bugün
- laik teyzelerin fenotipi20
- türkiyede genç siyasetçi olmaması6
- nuh ve tufan hikayesinin tora daki kıssası6
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım17
- yeni parti8
- gömlek değiştirir gibi ideoloji değiştiren tip5
- ibrahim peygamberin tora daki kıssası3
- sarapci koala8
- anahtar partisi büyük birlik partisi ittifakı7
- tayyip erdoğan'a oy vermeye karar vermek8
- iyi parti zafer partisi ittifakı4
- ak partililerin apo sevdası6
- mansur yavaş6
- ellerim bos gonlum hos12
- pozcu3
- radikalkemalist2
- velvet gel sana bir kahve ısmarlayayım7
- mason greenwood5
- sözlüğün en güzel kız yazarı9
- yavru kediye tekme atmak4
- naber lan ibne2
- hukuk okuyan tiplerin biraz ezik olması9
- tavuk şiş4
- kadınların şiirden anlamaması6
- hande erçel'in giydiği beyaz elbise4
- gürcistan5
- flörtte regex kullanımı2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı5
- zengin bir erkekle evlenmek isteyen kadınlar2
- bir seri katilin tarzını taklit eden katil6
- islam barış dinidir11
- 1948 arap israil savaşı12
- goralı3
- pape matar sarr2
- hull city2
- yazarların favori oyun karakteri15
- maden işçilerinin ankara direnişi4
- galericiler battı mutlu musunuz5
- kimsenin kılığına kıyafetine karışmamak4
- temas bağımlılığı5
- ne mutlu türküm diyene3
- ermeni soykırımına inanmak2
- akp mhp pkk koalisyonu2
- sürekli peki neyse diyen kız5
- sözlük kızlarının boş teneke olması3
- sabah ezanı okunurken köpeklerin havlaması6
- pazar pazar kafa açan ergen yazar sorunları2
- palamut4
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı19
- ak çomarların beslenme kalitesi2
Marmara mezunu değerli bir müzisyen idi. Sarı saçlı, tombik yanaklı. Çaldı mı bağlamayı içiniz titrer, türküyü söyledi mi içiniz cız ederdi..
çok sevdiğim ve çok başarılı müzik öğretmenimin oğlu idi. lise yılları. okulumuza nakil getirdi oğlunu. bizden bir yaş küçüktü ama çok sevdik. her teneffüsümüz aynı grupla geçerdi. akşamları içmeye, gezmeye beraber giderdik. hatta öğretmenim bir gün bizim çıktığımızı düşünüp "oğlumu üzme" diye uyarmıştı da beni bunu anlatmıştım çılgınlar gibi gülmüştük. sonra ne oldu... altı yıllık bir kopukluk girdi aramıza lise bittikten sonra. en son ramazan bayramından sonra gecenin ikisinde telefonum çaldı. numarayı tanımıyordum. çapaklı gözümle açıp açmamakta kararsız kaldım ve açtım. gurbuz tam bir canavar beni tanıdın mı dedi karşıdaki ses. tanıyordum ama çıkaramadım. çok tanıdıktı sesi. ozan ben dedi.. o zaman dank etti. uyuyor muydun dedi. evet dedim. yarın ararım seni o zaman hadi devam et sen uykuna dedi. kapattı.aramadım ben. bekledim. o da aramadı. geçenlerde arkadaşlarımızdan biriyle bira içmeye çıktık. bahsi geçti. çağıralım dedim. başka zaman diye karar verdik saat baya geç oldu diye. ve bugün.. hiç aklıma gelmezdi. telefonun ucundaki arkadaşım nolur burada ol dedi. ağlıyordu. ne oldu dedim. döküldü dudaklarından o acı cümle. "ozan ölmüş." idrak edemedim. ciddiye alamadım ama gerçekti. onca yılım, lise günlerim, arkadaşım, canım.. gitmişti. kanım dondu sanki. ne yapacağımı bilemedim. kardeşten öte olur ya kimisi. araya zaman girse de kaldığı yerden devam eder hiçbir şey olmamış gibi. o da öyleydi işte. marmara' da müzik okumuştu. çok da başarılıydı ama işte. insan hep çevresindekiler sonsuza kadar yanında olacak sanıyor. yanında olmasa da orada bir yerlerde bir hayatının olduğunu biliyor ve içi hep rahat oluyor. zaman varken kucaklaşmıyor. erteliyor.. şu gün görürüm, bugün ararım.. ama o gün ne zaman gelecek. bilinmiyor. bir evin bir oğlu.. 23 yaşında dağ gibi ozan.. yitip gitti dün gece bir trafik kazasında.
onun anısına yazdım bu yazıyı. belki pişmanlıktan yapma ihtiyacı hissettim. onu görebilmek için fırsat varken hep erteledim ama iyi ki gece yarısı o telefonu açmışım.. iyi ki sesini son kez duyduğumu bilmeden dinlemişim onu.
nur içinde yat ozan. hep kalbimizde olacaksın...
çok sevdiğim ve çok başarılı müzik öğretmenimin oğlu idi. lise yılları. okulumuza nakil getirdi oğlunu. bizden bir yaş küçüktü ama çok sevdik. her teneffüsümüz aynı grupla geçerdi. akşamları içmeye, gezmeye beraber giderdik. hatta öğretmenim bir gün bizim çıktığımızı düşünüp "oğlumu üzme" diye uyarmıştı da beni bunu anlatmıştım çılgınlar gibi gülmüştük. sonra ne oldu... altı yıllık bir kopukluk girdi aramıza lise bittikten sonra. en son ramazan bayramından sonra gecenin ikisinde telefonum çaldı. numarayı tanımıyordum. çapaklı gözümle açıp açmamakta kararsız kaldım ve açtım. gurbuz tam bir canavar beni tanıdın mı dedi karşıdaki ses. tanıyordum ama çıkaramadım. çok tanıdıktı sesi. ozan ben dedi.. o zaman dank etti. uyuyor muydun dedi. evet dedim. yarın ararım seni o zaman hadi devam et sen uykuna dedi. kapattı.aramadım ben. bekledim. o da aramadı. geçenlerde arkadaşlarımızdan biriyle bira içmeye çıktık. bahsi geçti. çağıralım dedim. başka zaman diye karar verdik saat baya geç oldu diye. ve bugün.. hiç aklıma gelmezdi. telefonun ucundaki arkadaşım nolur burada ol dedi. ağlıyordu. ne oldu dedim. döküldü dudaklarından o acı cümle. "ozan ölmüş." idrak edemedim. ciddiye alamadım ama gerçekti. onca yılım, lise günlerim, arkadaşım, canım.. gitmişti. kanım dondu sanki. ne yapacağımı bilemedim. kardeşten öte olur ya kimisi. araya zaman girse de kaldığı yerden devam eder hiçbir şey olmamış gibi. o da öyleydi işte. marmara' da müzik okumuştu. çok da başarılıydı ama işte. insan hep çevresindekiler sonsuza kadar yanında olacak sanıyor. yanında olmasa da orada bir yerlerde bir hayatının olduğunu biliyor ve içi hep rahat oluyor. zaman varken kucaklaşmıyor. erteliyor.. şu gün görürüm, bugün ararım.. ama o gün ne zaman gelecek. bilinmiyor. bir evin bir oğlu.. 23 yaşında dağ gibi ozan.. yitip gitti dün gece bir trafik kazasında.
onun anısına yazdım bu yazıyı. belki pişmanlıktan yapma ihtiyacı hissettim. onu görebilmek için fırsat varken hep erteledim ama iyi ki gece yarısı o telefonu açmışım.. iyi ki sesini son kez duyduğumu bilmeden dinlemişim onu.
nur içinde yat ozan. hep kalbimizde olacaksın...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar