bugün
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- bir kızı meyveli sodaya alıştırmak4
- iç gıcıklayıcı bir şey söyle7
- tarih tekerrür eder mi6
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması26
- sözlük erkeklerinin göğüsleri10
- mastürbasyon yapmayı unutmayın5
- kaslı serseri mi göbekli iş adamı mı6
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı11
- herkese garip size normal gelen şeyler16
- haftanın gammazları listesi25
- yiyip yiyip kilo almamak4
- ahmet mümtaz taylan3
- zeki insanlar5
- şükredilecek şeyler4
- bin milyon2
- ülkemde başı açık kadın görmek istemiyorum4
- farklı bakış açıları3
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması24
- anın görüntüsü21
- ben sözlüğü ciddiye almıyorum karizması11
- hangi sözlük kızının sağ koltuğuna oturursunuz9
- seyir terasının parmaklıklarına yaslanmak5
- beyaz ekmek3
- sözlük erkeklerinin sütyen bedenleri3
- yüksekten düşen karınca3
- meme arasının terlemesi4
- memesinin altına mendil koyan sözlük erkeği3
- süleymancılar6
- damarsız tüysüz manisa yaprağı6
- chp başa gelirse demirtaş serbest kalır4
- balıkesir de orman yangını3
- beyin ameliyatından çıkmak7
- sözlük kadınları üzerine süper tespitler4
- osimhen lukaku vlahovic salah3
- gilded lily ve aykolik birlikteliği2
- mekke anlaşması23
- dusan vlahovic8
- 12 ağustos 2026 psg aston villa maçı3
- fransız yazarlar2
- ispartalı kızların gül kokması8
- almanya da pazar günleri dükkanlar açık olsun6
- iha yaptı siha yaptı7
- mehdinin bir anda gelecek olması11
- gammaz olup kimseyi gammazlamamak8
- sağ koltukta bacağını elleten erkek7
- 2045 yılında ucan arabalar olacak mı sorunsalı8
- sevgilin kezonun suyundan içmek3
- düğünde yemek yiyen davetliden para isteyen damat7
- sevgiliye topuk taşı hediye etmek2
dile getirirler ? biraz uzun bir entry olacak. özet yok onu en başından söyleyeyim.
bu insanları uzun süredir gözlemliyorum. bir kaç tip gördüm gerçekten bu durumdan rahatsız oldukları için kendilerine uzatılacak bir dal aradıklarından. gördüğüm diğer bir karakter ise çakma entelektüel. ateist oluşuyla kendini entelektüel bir kimliğe bürümenin yolunu 'ben sorguluyorum' cümlesi ile bulmuş insanlar. sorgulamak muhakkak önemli fakat bunu samimiyet ile mi yapıyorsunuz yoksa gerçeği aramak adına mı ? bir kişi yaratıcıyı yalanlamak adına dinleri sorgulamaya başlıyorsa muhakkak yaratıcının olmadığına kendini inandırır. olmayan yolları zihninde gerçekmiş gibi algılayarak kendini destekleyici argümanları birleştirip bunu mutlak hakikat çerçevesinde insanlara haykırırlar. mutlak hakikat. yani şüpheye yer bırakmayan hakikat. şüpheye yer bırakmayan hakikati bu insanların bulmadığı ve bulamayacağı çok bariz. her şeyi bu kadar basit görüp şu şu şu nedenlerden dolayı yaratıcı olamaz cümlesi ya da cümleleri oldukça cüretkar bir cümle. gerçek nedir ki ? henüz bunun cevabını bulamamış yaşı 18-24 arasında değişen marjinal gençliğin zihinlerinde oluşturdukları mutlak hakikati entelektüel bir çerçevede insanlara pazarlıyor olmaları aptallığın bir örneğinden ibarettir. şüphe duyulamaz gerçekliği hayatında sadece karl marx okuyup solcu kişiliğe bürünmüş kampüs solcularının bulamayacağı aşikar. bu kadar emin olmaları aptal olduklarının bir diğer göstergesidir. burada aptal dediğim kişiler bellidir. yaratıcının olmadığını şüphe duyulamaz bir bilgi ile iddia ettiklerini zanneden kişi ya da kişiler.
burada biraz psikolojiden girmek istiyorum. bildiğiniz üzere kafanızı yastığa koyduğunuzda sizinle konuşan 'şey' dışında üç benliğiniz daha var. id, ego ve süper ego. ego id ve süper ego arasında hakemlik yapan ve zihninizde oluşturduğunuz gerçekliği şuurunuza ulaştıran benliğinizdir. zihninizde oluşturduğunuz gerçeklik ise gözlemleyebildiğiniz evrenin görebildiğiniz kısmıdır. büyük resmi gördüğünüzü düşünüyor olabilirsiniz fakat bir balık için bu böyle değildir. örneğin denizde bir balık düşünün ve denizin yüzeyini göremiyor olsun. parmağınızı soktuğunuzda balık parmağınızı bir varlık olarak algılayacaktır ve o gerçektir. fakat parmak varlığın sadece görünen bir kısmıdır. balık o parmağın bir kola bağlı olduğunu o kolun ise bir vücuda bağlı olduğunu göremez. o halde balığın gerçeklik algısı ne kadar doğrudur ?
egonuzun çevresel etmenlerden etkilendiği aşikardır. bilimsel bir gerçekliktir. fakat egonuzun görülebilir evren yorumunu şüphe duyulamaz gerçeklik kalıbına sokmak benim görüşüme göre son derece yanlıştır. kampüs solcularınıda tamamen balık örneğindeki balığa benzetmekteyim.
aynada bakıp gördüğü şeyin ne olduğunu bilmeyen, onu tanımlayamayan bu çakma entelektüellerin ateist-seks yapıyorum-içiyorum üçgenindeki kültürleri beni pek etkilemiyor. aynada gördükleri şeyin ismini biliyorlar, neyi sevip neyi sevmediğini biliyorlar, bildiğini zannettiği şeyleri biliyorlar fakat bilmediği şeyleri asla bilmiyorlar.
bu insanları uzun süredir gözlemliyorum. bir kaç tip gördüm gerçekten bu durumdan rahatsız oldukları için kendilerine uzatılacak bir dal aradıklarından. gördüğüm diğer bir karakter ise çakma entelektüel. ateist oluşuyla kendini entelektüel bir kimliğe bürümenin yolunu 'ben sorguluyorum' cümlesi ile bulmuş insanlar. sorgulamak muhakkak önemli fakat bunu samimiyet ile mi yapıyorsunuz yoksa gerçeği aramak adına mı ? bir kişi yaratıcıyı yalanlamak adına dinleri sorgulamaya başlıyorsa muhakkak yaratıcının olmadığına kendini inandırır. olmayan yolları zihninde gerçekmiş gibi algılayarak kendini destekleyici argümanları birleştirip bunu mutlak hakikat çerçevesinde insanlara haykırırlar. mutlak hakikat. yani şüpheye yer bırakmayan hakikat. şüpheye yer bırakmayan hakikati bu insanların bulmadığı ve bulamayacağı çok bariz. her şeyi bu kadar basit görüp şu şu şu nedenlerden dolayı yaratıcı olamaz cümlesi ya da cümleleri oldukça cüretkar bir cümle. gerçek nedir ki ? henüz bunun cevabını bulamamış yaşı 18-24 arasında değişen marjinal gençliğin zihinlerinde oluşturdukları mutlak hakikati entelektüel bir çerçevede insanlara pazarlıyor olmaları aptallığın bir örneğinden ibarettir. şüphe duyulamaz gerçekliği hayatında sadece karl marx okuyup solcu kişiliğe bürünmüş kampüs solcularının bulamayacağı aşikar. bu kadar emin olmaları aptal olduklarının bir diğer göstergesidir. burada aptal dediğim kişiler bellidir. yaratıcının olmadığını şüphe duyulamaz bir bilgi ile iddia ettiklerini zanneden kişi ya da kişiler.
burada biraz psikolojiden girmek istiyorum. bildiğiniz üzere kafanızı yastığa koyduğunuzda sizinle konuşan 'şey' dışında üç benliğiniz daha var. id, ego ve süper ego. ego id ve süper ego arasında hakemlik yapan ve zihninizde oluşturduğunuz gerçekliği şuurunuza ulaştıran benliğinizdir. zihninizde oluşturduğunuz gerçeklik ise gözlemleyebildiğiniz evrenin görebildiğiniz kısmıdır. büyük resmi gördüğünüzü düşünüyor olabilirsiniz fakat bir balık için bu böyle değildir. örneğin denizde bir balık düşünün ve denizin yüzeyini göremiyor olsun. parmağınızı soktuğunuzda balık parmağınızı bir varlık olarak algılayacaktır ve o gerçektir. fakat parmak varlığın sadece görünen bir kısmıdır. balık o parmağın bir kola bağlı olduğunu o kolun ise bir vücuda bağlı olduğunu göremez. o halde balığın gerçeklik algısı ne kadar doğrudur ?
egonuzun çevresel etmenlerden etkilendiği aşikardır. bilimsel bir gerçekliktir. fakat egonuzun görülebilir evren yorumunu şüphe duyulamaz gerçeklik kalıbına sokmak benim görüşüme göre son derece yanlıştır. kampüs solcularınıda tamamen balık örneğindeki balığa benzetmekteyim.
aynada bakıp gördüğü şeyin ne olduğunu bilmeyen, onu tanımlayamayan bu çakma entelektüellerin ateist-seks yapıyorum-içiyorum üçgenindeki kültürleri beni pek etkilemiyor. aynada gördükleri şeyin ismini biliyorlar, neyi sevip neyi sevmediğini biliyorlar, bildiğini zannettiği şeyleri biliyorlar fakat bilmediği şeyleri asla bilmiyorlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar