bugün
- sonra konuşuruz diyen sevgili14
- sözlüğün sarması13
- taze fasulye yiyen erkek7
- koreli erkek seven muhafazakar kız8
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- dünyada en güzel kadınların yaşadığı ülke4
- 100 yıl içinde ai bağımsız hareket edecek3
- dünyanın en güzel kadınları sivaslılardır5
- kaygılı bağlanma6
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- burası terk edilmiş şikayet etsenizde bi bok olmaz3
- ben olmasam burası batar insanı7
- arkadaşlar çok sormuşsunuz5
- gocu34
- yapaysa yapay zeka yapar2
- akp liler yargılansaydı6
- dağlarda gezmeyi sevmek2
- anın görüntüsü27
- sevilen şiir dizeleri2
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip5
- oğlak burcu kadını2
- sözlüğün en kütür kütür yazarı6
- arkadaşlar yogaya başlayalım mı10
- otobüste açamadığı camı kıran erkek13
- yapay zekanın testlerde hile yapması3
- recete8
- misafir gelecek diye temizlik yapmak5
- galatasaray10
- biz bu aptallık ile nasıl mücadele edeceğiz ya7
- kiraz cicegi kolonyasi6
- isa mesih6
- iltica7
- çirkin kadınların olduğu ülkeler2
- yanlışlıkla cappuccino içen erkek4
- somalili kadın2
- koreli erkeklerin türk kızlarından güzel olması6
- iskandinav kızları2
- gocu geldi gocu geldi6
- gökçeklere üzülmek3
- yazarlara çaylakken neler oluyor5
- yagmurcu12
- sibel can'ın kıyafetinin azizliğine uğraması4
- dinamik güler yüzlü takım çalışmasına yatkın6
- yahudi aklı3
- nohut cipsi2
- çaylaklar cennete mi gidiyor cehenneme mi5
- ayak fetişisti erkekle evlenir misiniz3
- zall'a çaylak atan ai moderatör4
- sözlüğün en masum yazarları23
- bülent ortaçgil dinlerken hüngür hüngür ağlamak3
genel olarak ö.s.sınavına girmiş de ne yapsam acaba modundaki insan evladının aklına bu derecede çaresiz olma durumuna yakışır bir şey, yani sözlük gelirse belki çeşitli öğütlerin eşlik ettiği kendine yarar bilgiler sağlayabileceği oldurumdur. *
konuya dönersek;
tercih zamanı belirli güzellikte puanlar almış ve bu durumu yadırgamamış( yani şans eseri almamış) kişilerin de kafalarında belli üniversite adları vardır bir sevgidir besledikleri. bu sempati hali; üniversitelerin kendi emeklerinin nuru reklamları, okul okul dolaşıp kendi broşürlerini- çantalarını vs. dağıtmaları sonucu ( çokça özel üni. için mesela) ya da boğaziçi- odtü- bilkent gibi üniversitelerin böyle gelmiş böyle gidiyor tarzda ağızlarda meşhur olmasından her çıkanın culp diye iş bulması gibi rivayetlerdendir. tabiki güzeldir, iyidir odtü- boğaziçi ama bu ağıza dolanma mevzusunu ben garipsemişimdir hep, neyse.
şahsımdan tavsiye şekli bir şeye geleyim... üniversite yazarken elbette öncelik eğitimdedir hangi bölüm istendiği ölçüsünde. mesela tıp isteyen bir insana ne kadar bilkent sempatik gelse de öyle kalır, ayrı. teknik üniversite teknik üniversitedir ve tıp konusunda malesef üniversite adı değil de fakültedir girilen-çıkılan. dolayısıyla şu ağızlarda kıvam bulmuş üniversite adı tarzında bir şey yazılmaz. ama burada eksik kalınmaz hatta daha dozlu olan şekli vardır. çünkü tıp tıptır kafalarda ya, çok bir b.ktur... neyse. yine güzel güzel tercih konusunda yardıma dönüş yapayım tamamen uçmadan. yazılan yer güzeldir, adı hoştur, sevgi-sempati duyulur, istedim de yazdım ulan tavrı hakim olur giden insana tamam da gidilen yerin eğitim dışı imkanları da %45 önemlidir bana göre. kalacak yer olarak, kampüs olarak vs. nasıl diye bakılmalıdır bu konuda. kampüs konusunda zaten küçük küçük bitme özel üniversiteler bir şirket kıvamında olan parlak binalarına da kampüs der (örn. haliç) ya da tam tersi (yine özelden gidersek) dağda- ormanda bir küçük şehir modu yere de kampüs denebilir. ( bu iyidir hoştur ama düşünülmelidir yine) tıp bakımından hastane de kampüstür(!) kalacak yer bakımından düşünülürse de odtü- itü ve bilimum hoş özel üniversiteler gayet iyidir. çünkü kendi yurtları vardır, öğrencileri ev sevmiyorsa ya da eve çıkamıyorsa ortada balık gibi kalmaz. hem de gayet düzgün maddi boyutlarla. kişi olarak aileden bağımsızlığını düşünen biri için de bu gayet önemlidir.
buradan yazılacak üniversitenin hangi şehirde olması konusuna istemeden geçiş yapıyorum. ankara mı istanbul mu yazsam insanları olur bir grup. bu kısım içindir şimdi yazdıklarım... ankara hep yok memur-öğrenci şehri denilmiştir istanbul da güzel yer, ortalık vs . gözünden gidilmiştir. istanbul istanbul, zaten her sene bir sürü öğrenci geliyor üstüne o-bu şehirden saçma umutlar-amaçlarla gelen. e olanlar zaten yerinde ve alan sınırlı. kalacak yer anlamında bu gelen öğrenciler özel üniversitelere gelmişse yerleri hazırdır zaten üstüne de burslu kazanmışlarsa burs alırlar hoştur- iyidir. ama devlet üniversitesiyse ve istanbul üniversitesi gibi koyun titizliğinde mezun çıkarıp pek bir işe yaradığını sanmadığım ama mantıklı olarak yurdun anadolu vs. üni.lerinden daha puanlı bir okula gelmişse kalacak yeri bir ev bulmazsa, durumu buna uygun değilse yok gibidir. güzelce yurt-kur denen şeyin yurtlarına girer buraya yolu düşen herkes elbet bir kere. ama o güzelim yerlere yurt demeye de kıyılamaz. odalar sanki sadece ranza ve dolaplar içindir, insana yer yoktur. halı- kişilere masa gibi 'lüx' şeyleri zaten geçtim ama karınca yuvasından beter yerde etüt odasındaki masalardaki çalışma yeri sayısı, yurttaki toplam öğrenci sayısının 7-8'de biri falandır. yani önce gelenin yeri kapması gibi öküz bir konu hakimdir eşitliğin-hakkın çokça savunulduğu ve uğruna bir şeyler yapıldığı ülkede. kendini koruyamayan, kıyafet alıp güvenlik olmuş kişiler her girişte amaçsızca kimlik sorar bana böle dediler tavrıyla zaten yurt fazladan kişiyi kabul etmeyecek küçüklükte iken.( hoş tuvaletlerde konaklama olasılığı varsa belki bundandır.) saçmadır sapandır bu kalma yeri, düzgünce yaşanamaz, yurdu seven bir bünye bile tiksinir ama hala yığınla öğrenci bir halt olan istanbul şehrine ve üniversitesine gelmekte- alınmaktadır.
konuya dönersek;
tercih zamanı belirli güzellikte puanlar almış ve bu durumu yadırgamamış( yani şans eseri almamış) kişilerin de kafalarında belli üniversite adları vardır bir sevgidir besledikleri. bu sempati hali; üniversitelerin kendi emeklerinin nuru reklamları, okul okul dolaşıp kendi broşürlerini- çantalarını vs. dağıtmaları sonucu ( çokça özel üni. için mesela) ya da boğaziçi- odtü- bilkent gibi üniversitelerin böyle gelmiş böyle gidiyor tarzda ağızlarda meşhur olmasından her çıkanın culp diye iş bulması gibi rivayetlerdendir. tabiki güzeldir, iyidir odtü- boğaziçi ama bu ağıza dolanma mevzusunu ben garipsemişimdir hep, neyse.
şahsımdan tavsiye şekli bir şeye geleyim... üniversite yazarken elbette öncelik eğitimdedir hangi bölüm istendiği ölçüsünde. mesela tıp isteyen bir insana ne kadar bilkent sempatik gelse de öyle kalır, ayrı. teknik üniversite teknik üniversitedir ve tıp konusunda malesef üniversite adı değil de fakültedir girilen-çıkılan. dolayısıyla şu ağızlarda kıvam bulmuş üniversite adı tarzında bir şey yazılmaz. ama burada eksik kalınmaz hatta daha dozlu olan şekli vardır. çünkü tıp tıptır kafalarda ya, çok bir b.ktur... neyse. yine güzel güzel tercih konusunda yardıma dönüş yapayım tamamen uçmadan. yazılan yer güzeldir, adı hoştur, sevgi-sempati duyulur, istedim de yazdım ulan tavrı hakim olur giden insana tamam da gidilen yerin eğitim dışı imkanları da %45 önemlidir bana göre. kalacak yer olarak, kampüs olarak vs. nasıl diye bakılmalıdır bu konuda. kampüs konusunda zaten küçük küçük bitme özel üniversiteler bir şirket kıvamında olan parlak binalarına da kampüs der (örn. haliç) ya da tam tersi (yine özelden gidersek) dağda- ormanda bir küçük şehir modu yere de kampüs denebilir. ( bu iyidir hoştur ama düşünülmelidir yine) tıp bakımından hastane de kampüstür(!) kalacak yer bakımından düşünülürse de odtü- itü ve bilimum hoş özel üniversiteler gayet iyidir. çünkü kendi yurtları vardır, öğrencileri ev sevmiyorsa ya da eve çıkamıyorsa ortada balık gibi kalmaz. hem de gayet düzgün maddi boyutlarla. kişi olarak aileden bağımsızlığını düşünen biri için de bu gayet önemlidir.
buradan yazılacak üniversitenin hangi şehirde olması konusuna istemeden geçiş yapıyorum. ankara mı istanbul mu yazsam insanları olur bir grup. bu kısım içindir şimdi yazdıklarım... ankara hep yok memur-öğrenci şehri denilmiştir istanbul da güzel yer, ortalık vs . gözünden gidilmiştir. istanbul istanbul, zaten her sene bir sürü öğrenci geliyor üstüne o-bu şehirden saçma umutlar-amaçlarla gelen. e olanlar zaten yerinde ve alan sınırlı. kalacak yer anlamında bu gelen öğrenciler özel üniversitelere gelmişse yerleri hazırdır zaten üstüne de burslu kazanmışlarsa burs alırlar hoştur- iyidir. ama devlet üniversitesiyse ve istanbul üniversitesi gibi koyun titizliğinde mezun çıkarıp pek bir işe yaradığını sanmadığım ama mantıklı olarak yurdun anadolu vs. üni.lerinden daha puanlı bir okula gelmişse kalacak yeri bir ev bulmazsa, durumu buna uygun değilse yok gibidir. güzelce yurt-kur denen şeyin yurtlarına girer buraya yolu düşen herkes elbet bir kere. ama o güzelim yerlere yurt demeye de kıyılamaz. odalar sanki sadece ranza ve dolaplar içindir, insana yer yoktur. halı- kişilere masa gibi 'lüx' şeyleri zaten geçtim ama karınca yuvasından beter yerde etüt odasındaki masalardaki çalışma yeri sayısı, yurttaki toplam öğrenci sayısının 7-8'de biri falandır. yani önce gelenin yeri kapması gibi öküz bir konu hakimdir eşitliğin-hakkın çokça savunulduğu ve uğruna bir şeyler yapıldığı ülkede. kendini koruyamayan, kıyafet alıp güvenlik olmuş kişiler her girişte amaçsızca kimlik sorar bana böle dediler tavrıyla zaten yurt fazladan kişiyi kabul etmeyecek küçüklükte iken.( hoş tuvaletlerde konaklama olasılığı varsa belki bundandır.) saçmadır sapandır bu kalma yeri, düzgünce yaşanamaz, yurdu seven bir bünye bile tiksinir ama hala yığınla öğrenci bir halt olan istanbul şehrine ve üniversitesine gelmekte- alınmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar