bugün
- ruh halini tek cümlede anlatmak9
- arkadaşlar falıma bi bakar mısınız5
- karımla evlendiğime bin pişmanım5
- çay koymak mı katmak mı7
- arkadaşlar ben saksı değilim5
- 35 yaşından sonra aşık olmanın imkansızlaşması8
- öbür sözlükten hep erkek yazar gelmesi7
- balıkesir denince akla ilk gelenler8
- irmik helvası4
- amerika iran savaşı3
- kezo osuruğu3
- en son aldığınız iltifat3
- misafirliğe gitmek iyi değildir3
- tarımdan paradoksa evrim3
- göbek eritme taktikleri3
- arkadaşlar beni özlediniz mi5
- aylık 353 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- çay katüüm mü daayı3
- ülke whatsapp grubu kurmak3
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı18
- sadece sarışın erkek yazarları takip etmem3
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak11
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak5
- hoşlanılan erkeğin kel olduğunu açıklaması10
- ciguli kral4
- hindistanlı kızlar5
- büyük aşklar yolculuklarla başlar2
- cehaletln cazibesi11
- bulgar ötv si2
- tomris uyar'ın üç şairi topaca çevirmesi6
- ben geldim bıldırcın yumurtaları2
- daveigh chase2
- uludagsozluk33
- mony tontana3
- yeni insanlarla tanışmak istememek13
- güne bir şarkı bırak15
- 19 haziran 2026 kanada katar maçı2
- gazete arşivi3
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı24
- nato zirvesi2
- allah atatürk ten razı olsun4
- çok eski erkek arkadaş gurubu2
- görükle2
- en güzel kahve2
- eş değiştirme nedeniyle travma yaşayan kadın3
- buz gibi süt içmek3
- pandela4
- ciddi ciddi uludağsözlükte aktif olmak3
- aykolik'in ayak bastığı şehirler2
- ismail kartal13
dile getirirler ? biraz uzun bir entry olacak. özet yok onu en başından söyleyeyim.
bu insanları uzun süredir gözlemliyorum. bir kaç tip gördüm gerçekten bu durumdan rahatsız oldukları için kendilerine uzatılacak bir dal aradıklarından. gördüğüm diğer bir karakter ise çakma entelektüel. ateist oluşuyla kendini entelektüel bir kimliğe bürümenin yolunu 'ben sorguluyorum' cümlesi ile bulmuş insanlar. sorgulamak muhakkak önemli fakat bunu samimiyet ile mi yapıyorsunuz yoksa gerçeği aramak adına mı ? bir kişi yaratıcıyı yalanlamak adına dinleri sorgulamaya başlıyorsa muhakkak yaratıcının olmadığına kendini inandırır. olmayan yolları zihninde gerçekmiş gibi algılayarak kendini destekleyici argümanları birleştirip bunu mutlak hakikat çerçevesinde insanlara haykırırlar. mutlak hakikat. yani şüpheye yer bırakmayan hakikat. şüpheye yer bırakmayan hakikati bu insanların bulmadığı ve bulamayacağı çok bariz. her şeyi bu kadar basit görüp şu şu şu nedenlerden dolayı yaratıcı olamaz cümlesi ya da cümleleri oldukça cüretkar bir cümle. gerçek nedir ki ? henüz bunun cevabını bulamamış yaşı 18-24 arasında değişen marjinal gençliğin zihinlerinde oluşturdukları mutlak hakikati entelektüel bir çerçevede insanlara pazarlıyor olmaları aptallığın bir örneğinden ibarettir. şüphe duyulamaz gerçekliği hayatında sadece karl marx okuyup solcu kişiliğe bürünmüş kampüs solcularının bulamayacağı aşikar. bu kadar emin olmaları aptal olduklarının bir diğer göstergesidir. burada aptal dediğim kişiler bellidir. yaratıcının olmadığını şüphe duyulamaz bir bilgi ile iddia ettiklerini zanneden kişi ya da kişiler.
burada biraz psikolojiden girmek istiyorum. bildiğiniz üzere kafanızı yastığa koyduğunuzda sizinle konuşan 'şey' dışında üç benliğiniz daha var. id, ego ve süper ego. ego id ve süper ego arasında hakemlik yapan ve zihninizde oluşturduğunuz gerçekliği şuurunuza ulaştıran benliğinizdir. zihninizde oluşturduğunuz gerçeklik ise gözlemleyebildiğiniz evrenin görebildiğiniz kısmıdır. büyük resmi gördüğünüzü düşünüyor olabilirsiniz fakat bir balık için bu böyle değildir. örneğin denizde bir balık düşünün ve denizin yüzeyini göremiyor olsun. parmağınızı soktuğunuzda balık parmağınızı bir varlık olarak algılayacaktır ve o gerçektir. fakat parmak varlığın sadece görünen bir kısmıdır. balık o parmağın bir kola bağlı olduğunu o kolun ise bir vücuda bağlı olduğunu göremez. o halde balığın gerçeklik algısı ne kadar doğrudur ?
egonuzun çevresel etmenlerden etkilendiği aşikardır. bilimsel bir gerçekliktir. fakat egonuzun görülebilir evren yorumunu şüphe duyulamaz gerçeklik kalıbına sokmak benim görüşüme göre son derece yanlıştır. kampüs solcularınıda tamamen balık örneğindeki balığa benzetmekteyim.
aynada bakıp gördüğü şeyin ne olduğunu bilmeyen, onu tanımlayamayan bu çakma entelektüellerin ateist-seks yapıyorum-içiyorum üçgenindeki kültürleri beni pek etkilemiyor. aynada gördükleri şeyin ismini biliyorlar, neyi sevip neyi sevmediğini biliyorlar, bildiğini zannettiği şeyleri biliyorlar fakat bilmediği şeyleri asla bilmiyorlar.
bu insanları uzun süredir gözlemliyorum. bir kaç tip gördüm gerçekten bu durumdan rahatsız oldukları için kendilerine uzatılacak bir dal aradıklarından. gördüğüm diğer bir karakter ise çakma entelektüel. ateist oluşuyla kendini entelektüel bir kimliğe bürümenin yolunu 'ben sorguluyorum' cümlesi ile bulmuş insanlar. sorgulamak muhakkak önemli fakat bunu samimiyet ile mi yapıyorsunuz yoksa gerçeği aramak adına mı ? bir kişi yaratıcıyı yalanlamak adına dinleri sorgulamaya başlıyorsa muhakkak yaratıcının olmadığına kendini inandırır. olmayan yolları zihninde gerçekmiş gibi algılayarak kendini destekleyici argümanları birleştirip bunu mutlak hakikat çerçevesinde insanlara haykırırlar. mutlak hakikat. yani şüpheye yer bırakmayan hakikat. şüpheye yer bırakmayan hakikati bu insanların bulmadığı ve bulamayacağı çok bariz. her şeyi bu kadar basit görüp şu şu şu nedenlerden dolayı yaratıcı olamaz cümlesi ya da cümleleri oldukça cüretkar bir cümle. gerçek nedir ki ? henüz bunun cevabını bulamamış yaşı 18-24 arasında değişen marjinal gençliğin zihinlerinde oluşturdukları mutlak hakikati entelektüel bir çerçevede insanlara pazarlıyor olmaları aptallığın bir örneğinden ibarettir. şüphe duyulamaz gerçekliği hayatında sadece karl marx okuyup solcu kişiliğe bürünmüş kampüs solcularının bulamayacağı aşikar. bu kadar emin olmaları aptal olduklarının bir diğer göstergesidir. burada aptal dediğim kişiler bellidir. yaratıcının olmadığını şüphe duyulamaz bir bilgi ile iddia ettiklerini zanneden kişi ya da kişiler.
burada biraz psikolojiden girmek istiyorum. bildiğiniz üzere kafanızı yastığa koyduğunuzda sizinle konuşan 'şey' dışında üç benliğiniz daha var. id, ego ve süper ego. ego id ve süper ego arasında hakemlik yapan ve zihninizde oluşturduğunuz gerçekliği şuurunuza ulaştıran benliğinizdir. zihninizde oluşturduğunuz gerçeklik ise gözlemleyebildiğiniz evrenin görebildiğiniz kısmıdır. büyük resmi gördüğünüzü düşünüyor olabilirsiniz fakat bir balık için bu böyle değildir. örneğin denizde bir balık düşünün ve denizin yüzeyini göremiyor olsun. parmağınızı soktuğunuzda balık parmağınızı bir varlık olarak algılayacaktır ve o gerçektir. fakat parmak varlığın sadece görünen bir kısmıdır. balık o parmağın bir kola bağlı olduğunu o kolun ise bir vücuda bağlı olduğunu göremez. o halde balığın gerçeklik algısı ne kadar doğrudur ?
egonuzun çevresel etmenlerden etkilendiği aşikardır. bilimsel bir gerçekliktir. fakat egonuzun görülebilir evren yorumunu şüphe duyulamaz gerçeklik kalıbına sokmak benim görüşüme göre son derece yanlıştır. kampüs solcularınıda tamamen balık örneğindeki balığa benzetmekteyim.
aynada bakıp gördüğü şeyin ne olduğunu bilmeyen, onu tanımlayamayan bu çakma entelektüellerin ateist-seks yapıyorum-içiyorum üçgenindeki kültürleri beni pek etkilemiyor. aynada gördükleri şeyin ismini biliyorlar, neyi sevip neyi sevmediğini biliyorlar, bildiğini zannettiği şeyleri biliyorlar fakat bilmediği şeyleri asla bilmiyorlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar