktı" balonlarını çok dinlemiş ama ilk kez gerçekten kalkıp giden bir başbakan görmüştü canlı yayında canlı canlı.
Çünkü Türk, büyük bir imparatorluk kurmuş ve altı yüz yıl da yönetmiştir.
En "ulusalcı" geçinenlerin bile aklına hemen yeni bir imparatorluk gelmesi, heveslerinin hemen bir Turan imparatorluğu'na yönelmesi de bundandır. Aşağısı kurtarmaz!
"Misak-ı milli sınırları", herkesin bilinçaltında "geçici bir süre katlanılmak zorunda kalınan bir emrivakidir" bu ülkede...
Çünkü biz israil'e de, Irak'a da, Suriye'ye de, Mısır'a da, Lübnan'a da, Arabistan'a da, hatta Yunanistan'a da, Bulgaristan'a da, Kosova'ya da, Bosna'ya da "eski vilayetimiz" gözüyle bakarız... Çünkü öyledir!
işte bunun için, bilinçaltımızda Kuzey Kıbrıs da "üç yüz yıl süren toprak kaybı sürecinden sonra hiç olmazsa azıcığını geri alabildiğimiz bir parçadır"...
işte bu nedenle Kıbrıs'tan çekilmek istemeyiz, çünkü bize "vermek" gibi görünür.
işte bu nedenle "israil'e ayar veren" bir başbakan da kahraman gibi karşılanır!
israil ile ilişkilerimizin bozulması ya da bozulmaması da, "monşer kılıklı" üç beş emekli memurdan ve onların kafasında giden üç beş karta kaçmış solcu eskisinden başka kimsenin umurunda olmamıştı zamanında kamuoyunda...
"istanbul'u başkent yapmak istiyorlar" diye atıp tutanlar gizlice "ulan fena da olmaz ha" demişlerdi kendi kendilerine...
siz isteseniz de istemeseniz de "Kasımpaşalı" o günden bu güne hep kazanmaya devam etti. Kılıçdaroğlu na oy toplamak için takla atanlardan başkası da yırtık pabuçla çamurda gezmek gibi ucuz "popülizm" numaralarını da o günden bu güne yapmaya devam etti.
Çünkü orası istanbul'dur, bozkır değildir. orada bin çeşit kertenkele vardır ama hiçbirinin ruhu kalorifer dumanı kokmaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar