bugün
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı18
- sözlük erkeklerinin bicepsleri34
- sözlük yazarlarının tatlıları17
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması12
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı22
- memeleri ile gündeme oturan yazar15
- kale'nin sözlük erkeklerine kötü örnek olması15
- from gold'un bicepsleri10
- uludağ sözlüğe ilk üyelik yılı7
- fon vurgunu43
- fiziğiyle gündeme gelmek istemeyen yazar14
- kokoreç6
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması5
- sözlük erkeklerinin gluteus maximusları6
- sözlük erkeklerinin adonisleri11
- kolpa insanlar6
- hayatın anlamsızlığını bir cümleyle anlat7
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak20
- kolye140
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması12
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- bir gün öleceksek niye yaşıyoruz sorunsalı5
- antipanik'in sözlüğe vedası18
- beni geçmişimle yargılama diyen erkek6
- carlsberg3
- yarayı ateşle dağlamak2
- anın görüntüsü21
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- gecenin sessizliğini bozan osuruk sesi3
- sergen yalçın10
- akp'li vekilin çocuk işçiliğini meşrulaştırması3
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- özelden gelen saçma mesajlar12
- kası olmasığı halde aşkı arayan erkek6
- ismail kartal14
- balkonda sigara içilicek şarkılar3
- victor osimhen9
- sözlükte edebiyat istiyorum felsefe istiyorum5
- erkeksi bayan buse'nin çok sevimli olması4
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- kabaklı börek3
- kale'nin bicepleri altında güvende hissetmek6
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- fiziği kötüyse yüreği güzeldir5
- bicepsleriyle gündem olmak isteyen erkek yazar6
- clemence baptista13
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- mabel matiz şarkılarında geçen acımasız sözler5
- beklenen bicepsin bir türlü gelmemesi4
- ilişkide en çok emek harcayan tarafın erkek olması2
rahmetli islam çupi'nin 3 mayis 1989 galatasaray fenerbahce maci sonrası yazdığı yazının başlığıdır. yazının tamamı şu şekildedir.
fenerbahçe yenilmez
bu bir fenerbahçe destanıdır.
bu 4-3'luk kupa destanını gören yaşı yirmilik fenerbahçe taraftarı, bir 30 yıl, galatasaray-fenerbahçe rekabeti söz konusu olduğunda hep bu maçı anlatacaktır, bobürlenerek fenerliliğini höpürdeterek.
ve fenerbahçeli bu destan maça şöyle bir kabadayılık asacaktır.
"biz onlara ilk yarıda 3 gol avans verip, galatasaray'ı kupada pacavra ettik."
ne müthiş ne uyunamaz bir kabus ilk devresi idi fenerbahçe için.
baldırına çok iri bir bandaj geçirmiş bir oğuz maç başlamadan önce çimene pek nazlı koyduğu sol ayagı ile fenerbahçe için sakatlıktan sonra gelen bir mutluluk muydu yoksa hiç çözülemeyecek bir bilmece miydi?
fenerbahçe'nin mevsim başından beri bir türlü klas ve emek disiplinine sokamadığı geri dörtlü, prekazi gibi umulmadık uzak goller vuran, uğur gibi çok ters gol kontratakları çıkaran, tanju gibi onsekiz dışı ve ici hareketlerde esrarengiz file senaryolari yazan rakipler karşışında, ne kadar başarılı bir defans grafiği çizeceklerdi?
maç başladıktan sonra görüldü ki oğuz'un o sol ayağı tanrı'dan kendisine verilmiş bir sol ayak degil, sonradan takılmış tahta bir bacaktı sanki. en basit top kontrolunu yapamiyor, o sihirli ve rahat diriplinglerine kisilik koyamıyor, oyunun galatasaray orta sahasina doğru kaçısını çaresiz gözlerle seyrediyordu.
oğuz kaybolmuştu, arkasından fenerbahçe kaybedecekti belki de.
çünkü alabora olan fenerbahçe orta saha gemisinden sonra bu alanın gerisinde titrek bir fılıka gibi oynayan geri dörtlü, gittikce kabaran ve hasinlesen galatasaray denizinin üstünde fazla canlı olarak kalamayacaktı.
maç iri bir orkinos ağı gibi oruluyordu fenerbahçe'nin üstünde. çok iyi oynamaya basladığı zamanlar, eksantrik görüntülerle galatasaray defansının önleyemediği gol pozisyonu bulduğu zamanlar, deda'nin dönmüş düdüğüne teknik tavırlar koyduğu zamanlar.
ne oldu biliyor musunuz?
fenerbahçe galatasaray'dan 3 gol yedi.
biri acemi savunma hareketli ergin'in penaltısından, ikincisi rakibe sunulmuş ters bir kafa vuruşundan, üçüncüsü yan hakeme göre nizami, tv yayınına göre ofsayt kritik bir hareketten.
fenerbahçe ile alay ediyordu, galatasaray kale direkleri. 3-0 yenik fenerbahçe'nin hasan'ın ayağından çıkan volesi bile galatasaray'ın yan odunlarından birisine vuruyordu.
ne vardı 3-0'dan sonra galatasaray galerisinde, tribünlerin hepsinde, vatandaş tribününde basın ve şeref tribülerinde ciklet yerine fenerbahçe'yi ciğneyen alaylı sapur-supurlar ve rakibini kuçumseyen dudak valsleri.
avrupa kupasında final hayali görürken kendi hayatını öldüren, türkiye liginde ise bu yıl hiç doğmamış mustafa denizli'nin ortalara cıkıp piste dikilip, kupanın hiç olmazsa yerlisinde yeni bir final hayatı araması ve bu hayatı yakaladığına inanması o kadar doğaldı ki.
fakat o galata kulesi dibi eski yahudi kılıklı eskiciye benzeyen, her maçtan önce guya galatasaray'ı ışıtan hamamcı görevini üstlenen alman kondisyoner pandomimcisi devre biterken hangi top ilim ve irfanına sığınarak eli ile fenerbahçe tribünlerine "beş...beş..." işareti yapıiyordu.
o eli fenerbahçe lavabona sokar sonra.
bitmemiş bir maçın, en tehlikeli yanı "güven"in dozudur.
mustafa denizli ve takımı maçın ikinci yarısına maçi kazanmıs ekip güveni ile çıkarken, kendi timinin bünyesıne 5 yer değişikligi ile başka bir nefes ve hırs sokan veselinovic'in fener ihtarını, ne galatasaray ne de mustafa ciddiye aldı.
*herhalde kazandığını düsünen takım, kaybetmeyi düsünmeyen bir ekiple yarışırken, ne onun kadar inanclı ne onun kadar yırtıcı ne onun kadar hırslı, ne onun kadar onurlu olabilir.
bir metafizik golü atan aykut kaybetmeyi düşünmüyordu. ikinci devre boyunca galatasaray yarı sahasında şeytanın bolerosundan figürler yapan rıdvan kaybetmeyi düşünmüyordu. son 45 dakıka inanılmaz bir fizik gücü ile orta saha oyuncusu olarak kendi geri dörtlüsünü lehimleyen müjdat, adam markajını anıtlaştıran nezihi kaybetmeyi düşünmüyordu. galatasaray yarı sahasının sol tarafına hangi sarı-kırmızılı futbolcu gelmişse, onları ayaklarından puskurttuğu eterle bayıltan hakan kaybetmeyi düşünmüyordu.
hele hele 90 dakikanın her dakikasında, sahanın her yerinde galatasaray takımı ile tek adammıs gibisine mücadele eden, 3 muhteşem gol atan ve şimdilerde türkiye'nin en iyi santroforu fetvasını çıkaran hasan, kaybetmeyi hiç mı hiç düşünmüyordu.
bu basit bir maç değil, fenerbahçe için bir tarih maçıdır.
belki fenerli bir şair, ilerde bu maç üstüne şöyle bir mısra düşürecektir.
"fenerbahce yenilmez... bu forma ile fazla dalga gecilmez..."
fenerbahçe yenilmez
bu bir fenerbahçe destanıdır.
bu 4-3'luk kupa destanını gören yaşı yirmilik fenerbahçe taraftarı, bir 30 yıl, galatasaray-fenerbahçe rekabeti söz konusu olduğunda hep bu maçı anlatacaktır, bobürlenerek fenerliliğini höpürdeterek.
ve fenerbahçeli bu destan maça şöyle bir kabadayılık asacaktır.
"biz onlara ilk yarıda 3 gol avans verip, galatasaray'ı kupada pacavra ettik."
ne müthiş ne uyunamaz bir kabus ilk devresi idi fenerbahçe için.
baldırına çok iri bir bandaj geçirmiş bir oğuz maç başlamadan önce çimene pek nazlı koyduğu sol ayagı ile fenerbahçe için sakatlıktan sonra gelen bir mutluluk muydu yoksa hiç çözülemeyecek bir bilmece miydi?
fenerbahçe'nin mevsim başından beri bir türlü klas ve emek disiplinine sokamadığı geri dörtlü, prekazi gibi umulmadık uzak goller vuran, uğur gibi çok ters gol kontratakları çıkaran, tanju gibi onsekiz dışı ve ici hareketlerde esrarengiz file senaryolari yazan rakipler karşışında, ne kadar başarılı bir defans grafiği çizeceklerdi?
maç başladıktan sonra görüldü ki oğuz'un o sol ayağı tanrı'dan kendisine verilmiş bir sol ayak degil, sonradan takılmış tahta bir bacaktı sanki. en basit top kontrolunu yapamiyor, o sihirli ve rahat diriplinglerine kisilik koyamıyor, oyunun galatasaray orta sahasina doğru kaçısını çaresiz gözlerle seyrediyordu.
oğuz kaybolmuştu, arkasından fenerbahçe kaybedecekti belki de.
çünkü alabora olan fenerbahçe orta saha gemisinden sonra bu alanın gerisinde titrek bir fılıka gibi oynayan geri dörtlü, gittikce kabaran ve hasinlesen galatasaray denizinin üstünde fazla canlı olarak kalamayacaktı.
maç iri bir orkinos ağı gibi oruluyordu fenerbahçe'nin üstünde. çok iyi oynamaya basladığı zamanlar, eksantrik görüntülerle galatasaray defansının önleyemediği gol pozisyonu bulduğu zamanlar, deda'nin dönmüş düdüğüne teknik tavırlar koyduğu zamanlar.
ne oldu biliyor musunuz?
fenerbahçe galatasaray'dan 3 gol yedi.
biri acemi savunma hareketli ergin'in penaltısından, ikincisi rakibe sunulmuş ters bir kafa vuruşundan, üçüncüsü yan hakeme göre nizami, tv yayınına göre ofsayt kritik bir hareketten.
fenerbahçe ile alay ediyordu, galatasaray kale direkleri. 3-0 yenik fenerbahçe'nin hasan'ın ayağından çıkan volesi bile galatasaray'ın yan odunlarından birisine vuruyordu.
ne vardı 3-0'dan sonra galatasaray galerisinde, tribünlerin hepsinde, vatandaş tribününde basın ve şeref tribülerinde ciklet yerine fenerbahçe'yi ciğneyen alaylı sapur-supurlar ve rakibini kuçumseyen dudak valsleri.
avrupa kupasında final hayali görürken kendi hayatını öldüren, türkiye liginde ise bu yıl hiç doğmamış mustafa denizli'nin ortalara cıkıp piste dikilip, kupanın hiç olmazsa yerlisinde yeni bir final hayatı araması ve bu hayatı yakaladığına inanması o kadar doğaldı ki.
fakat o galata kulesi dibi eski yahudi kılıklı eskiciye benzeyen, her maçtan önce guya galatasaray'ı ışıtan hamamcı görevini üstlenen alman kondisyoner pandomimcisi devre biterken hangi top ilim ve irfanına sığınarak eli ile fenerbahçe tribünlerine "beş...beş..." işareti yapıiyordu.
o eli fenerbahçe lavabona sokar sonra.
bitmemiş bir maçın, en tehlikeli yanı "güven"in dozudur.
mustafa denizli ve takımı maçın ikinci yarısına maçi kazanmıs ekip güveni ile çıkarken, kendi timinin bünyesıne 5 yer değişikligi ile başka bir nefes ve hırs sokan veselinovic'in fener ihtarını, ne galatasaray ne de mustafa ciddiye aldı.
*herhalde kazandığını düsünen takım, kaybetmeyi düsünmeyen bir ekiple yarışırken, ne onun kadar inanclı ne onun kadar yırtıcı ne onun kadar hırslı, ne onun kadar onurlu olabilir.
bir metafizik golü atan aykut kaybetmeyi düşünmüyordu. ikinci devre boyunca galatasaray yarı sahasında şeytanın bolerosundan figürler yapan rıdvan kaybetmeyi düşünmüyordu. son 45 dakıka inanılmaz bir fizik gücü ile orta saha oyuncusu olarak kendi geri dörtlüsünü lehimleyen müjdat, adam markajını anıtlaştıran nezihi kaybetmeyi düşünmüyordu. galatasaray yarı sahasının sol tarafına hangi sarı-kırmızılı futbolcu gelmişse, onları ayaklarından puskurttuğu eterle bayıltan hakan kaybetmeyi düşünmüyordu.
hele hele 90 dakikanın her dakikasında, sahanın her yerinde galatasaray takımı ile tek adammıs gibisine mücadele eden, 3 muhteşem gol atan ve şimdilerde türkiye'nin en iyi santroforu fetvasını çıkaran hasan, kaybetmeyi hiç mı hiç düşünmüyordu.
bu basit bir maç değil, fenerbahçe için bir tarih maçıdır.
belki fenerli bir şair, ilerde bu maç üstüne şöyle bir mısra düşürecektir.
"fenerbahce yenilmez... bu forma ile fazla dalga gecilmez..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar