bugün
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı48
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası16
- karınızı kucağınızda taşır mısınız11
- match sonrası ilk mesaj algoritması2
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
- karanlıkta bi şey var hissi9
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- maddi dünyanın prensi şeytandır3
- yazarların beğendiği kadın tipleri4
- eğer şansınız olsaydı kimleri diriltirdiniz7
- platon un mağara alegorisi7
- birden akla gelen sözlüğü bırakma düşüncesi11
- ismail kartal23
- sözlük sapıkları12
- hayatını garantiye almak isteyenlere tavsiyeler12
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız11
- kiraz cicegi kolonyasi28
- silvermist'in mutfağına konuk olmak18
- dünya iyi midir9
- 6668
- anın görüntüsü28
- flört11
- jennifer lawrance8
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- sözlükte kavga olmayacak hissi13
- kızılay avm11
- fenerbahçe18
- üstteki yazar hakkında bir tespit bırak5
- fenerbahçe biraz sert biraz katı16
- isa mesih'in gelişini sevgiyle kucaklamak5
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı5
- kendini çok önemli sanan yazar14
- yahudilerin hepsi iyi insan değil9
- tuğba ekinci3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı10
- ağır müslüm gürses sözleri9
- mutlu musun3
- deccal'in şu an yeryüzünde olma ihtimali6
- fenerbahçe de ismail kartal'ın istifası2
- sözlükteki cinconluların göt olması5
- ıssız kampta kakiş yapacak yer arayan narin insan4
- allah her şeyi kuşatmıştır7
- uzun adam4
- ağırlık kaldıramayan erkek8
- kalbiniz mesih'in adına tepki veriyor mu4
- ismet özel der ki5
- kitap okumak6
- üniversiteli eskort kadınlar10
- ben troll üm7
- türkiye nin girişine yazılması gereken söz8
format dışı
yorgun ve uykusuz bir akşam deniz kenarında kuşlar, kediler ve karıncalar ile akşam yemeğine aldığım simitlerim elimde sahile indim. her zaman gittiğim sahilde karanlıkta uygun bir yer bulup oturdum.kediler , kuşlar ,karıncalar ile simitlerimizi tırtıklamaya başladık.dinlenme anlarımızın geleneksel aile yemeğindeydik ve mutluyduk.rüzgar estikçe simit kırıntıları uçuşuyordu.rüzgar bizi sarmalayıp esip giderken içinde sakladığı sesi kulağımıza iletmeye başladı.rüzgarın içine sığınmış hüzünlü bir ses şarkısını söylüyordu. melodi kulağımıza girdikçe beynimizi uyuşturuyordu.ilk kez duyduğum notalar ve sözler bizi yanına çekti.tanımadığım bir hayatın melodisi ve sözleriyle kendini paylaşan sesin geldiği yöne yürüdük kedilerle.
taşa oturmuş , arkasındaki taşa dayanmış bir gölge tüm yalnızlığını notalaştırıyordu.ona yaklaştığımızda gölgemiz yanına düştü. şarkısını hiç kesmeden söylemeye devam ederek başını yavaşca kaldırıp bize baktı.belli belirsiz gülümsedi ve yanına giden kediyi kucağına aldı şarkısına devam ederek.gölgemin düştüğü yere oturdum . simitlerimizi yemeye devam ederken onunla da bölüştük.simidin susamlarından biraz büyük minik parçaları ağzına götürürken hiç bitirmeden tekrar tekrar şarkısına devam etti.
''bak şu kalbimin işine saldı sevdayı başıma
gece gündüz aşk ateşi ile yanarım yanarım kimse bilmez''
kendine ait hislerini sesine olduğu gibi yüklüyordu.rüzgar sesini alıp götürürken o hep denize bakıyordu biz de ona. başını arkasına yaslamış haliyle bir eliyle kediyi okşuyordu bir eliyle simitten aldığı parçaları elinde ovalayıp rüzgara bırakıyordu.üzerindeki grimsi kot montun bazı yerleri yırtılmış iplerini bağlamıştı.ayağındaki botların ucu parçalanmıştı.saçları dağınık ve karışıktı.ellerindeki siyah boya kirli gösteriyordu. yanında bir kaç şişe içkisi, sprey boyalar yanyana özenle sıralanmış duruyordu.
şarkısını hiç durmadan hep baştan alarak söylüyordu.zamandan mekandan koparak onu dinledik.derin derin baktığı ay ışığının yansıyıp dağıldığı denizi izledik. baktığı yerde gördüğünü görmeye çalıştık.söylenen bir şarkı ve söyleyen sesin bütünleşmesi bize çok güzel bir şarkıyı tanıtmış öğretmiş bize ulaştırmıştı.
vakit geldiğinde sessizce kalktık, sessizce girdiğimiz hayatından, gözlerimizle vedalaşarak sessizce ayrıldık. kendimize ait hayatımıza kaldığımız yerden devam ettik.ayrılırken bu notalarda hafızamızda yerini edinmişti ve kulağımızda çınlıyordu.tekrar tekrar.
sadece hüznünü paylaştık.
biz sormadık, o da anlatmadı.
sadece bu şarkıyı söyledi.
https://youtu.be/v-LMSAdL7MY
yorgun ve uykusuz bir akşam deniz kenarında kuşlar, kediler ve karıncalar ile akşam yemeğine aldığım simitlerim elimde sahile indim. her zaman gittiğim sahilde karanlıkta uygun bir yer bulup oturdum.kediler , kuşlar ,karıncalar ile simitlerimizi tırtıklamaya başladık.dinlenme anlarımızın geleneksel aile yemeğindeydik ve mutluyduk.rüzgar estikçe simit kırıntıları uçuşuyordu.rüzgar bizi sarmalayıp esip giderken içinde sakladığı sesi kulağımıza iletmeye başladı.rüzgarın içine sığınmış hüzünlü bir ses şarkısını söylüyordu. melodi kulağımıza girdikçe beynimizi uyuşturuyordu.ilk kez duyduğum notalar ve sözler bizi yanına çekti.tanımadığım bir hayatın melodisi ve sözleriyle kendini paylaşan sesin geldiği yöne yürüdük kedilerle.
taşa oturmuş , arkasındaki taşa dayanmış bir gölge tüm yalnızlığını notalaştırıyordu.ona yaklaştığımızda gölgemiz yanına düştü. şarkısını hiç kesmeden söylemeye devam ederek başını yavaşca kaldırıp bize baktı.belli belirsiz gülümsedi ve yanına giden kediyi kucağına aldı şarkısına devam ederek.gölgemin düştüğü yere oturdum . simitlerimizi yemeye devam ederken onunla da bölüştük.simidin susamlarından biraz büyük minik parçaları ağzına götürürken hiç bitirmeden tekrar tekrar şarkısına devam etti.
''bak şu kalbimin işine saldı sevdayı başıma
gece gündüz aşk ateşi ile yanarım yanarım kimse bilmez''
kendine ait hislerini sesine olduğu gibi yüklüyordu.rüzgar sesini alıp götürürken o hep denize bakıyordu biz de ona. başını arkasına yaslamış haliyle bir eliyle kediyi okşuyordu bir eliyle simitten aldığı parçaları elinde ovalayıp rüzgara bırakıyordu.üzerindeki grimsi kot montun bazı yerleri yırtılmış iplerini bağlamıştı.ayağındaki botların ucu parçalanmıştı.saçları dağınık ve karışıktı.ellerindeki siyah boya kirli gösteriyordu. yanında bir kaç şişe içkisi, sprey boyalar yanyana özenle sıralanmış duruyordu.
şarkısını hiç durmadan hep baştan alarak söylüyordu.zamandan mekandan koparak onu dinledik.derin derin baktığı ay ışığının yansıyıp dağıldığı denizi izledik. baktığı yerde gördüğünü görmeye çalıştık.söylenen bir şarkı ve söyleyen sesin bütünleşmesi bize çok güzel bir şarkıyı tanıtmış öğretmiş bize ulaştırmıştı.
vakit geldiğinde sessizce kalktık, sessizce girdiğimiz hayatından, gözlerimizle vedalaşarak sessizce ayrıldık. kendimize ait hayatımıza kaldığımız yerden devam ettik.ayrılırken bu notalarda hafızamızda yerini edinmişti ve kulağımızda çınlıyordu.tekrar tekrar.
sadece hüznünü paylaştık.
biz sormadık, o da anlatmadı.
sadece bu şarkıyı söyledi.
https://youtu.be/v-LMSAdL7MY
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar