bugün
- bedelini ödeyen yazarlar17
- arkadaşlar ne yesek9
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi5
- bu kalp seni unutur mu4
- herkese iyi geceler renkli rüyalar5
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- sözlükte kız taklidi yapmak17
- izmir tulum4
- biraya patlayan şeker katıp ölmeyi beklemek4
- güzelsen koy resmini görelim6
- uludağ sözlük yazarlarının kalpleri3
- sözlük kızlarının tantunici7
- hayat yaşamaya değer mi4
- gocu'yu özlemek4
- redbull3
- fıstık vs fındık3
- manifest erkeği3
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- israil'i allah cezalandıracak9
- seksten önce dua etmek10
- filistin37
- arkeler2
- tarhana çorbası12
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- gilded hoplatması3
- sözlük kızalarının takosu5
- sözlük erkekleri ne zaman ilgi görecek3
- ayağı kesip camdan dışarı atmak2
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- yazarların tavana bakarken düşündüğü şeyler2
- gece tek başına ışıksız odada dabbeyi izleyen kız3
- 19983
- manifest5
- gerdekten önce kılınan namaz4
- antipanik'e bir şey söyle22
- yakışıklı olgun erkekler6
- silvermist'e iki şey söyle20
- kız peşinde koşarken temiz bir dayak yemek3
- ucan tekme atan hipopotam47
- sapık şarkı sözleri10
- pala bıyıklı yazarlar5
- porno entelektüelliği8
- özelden şeftalisini atan yazar14
- sözlük dedikoduları2
- barış sürecinde siyasallaşma aponun da hakkıdır7
- fabrika kızı vs tamirci çırağı4
- tren gelir hoş gelir2
- gazzede 100 000 sivil şehit2
biz bu siyahın içinde beyaz çiçekler aramıştık
kenarı sarı
ve hüznün damgasını yemiştik daha en baştan
bu yollar bizim değil demiştik evvela
sonra çıkılmamış yol bizim hiç değil deyip
kaptırdık kendimizi bildik yada bilinmedik
bir yörüngeye
şaşkın bakışlarımızın arasında sıkışıp kalmış
bir hengameye...
yolumuza çıkan her neyse biz ona takıldık
engellerine çarptığımız kendimizdik aslında
duygu sağanağının altında bilincimizi yitirdiğimiz
kendimiz
hep çıkmakta olan kuyularımızın duvarlarına tutunmaya çalışırken
incindi bileklerimiz...
"yaşanmamış şeylere kırılır insan" diyordu şair
biz yaşayamadıklarımızı büyüttük hep içimizde
yaşayamadıklarımızın hesabını sorduğumuz kimselerden
almak istedik intikamımızı
yaşamadıkça yaşamı bekler olduk
yaşayamadıkça küser olduk herkese
olur olmaz düşler
olur olmaz ülkeler
olur olmaz hüzünler yarattık
çok değil az kalan ömrümüzün günlerini
bir hiç uğruna savurduk
çok değil az kalan zamanlarımızın en güzel anlarını
tozlu raflara kaldırdık
ertelenmiş her şeyi bir başka bahara sarmalayıp sakladık
biz sakladıkça saklandık...
artık görünmez bedenlerimizle dolaşırken
bir değil, bir çok şehrin birbirine benzeyen yanlarında
hep aynı hikayeleri yarattık
bir kenara yazılmış gözden kaçırılmış
aslında görmezden geldiğimiz duyguları anlatan sözcükleri
hep müsvette yaptık...
biz yol deyip çıktığımız yolculuklarda
adını bilmediğimiz duraklar aradık
aradıkça çıkmaz yollar, çıkmaz sokaklar
biz hep birilerini ararken
kendimize çarptık
bu çarpmalar rastgele kazalardı
çok yara bere aldık
şimdi mevsim gece
şimdi penrecelerde çiçeksiz saksılar
çünkü mevsim kış
biriktirdiğimiz tohumlara gebe susmuş topraklar
çünkü gece
adı gece
adımız gece
siyahın içinde bir sarı alev
yüzümüz gibi...
haydi yak ışıkları sönsün
nasılsa yüzümüzde
hep o sisli
hüzünlü gölge...
kenarı sarı
ve hüznün damgasını yemiştik daha en baştan
bu yollar bizim değil demiştik evvela
sonra çıkılmamış yol bizim hiç değil deyip
kaptırdık kendimizi bildik yada bilinmedik
bir yörüngeye
şaşkın bakışlarımızın arasında sıkışıp kalmış
bir hengameye...
yolumuza çıkan her neyse biz ona takıldık
engellerine çarptığımız kendimizdik aslında
duygu sağanağının altında bilincimizi yitirdiğimiz
kendimiz
hep çıkmakta olan kuyularımızın duvarlarına tutunmaya çalışırken
incindi bileklerimiz...
"yaşanmamış şeylere kırılır insan" diyordu şair
biz yaşayamadıklarımızı büyüttük hep içimizde
yaşayamadıklarımızın hesabını sorduğumuz kimselerden
almak istedik intikamımızı
yaşamadıkça yaşamı bekler olduk
yaşayamadıkça küser olduk herkese
olur olmaz düşler
olur olmaz ülkeler
olur olmaz hüzünler yarattık
çok değil az kalan ömrümüzün günlerini
bir hiç uğruna savurduk
çok değil az kalan zamanlarımızın en güzel anlarını
tozlu raflara kaldırdık
ertelenmiş her şeyi bir başka bahara sarmalayıp sakladık
biz sakladıkça saklandık...
artık görünmez bedenlerimizle dolaşırken
bir değil, bir çok şehrin birbirine benzeyen yanlarında
hep aynı hikayeleri yarattık
bir kenara yazılmış gözden kaçırılmış
aslında görmezden geldiğimiz duyguları anlatan sözcükleri
hep müsvette yaptık...
biz yol deyip çıktığımız yolculuklarda
adını bilmediğimiz duraklar aradık
aradıkça çıkmaz yollar, çıkmaz sokaklar
biz hep birilerini ararken
kendimize çarptık
bu çarpmalar rastgele kazalardı
çok yara bere aldık
şimdi mevsim gece
şimdi penrecelerde çiçeksiz saksılar
çünkü mevsim kış
biriktirdiğimiz tohumlara gebe susmuş topraklar
çünkü gece
adı gece
adımız gece
siyahın içinde bir sarı alev
yüzümüz gibi...
haydi yak ışıkları sönsün
nasılsa yüzümüzde
hep o sisli
hüzünlü gölge...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar