bugün
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- horoz hayası çorbası4
- the merich10
- kadim kültürler4
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak8
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- arkadaşlar beni gammazlayın6
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- cabrio mercedes süren kadının arabasına atlamak2
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- sözlük kızlarının kombinleri20
- gocusuz sözlük4
- velvet vs nervio19
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip5
- bir üniversitenin kötü olduğunu anlama yolları2
- bira cips6
- sözlük kızlarının burunları3
- age of empire 23
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- kısık sesle hapşıran erkek2
- gammazların sanki biraz şey olması2
- cristiano ronaldo dos santos aveiro2
- kalpte velvele yaratan güzel yazar4
- laptop5
- ömer hayyam3
- binlerce dansöz var3
- kafanızdaki ses4
- sözlük kızlarının aletleri2
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- sudekiray7
- aga be şarkılar5
- kaçak elektrik kullann bölgelern elektriğin kesmek4
- cin çarpma hikayeleri2
- arkadaşlar nasılsınız2
- maden suyu4
- sözlük kızlarının göbek delikleri2
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- şeytan5
- ispanya20
- yazarların çocukken en sevdiği çizgi film3
- zam2
- ismet'in çok hızlı entry girmesi3
- tarot bakabilen sözlük yazarları3
- mezarlıkları sevmek5
vay be kaç yıl olmuş... daha dün gibi...
gramer olarak başlı başına bir hata olsa da, Hadi hadi, dürüst olun, açık konuşun: Başbakan, açık oturumun yöneticisi David Ignatius a da, Şimon Peres e de "bozuğunu atıp" toplantıyı terk edince içinizden "ulan helal olsun" demediniz mi?
Peki, gecenin köründe onu karşılamak üzere Yeşilköy'e koşan binlerce kişiyi görünce aklınızdan "vay amk demek önemli bir hadiseydi bu" şeklinde düşünmemiş miydiniz zamanında?
Hatta "AKP'ye oy vermeyecektim ama şimdi vereceğim" diye düşünenler de mi çıkmadı aranızdan o yıllarda?
yalan söylüyorsunuz...
Bu yalan, George Bush'a ayakkabı fırlatan Arap gazeteciyi alkışlayıp, şimdi de "Erdoğan yanlış yaptı" edebiyatına yatanların ikiyüzlü çıkarcılığını andırıyor...
bu sergilenen tutum o zamanlar akp ye oy olarak geri dönmüştür. siz vermediniz belki ama verenler oldu.
gerçi sonradan bu görüntüler de yalan oldu israil ile anlaştık falan ama şu an konu sadece bu görüntüler.
Türk, efelenmeyi sever. Efelenen başbakan da hoşuna gider.
Daha önce "masaya yumruğunu vurdu kalktı" balonlarını çok dinlemiş ama ilk kez gerçekten kalkıp giden bir başbakan görmüştü canlı yayında canlı canlı.
Çünkü Türk, büyük bir imparatorluk kurmuş ve altı yüz yıl da yönetmiştir.
En "ulusalcı" geçinenlerin bile aklına hemen yeni bir imparatorluk gelmesi, heveslerinin hemen bir Turan imparatorluğu'na yönelmesi de bundandır. Aşağısı kurtarmaz!
"Misak-ı milli sınırları", herkesin bilinçaltında "geçici bir süre katlanılmak zorunda kalınan bir emrivakidir" bu ülkede...
Çünkü biz israil'e de, Irak'a da, Suriye'ye de, Mısır'a da, Lübnan'a da, Arabistan'a da, hatta Yunanistan'a da, Bulgaristan'a da, Kosova'ya da, Bosna'ya da "eski vilayetimiz" gözüyle bakarız... Çünkü öyledir!
işte bunun için, bilinçaltımızda Kuzey Kıbrıs da "üç yüz yıl süren toprak kaybı sürecinden sonra hiç olmazsa azıcığını geri alabildiğimiz bir parçadır"...
işte bu nedenle Kıbrıs'tan çekilmek istemeyiz, çünkü bize "vermek" gibi görünür.
işte bu nedenle "israil'e ayar veren" bir başbakan da kahraman gibi karşılanır!
israil ile ilişkilerimizin bozulması ya da bozulmaması da, "monşer kılıklı" üç beş emekli memurdan ve onların kafasında giden üç beş karta kaçmış solcu eskisinden başka kimsenin umurunda olmamıştı zamanında kamuoyunda...
"istanbul'u başkent yapmak istiyorlar" diye atıp tutanlar gizlice "ulan fena da olmaz ha" demişlerdi kendi kendilerine...
siz isteseniz de istemeseniz de "Kasımpaşalı" o günden bu güne hep kazanmaya devam etti. Kılıçdaroğlu na oy toplamak için takla atanlardan başkası da yırtık pabuçla çamurda gezmek gibi ucuz "popülizm" numaralarını da o günden bu güne yapmaya devam etti.
Çünkü orası istanbul'dur, bozkır değildir. orada bin çeşit kertenkele vardır ama hiçbirinin ruhu kalorifer dumanı kokmaz.
gramer olarak başlı başına bir hata olsa da, Hadi hadi, dürüst olun, açık konuşun: Başbakan, açık oturumun yöneticisi David Ignatius a da, Şimon Peres e de "bozuğunu atıp" toplantıyı terk edince içinizden "ulan helal olsun" demediniz mi?
Peki, gecenin köründe onu karşılamak üzere Yeşilköy'e koşan binlerce kişiyi görünce aklınızdan "vay amk demek önemli bir hadiseydi bu" şeklinde düşünmemiş miydiniz zamanında?
Hatta "AKP'ye oy vermeyecektim ama şimdi vereceğim" diye düşünenler de mi çıkmadı aranızdan o yıllarda?
yalan söylüyorsunuz...
Bu yalan, George Bush'a ayakkabı fırlatan Arap gazeteciyi alkışlayıp, şimdi de "Erdoğan yanlış yaptı" edebiyatına yatanların ikiyüzlü çıkarcılığını andırıyor...
bu sergilenen tutum o zamanlar akp ye oy olarak geri dönmüştür. siz vermediniz belki ama verenler oldu.
gerçi sonradan bu görüntüler de yalan oldu israil ile anlaştık falan ama şu an konu sadece bu görüntüler.
Türk, efelenmeyi sever. Efelenen başbakan da hoşuna gider.
Daha önce "masaya yumruğunu vurdu kalktı" balonlarını çok dinlemiş ama ilk kez gerçekten kalkıp giden bir başbakan görmüştü canlı yayında canlı canlı.
Çünkü Türk, büyük bir imparatorluk kurmuş ve altı yüz yıl da yönetmiştir.
En "ulusalcı" geçinenlerin bile aklına hemen yeni bir imparatorluk gelmesi, heveslerinin hemen bir Turan imparatorluğu'na yönelmesi de bundandır. Aşağısı kurtarmaz!
"Misak-ı milli sınırları", herkesin bilinçaltında "geçici bir süre katlanılmak zorunda kalınan bir emrivakidir" bu ülkede...
Çünkü biz israil'e de, Irak'a da, Suriye'ye de, Mısır'a da, Lübnan'a da, Arabistan'a da, hatta Yunanistan'a da, Bulgaristan'a da, Kosova'ya da, Bosna'ya da "eski vilayetimiz" gözüyle bakarız... Çünkü öyledir!
işte bunun için, bilinçaltımızda Kuzey Kıbrıs da "üç yüz yıl süren toprak kaybı sürecinden sonra hiç olmazsa azıcığını geri alabildiğimiz bir parçadır"...
işte bu nedenle Kıbrıs'tan çekilmek istemeyiz, çünkü bize "vermek" gibi görünür.
işte bu nedenle "israil'e ayar veren" bir başbakan da kahraman gibi karşılanır!
israil ile ilişkilerimizin bozulması ya da bozulmaması da, "monşer kılıklı" üç beş emekli memurdan ve onların kafasında giden üç beş karta kaçmış solcu eskisinden başka kimsenin umurunda olmamıştı zamanında kamuoyunda...
"istanbul'u başkent yapmak istiyorlar" diye atıp tutanlar gizlice "ulan fena da olmaz ha" demişlerdi kendi kendilerine...
siz isteseniz de istemeseniz de "Kasımpaşalı" o günden bu güne hep kazanmaya devam etti. Kılıçdaroğlu na oy toplamak için takla atanlardan başkası da yırtık pabuçla çamurda gezmek gibi ucuz "popülizm" numaralarını da o günden bu güne yapmaya devam etti.
Çünkü orası istanbul'dur, bozkır değildir. orada bin çeşit kertenkele vardır ama hiçbirinin ruhu kalorifer dumanı kokmaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar