bugün
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun18
- yemek yedikten sonra kusmak8
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır16
- kafayı parayla bozmuş kadınlar5
- nervionun beni engellemesi9
- kemalizm neden çöktü5
- popüler bir yazar olmanın zorlukları6
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- arkadaşlar buldum9
- kemalizmin çöküşü8
- kremalı tavuklu makarna vs salçalı makarna7
- berna laçin'in gözaltına alınması40
- iremganın anısına3
- şükürcülük9
- büyük oyunu görmek9
- arkadaşla ben vazgeçtim5
- biraz erkekleri kötüleyinsene7
- boğaz ağrısına iyi gelecek şeyler8
- ucan tekme atan hipopotam43
- frank lucas'a bir mesaj bırak4
- dedemi astılar diye ağlamak4
- hayatın sırrını sözlükte aramak7
- izmir7
- diş sıkmak5
- maltepe'deki çöken binanın kaçak katları13
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz11
- cumadan bir gün önceki gün bugün perşembe8
- recep tayyip erdoğan12
- sinek as2
- kadere inanıyor musunuz4
- son entrime bakın2
- saçları permalı sözlük kızı10
- üzgün olunca yapılabilecek kafa dağıtma yöntemleri2
- persona değişikliği4
- bütün mal varlığını sözlük kızlarına bağışlamak7
- bodrum daki kırolar4
- ben bazen sözlükte ne yapıyorum hissi2
- ben küfür etmedim adı altında küfür etmek10
- havanın uykuyu getirmesi4
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- profil fotoğrafı olmayan az takipçili erkek4
- 2026 ekim ayı nasıl geçiyor4
- dijital modern meyhane vs yeni nesil meyhane3
- iki aylık hesapların şüphe uyandırması4
- kenya3
- tuvalet aynası karşısında fotoğraf çeken nesil3
- fal bakmayı bilen hipopotamlar4
Marmara mezunu değerli bir müzisyen idi. Sarı saçlı, tombik yanaklı. Çaldı mı bağlamayı içiniz titrer, türküyü söyledi mi içiniz cız ederdi..
çok sevdiğim ve çok başarılı müzik öğretmenimin oğlu idi. lise yılları. okulumuza nakil getirdi oğlunu. bizden bir yaş küçüktü ama çok sevdik. her teneffüsümüz aynı grupla geçerdi. akşamları içmeye, gezmeye beraber giderdik. hatta öğretmenim bir gün bizim çıktığımızı düşünüp "oğlumu üzme" diye uyarmıştı da beni bunu anlatmıştım çılgınlar gibi gülmüştük. sonra ne oldu... altı yıllık bir kopukluk girdi aramıza lise bittikten sonra. en son ramazan bayramından sonra gecenin ikisinde telefonum çaldı. numarayı tanımıyordum. çapaklı gözümle açıp açmamakta kararsız kaldım ve açtım. gurbuz tam bir canavar beni tanıdın mı dedi karşıdaki ses. tanıyordum ama çıkaramadım. çok tanıdıktı sesi. ozan ben dedi.. o zaman dank etti. uyuyor muydun dedi. evet dedim. yarın ararım seni o zaman hadi devam et sen uykuna dedi. kapattı.aramadım ben. bekledim. o da aramadı. geçenlerde arkadaşlarımızdan biriyle bira içmeye çıktık. bahsi geçti. çağıralım dedim. başka zaman diye karar verdik saat baya geç oldu diye. ve bugün.. hiç aklıma gelmezdi. telefonun ucundaki arkadaşım nolur burada ol dedi. ağlıyordu. ne oldu dedim. döküldü dudaklarından o acı cümle. "ozan ölmüş." idrak edemedim. ciddiye alamadım ama gerçekti. onca yılım, lise günlerim, arkadaşım, canım.. gitmişti. kanım dondu sanki. ne yapacağımı bilemedim. kardeşten öte olur ya kimisi. araya zaman girse de kaldığı yerden devam eder hiçbir şey olmamış gibi. o da öyleydi işte. marmara' da müzik okumuştu. çok da başarılıydı ama işte. insan hep çevresindekiler sonsuza kadar yanında olacak sanıyor. yanında olmasa da orada bir yerlerde bir hayatının olduğunu biliyor ve içi hep rahat oluyor. zaman varken kucaklaşmıyor. erteliyor.. şu gün görürüm, bugün ararım.. ama o gün ne zaman gelecek. bilinmiyor. bir evin bir oğlu.. 23 yaşında dağ gibi ozan.. yitip gitti dün gece bir trafik kazasında.
onun anısına yazdım bu yazıyı. belki pişmanlıktan yapma ihtiyacı hissettim. onu görebilmek için fırsat varken hep erteledim ama iyi ki gece yarısı o telefonu açmışım.. iyi ki sesini son kez duyduğumu bilmeden dinlemişim onu.
nur içinde yat ozan. hep kalbimizde olacaksın...
çok sevdiğim ve çok başarılı müzik öğretmenimin oğlu idi. lise yılları. okulumuza nakil getirdi oğlunu. bizden bir yaş küçüktü ama çok sevdik. her teneffüsümüz aynı grupla geçerdi. akşamları içmeye, gezmeye beraber giderdik. hatta öğretmenim bir gün bizim çıktığımızı düşünüp "oğlumu üzme" diye uyarmıştı da beni bunu anlatmıştım çılgınlar gibi gülmüştük. sonra ne oldu... altı yıllık bir kopukluk girdi aramıza lise bittikten sonra. en son ramazan bayramından sonra gecenin ikisinde telefonum çaldı. numarayı tanımıyordum. çapaklı gözümle açıp açmamakta kararsız kaldım ve açtım. gurbuz tam bir canavar beni tanıdın mı dedi karşıdaki ses. tanıyordum ama çıkaramadım. çok tanıdıktı sesi. ozan ben dedi.. o zaman dank etti. uyuyor muydun dedi. evet dedim. yarın ararım seni o zaman hadi devam et sen uykuna dedi. kapattı.aramadım ben. bekledim. o da aramadı. geçenlerde arkadaşlarımızdan biriyle bira içmeye çıktık. bahsi geçti. çağıralım dedim. başka zaman diye karar verdik saat baya geç oldu diye. ve bugün.. hiç aklıma gelmezdi. telefonun ucundaki arkadaşım nolur burada ol dedi. ağlıyordu. ne oldu dedim. döküldü dudaklarından o acı cümle. "ozan ölmüş." idrak edemedim. ciddiye alamadım ama gerçekti. onca yılım, lise günlerim, arkadaşım, canım.. gitmişti. kanım dondu sanki. ne yapacağımı bilemedim. kardeşten öte olur ya kimisi. araya zaman girse de kaldığı yerden devam eder hiçbir şey olmamış gibi. o da öyleydi işte. marmara' da müzik okumuştu. çok da başarılıydı ama işte. insan hep çevresindekiler sonsuza kadar yanında olacak sanıyor. yanında olmasa da orada bir yerlerde bir hayatının olduğunu biliyor ve içi hep rahat oluyor. zaman varken kucaklaşmıyor. erteliyor.. şu gün görürüm, bugün ararım.. ama o gün ne zaman gelecek. bilinmiyor. bir evin bir oğlu.. 23 yaşında dağ gibi ozan.. yitip gitti dün gece bir trafik kazasında.
onun anısına yazdım bu yazıyı. belki pişmanlıktan yapma ihtiyacı hissettim. onu görebilmek için fırsat varken hep erteledim ama iyi ki gece yarısı o telefonu açmışım.. iyi ki sesini son kez duyduğumu bilmeden dinlemişim onu.
nur içinde yat ozan. hep kalbimizde olacaksın...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar