bugün
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak37
- fransada büyük iç savaş çıkarsa olacaklar7
- bir bela geliyor9
- fake yazar anlama kılavuzu3
- sözlük yazarlarının seksi kombinleri17
- denize düşsen nervio'ya mı sarılırsın bik bik'e mi8
- fransa6
- yüksek enflasyon4
- izmir'in mis gibi kokması10
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek3
- eski sevgilisine dönenlerden tavsiyeler9
- dudak dolgusu yaptıran kadınların ördeğe dönüşmesi10
- trump'ın iran savaşına dair açıklaması2
- aslan burcu erkeği aslan burcu kadını ilişkisi6
- müslüman ülkelerde ahlaksızlık neden yaygın5
- fall 23
- özelden alet fotosu atan erkek yazar7
- alfa romeo3
- salat namaz değildir12
- akp nin izmir i ele gecirme politikasi2
- yuki hammer 50 cc2
- eski sevgiliye dönmek mantıklı mı sorunsalı4
- fakirlere yardım etmek2
- arkadaşlar çüş6
- kaslı erkeklerin çükü kısa olur4
- tombik döner dünyanın en iyi sandviçi5
- meksika açmazı macerası15
- okul saldırısı7
- sabahları sevilen şeyler7
- bir gün herkes ak partili olacak14
- cemil tugay7
- enayimiknatisi9
- bu durumda ne yapardınız9
- izmire ilk hizmetin 30 sene sonra ulaşması9
- mezut barzani nin yahudi olması18
- anın görüntüsü31
- the odyssey2
- kuran allah kelamı olarak ezeli mi5
- izmir in fethi3
- tekrar izlenebilecek diziler4
- iltica ve mel'in birlikte sunduğu radyo programı14
- yok çok sevişmenin hiç zararı yok11
- izmir lağım gibi kokuyor diyen muhalif3
- iranlı kızlar4
- fon vurgunu akpli seçmene nasıl anlatılıyor5
- arkadaşlar aranızda zengin varsa bana yazsın3
- televole kültürünün dilimize kazandırdığı terimler9
- iş yerinde sadece işle meşgul olup defolup gitmek6
- çocuğa israil diye isim koymak17
- ebgh'a hakaret edenler3
Hezeyan, klinik tanımlamaya göre “gerçege uygun olmayan fikirleri kişinin doğru zannetmesi hâli” olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca “dikkatin kolayca dağılması ve yeni dışsal uyarıcılara yönlendirilememesi, zihin bulanıklığı, şaşkınlık, zaman ve mekân bağlamında yönelim kaybı, bellek sorunları, düzensiz-tutarsız düşünme ve konuşma, algısal bozukluklar (yanılsamalar ve sanrılar), kuruntu, heyecan, belirgin hiperaktivite, özerk sinir sisteminde aşırı etkinlik, huzursuzluk, uyku bozukluğu gibi semptomlarla kendini gösteren ruhsal bozukluk” olarak da tarif edilmektedir. Tam bu noktada karsımıza fikirlerin garipliği ve gerçeğe uymaması gibi konuların belirlenmesinde neyin ölçü olduğu problemi çıkmaktadır. Bu konu bu isin biraz felsefî tarafını teşkil ediyorsa da mistik hezeyanlar gibi karmaşık bir konuda kendini daha da hissettirmektedir.
Hezeyanların zenginliği ve çeşitliliği karsısında, primitif inançların mantıkî tutarlılığı bir yana, büyük dinlerin çok dağınık mezhep ve tarikatlarının değişik inanç yorumları, anlayışları ve uygulamaları içerisinde bazılarına velî bazılarına deli denmesi gerçekten anlam kazanmaktadır. Burada temel olan norm, deliyle veli arasındaki ayrımı belirlemektedir. Fakat burada özellikle mistik hezeyan belirtilerini normal dînî inançtan ayırabilmek için söz konusu ifadelerin sözü edilen din içerisinde ne kadar doğru ve tutarlı olup olmadığı, hastanın eğitim seviyesiyle örtüşüp örtüşmediği, hastanın içgörüsü, yaşam kalitesini etkileyip etkilemediği, fizyolojik herhangi bir bozukluk olup olmadığı gibi farklı cephelerden alacağımız verilere bakılmalı ve bu veriler bir bütünlük içerisinde değerlendirilmelidir. Zaten günümüzde yapılmaya çalışılan da genellikle budur.
insanların inanç ve düşünce zenginlikleri dikkate alındığında hezeyanlar son derece zengin ve çeşitli olmaktadır. Öyle ki bu hezeyanlar, kişinin ruh hâline, önceki yaşantılarına, eğilimlerine, kültür ve terbiye seviyesine, sosyal çevreye, dönemin ideolojilerine, dinî cereyanlara, bilimsel bulgulara, fikrî gelişmelere, günlük uğraşılara vb. konulara göre değişecektir. Her durumda bir düşünce hezeyan hâline dönebilir. Bu konuda bir sınır yoktur. Çünkü her fikir olağan seyrinden sapabilir.
Hezeyanların farklı çeşitleri bulunmaktadır. Hezeyanların patojenileri için bir dereceye kadar uygun bir zemin düşünülse de özellikle kronik hezeyanları ve özellikle bunların en çok toplandıkları paranoya için bir " paranoid yapı" (konstitüsyon) bahis konusudur. Ayrıca hezeyanları; kendini büyük görme, perseküsyon hezeyanları, " aşk hezeyanı" (erotomania), " mistik hezeyan" (religious delusion), " icat ve keşif hezeyanı" (delusion of invention), " küçüklük hezeyanı" (delusion of micromania), " kendini suçlama-itham hezeyanı" (delusion of self accusation), " hipokondriyak hezeyanlar" (hypochondriacal delusion), " büyük suçluluk hezeyanı" (delusion of guilt), " ölmezlik hezeyanı" (delusion of eternity), metabolik hezeyanlar, kıskançlık hezeyanı, dava-hak iddiası hezeyanı, " etki hezeyanı" (delusion of control), " rüya hâli hezeyanları" (delusion of dream), sanrı hezeyanları ve imgelem hezeyanları (delusion of imagination) olarak da sayabiliriz.
Hezeyanlar genel olarak, güvensiz ya da özgüveni düşük kimselerde görülmektedir. Ayrıca sikloid, emotif yapıları bulunanlarda, kimi enfeksiyonlar, alkol ve toksik maddeler, kafa travmaları, kimi organik biyolojik ve hümoral ya da hormonal nedenler hezeyana etken olabilmektedir. Yine ölçüsüz ve taşkın muhayyile, her şeyi yorumlama ve durmadan nedenler arama eğilimi, çeşitli tutkular, tatminsizlikler, çeşitli islerde ya da mesleğinde haksızlığa uğramış olma, sevdiği bir yakınını kaybetme, erken yaslardaki refulman ve kompleksler, aşağılık ve günahkârlık duyguları, çeşitli ruhsal sarsıntılar kişiye ve zamana göre hezeyanların şekillenmesinde son derece rol oynamaktadır.
Dînî (mistik) hezeyanların etyolojisinin ve patojenisinin iyi anlaşılabilmesi için dînî obsesyonların iyi bilinmesi gerekmektedir. Gerçekten de dinî obsesyonla dinî hezeyan birbirinden farklı konulardır. Obsesyonlarda hasta, aklından atamadığı ve onu daima işgâl eden fikir, duygu ve korkuların saçmalığının ve anlamsızlığının farkındadır. Bu yüzden de obsesyon hezeyandan ayrılmaktadır. Gerçekten de hezeyanda hasta durumunun bilincinde değildir. Kesin bir kanaat bulunmaktadır. Yani içgörü sıfırdır. Yine obsesyonda muhakeme kusuru yoktur. Buna karşılık hezeyan hâli bir muhakeme kusuru, yani bir düşünce bozukluğudur.
Hezeyanların zenginliği ve çeşitliliği karsısında, primitif inançların mantıkî tutarlılığı bir yana, büyük dinlerin çok dağınık mezhep ve tarikatlarının değişik inanç yorumları, anlayışları ve uygulamaları içerisinde bazılarına velî bazılarına deli denmesi gerçekten anlam kazanmaktadır. Burada temel olan norm, deliyle veli arasındaki ayrımı belirlemektedir. Fakat burada özellikle mistik hezeyan belirtilerini normal dînî inançtan ayırabilmek için söz konusu ifadelerin sözü edilen din içerisinde ne kadar doğru ve tutarlı olup olmadığı, hastanın eğitim seviyesiyle örtüşüp örtüşmediği, hastanın içgörüsü, yaşam kalitesini etkileyip etkilemediği, fizyolojik herhangi bir bozukluk olup olmadığı gibi farklı cephelerden alacağımız verilere bakılmalı ve bu veriler bir bütünlük içerisinde değerlendirilmelidir. Zaten günümüzde yapılmaya çalışılan da genellikle budur.
insanların inanç ve düşünce zenginlikleri dikkate alındığında hezeyanlar son derece zengin ve çeşitli olmaktadır. Öyle ki bu hezeyanlar, kişinin ruh hâline, önceki yaşantılarına, eğilimlerine, kültür ve terbiye seviyesine, sosyal çevreye, dönemin ideolojilerine, dinî cereyanlara, bilimsel bulgulara, fikrî gelişmelere, günlük uğraşılara vb. konulara göre değişecektir. Her durumda bir düşünce hezeyan hâline dönebilir. Bu konuda bir sınır yoktur. Çünkü her fikir olağan seyrinden sapabilir.
Hezeyanların farklı çeşitleri bulunmaktadır. Hezeyanların patojenileri için bir dereceye kadar uygun bir zemin düşünülse de özellikle kronik hezeyanları ve özellikle bunların en çok toplandıkları paranoya için bir " paranoid yapı" (konstitüsyon) bahis konusudur. Ayrıca hezeyanları; kendini büyük görme, perseküsyon hezeyanları, " aşk hezeyanı" (erotomania), " mistik hezeyan" (religious delusion), " icat ve keşif hezeyanı" (delusion of invention), " küçüklük hezeyanı" (delusion of micromania), " kendini suçlama-itham hezeyanı" (delusion of self accusation), " hipokondriyak hezeyanlar" (hypochondriacal delusion), " büyük suçluluk hezeyanı" (delusion of guilt), " ölmezlik hezeyanı" (delusion of eternity), metabolik hezeyanlar, kıskançlık hezeyanı, dava-hak iddiası hezeyanı, " etki hezeyanı" (delusion of control), " rüya hâli hezeyanları" (delusion of dream), sanrı hezeyanları ve imgelem hezeyanları (delusion of imagination) olarak da sayabiliriz.
Hezeyanlar genel olarak, güvensiz ya da özgüveni düşük kimselerde görülmektedir. Ayrıca sikloid, emotif yapıları bulunanlarda, kimi enfeksiyonlar, alkol ve toksik maddeler, kafa travmaları, kimi organik biyolojik ve hümoral ya da hormonal nedenler hezeyana etken olabilmektedir. Yine ölçüsüz ve taşkın muhayyile, her şeyi yorumlama ve durmadan nedenler arama eğilimi, çeşitli tutkular, tatminsizlikler, çeşitli islerde ya da mesleğinde haksızlığa uğramış olma, sevdiği bir yakınını kaybetme, erken yaslardaki refulman ve kompleksler, aşağılık ve günahkârlık duyguları, çeşitli ruhsal sarsıntılar kişiye ve zamana göre hezeyanların şekillenmesinde son derece rol oynamaktadır.
Dînî (mistik) hezeyanların etyolojisinin ve patojenisinin iyi anlaşılabilmesi için dînî obsesyonların iyi bilinmesi gerekmektedir. Gerçekten de dinî obsesyonla dinî hezeyan birbirinden farklı konulardır. Obsesyonlarda hasta, aklından atamadığı ve onu daima işgâl eden fikir, duygu ve korkuların saçmalığının ve anlamsızlığının farkındadır. Bu yüzden de obsesyon hezeyandan ayrılmaktadır. Gerçekten de hezeyanda hasta durumunun bilincinde değildir. Kesin bir kanaat bulunmaktadır. Yani içgörü sıfırdır. Yine obsesyonda muhakeme kusuru yoktur. Buna karşılık hezeyan hâli bir muhakeme kusuru, yani bir düşünce bozukluğudur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar