bugün
- gece vakti orman yolunda bisiklet sürmek5
- öyle bir yatmak ki yarınlar olmayacakmışcasına6
- dolapta iki biram var4
- rüyalarınızı ağzından öptüm4
- nasılsın4
- sarı saçın yakıştığı ünlüler6
- içten içe üşümek5
- gecenin şarkısı7
- sevişmek hüner değil6
- kedilerle uyumak8
- bir kıza saklama kabı hediye etmek9
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı8
- rafine zevkleri olan erkek12
- tuvalet kağıdını renkli alan insan11
- cumhuriyet bayramı7
- değerli olduğunu hissettirmek6
- acil durumda aranacak kişi3
- giysi fiyatlarının uçması9
- salon erkeği10
- youtube canlı yayın mesaj hatası2
- kendinden vazgeçmemek4
- insta da aşırı dekolteli kızları takipten çıkmak4
- ekşi sözlük9
- fırında tavuk6
- lüks araba istemeyen erkek9
- gözlerim dolmuş boşalmış bir kere2
- ilker başbuğ7
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- insan aklıyla açıklanamayan konular5
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum7
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu10
- belki güneş bir gün ikimiz için doğar2
- jeffrey epstein4
- cengiz kurtoğlu şarkılarından bir söz bırak4
- 2008 ekonomik krizi7
- üniversiteli kızlar6
- beyaz pasta7
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- ruffles ketçaplı7
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- yemek getiren kızın yemeğini başka kızla yemek4
- gece 00 00 da dışarı çıkan kızın amacı3
- sözlükte kız olduğunu sanan mal5
- gece 23 de demlenen çay3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı8
- mesajlaşırken noktalama işareti kullanmak4
- trabzonspor17
- sözlük müminlerine sorulan sorular2
Etimolojik Kökeni Eski Yunan dilinden (Laos) Latinceye geçmiş olan laicus kelimesidir, anlamı ise din dışıdır. Bu kelime iki zümre dışındakiler için kullanılırdı ki bu zümrenin genel ismi cleros adını taşımaktaydı. Kilise papazları, manastır rahip ve rahibeleri laicus sıfatının dışında kalırlar.
Bir sistem olarak laisizm, Fransız ihtilaliyle ortaya çıkıp 115 yıl sonra bulunan devlet ile kliseyi ayrıştırma formülü sayesinde 1904 sonrası şekillendi. Esasen laisizm rönesans ve reform akabinde 17.yüzyıl aydınlanma çağı ile hız kazanıp katman katman gün yüzüne çıkmış bir olgudur. Geçtiğimiz Son iki asırda Avrupa odaklı gelişen dünya taban tabana zıt olan Doğu ve batıyı evrensel gereklilikler çerçevesinde birleştirdi ve laik devletler ortaya çıkmaya başladı. islami telakkide devlet aynı zamanda din/şeriat çerçevesinde birlikte, devlet başkanı aynı zamanda Halifeydi. Hristiyan dünyanın maddi/manevi liderlik, klise ve krallıklar ayrılığı islam dünyasında mevcut değildi. Hristiyan dünya ortaçağda yaşanan klise tahakkümünden yüzyıllar sürecek bir süreç nihayetinde kurtulacaktı. Bu süreç 1904 de sona ermiş hukuk birliği ile beraber milli devletler ortaya çıkmıştı.
Anayasa hukuku profesörü Ali Fuat Başgil günümüze değin kurulmuş devletlerin din/devlet ilişkilerini üç başlık altında toplamıştır. ilki dine bağlı devlet sisteminin göründüğü devletlerdir ki %30-40 dolayında şerri hükümlere dayalı idare edilir ve örfi hukukun daha baskın olmasına rağmen Osmanlı devleti bu tip devletler için yerinde bir örnektir. ikincisi devlete bağlı din sisteminin görüldüğü devletlerdir ki buna Türkiye cumhuriyetini gösterebiliriz, zira laik sistemlerde devlet imam hatip okulları açmaz, mevcut anayasamızın 24. Maddesinde öngörüldüğü gibi "devlet tüm din ve inançlara eşit mesafededir." Olmalıdır. Üçüncü tip ise laik devletlerdir ve en güzel örneklerinden biri fransadır.
hukuki tanımı bir devletin anayasa ve kanunlarında herhangi bir din adı geçmiyor, din ve vicdan hürriyeti sağlanıyorsa o devlet laik devlettir. Türkiye Cumhuriyetinin ilk anayasası olan teşkilati esasiyenin (1921 anayasası) 2. Maddesinde devletin dini islam'dır maddesi vardı. 10 Nisan 1928 tarihinde (1924 anayasası dahilinde) bu madde anayasadan çıkarıldı, anayasa laik hale getirildi. Yine şeriye ve evkaf bakanlığı kaldırılarak yerine diyanet işleri bakanlığı kuruldu. Bugün de halen işlevini devam ettirmekte, ancak bir reforma ihtiyaç duyduğu kesin. Devlete bağlı din olgusunun görüldüğü Toplumlarda tüm kesimlerinin diyanette temsil edilmesi, hizipçilik ve cemaatçiliğin önüne geçecek yegane unsurdur. Aksi halde daha evvel yaşadığımız gibi belli kalıplar içinde servis edilen tek tip inanç baskısının yarattığı küçük gruplar sadece demokrasinin uygulanabilirliğini sağlayan laikliğe değil aynı zamanda gafilce devlete de düşman olabilirler. Her toplumun kendi dinamikleri, genel kaideleri vardır. Doğu medeniyetlerinin şaşan dengesi son iki yüzyılda Avrupa odaklı şekillenen dünyanın yarattığı jet lag nedeniyledir. Mustafa Kemal Atatürk durumun gayet tabii farkında olarak tam bir laik sistem yerine devlete bağlı din sisteminin kurulmasını fakat daha sonra çağın şartlarına uygun olarak, yine laiklik ve cumhuriyetçilikten asla ödün vermeksizin Yeniden düzenlenmesi gerektiğini öngörmüştür. Cumhuriyetçiliğin yara aldığı yerde demokrasiden, demokrasinin yara aldığı yerde laiklikten söz edilemez.
Bir sistem olarak laisizm, Fransız ihtilaliyle ortaya çıkıp 115 yıl sonra bulunan devlet ile kliseyi ayrıştırma formülü sayesinde 1904 sonrası şekillendi. Esasen laisizm rönesans ve reform akabinde 17.yüzyıl aydınlanma çağı ile hız kazanıp katman katman gün yüzüne çıkmış bir olgudur. Geçtiğimiz Son iki asırda Avrupa odaklı gelişen dünya taban tabana zıt olan Doğu ve batıyı evrensel gereklilikler çerçevesinde birleştirdi ve laik devletler ortaya çıkmaya başladı. islami telakkide devlet aynı zamanda din/şeriat çerçevesinde birlikte, devlet başkanı aynı zamanda Halifeydi. Hristiyan dünyanın maddi/manevi liderlik, klise ve krallıklar ayrılığı islam dünyasında mevcut değildi. Hristiyan dünya ortaçağda yaşanan klise tahakkümünden yüzyıllar sürecek bir süreç nihayetinde kurtulacaktı. Bu süreç 1904 de sona ermiş hukuk birliği ile beraber milli devletler ortaya çıkmıştı.
Anayasa hukuku profesörü Ali Fuat Başgil günümüze değin kurulmuş devletlerin din/devlet ilişkilerini üç başlık altında toplamıştır. ilki dine bağlı devlet sisteminin göründüğü devletlerdir ki %30-40 dolayında şerri hükümlere dayalı idare edilir ve örfi hukukun daha baskın olmasına rağmen Osmanlı devleti bu tip devletler için yerinde bir örnektir. ikincisi devlete bağlı din sisteminin görüldüğü devletlerdir ki buna Türkiye cumhuriyetini gösterebiliriz, zira laik sistemlerde devlet imam hatip okulları açmaz, mevcut anayasamızın 24. Maddesinde öngörüldüğü gibi "devlet tüm din ve inançlara eşit mesafededir." Olmalıdır. Üçüncü tip ise laik devletlerdir ve en güzel örneklerinden biri fransadır.
hukuki tanımı bir devletin anayasa ve kanunlarında herhangi bir din adı geçmiyor, din ve vicdan hürriyeti sağlanıyorsa o devlet laik devlettir. Türkiye Cumhuriyetinin ilk anayasası olan teşkilati esasiyenin (1921 anayasası) 2. Maddesinde devletin dini islam'dır maddesi vardı. 10 Nisan 1928 tarihinde (1924 anayasası dahilinde) bu madde anayasadan çıkarıldı, anayasa laik hale getirildi. Yine şeriye ve evkaf bakanlığı kaldırılarak yerine diyanet işleri bakanlığı kuruldu. Bugün de halen işlevini devam ettirmekte, ancak bir reforma ihtiyaç duyduğu kesin. Devlete bağlı din olgusunun görüldüğü Toplumlarda tüm kesimlerinin diyanette temsil edilmesi, hizipçilik ve cemaatçiliğin önüne geçecek yegane unsurdur. Aksi halde daha evvel yaşadığımız gibi belli kalıplar içinde servis edilen tek tip inanç baskısının yarattığı küçük gruplar sadece demokrasinin uygulanabilirliğini sağlayan laikliğe değil aynı zamanda gafilce devlete de düşman olabilirler. Her toplumun kendi dinamikleri, genel kaideleri vardır. Doğu medeniyetlerinin şaşan dengesi son iki yüzyılda Avrupa odaklı şekillenen dünyanın yarattığı jet lag nedeniyledir. Mustafa Kemal Atatürk durumun gayet tabii farkında olarak tam bir laik sistem yerine devlete bağlı din sisteminin kurulmasını fakat daha sonra çağın şartlarına uygun olarak, yine laiklik ve cumhuriyetçilikten asla ödün vermeksizin Yeniden düzenlenmesi gerektiğini öngörmüştür. Cumhuriyetçiliğin yara aldığı yerde demokrasiden, demokrasinin yara aldığı yerde laiklikten söz edilemez.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar