bugün
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- kolye142
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- erkek aslan3
- 18 ekim 2026 uludağ sözlük resim problemi3
- karton toplayan çocuğun aslında zengin olması3
- türk esnafı3
- usualsuspects'in ayağı6
- columbia3
- misafir gelince odaya kacmak4
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi7
- ford mondeo vs volkswagen passat3
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- futbol20
- bik bik'in kraliçe olması10
- usualsuspects aslan parçası4
- sarı tekerin yazar olamaması9
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- hoşlanılan kızın annesi ile muhabbet etmek2
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- süper lig9
- arkadaşınızın sizi övmesi4
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi6
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- peynir dolgulu jalapeno5
- kostas mitroglou nun akhisarspor a attığı gol2
- cep telefonu22
- hacker saldırısı gazileri8
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi5
- 18 ekim 2026 ktc plakalı araç görmem2
- samsunspor4
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı23
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- nokia20
- fransa9
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu7
- anpa gross2
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız7
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- olmadık yerde kalkan penis2
- uzun süre bir uçuruma bakmak4
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası5
- beni seviyor musun canım sözlük2
- doğu türkistan2
- usualsuspectsin mod olması6
- zall'ın makara yapması6
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- kalktı2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak4
kadir has üniversitesinde ki bi söyleşisine gitmiştim. dinleyiciler yavaş yavaş yerleşti. sonlara doğru kalabalık bi öğrenci topluluğu geldi doldurdu. yer kalmayınca kızın biri kapının önüne oturdu. ondan sonra gelen herkes kapının önüne oturdu. öyle ki kapı açılmıyordu artık. yemin ediyorum çıldıracaktım. 20-25 yaşında koca koca insanlar kapının ağzına doldular. 3 adım atsalar adam gibi oturacaklar ama yok anasını satayım. gelen kapıyı açıyor kızın sırtına vuruyor kızın umrumda değil. hadi onu geçtim.
adam bi su istedi 10 dakika geçti su yok. sonra bi daha istedi. yine yok bi 5 dakikada öyle geçti. şükür sonunda bitanesi aldıda getirdi. 2 dakika sonra biri daha getirdi. sıkıntılı bi organizasyondu zaten.
bu arada nermin mollaoğlu adını anmazsak ayıp ederiz. daha nın farklı dillerde çevirilerini görünce yeni kitap çıktı diye sevinen bir ben değilimdir. bu kısa süreli sevinçlerin kaynağında nermin mollaoğlu da yer alıyor. edebiyat ajanı diye bi mesleği de ilk defa duyuyorum zaten.
sağımda ki kadın günday cümleye başlayınca sessizce devamını getiriyordu ara sıra. zaten sıkı bi hakan günday takipçisi iseniz bi söyleşisinin %80i önceden biliyorsunuzdur artık. arkadaşın kitabını imzalatmam için vermişti. sıra girdik. kızın biri kinyas'ın yoluna imzasını atmasını rica etti. tüm kitaplarına iki defa imza attırmış(!)
dün de adana'ya gelmişti. seyhan belediyesinin edebiyat günlerine. bak edebiyat günleri diyorum ama öyle abartmamak lazım. toplasan 7-8 tane kavşağa vinil asmışlar. otobüsle geçerken imkanı yok anlamazsın ne olduğunu, yürüyerek gidiyorsan bile dibine girip okuman lazım. uzaktan okunmuyor kim geliyor ne zaman geliyor. öyle saçma bişey. afiş mafiş yok zaten piyasada. 5 tane kaldırım taşı dizip heryere duyuruyorlar ama böyle bir etkinliği duyurmak için afiş bastırmaya bütçeleri yetmemiştir.
girdik salona, lan salonun arkasından sesler geliyor. perdenin arkadan. alkışlar felan. elemanın biri geldi dedi 5.30 daki program 6 da başlayacak. başka bi program varmış arkada.
bu sırada imza felan atıyor tabi dışarda. 6.15 oldu geldiler.
mevzu edebiyatımızda felaket günleri.
yavuz ekinci diye biri bişeyler dedi ama valla ben tam olarak bişe anlamadım.
sıra gündaya geçti. e adam kitap gibi konuşuyor. zaten sıkı bi hakan günday severiyseniz çok farklı şeyler duymazsınız. okuldan atılması, yazmaya başlaması, hikayeyi patron edinmesi...
günday sahneden indi, küçük iskender çıktı. 3 şiir dinleyip bende çıktım. etkileyiciydi bence.
6-7 kişi kapıda hakan gündayın etrafını çevirmiş konuşuyorlar, fotoğraf çekilmek isteyen var, kitap imzalatan var... yanlarına gittiğimde elemanın biri nasıl ulaşacağını sordu. önce doğan kitapın emailini gösterdi sonra da izin isteyerek kitabına kendi mailini yazdı. insan konuşacağı zaman bi çekiniyor ama adam şeker gibi. sen ona merhaba demeden o sana merhaba diyor. halini hatrını soruyor. okuyucusuyla böyle muhabbet eden kaç tane yazar vardır? böyle bi adam sevilmez mi lan?
adam bi su istedi 10 dakika geçti su yok. sonra bi daha istedi. yine yok bi 5 dakikada öyle geçti. şükür sonunda bitanesi aldıda getirdi. 2 dakika sonra biri daha getirdi. sıkıntılı bi organizasyondu zaten.
bu arada nermin mollaoğlu adını anmazsak ayıp ederiz. daha nın farklı dillerde çevirilerini görünce yeni kitap çıktı diye sevinen bir ben değilimdir. bu kısa süreli sevinçlerin kaynağında nermin mollaoğlu da yer alıyor. edebiyat ajanı diye bi mesleği de ilk defa duyuyorum zaten.
sağımda ki kadın günday cümleye başlayınca sessizce devamını getiriyordu ara sıra. zaten sıkı bi hakan günday takipçisi iseniz bi söyleşisinin %80i önceden biliyorsunuzdur artık. arkadaşın kitabını imzalatmam için vermişti. sıra girdik. kızın biri kinyas'ın yoluna imzasını atmasını rica etti. tüm kitaplarına iki defa imza attırmış(!)
dün de adana'ya gelmişti. seyhan belediyesinin edebiyat günlerine. bak edebiyat günleri diyorum ama öyle abartmamak lazım. toplasan 7-8 tane kavşağa vinil asmışlar. otobüsle geçerken imkanı yok anlamazsın ne olduğunu, yürüyerek gidiyorsan bile dibine girip okuman lazım. uzaktan okunmuyor kim geliyor ne zaman geliyor. öyle saçma bişey. afiş mafiş yok zaten piyasada. 5 tane kaldırım taşı dizip heryere duyuruyorlar ama böyle bir etkinliği duyurmak için afiş bastırmaya bütçeleri yetmemiştir.
girdik salona, lan salonun arkasından sesler geliyor. perdenin arkadan. alkışlar felan. elemanın biri geldi dedi 5.30 daki program 6 da başlayacak. başka bi program varmış arkada.
bu sırada imza felan atıyor tabi dışarda. 6.15 oldu geldiler.
mevzu edebiyatımızda felaket günleri.
yavuz ekinci diye biri bişeyler dedi ama valla ben tam olarak bişe anlamadım.
sıra gündaya geçti. e adam kitap gibi konuşuyor. zaten sıkı bi hakan günday severiyseniz çok farklı şeyler duymazsınız. okuldan atılması, yazmaya başlaması, hikayeyi patron edinmesi...
günday sahneden indi, küçük iskender çıktı. 3 şiir dinleyip bende çıktım. etkileyiciydi bence.
6-7 kişi kapıda hakan gündayın etrafını çevirmiş konuşuyorlar, fotoğraf çekilmek isteyen var, kitap imzalatan var... yanlarına gittiğimde elemanın biri nasıl ulaşacağını sordu. önce doğan kitapın emailini gösterdi sonra da izin isteyerek kitabına kendi mailini yazdı. insan konuşacağı zaman bi çekiniyor ama adam şeker gibi. sen ona merhaba demeden o sana merhaba diyor. halini hatrını soruyor. okuyucusuyla böyle muhabbet eden kaç tane yazar vardır? böyle bi adam sevilmez mi lan?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar