bugün
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması13
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı16
- yazarların sevmediği insan türleri2
- g i l d e d l i l y19
- sarhoşken yapılmış en aptalca şey13
- kadın olmanın avantajları16
- askerde 200 metre atışı yapmak15
- hayatın kuralları9
- nervio23
- yaşamak istenilen şeyler10
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler15
- sözlükteki fenerbahçeliler8
- kadın sürücü görünce yapılması gerekenler11
- fotoğraflarda bir türlü gülemeyen insan6
- dil dalak beyin böbrek yiyen kız3
- geceye bir şarkı bırak10
- türkiye'ye geldim11
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- penisi seks objesi olarak görmek7
- erkeğe ihtiyacım yok diyen kadın2
- okan buruk13
- fenerbahçe7
- hiçbir hobisi olmayan düz insan5
- kurtar bizi müsavat16
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi10
- kankadan sevgili olur mu5
- fırçaya takılıp gelen tuvalet deliği kapağı4
- günün şiiri2
- her şeyi açıklayan en kısa cümle8
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- ismail kartal4
- friedrich hegel la bi cay icek7
- bir yazar entry ni beğenmedi4
- hangi manifest kızı ile sevişmek isterdin5
- kürtsüz türkiye4
- zengin olunca yapacaklarınız3
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- gençlerbirliği4
- alkolsüz sosyalleşmede zorlanmak4
- alevi kızların alev alev yanması13
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- galatasaray'ın fenerbahçe'yi yine altına alması3
- sözlükteki fanatik fenerlilere giren kazık3
- trans kadın çekiciliği5
- aldığınız en büyük risk3
- anın görüntüsü30
- arkadaşlar ben drama queen miyim4
- devran dönecek8
- damarsız tüysüz manisa yaprağı25
- düşük zeka belirtisi2
bir film yapıtı olarak pulp fiction dan bahsedecek olursak, quantin tarantino nun çok boş ya da dolu sohbetlere sebebiyet veren bu filmi bana göre oldukça ilgi çekici ve içindeki diyaloglar olsun, kamera açıları olsun, oyunculuklar olsun ve elbette filmdeki müzikler olsun her şey üzerine konuşmak gerekir.
ilk olarak filmin konusundan bahsedecek olursak her ne kadar boş görünse de bunun sebebi bence film akışının karışık olmasıdır. filmi sonuna kadar ilk izlediğinizde çok az şey anlamanız gayet normal. ancak ikinci kez dikkatlice izlediğinizde taşlar tek tek oturmaya başlar. filmin ana konusu kim olursak olalım yaşadıklarımız yaptığımız tercihlere ve biraz da şansa bağlıdır, hayatımız buna göre şekillenir ve çevremizdeki insanlar yaptığımız tercihlere göre tepki verirler. buna örnek verecek olursak butch karakterinin kendisi için çok önemli olan dedesinden babasına ve ondan da kendisine kalan saatini sağa salim aldıktan sonra sevgilisine dönüş yolunda mafya babası marsellus a elinde öteberi ile rastlaması(bu da bana garip gelmiştir, bir mafya babası neden kendi bir kafeye gidip kahve alma ihtiyacı duyar bilmem hele de yanında tek bir adamı olmadan) ve bir takım hareketli sahnenin ardından gay olan dükkan sahibinin ve polis memurunun ellerine düşmeleri ve kurtuluş şekilleri yeterli olacaktır. yeterli olmazsa eğer filmin son sahnesinde iki tetikçi karakter olan jules winnfield ve Vincent vega biraderlerinin yaptıkları tercihler sonucunda birinin hayatına devam ediyor, diğerinin ise öldüğünü idrak etmiş olmamız da örnek verilebilir.
ana konun yanında birden çok var olan alt anlatılardan bir tanesine dikkat çekmek istiyorum bir de. örneğin Vincent ve mia nın gittikleri restoran sahnesinde yemek yedikleri sıradaki diyaloglarına bir göz atalım.
mia: nasıl buldun?
Vincent: bana sorarsan canlı mumya sergisi gibi bir yer.
Vincent: Marilyn Monroe masasının daha iyi olduğu kesin.
mia: hangisi? iki tane var.
Vincent: hayır iki tane değil. Marilyn Monroe o. bu mary van doren. jim westfield(bu isimden emin değilim) göremedim. bugün izinli herhalde.
mia: çok zekisin.
şimdi bu sahnenin geçtiği restoranda tüm çalışanlar insanların hayranlık duyduğu ünlüler, çizgi roman kahramanlarıyla dolu. bence burada senarist ve aynı zamanda yönetmen olan abimiz ünlülerin bu hayattaki yerlerine bir gönderme yapmış gibi. şimdi ünlüleri bir düşünelim. onlar bizlerden çok daha zengin ve tanınan kişilerdir. hayatları bizler gibi sıradan değildir- mi acaba? aslında onları bizler böyle düşünüyoruz hayal ediyoruz. onlarda tıpkı restorandaki garsonlardan farklı değiller. tamam bir takım yetenekleri olabilir amma ve lakin bizlerin isteği şarkıları söylemedikçe, bizlerin sevdiği filmleri yapmadıkça bir hiçler. yani onlar sadece bize hizmet ediyorlar. tıpkı "ne vereyim abime" diye yanımıza sokulan değerli kardeşlerimiz gibi(burada herhangi bir aşağılama yok garson kardeşlerimize karşı. bende pek çok garsonluk faaliyetinde bulunmuş bir bireyim).
son olarak filmdeki müziklerin yerleştirilmesinden bahsetmek istiyorum. dikkat ederseniz tüm müziklerin duyulduğu yerlerde radyo çalıyor, apartman boşluklarında dairelerden geliyor ve ya bar gibi işletmelerin kendi müzikleri duyuluyor. burada da yine hem senarist hem de yönetmen olan abimiz filmin yine hayatın içindenmiş gibi göstermeye çalışmış, tıpkı filmdeki diyaloglar gibi.
yukarda bahsettiklerim ve daha nice bir çok şey var bence filmde hatta sayfalar dolusu özel bir dosya oluşturulabilir bu film hakkında. belki bizdeki pek çok yönetmen ve senaristler bir şeyler öğrenebilsin diye.
ilk olarak filmin konusundan bahsedecek olursak her ne kadar boş görünse de bunun sebebi bence film akışının karışık olmasıdır. filmi sonuna kadar ilk izlediğinizde çok az şey anlamanız gayet normal. ancak ikinci kez dikkatlice izlediğinizde taşlar tek tek oturmaya başlar. filmin ana konusu kim olursak olalım yaşadıklarımız yaptığımız tercihlere ve biraz da şansa bağlıdır, hayatımız buna göre şekillenir ve çevremizdeki insanlar yaptığımız tercihlere göre tepki verirler. buna örnek verecek olursak butch karakterinin kendisi için çok önemli olan dedesinden babasına ve ondan da kendisine kalan saatini sağa salim aldıktan sonra sevgilisine dönüş yolunda mafya babası marsellus a elinde öteberi ile rastlaması(bu da bana garip gelmiştir, bir mafya babası neden kendi bir kafeye gidip kahve alma ihtiyacı duyar bilmem hele de yanında tek bir adamı olmadan) ve bir takım hareketli sahnenin ardından gay olan dükkan sahibinin ve polis memurunun ellerine düşmeleri ve kurtuluş şekilleri yeterli olacaktır. yeterli olmazsa eğer filmin son sahnesinde iki tetikçi karakter olan jules winnfield ve Vincent vega biraderlerinin yaptıkları tercihler sonucunda birinin hayatına devam ediyor, diğerinin ise öldüğünü idrak etmiş olmamız da örnek verilebilir.
ana konun yanında birden çok var olan alt anlatılardan bir tanesine dikkat çekmek istiyorum bir de. örneğin Vincent ve mia nın gittikleri restoran sahnesinde yemek yedikleri sıradaki diyaloglarına bir göz atalım.
mia: nasıl buldun?
Vincent: bana sorarsan canlı mumya sergisi gibi bir yer.
Vincent: Marilyn Monroe masasının daha iyi olduğu kesin.
mia: hangisi? iki tane var.
Vincent: hayır iki tane değil. Marilyn Monroe o. bu mary van doren. jim westfield(bu isimden emin değilim) göremedim. bugün izinli herhalde.
mia: çok zekisin.
şimdi bu sahnenin geçtiği restoranda tüm çalışanlar insanların hayranlık duyduğu ünlüler, çizgi roman kahramanlarıyla dolu. bence burada senarist ve aynı zamanda yönetmen olan abimiz ünlülerin bu hayattaki yerlerine bir gönderme yapmış gibi. şimdi ünlüleri bir düşünelim. onlar bizlerden çok daha zengin ve tanınan kişilerdir. hayatları bizler gibi sıradan değildir- mi acaba? aslında onları bizler böyle düşünüyoruz hayal ediyoruz. onlarda tıpkı restorandaki garsonlardan farklı değiller. tamam bir takım yetenekleri olabilir amma ve lakin bizlerin isteği şarkıları söylemedikçe, bizlerin sevdiği filmleri yapmadıkça bir hiçler. yani onlar sadece bize hizmet ediyorlar. tıpkı "ne vereyim abime" diye yanımıza sokulan değerli kardeşlerimiz gibi(burada herhangi bir aşağılama yok garson kardeşlerimize karşı. bende pek çok garsonluk faaliyetinde bulunmuş bir bireyim).
son olarak filmdeki müziklerin yerleştirilmesinden bahsetmek istiyorum. dikkat ederseniz tüm müziklerin duyulduğu yerlerde radyo çalıyor, apartman boşluklarında dairelerden geliyor ve ya bar gibi işletmelerin kendi müzikleri duyuluyor. burada da yine hem senarist hem de yönetmen olan abimiz filmin yine hayatın içindenmiş gibi göstermeye çalışmış, tıpkı filmdeki diyaloglar gibi.
yukarda bahsettiklerim ve daha nice bir çok şey var bence filmde hatta sayfalar dolusu özel bir dosya oluşturulabilir bu film hakkında. belki bizdeki pek çok yönetmen ve senaristler bir şeyler öğrenebilsin diye.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar