bugün
- rafael leao24
- deniz göktaş5
- günün sözü20
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz4
- sadece güzelliğe bakan erkek3
- sarapci koala69
- erkeklerin istediği tek şey17
- akepe3
- biraderlerin vurduyor olması12
- türkiye13
- hiç erkeğe şiir yazan kadın olmaması2
- üşümeyi özlemek4
- gram altın5
- erkeğin kalbine giden yol egosundan geçer3
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- karı kıza para yedirir misiniz3
- en son ne zaman namaz kıldın13
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi22
- tanrı ile röportajlar3
- kütahya2
- 28 ağustos 2026 türkiye polonya voleybol maçı4
- biraderizm felsefesi3
- sarapci diye nick alan akpli17
- şarapçı koala ile viski içmek5
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- uşak2
- uyumanın muhteşem bir şey olması2
- bir dinciyle tartışmak2
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- burdur2
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- fener balı15
- iş yerinde sözlükte takılmak14
- arkadaşlar size küstüm2
- anderson talisca7
- usualsuspect'e ayak atıp kaçmak6
- erecto birader nasıl gözüküyor2
- biraderine de sana da yeter artık2
- gece yarısı çerokilerin tarihini okumak2
- hayden panettiere2
- manifest11
- biraderioz2
- 27 ağustos 2026 ferencvaros trabzonspor maçı8
- sosyalizm her ülkede farklı tecelli eder6
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- game of thrones taki kel komplocu dayı2
- ayarını bozduğun kantar gün gelir seni tartar2
- zall'a parmak atıp hesap silnek2
- fenerbahçe vs galatasaray26
- yavşak koala5
tanım: feci koyar adama.
hz ebubekir der ki "ağladığım nice günler oldu , gün geldi, ağladığım günler için ağladım".
sadi şirazi ise " ben doğduğum da herkes gülüyordu ben ağlıyordum. ben öldüğüm de ise herkes ağlıyordu , ben gülüyordum".
bir şarkı , başka bir şarkı daha, kelimeler, süslü cümleler kurmak, için can atsa da, şu an tek gerçek olan elde ağlayamamanın verdiği acı.
oysa , elinden oyuncağı alınmış bir çocuk gibi, mahalle de arkadaşlarından dayak yiyip eve giden çocuk gibi masum ağlamak istersin .
orta da ne büyük günahlar , ne vicdan muhasebesi vardır. anneler ilk eline aldıklarında bebeklerini , babalar kahve köşelerinde asker de oğlum dediklerindeki gibi o zevkle omutlulukla ağlamak .
bir minübüs şoförünün , dinlediği o arabesk şarkıdaki en acı kelime düşer içine insanın bazen de bir hırsızın , lüks bir evin salonunda kala kalmışlığı korku içinde ,artık güneşin doğmayacağını ,gece den sabaha çıkamayacağını düşünürsün.
yemyeşil ovalar da annelerine koşan kuzulurdan, çiftçinin yeşermiş buğdaylarından bir tanesi bile olmak istersin.
buğulu camlara isim yazmak yine ,kimse görmesin diye tekrar silmek ,imzalar atmak o cama , o buğuya.
bazen rüyalardan uyanınca insan , gerçek hangisi , diye düşünür.
oysa sadece istediği huzurdur. elinde bir zeytin, bir hurma , iftar sofrasında ezanın okunmasını bekleyen çocuk gibi.
içinden şarkılar , kelimeler geçer, en süslüsünden , en püslüsünden, hiçbiri yetmez ,o duyguyu anlatmaya .
oysa gelinlik içinde son kez anne evinden çıkan o gelin ağlar , annesi ağlar, iki türlü bir mutluluk vardır ortada . iki tür bir hüzün.
bilinen tek şey ,ağlayamamak . kötü koyar adama.
hz ebubekir der ki "ağladığım nice günler oldu , gün geldi, ağladığım günler için ağladım".
sadi şirazi ise " ben doğduğum da herkes gülüyordu ben ağlıyordum. ben öldüğüm de ise herkes ağlıyordu , ben gülüyordum".
bir şarkı , başka bir şarkı daha, kelimeler, süslü cümleler kurmak, için can atsa da, şu an tek gerçek olan elde ağlayamamanın verdiği acı.
oysa , elinden oyuncağı alınmış bir çocuk gibi, mahalle de arkadaşlarından dayak yiyip eve giden çocuk gibi masum ağlamak istersin .
orta da ne büyük günahlar , ne vicdan muhasebesi vardır. anneler ilk eline aldıklarında bebeklerini , babalar kahve köşelerinde asker de oğlum dediklerindeki gibi o zevkle omutlulukla ağlamak .
bir minübüs şoförünün , dinlediği o arabesk şarkıdaki en acı kelime düşer içine insanın bazen de bir hırsızın , lüks bir evin salonunda kala kalmışlığı korku içinde ,artık güneşin doğmayacağını ,gece den sabaha çıkamayacağını düşünürsün.
yemyeşil ovalar da annelerine koşan kuzulurdan, çiftçinin yeşermiş buğdaylarından bir tanesi bile olmak istersin.
buğulu camlara isim yazmak yine ,kimse görmesin diye tekrar silmek ,imzalar atmak o cama , o buğuya.
bazen rüyalardan uyanınca insan , gerçek hangisi , diye düşünür.
oysa sadece istediği huzurdur. elinde bir zeytin, bir hurma , iftar sofrasında ezanın okunmasını bekleyen çocuk gibi.
içinden şarkılar , kelimeler geçer, en süslüsünden , en püslüsünden, hiçbiri yetmez ,o duyguyu anlatmaya .
oysa gelinlik içinde son kez anne evinden çıkan o gelin ağlar , annesi ağlar, iki türlü bir mutluluk vardır ortada . iki tür bir hüzün.
bilinen tek şey ,ağlayamamak . kötü koyar adama.
Gündemdeki Haberler