bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- yaşanmamışların yası6
- the wheels on the bus2
- intihar etmek4
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- insan ne ister5
- en iyi vampir filmi4
- yazarların akşam yemekleri6
- kuran2
- cok da abartmaya gerek uok6
- sözlük kızlarının kekleri24
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- kültür2
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- en iyi kurt adam filmi3
- kadınlar7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- anın görüntüsü25
- intothenirvana2
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- true'nun engelli olması6
- meriç dükalığı8
- okan buruk9
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- sevdiğiniz yazarlar8
- islamda namaz yoktur30
- allah11
- gary oldman2
- sarapci koala hatayi33
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- the crow2
- çirkin2
- fusya semsiyeli yabanci22
- kürdistan10
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- dantelli sütyen takan erkek12
- annem2
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- galatahahahahahaha3
- ermeni alfabesi2
- true ile tatlı sert3
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- ölümden korkuyor musunuz17
- günlük2
- tai lung8
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
''Emrettiğiniz yüzbaşı geldi efendim.''
''içeri al.''
Nazır subaylara bilgi verdi:
''Az önce sözünü ettiğim talihsiz olayın faili.''
Yüzbaşı bekletmeden içeri girdi, kaygılı bakışlarla kendisini izleyen subayların arasından hızla ilerleyerek nazırın masası önünde durdu, selam verdi:
''Yüzbaşı Faruk, istanbul. Beni emretmişsiniz.''
Uzun boylu, kumral, yakışıklı, Biraz bıçkın havalı bir subaydı. Nazır önündeki bir yazıya bakarak, yumuşak bir sesle,'' Oğlum..'' dedi,''..dün akşam Beyoğlu'nda, ingiliz inzibat Subayı Teğmen Miller'i, emre rağmen selamlamamışsın. Doğru mu?''
''Evet efendim, doğru.''
Nazır dürüst subaya babacanca yol gösterdi:
''Herhalde görmediğin için selamlamadın, değil mi çocuğum?''
''Hayır efendim, gördüm.''
Nazırın canı sıkıldı:
''Niye selamlamadın öyleyse?Selamlamanız için emir verilmişti.''
''Rütbesi benden küçük olduğu için selamlamadım Paşam .Askerlik töresince , önce onun beni selamlaması gerekmez miydi?''
Ziya Paşa derin bir kederle ellerini açtı.
''Askerlik töresimi kaldı a yavrum? Adamlar galiiye haklarını kullanıyorlar. ingiliz Komutanlığı bu sabah olayı protesto etti. Mesele çıkaracak zaman değil.Hemen şu müzevir teğmeni bul da özür dile. Olayı kapatalım.''
Başıyla çıkması için izin verdi. Ama yüzbaşı yerinden kıpırdamadı:
''Paşam bir de beni dinlemenizi rica ediyorum.''
Nazır bıkkınlıkla,''Söyle bakalım'' dedi.
''Balkan Savaşı'nda teğmendim,Çanakkale'de üsteğmen, Suriye cephesinde yüzbaşı oldum.Ben bu rüteleri tek başıma savaşarak almadım. Her rütbemde binlerce şehidin ve gazinin hakkı var. Onların hakkını korumak namus borcumdur.Beni affedin, özür dileyemem.''
Harbiye Nazırı bozuldu:
''Anlamadın galiba. Harbiye Nazırı olarak emrediyorum.
Yüzbaşı sükünetle ,''Anladım efendim'' dedi, apoletlerini bir hamlede söküp nazırın masasına bıraktı:
''Artık emrinizi dinlemek zorunda değilim!''
Selam vermedn dönüp kapıya yürüdü. Oturan subayların, istanbul'u tutan birkaçı dışında, hepsi saygıyla ayağa fırladı. Hepsinin rütbesi yüzbaşından daha büyüktü. Gözleri dolarak , yüzbaşıya selam durdular.
Turgut Özakman - Şu Çılgın Türkler
''içeri al.''
Nazır subaylara bilgi verdi:
''Az önce sözünü ettiğim talihsiz olayın faili.''
Yüzbaşı bekletmeden içeri girdi, kaygılı bakışlarla kendisini izleyen subayların arasından hızla ilerleyerek nazırın masası önünde durdu, selam verdi:
''Yüzbaşı Faruk, istanbul. Beni emretmişsiniz.''
Uzun boylu, kumral, yakışıklı, Biraz bıçkın havalı bir subaydı. Nazır önündeki bir yazıya bakarak, yumuşak bir sesle,'' Oğlum..'' dedi,''..dün akşam Beyoğlu'nda, ingiliz inzibat Subayı Teğmen Miller'i, emre rağmen selamlamamışsın. Doğru mu?''
''Evet efendim, doğru.''
Nazır dürüst subaya babacanca yol gösterdi:
''Herhalde görmediğin için selamlamadın, değil mi çocuğum?''
''Hayır efendim, gördüm.''
Nazırın canı sıkıldı:
''Niye selamlamadın öyleyse?Selamlamanız için emir verilmişti.''
''Rütbesi benden küçük olduğu için selamlamadım Paşam .Askerlik töresince , önce onun beni selamlaması gerekmez miydi?''
Ziya Paşa derin bir kederle ellerini açtı.
''Askerlik töresimi kaldı a yavrum? Adamlar galiiye haklarını kullanıyorlar. ingiliz Komutanlığı bu sabah olayı protesto etti. Mesele çıkaracak zaman değil.Hemen şu müzevir teğmeni bul da özür dile. Olayı kapatalım.''
Başıyla çıkması için izin verdi. Ama yüzbaşı yerinden kıpırdamadı:
''Paşam bir de beni dinlemenizi rica ediyorum.''
Nazır bıkkınlıkla,''Söyle bakalım'' dedi.
''Balkan Savaşı'nda teğmendim,Çanakkale'de üsteğmen, Suriye cephesinde yüzbaşı oldum.Ben bu rüteleri tek başıma savaşarak almadım. Her rütbemde binlerce şehidin ve gazinin hakkı var. Onların hakkını korumak namus borcumdur.Beni affedin, özür dileyemem.''
Harbiye Nazırı bozuldu:
''Anlamadın galiba. Harbiye Nazırı olarak emrediyorum.
Yüzbaşı sükünetle ,''Anladım efendim'' dedi, apoletlerini bir hamlede söküp nazırın masasına bıraktı:
''Artık emrinizi dinlemek zorunda değilim!''
Selam vermedn dönüp kapıya yürüdü. Oturan subayların, istanbul'u tutan birkaçı dışında, hepsi saygıyla ayağa fırladı. Hepsinin rütbesi yüzbaşından daha büyüktü. Gözleri dolarak , yüzbaşıya selam durdular.
Turgut Özakman - Şu Çılgın Türkler
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar