bugün
- fiziği güzel sözlük kızları41
- memeleri kafam kadar kız22
- küçük memeli sözlük erkekleri12
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak7
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- uyumadan önce yapılan keyifli işler6
- afyon civarı pasif var mı7
- eve escort çağırmak6
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması21
- geleneksel sözlüğün en iyi memesi yarışması6
- 46 yaş4
- baklavası olmayan erkek5
- nervio5
- sözlük kızları'nın meme muhabbeti yapması6
- hande ataizi ile günah dolu bir gece geçirmek7
- silikonlu memelerini sıktırmayan bayan5
- ayakları güzel sözlük kızları5
- dünya nın girişine yazılması gereken söz2
- sözlük yazarlarının benzediği ünlü sayısı8
- recep tayyip erdoğan10
- sözlüğün meme üstadı5
- fatma betül sayan kaya57
- eve gelen escorta ütü yaptırmak4
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- motorsiklet sürmek3
- recep tayyip erdoğan kalp krizi geçirseydi2
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil9
- fakir siniri6
- başlığa gelin meme var4
- sözlükte kavga edecek birini bulamamak9
- ibne3
- hiçbir kanuna uymayan akp'li zenginler6
- arkadaşlar çok sıkıcısınız4
- bütün gece meme konuşulup meme atılmaması3
- sevgilisinden yeni ayrılanlara tavsiyeler4
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- bir günlüğüne erkek olsam3
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi12
- şampuan önerisi8
- başlık altında laf sokmaya çalışan tipler2
- 21 ocak 2025 bolu kartalkaya otel yangını4
- karın kaslarıyla soda kapağı açamayan erkek2
- kriteri mriteri olmayan insan tipi2
- kendisiyle övünen insanlar15
- ups boobss nickli yazar5
- arkadaşlar beni hanginiz takipten çıktı4
- kız silkmek2
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- cumartesi gecesi sokağa çıkan ezik ve ahmak insan3
- gece acıkması3
internet'in "yeni çıktığı" sıralarda, 1997 yılında, on dört yaşında bir Amerikalı, Nathan Zohner, "sanal dünyayı" birbirine kattı.
Zohner, "dihidrojen monoksit" adlı kimyasal bileşkenin insan sağlığına çok zararlı olduğunu ileri sürüyordu.
Dihidrojen monoksit, kanserli hücrelerde en çok bulunan kimyasal madde olmakla kalmıyor, aynı zamanda yoğun terleme ve kusmaya yol açıyor, ağız yoluyla yüksek dozda alındığında boğulmaya neden oluyordu... Yalnız insan sağlığına değil madenlere de zarar veriyor, uzun süreli temasta paslanmaya ve erimeye de yol açıyordu. Bu korkunç madde aynı zamanda nükleer enerji santrallarında da kullanılıyordu.
Üstelik bu tehlikeli maddeye, Amerika'nın belli başlı bütün su kaynaklarında, yani deniz, nehir, göl ve barajlarında rastlanmıştı. Dihidrojen monoksitin özellikle suya karışması önlenmeliydi!
Zohner, bu amaçla bir imza kampanyası başlattı. Binlerce kişi bu kampanyaya imza verdi.
Sonra da işin suyu çıktı...
Evet, işin "suyu" gerçekten çıkmıştı, çünkü, imza kampanyasında DHMO koduyla geçen bu madde, gerçekten de molekülü iki hidrojen atomuyla bir oksijen atomundan oluşan ve formülü daha ziyade H2O olarak bilinen şeyin, yani bildiğimiz suyun ta kendisiydi!
Zohner'in kendi okulunda, yani hepsi kimya dersi gören Idaho eyaletinin Idaho Falls kasabasının Eagle Rock Junior High School öğrencileri arasında bile, "suyun yasaklanması ve suya su katılmasının önlenmesi" için imza verenlerin oranı, yüzde 86'yı bulmuştu!
Daha sonra da, bu kepazeliğin, insanların "usturuplu yalanlara inanma" katsayısını ölçmek isteyen bir grup Kaliforniya Üniversitesi öğrencisi, Eric Lechner, Lars Norpchen, Matthew Kaufman ve Craig Jackson tarafından olaydan yedi yıl önce tasarlanmış bir sosyalpsikoloji deneyi olduğu ortaya çıktı.
Hatta Jackson, "bakalım kaç enayi takılacak" diye, "DHMO'ya Hayır" adında uyduruk bir sivil toplum örgütü bile kurmuştu!
Zokayı yutanların bir kısmı hidrojen kelimesinden ürkmüş, bir kısmı da "monoksit"i duyunca akıllarına karbon monoksiti getirmiş olmalıydılar...
Fakat burada önemli ve ilginç olan, sürü davranışıydı... Bilimsellik kokan her hıyara elinde tuzlukla koşma yanılgısı... "Birileri imza veriyor, ben de geri kalmayayım" özentisi... Duyduğu, hele Internet'te duyduğu her şeye, anlayıp dinlemeden, üzerinde durup düşünmeden, araştırmadan inanma eğilimi...
O günden beri de bu tutuma "Zohnerizm" adı veriliyor.
Uluslararası sosyalpsikoloji camiasının haberi var mıdır bilmem ama, bizde de buna benzer bir deney, bilimsel olmamakla birlikte en azından "ampirik" düzeyde yapıldı. Bu bir "otoriteye boyun eğme" deneyi oldu.
1986'da, Ferhan Şensoy'un yönettiği "içinden Tramvay Geçen Şarkı" adlı oyunda rol alan genç oyuncular, sahnede giydikleri SS üniformalarıyla istiklal Caddesi'ne inip yol kestiler. Gelip geçenlerden kimlik sordular ve arama yaptılar.
Bir tek Allah'ın kulu itiraz etmedi! Bir tek kişi çıkıp da, "film mi çeviriliyor, ne oluyoruz, siz kimsiniz, bu nerenin üniforması, hangi devirde, hangi ülkede yaşıyoruz, zaman kaymasına mı uğradık, yoksa bizi işletiyor musunuz" demedi!
Herkes kuzu kuzu üstünü başını arattı, herkes kuzu kuzu kimliğini çıkarıp gösterdi. Üstelik arama Almanca yapılmaktaydı ve oyuncular deneklere "Halt! Papieren bitte!" demişlerdi.
Yahu şimdi benim de aklıma ne geldi... Şöyle bir fırlama velet bizde de çıksa da, Internet'te "Ergenekon'un olmadığı kesinlikle kanıtlandı... Örgüt üyesi denenler Atatürk düşmanlarının kurbanlarıymış" diye bir kıtır atsa, inanacak kaç dangalak çıkar acaba?
Hani bazı gazetelerde böyleleri var da, o bakımdan yani...
engin ardıç
Zohner, "dihidrojen monoksit" adlı kimyasal bileşkenin insan sağlığına çok zararlı olduğunu ileri sürüyordu.
Dihidrojen monoksit, kanserli hücrelerde en çok bulunan kimyasal madde olmakla kalmıyor, aynı zamanda yoğun terleme ve kusmaya yol açıyor, ağız yoluyla yüksek dozda alındığında boğulmaya neden oluyordu... Yalnız insan sağlığına değil madenlere de zarar veriyor, uzun süreli temasta paslanmaya ve erimeye de yol açıyordu. Bu korkunç madde aynı zamanda nükleer enerji santrallarında da kullanılıyordu.
Üstelik bu tehlikeli maddeye, Amerika'nın belli başlı bütün su kaynaklarında, yani deniz, nehir, göl ve barajlarında rastlanmıştı. Dihidrojen monoksitin özellikle suya karışması önlenmeliydi!
Zohner, bu amaçla bir imza kampanyası başlattı. Binlerce kişi bu kampanyaya imza verdi.
Sonra da işin suyu çıktı...
Evet, işin "suyu" gerçekten çıkmıştı, çünkü, imza kampanyasında DHMO koduyla geçen bu madde, gerçekten de molekülü iki hidrojen atomuyla bir oksijen atomundan oluşan ve formülü daha ziyade H2O olarak bilinen şeyin, yani bildiğimiz suyun ta kendisiydi!
Zohner'in kendi okulunda, yani hepsi kimya dersi gören Idaho eyaletinin Idaho Falls kasabasının Eagle Rock Junior High School öğrencileri arasında bile, "suyun yasaklanması ve suya su katılmasının önlenmesi" için imza verenlerin oranı, yüzde 86'yı bulmuştu!
Daha sonra da, bu kepazeliğin, insanların "usturuplu yalanlara inanma" katsayısını ölçmek isteyen bir grup Kaliforniya Üniversitesi öğrencisi, Eric Lechner, Lars Norpchen, Matthew Kaufman ve Craig Jackson tarafından olaydan yedi yıl önce tasarlanmış bir sosyalpsikoloji deneyi olduğu ortaya çıktı.
Hatta Jackson, "bakalım kaç enayi takılacak" diye, "DHMO'ya Hayır" adında uyduruk bir sivil toplum örgütü bile kurmuştu!
Zokayı yutanların bir kısmı hidrojen kelimesinden ürkmüş, bir kısmı da "monoksit"i duyunca akıllarına karbon monoksiti getirmiş olmalıydılar...
Fakat burada önemli ve ilginç olan, sürü davranışıydı... Bilimsellik kokan her hıyara elinde tuzlukla koşma yanılgısı... "Birileri imza veriyor, ben de geri kalmayayım" özentisi... Duyduğu, hele Internet'te duyduğu her şeye, anlayıp dinlemeden, üzerinde durup düşünmeden, araştırmadan inanma eğilimi...
O günden beri de bu tutuma "Zohnerizm" adı veriliyor.
Uluslararası sosyalpsikoloji camiasının haberi var mıdır bilmem ama, bizde de buna benzer bir deney, bilimsel olmamakla birlikte en azından "ampirik" düzeyde yapıldı. Bu bir "otoriteye boyun eğme" deneyi oldu.
1986'da, Ferhan Şensoy'un yönettiği "içinden Tramvay Geçen Şarkı" adlı oyunda rol alan genç oyuncular, sahnede giydikleri SS üniformalarıyla istiklal Caddesi'ne inip yol kestiler. Gelip geçenlerden kimlik sordular ve arama yaptılar.
Bir tek Allah'ın kulu itiraz etmedi! Bir tek kişi çıkıp da, "film mi çeviriliyor, ne oluyoruz, siz kimsiniz, bu nerenin üniforması, hangi devirde, hangi ülkede yaşıyoruz, zaman kaymasına mı uğradık, yoksa bizi işletiyor musunuz" demedi!
Herkes kuzu kuzu üstünü başını arattı, herkes kuzu kuzu kimliğini çıkarıp gösterdi. Üstelik arama Almanca yapılmaktaydı ve oyuncular deneklere "Halt! Papieren bitte!" demişlerdi.
Yahu şimdi benim de aklıma ne geldi... Şöyle bir fırlama velet bizde de çıksa da, Internet'te "Ergenekon'un olmadığı kesinlikle kanıtlandı... Örgüt üyesi denenler Atatürk düşmanlarının kurbanlarıymış" diye bir kıtır atsa, inanacak kaç dangalak çıkar acaba?
Hani bazı gazetelerde böyleleri var da, o bakımdan yani...
engin ardıç
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar